Sanatçı kavramı hakkında

You are currently viewing Sanatçı kavramı hakkında

Sanatçı “aydın” olmalı canııım…

Biraz olsun derdinizi anlatabildiğiniz insanlarla karşılaştığınızda masanın sohbeti din, siyaset, felsefe vs. derken sanata da gelir.

Sanatçı dediğin “muhalif” olmalıdır. Sanatçı “aydın” olmalıdır. Ön kabuller bir bir sıralanırken “eskiden sanatçılar böyle miydi?” nostaljisi romantik bir dille vurgulanmazsa olmazdır zaten.

Herkes kendince teorisyen, herkes öngörü ustası. “Bak birader aha görürsün”  ile başlayan komplo teorileri arka arkaya sıralanır.

Gel gelelim bu sohbette bilgisiz fikir o kadar çoktur ki. Sıkılsanız da sıkıldım diyemezsiniz.

Sovyetler Birliği’nin varolduğu, Avrupa’daki faşizm, işçi sınıfının öncülüğünde ezildiği dönemde herkes işçi, herkes muhalif. Sanatçılar da.

Sovyetler birliği yıkılmış, neo liberalizmin önü alabildiğine açıkken işçilerin bile “işçi sınıfı mı kaldı canım?” “demir perdeler kalktı”  demeleri, 10 yıl önce ise “işçi” ve “muhalif” olmaları ne kadar gariptir değil mi?

11 Eylül saldırılarından sonra da bütün dünya paranoya içinde sürekli bir çıkış arıyor ama esnaf kafası, hazırcılık, avantacılık iliğine kadar işlemiş insanların bu çıkışı araması da saçma teori yazarlığına dönüşüyor.

Aslında sanatçıya yüklenmek istenen bütün sıfatlar bu eleştiriyi sunanların yapamadığı, alamadığı sıfatların ta kendisi. Sanatçı “aydın” ve “muhalif” olsun çünkü ben olamıyorum korkudan kendimi bile ifade edemiyorum.

O sohbetin sonu “bu ülkeden adam olmaz” ile biter. Almayalım lütfen üstü kalsın.

Bir sanatçının yüzü, ismi aynı zamanda emeği, yaratımıdır, ödeyeceği faturalardır, yiyeceği ekmeğidir.  Sanatçıya anlamlar ve sıfatlar yüklemek isteyenlerin bile kendi diktatörünün can simitliğini yaptığı bir yerde sanatçının ne yapması bekleniyordu ki?

Buradan hareketle sanatçı saray soytarısı olmalıdır sonucuna varmak isteyenler okumayı bıraksın çünkü laf kendisine geliyor.

Sen kendi hakkını savunmaktan acizken, sen sandıklardan tavşan çıkmasını, birilerinin seni kurtarmasını, birilerinin senin yerine muhaliflik ve aydınlık yapmasını bekliyorsan “neden başkası benim yerime şunu yapmıyor?” diye soramazsın.

Çalıştığı fabrikada sendika lafını ağzına bile alamayanlar, dükkanına biricik çocuğumuz Berkin Elvan’ın resmini asmaktan çekinenler, işyerinde kendi muhalifliğini ve aydınlığını yapmayanların bir sanatçının işyerinde bunları araması saçmalık olmaz mı?

Bu ülkeden “adam” olur demek için…

 

Bir cevap yazın