• Homepage
  • >
  • Müzik Ötesi
  • >
  • Justin Bieber, gizli bir ibne olduğunun kanıtını hayranlarıyla paylaştı

Justin Bieber, gizli bir ibne olduğunun kanıtını hayranlarıyla paylaştı

Öncelikle başlığı müteakip şu videoyu bir izleyelim; sonrasında bilimsel bir makaleyi sizlerle paylaşacağız:

Kendisine sadece sevgi gösterisinde bulunan bir hemcinsine karşı, videoda görüldüğü gibi tuhaf bir tepkide bulunan şarkıcı hakkında önce kafamız karıştı. Bu manasız şiddet gösterisi sonrasında “acaba bu çocuk gizli ibne olabilir mi, bu durumun başka bir açıklaması olamaz” diyerek, psikiyatrist yazarlarımızdan Ercüment Menemen’e mevzuyu danıştık.

Menemen, önce videoyu izledi ve kısa bir google taramasından sonra hemensaglik.com sitesinde bulduğu bir makaleyi analiz edip fikrini paylaştı:

“Evet, Justin Bieber bir gizli ibne.”

“…Bu makaleyi okuduğunuzda Justin’in bir gizli ibne olduğunu bilimsel açıdan da anlayacaksınız, ilgili yerleri bold yaptım” diyen Ercüment’in paylaştığı ve önemli bulduğu noktaların altını çizdiği makaleyi de sizlere sunuyor, Justin Bieber’e mesajımızı ise makalenin sonuna bırakıyoruz:

Gizli Eşcinsellik: Paranoyak Sanrılar, Öfke ve Kaygı

Gizli (latent) eşcinsellik (homoseksüellik), aynı cinsten kişilere karşı, açık bir eylem halinde bilinçli şekilde yaşanmayan veya ifade edilmeyen erotik bir eğilimdir.

 justin-bieber-2-red-carpet-amas-2015-billboard-650
Gizli (latent) eşcinsellik (homoseksüellik), aynı cinsten kişilere karşı, açık bir eylem halinde bilinçli şekilde yaşanmayan veya ifade edilmeyen erotik bir eğilimdir. Bu terim ilk olarak Sigmund Freud tarafından ileri sürüldü. Freud’a göre, bastırma ve yok sayma savunmasının başarısızlığından doğan “gizli” veya “bilinçaltı” eşcinsellik, bilince eşcinsel dürtülerin girmesine izin verir ya da bilinci dürtülerin girmesiyle tehdit eder, bu da belirtilerin ortaya çıkışında görülen çelişkiye meydan verir. Bu belirtiler homoseksüel olma korkusu, açık ve gizli eşcinsel belirtiler olan rüyalar, bilinçli eşcinsel fanteziler ve dürtüler, eşcinsel panik, eşcinsel hareketlerden rahatsızlık ve aynı cinsin diğer üyelerine karşı pasif-teslimiyetçi tepkileri içerir.

Bu düşünce silsilesi sürdürürken, gizli eşcinsellik özellikleri gösteren bireylerin kendilerini genelde, polis ve itfaiyeci gibi aşırı maskülen işlerde bulmaları olağandışı değildir. Birçok profesyonel spor da, özellikle (boks ve güreş gibi) şiddetli ve saldırgan sporlar gizli eşcinselleri mıknatıs gibi çeker.

Ne var ki, latent homoseksüellik (gizli eşcinsellik) terimi, klinik uygulamada yaygın kullanıldığı üzere, psikolojik özelikler varsayar. Terimin, eşcinselliğini bastırıp heteroseksüel bir yaşam sürdürmeye çalışan açık eşcinsele atıf için kullanılmadığını vurgulamak önemli, yalnızca heteroseksüeller için geçerli. Birçok yazar ve bazı araştırmacı gizli eşcinselliğin hem teorik hem klinik zeminlerdeki geçerliliğini sorgulamışlardır. Başkalarıysa gizli eşcinselliğin, genelde eşcinsellikle çok az ilişkisi olan veya hiç ilişkisi olmayan birçok türde patolojinin bağlandığı elverişli bir psikopatolojik toplama kategorisi olduğuna dair fikirlerini ifade etmişlerdir.

1996 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçları gösterdi ki eşcinsellere karşı en düşmanca ve olumsuz tavırları gösterenler eşcinsel pornografiye maruz bırakıldıklarında en yüksek cinsel heyecan düzeylerini gösterenler oldu. Başka deyişle, homofobileri onları kendi içsel eşcinsel isteklerinden korumayı amaçlayan bir “tepki oluşumu”ydu.

justin-bieber_0

Paranoyak Sanrılar

Freud’un 1911 yılında Schreber vakasını analizinin yayınlanmasından beri, psikoterapistler ve psikanalistler, gizli eşcinsellik ve paranoyak sanrılar arasında güçlü bir bağ bulunduğuna dair teoriyi kabul ettiler. Freud, paranoyak sanrıların paranoyak bireyin gizli eşcinsel arzularını inkar ettiği çeşitli şekilleri temsil ettiğine dair teorinin başarılı bir açıklamasını sundu. Freud’un teorisi paranoyak hastalarla çalışan her araştırmacının klinik çalışmalarında doğrulandı. Erkek paranoyakta şiddetli eşcinsel çatışma her zaman mevcuttur ve bireyin tarihçesiyle hastalığının ilk aşamasındaki klinik malzemede açıkça belirgindir.

Homofobi

Eşcinsel bireylere karşı düşmanlık ve ayrımcılık ayrıntılı belgelenmiş olgulardır. Çok sıklıkla, bu olumsuz yaklaşımlar, eşcinsel bireylere karşı sözel ve fiziksel şiddetle sonuçlanır. Aslında, eşcinsel erkeklerin ve lezbiyenlerin %90’ından fazlası sözel taciz ve tehditlere maruz kaldığını bildirir ve üçte birinden fazlasıysa eşcinsellikleriyle ilgili vahşi saldırılardan kurtulmuşlardır. Eşcinsellere karşı bu tavır ve davranışlar homofobi olarak adlandırılır. Homofobi, eşcinsel erkek ve kadınlarla yakın çevrelerde bulunma korkusu ve heteroseksüel bireylerin eşcinsel kadınlarla erkeklere duyduğu akıl dışı korku, nefret, tahammülsüzlük olarak tanımlanır.

Psikanalistler, bastırılmış veya gizli eşcinsellik kavramını, erotik ilgileri hakkında suçlu hisseden ve eşcinsel dürtülerini yalanlayıp bastırmak için mücadele eden bireyler tarafından sergilenen duygusal keyifsizlik ve akıl dışı tavırları açıklamak için kullanır. Aslında, bu bireyler kendi istenmeyen eşcinsel düşüncelerini kışkırtmakla tehdit eden bir duruma yerleştirildiklerinde panik, öfke ve hatta öldürücü bir hiddetle aşırı tepki verebilirler.

Çoğu araştırmanın aralarında büyük ölçüde hemfikir olduğu üzere, eşcinsellik hakkında kaygı çoğunlukla aynı cinsiyete yönelimli bireyler arasında ortaya çıkmaz ama genelde görünürde heteroseksüel olan, eşcinsel hisleri ve dürtüleriyle anlaşmaya varmakta zorluk çeken bireyleri içerir.

Dolayısıyla, tüm bu bilgiler ışığında Justin Bieber’in su katılmamış bir gizli ibne olduğu ortaya çıkmaktadır. Yoksa kendisine sevgi göstermekten başka bir gayesi olmayan sıradan bir gey hayranını bu şekilde yumruklamasının başka bir açıklaması olamaz.

Buradan Delikasap olarak Justin Bieber’e sesleniyoruz:

“Justin. Sen özünde bir ibnesin. Bunu kabullenmediğin müddetçe, sonun kötü. Rol yapmayı bırak, özüne dön. Milleti kandırma. Biz seni her halinle seveceğiz. Gizli ibneliğin lüzumu yok. Başkası olma, kendin ol Justin…

BİR SAKİN OL JUSTIN!!!”

218 total views, 1 views today

  • facebook
  • googleplus
  • twitter
  • linkedin
  • linkedin
Previous «
Next »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*