Blog

‘Hunger Strike’ ve Bir Dostluğun Tarihçesi

Truants move on…cannot stay long

 Some die just to live…[1]

Chris Cornell’in ölümünün üzerinden neredeyse üç ay geçti. Ölüm sebebinin intihar olması yakınları kadar onu bizzat tanımayan hayranları üstünde de sarsıcı etkiler yaratmıştır diye düşünüyorum. En azından benim için öyle oldu. Cornell’inki gibi muhteşem bir sesin ölümlü olduğu gerçeği, o sesin ait olduğu bedenin yakılıp küllere dönüşmüş olması beni duvara çarpmışa döndürdü. Üç aydan sonra bile ne zaman dinlesem yüreğim burkuluyor. Amacım bu ölümün bendeki etkilerini anlatmak değil. Bu süreç içinde keşfettiğim güzel bir arkadaşlık hikâyesini paylaşmak…

Chris Cornell öldükten sonra bir yas ritüeli olarak onun şarkılarını dinleyip, konser ve video kayıtlarını izlerken yıllardır dinlemediğim Hunger Strike şarkısının bir konser kaydına denk geldim. Bu konser kaydını izleyene kadar Eddie Vedder ve Chris Cornell’in tek ortak noktasının aynı şehirde doğan ‘grunge’ müziği olduğunu sanıyordum. Biri Pearl Jam, diğeri Soundgarden’ın solistleriydi. İki grup da Seattle’lı idi ve hem Vedder hem Cornell olağanüstü güzellikte ve biraz birbirini andıran seslere sahip iki müzisyendi. Çok yakın arkadaş olduklarını Cornell’in ölümünden sonra öğrendim. Bahsettiğim kayıt 2011 yılında Pearl Jam’in kuruluşunun yirminci yılı için düzenlenen PJ20 Festival’i kapsamında Wisconsin’de iki akşam üst üste düzenlenmiş konserlerden bir kesitti.  Bu konserlere diğer birçok konuk sanatçının yanında Chris Cornell de katılmış, hatta Temple of the Dog’ın parçalarını çaldıkları sırada Eddie Vedder sahnenin arka kısımlarında bir yerden Cornell’e back vocal yapmış. 4 Eylül tarihli ikinci konserde Hunger Strike şarkısı öncesinde Eddie Vedder, Chris Cornell’i sahneye şu sözlerle davet ediyor: “Sıradaki kişi grubun haricinde ilk tanıştığım insanlardan biriydi. Onun benim hayatımı, müziğe ve arkadaşlığa dair fikirlerimi nasıl etkileyeceğinden habersizdim. Bu adam benden çok daha uzun zamandır tanınan biri ve yarattığı etki çok büyük. Size eski komşum Chris Cornell’i takdim etmek isterim.”[2]

Şarkıyı söylerlerken Eddie Vedder’ın gözlerindeki hayranlık ve sevgi dolu bakışlar bu arkadaşlığın ne kadar gerçek olduğunun kanıtı. Videoyu izlerken çok büyük ün sahibi olmalarına rağmen hem hayranlarına hem birbirlerine karşı böylesine mütevazı olmayı başarmış iki güzel insan görüyorsunuz. Yazdıkları şarkılardan ne kadar hassas ve kırılgan ruh hallerine sahip olduklarını, kazandıkları şöhrete rağmen hayata ve var olan düzene karşı hep sorgulayan ve rahatsızlık duyan bir tavırları olduğunu anlayabilirsiniz. Zaten intihar, konformistlerin aklına bile getirmeyecekleri bir fikirdir.

Hunger Strike, Chris Cornell’in 19 Mart 1990’da aşırı dozdan ölen, aynı evi paylaştığı arkadaşı Andrew Wood için yazdığı şarkılardan biridir. Andrew Wood, bugünkü Pearl Jam müzisyenlerinden Jeff Ament ve Stone Gossard ile birlikte kurdukları Mother Love Bone adlı grubun solistiydi. Ament, Gossard ve Wood 80’lerin sonu ve 90’ların başında yeni yeni ortaya çıkan ve sonradan ‘grunge’ olarak adlandırılan müzik akımının en önemli temsilcilerinden biri haline gelecek olan Soundgarden grubunun elemanlarıyla yakın arkadaşlardı. Cameron Crowe’un yönettiği 2011 tarihli Pearl Jam Twenty filminde Chris Cornell Andrew Wood ile nasıl ev arkadaşı olduklarını, evde birlikte nasıl kayıt yaptıklarını ve Seattle’da müzisyenler arasındaki yakınlığı anlatır. Cameron Crowe bu dostane ilişkilerden o kadar etkilenmiştir ki Seattle’daki müzik ortamını anlatan, Chris Cornell ve Pearl Jam elemanlarının (o zaman grup henüz Pearl Jam adını almamıştı) küçük sahnelerde rol aldığı ve soundtrack’ine katkı yaptığı Singles adlı bir film yapmıştır. İki grup için de her şey yolunda giderken Andy Wood’un ölümü, Cornell’in deyimiyle “masumiyeti öldürmüştür”[3]. Wood’un ardından Jeff Ament ve Stone Gossard yollarını ayırırlar. Bir süre sonra Pearl Jam’in şimdiki gitaristi olan Mike McCready, Ament ve Gossard’ı yeniden bir araya getirir ve grup yeni bir solist aramaya başlar. Demo olarak hazırladıkları kaset o zamanlar San Diego’da güvenlik görevlisi olarak çalışan Eddie Vedder’ın eline ulaşır. Vedder kasetteki üç parçaya çok kısa bir süre içinde söz yazıp kaydeder ve kaseti geri gönderir. Böylece Vedder Seattle’a davet edilir ve grup bir hafta içinde konserlere çıkmaya başlar. Burada bir parantez açıp Vedder’ın hikâyesinden kısaca bahsetmek yerinde olur. Vedder ergenlik yıllarında, babası sandığı adamın aslında üvey babası olduğunu, öz babasının ise birkaç yıl önce ölmüş olduğunu öğrenmiştir. Öz babasıyla birkaç kez karşılaşmış olmasına rağmen kendisine bir aile yakını olarak tanıtılmıştır. Bu travmanın etkisini uzun yıllar üstünden atamaz.  Pearl Jam’in ilk albümü Ten’de yer alan Alive şarkısında bu olayı anlatır. Release’de ise babasına,

Oh dear dad, can you see me now

I am myself, like you somehow

I’ll wait up in the dark for you to speak to me

I’ll open up, release me.[4]

diye seslenir. Yaşadığı bu travma etkisinde ve yabancı bir ortamda kendini kabul ettirme çabası içinde olan Vedder gruptaki diğer müzisyenlerle bir türlü yakınlaşamaz. Vedder’ı bu içine kapanık halinden kurtaran Chris Cornell olur. Çok kısa zamanda aralarında sıkı bir dostluk başlar. Belki ikisinin de geçmişte yaşadığı zorluklar birbirlerini anlamalarına yardımcı olmuştur. Chris Cornell altı çocuklu boşanmış bir anne babanın oğludur. Annesi ve babası boşandıktan sonra Chris ve kardeşleri babasının soyadını bırakıp annelerinin soyadı olan Cornell’i alırlar. Chris ilk gençlik yıllarında Katolik öğretilere karşı çıktığı için okuldan atılma eşiğinden son anda döner, uyuşturucu kullanmaya ve küçük hırsızlıklar yapmaya başlar. Komşularının bodrumundan çaldığı Beatles plakları sayesinde şarkı yazmaya merak salar. On beş yaşında okulu bırakıp annesine destek olmak için önce garson sonra aşçı olarak çalışmaya başlar. Bu yıllarda depresyona girer ve yaklaşık bir yıl kendini eve hapseder.[5] İlk gençlik yıllarında yaşadığı bu sorunların üstüne yakın bir arkadaşının ölümü de eklenir. Matt Cameron’ın dediği gibi belki de Cornell, Vedder’ı ölen arkadaşı Andy Wood’un yerine koymuştu. Onu kaybetmenin verdiği acıyı belki Vedder’ın dostluğu biraz olsun dindirmişti. Eddie Vedder açısından baktığımızda da Chris Cornell onun için bir yol gösterici olmuş ve kendine güvenmesini sağlamıştı. Daha birbirlerini doğru düzgün tanımıyorlarken Cornell’in Andy Wood için yazdığı şarkıları Temple of the Dog adıyla kaydederken Hunger Strike’ı Vedder ile birlikte söylemesi büyük bir jestti. Vedder yirmi yıl sonra Hunger Strike’ın, üzerinde çalıştığı en anlamlı şarkı olduğunu söylecekti.

Eddie Vedder 26 Haziran 2017 akşamı Floransa’da on binlerce seyircisinin önünde hıçkırıklar arasında “come back”[6] diye yalvarırken bizim sadece çok azını bilebildiğimiz bir dostluğun yıllarca biriktirilmiş anılarının arkasından ağlıyordu. Bu yazıya son noktayı Vedder’ın yine haziran ayı başlarında Londra’da verdiği bir konser sırasında, kaybettiği arkadaşı Chris Cornell için söyledikleriyle koymak istiyorum:

O benim için sadece arkadaş değil, bir abi gibi hayranlık duyduğum bir insandı. Haberi aldıktan iki gün sonra gecenin bir buçuğunda anılar beni uykumdan uyandırdı. Daima hatırlayacağım anılar… Bu anıları durduramıyordum. Hani komşunuz müzik çalar da durduramazsınız ya… Ama sonra bunlar küçük hatıralara dönüşmeye başladı. Ve ben hatırlamaya devam ettim. Ne kadar şanslı olduğumu fark ettim. Hepsi çok hızlı geçiyordu ama buna rağmen saatlerce hatırlayacağım kadar çok anımız vardı. Ne kadar şanslıydım! Sonra üzülmeyi bırakıp minnettar olmam gerektiğini düşündüm. Hâlâ bu anıları düşünüyorum ve onlarla yaşayacak ve onu sonsuza kadar seveceğim.[7]

 

[1] “Kaçaklar yoluna devam eder… fazla kalamazlar. Bazıları yaşayabilmek için ölür.” Sözler Pearl Jam’in 1994 tarihli Vitalogy albümünde yer alan Immortality adlı şarkıya aittir.

[2] Bahsi geçen konuşma ve performansı dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=GbG9CNCettk

[3] Alıntı Cameron Crowe’un Pearl Jam Twenty (2011) adlı filmine aittir.

[4] “Ah sevgili babacığım, beni görüyor musun şimdi

Ben benim ama bir şekilde sana benziyorum

Belki benimle konuşursun diye karanlıkta bekleyeceğim

Artık içime atmayacağım, beni azat et.” Sözler Pearl Jam’in 1991 tarihli Ten albümünde yer alan Release adlı şarkıya aittir.

[5] Chris Cornell, Biography http://www.imdb.com/name/nm0180225/bio

[6] Geri gel.

[7] http://community.pearljam.com/discussion/comment/6500777/#Comment_6500777

Comment: 1

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: