Chuck Berry, The Beatles’tan nasıl tiksindi?

You are currently viewing Chuck Berry, The Beatles’tan nasıl tiksindi?

1960’lı yılların en büyük müzikal projesi olan The Beatles, yetmişli yıllara girildiğinde artık geçmişte kalan hoş bir seda olarak anılmaya başlamıştı. Bu yazının da “dolaylı olarak açıklayacağı malum sebepten ötürü” dağılan The Beatles, hayranlarının “acaba yeniden toplaşırlar mı?” iç çekmelerine rağmen ağır ağır müzik tarihindeki onurlu yerini alıyordu.

Ne efsaneler dolaşmadı ki tüm bu yıllar içinde gruba ve grup üyelerine dair… Bunlardan biri de Paul McCartney’in aslında “Yüce Darwin’in rahmetine kavuştuğu” ve ona benzeyen bir solak gitarist ile yola devam edildiğiydi.

Bu efsaneye günümüzde dahi şiddetle inananların sayısı azımsanmayacak miktardadır. Hala McCartney’in taze gençlik ve şimdiki yaşlılık fotoğrafları karşılaştırılıp “Bu bebek yüzlü adam bu moruk olamaz” diyerek AKP’li davranışlar sergileyenler az değildir.

Delikasap olarak başka bir efsaneyi müzikseverlerin ilgisine sunmayı düşündük; Chuck Berry ile The Beatles’ın hortlatılma efsanesini… Ve Chuck Berry’nin aynı gün sadece The Beatles’tan ve müzikten değil, hayattan da tiksindiği anın belgelerini rockseverlerle paylaşmayı…

screen-shot-2016-02-24-at-11-18-47-am

Aslında o gün her şey çok güzel başlamıştı. Efsane bu ya, John Lennon ile “güldüren etkisi yüksek” bir cigara saran Chuck Berry, Lennon’a dönüp “Beyaz Rock efsanesi The Beatles’ın çukulata renkli bir rocker ile yeniden hortlatılması ne güzel olurdu değil mi?” dediğinde gözlerinin içi parıl parıl parlayan Lennon’ın samimiyetinden etkilenmişti. Hatta keyfi o kadar yerindeydi ki Yoko Ono’nun “istasyona bağlayıp” cigarayı bir türlü döndürmemesini dahi sorun etmedi; eh, ne de olsa o Chuck Berry idi, kalenderliğin abidesi gibiydi bu güzel insan…

Cigara sonrası tüm müzisyenler yerlerini aldılar. Lennon, fuayede feci tribe giren Yoko Ono’nun yanına gidip ona bir darbuka verdi ve “Al, sen de bunu çal aramızda, ama fazla ses etme de Chuck abimize ayıp olmasın Yoko” dedi. Ono, bir Lennon’a bir de elindeki tam-tam’a baktı ve “iyyy-yeeeeeee” diyerek ağzındaki yarısına kadar yanmış zıvanayı tükürerek sahne alan müzisyenlerin yanına koştu. Grubun asıl perkisyoncusu duruma bozuldu ve anlamlı anlamlı Lennon’a baktı ama Lennon kollarını açarak “nabiym, idare et be kanka” anlamına gelecek bir vücut hareketi yaparak sıkıntıyı önledi. Sonuçta iki darbuka ya da tek darbuka, ne farkederdi ki? Zaten herkesin kafası t.şşak gibi olmuştu.

Konuyu çok dallandırıp budaklandırmadan önce, müzisyenlerin sahne aldıkları o ana gidiyoruz ve öncelikle şu videoyu soğukkanlılıkla bir izlemenizi rica ediyoruz…

Şimdi bu kaydı baştan tekrar izleyelim. Mevzunun psikolojik çözümlemelerine kafa yoracağız.

Video kayıtlarında görüldüğü gibi 1:20’de Chuck Berry ilk şoka uğramakta ve gözlerinin aldığı biçim itibariyle egzistansiyalist anlamda bir yaşamı sorgulama sürecinden geçmeye başladığını bizlere hissettirmektedir. Yine de John Lennon’ın hiç bir şey  olmamış gibi davranmaya devam etmesi, Berry’nin de kısa süren varoluşçu kaygılarını engellemiş ve performans başarıyla devam etmiştir.

Ancak dakikalar 3:15’i vurduğunda Chuck Berry’nin vücut dili artık bizlere şunu haykırmaktadır: “Ananıskyym!” Büyük müzisyenin avam tabirle ödü bokuna karışmıştır ve işte o an, sadece Lennon’dan, müzikten değil hayattan da tiksinmiştir! Dikkat edilirse Lennon’un Chuck Baba’nın yanaklarını öpme girişimi bile, hala olayın travmasını üzerinden atamayan Chuck abimizin şok içerisindeki hareketleri yüzünden muvaffakiyete kavuşamamıştır.

İşte Chuck Berry ile The Beatles’ın hortlatılma girişimi, sözkonusu “çekik göz faktörü” sebebiyle bir daha asla mümkün olamamıştır.

Bir rivayete göre de o zamana kadar heteroseksüel bir akım olan rock müziğin cinsel evriminde, Yoko Ono sendromu başgöstermiş ve bu tarihten sonra giderek artan ivmeyle rock müzikte eşcinsellik vakalarının çoğalması gözlemlenmiştir.

Bir cevap yazın