Blog

Delikasap’a; “Hepimiz Öleceğiz” demişti, yaşamına son verdi. Heavy Metal’in seksi yıldızı Jill Janus intihar etti

Ne yazık ki Ağustos ayı uğursuz geçti. Aslında sevgili Jill Janus’un dün (2 Eylül) doğum günüydü ancak maalesef on dört ağustosta heavy metalin bu güzel savaşçısı intihar ederek yaşamına son verdi. Jill Janus büyük bir rockçı olmasının yanı sıra sıkı bir hayvan hakları savunucusuydu. Arkadaşımız Bade Tonak, Belçika’da, Graspop festivalinde kendisiyle bir özel röportaj gerçekleştirmişti. Delikasap’a “İçinizdeki canavardan korkmayın, bırakın dışarı çıksın. Büyütecek bir şey yok; unutmayın, hepimiz öleceğiz,” mesajını veren Janus’a, “keşke içindeki canavarı dinlemeseydin” diyor ve anısına o röportajı sizlerle paylaşıyoruz… Huzur içinde yat güzel insan… (Janus, zihinsel hastalığı ile daha fazla uğraşamadı ve intihar etti.)

Bu grubun ve bu vahşi kadının adını bir kenara yazın. Hem ekstrem metalci; hem akıllı hem de seksi; hem de olabildiğince seksi bir heavy metal bu. Huntress’ın gözalıcı güzellikteki mikrofonu Jill Janus ile Belçika’da, Graspop Festivali’nde buluştuk… Delikasap’a özel röportaj veren heavy metal aleminin en cüretkâr vokalistlerinden Jill, aklının İstanbul’da kaldığını da söylemeyi ihmal etmiyor…

D.K: Merhaba Jill. Günün nasıl gidiyor? Bir iki konser yakalama şansı buldun mu?
Jill: Çok iyi gidiyor ama konserleri izleyecek zamanım olmadı. Kendi konserimizden sonra sahneden inip röportajlara başladım. Sen sonuncususun. Neyse ki de öyle, çok yorgunum.

D.K: Ve şimdi de benim yüzümden Slayer’ı kaçırıyorsun…
Jill: Bu da işin bir parçası, değil mi? Ben memnunum.
D.K: Konseriniz harikaydı ve doğrusu senin sahne kişiliğinden çok etkilendim. Sahnede çok karizmatiksin…

Jill: Zaten söyleyecektim, ben seni konserde gördüm! Bana göre sağ tarafta kalıyordun. Sahnedeyken seyircilere dikkat etmek hoşuma gidiyor. Memnun olduklarını görünce benim de şevkim artıyor.
D.K: Hayatımıza “Spell Eater” albümüyle girdiğinizden beri önemli festivallerde büyük isimlerle çaldınız. İkinci albüm de geldi, arada tur bile yaptınız. Nasıl oldu tüm bunlar? Bu çalışkanlığın sırrı ve sebebi nedir acaba?
Jill: İşimi çok seviyorum ve bilirsin, sevdiğin işi yaptığın zaman yorulmuyorsun. Çalışkanız çünkü başarmak istiyoruz, bu konuda çok da ciddiyiz. Tempomuzun çok hızlı olduğu doğru ama ne bana ne de arkadaşlarıma yorucu gelmiyor bu tempo.

D.K: Yakın zamanda bir kadro değişikliğine gittiniz ve Eric Harris’in yerine yeni bir basçı almak yerine enteresan bir şey yapıp gitaristiniz Ian Alden’ı basa geçirerek yeni gitaristiniz Anthony Crocamo’yu gruba dahil ettiniz. Bu değişiklik iyi sonuç verdi mi?
Jill: Kendi aramızda kalmak hoşumuza gidiyor. Huntress Los Angeles’lı bir grup, ben ise New York’luyum. Bir metal grubu kurmak için Los Angeles’a taşındım ve bir çok fiyaskodan sonra karşıma Professors çıktı. İlk dinlediğim anda “bu grup benim olmalı” deyip peşlerine düştüm. Beraber çalmak için yaratıldığımıza inanıyordum. Onları da buna ikna etmem biraz zamanımı aldı ama sonunda her şey yoluna girdi ve Huntress’ı kurduk. O zamandan beri de bir aile gibiyiz. Grupta zaten iki kardeş var, kalanlarıyla da birbirlerini çok uzun zamandır tanıyorlar. Zaman zaman ekonomik sıkıntılar ya da başka şeyler yüzünden turnelere katılamayan elemanlarımız oluyor ve turne için yerlerini alan arkadaşları da ailemizin bir parçası yapıp gittikçe büyüyoruz. Yeni gitaristimiz için de durum buydu. Sadece müziğimizi değil bizi de çok iyi tanıdığı için gruba uyum sağlayışı çok sancısız oldu. Ayrıca Ian durumdan çok memnun çünkü kendisi çok büyük keştir, o yüzden solo atmak yerine bas çalmak işine geliyor.

D.K: Opera ve tiyatrodaki deneyimin Huntress’taki kariyerine nasıl bir katkı sağlıyor?
Jill: Çok işime yarıyor! Klasik bir eğitim almak iyi bir fikirdi çünkü opera sayesinde sesimi kendime zarar vermeden nasıl başkalaştıracağımı biliyorum. Klasik müzik eğitimi almış olsam da istediğim her zaman metal yapmaktı. Bu isteğim elbette tuhaf karşılanıyordu, annem metal yapmamam konusunda çok ısrarcıydı. Sesimi kaybedeceğimi söylüyordu ama ben dinlemedim. İyi bir öğrenciydim ve bu sanatın inceliklerini öğrendiğime eminim. Ne yaptığımı gerçekten bildiğim için sesimi kaybetmeyeceğimi biliyorum.
D.K: Peki operayla ilgili projelerin var mı?
Jill: Hayır yok. Hayatımın yaklaşık 20 yılı operayla geçti ve operayı seviyordum da. Ama artık o günleri geride bırakıp başka bir şeye başladım, grubumdan da çok memnunum. Aslında istediğim her an operaya dönebilirim ama dönmeyeceğim.
D.K: Röportajlarından birinde Starbound Beast için “it can take your dimmensions beyond earth… it reaches for the stars and tears them from the sky” demişsin. Merak ediyoruz, sözlerinizin ardında yatan konsept nedir?
Jill: Sözlerdeki en büyük ilham kaynağım Annunaki. Uzaylılar, kozmoloji ve mitoloji her zaman çok ilgimi çekti. Annunaki’yi araştırmaya devam ettikçe aritmetiğin, kozmolojinin ve astrolojinin birbiriyle olan bağlantıları benim için daha da açık geldi ve her şeyin yerine oturduğunu farkettim. Ben dünya dışında da bir yerlerde yaşamın mutlaka olması gerektiğine inandığım gibi köklerimizin de başka dünyalarla ilintili olabileceğini düşünüyorum. Dünya dışı canlılara ilgimin kaynağı da bu ve şarkı sözlerimiz bütün bunlarla yoğrulmuş halde. Bence hepimizin içinde dışarıya çıkmak isteyen bir yaratık var ve ben de o yaratık dışarıya çıkmış olsa neler olacağını düşünmeye çalışıyorum.
D.K: Nasıl tepkiler aldınız peki Starbound Beast’e? 
Jill: İlk albümün satışlarını geçtiğine göre her şey yolunda olmalı. Kendimiz yaptığımız albümden çok memnunuz. Öte yandan fan kitlemiz gittikçe büyüyor ve zamanla daha fazla dikkat çekiyoruz. Hayranı olduğumuz müzisyenlerden aldığımız tepkiler ise paha biçilemez. Mesela Lamb of God davulcusu Chris Adler bizimle durduk yerde irtibata geçip fanımız olduğunu söyledi. Ardından kendimizi Lamb of God’la beraber turnede bulduk! Başarımızın benim için bir diğer kanıtı da şahsi takıntım olan Misfits’in eski vokalisti Glenn Danzig’le beraber turneye çıkmış olmak oldu. Benim için çok önemliydi çünkü bu çocukluk hayallerimin gerçek olması demekti (Bkz. Jill’in 15 yaşındayken yaptığı Attitude cover’ı). Yakında da Kreator ve Arch Enemy ile turneye çıkıyoruz. Kısacası her şey çok iyi gidiyor.
D.K: Cinsiyetini öne çıkarmak istemeyen bir vokalist olmak istemediğini, Huntress’ın frontwoman’ı rolünün üstüne yapışmaması için uğraştığını biliyoruz. Ama kadınsın, doğrusu çok da güzel bir kadınsın, dolayısıyla bu soruyu sormak zorundayım: Metal müziğin erkek baskın dünyasında kadın olmak nasıl bir şey?

Jill: Evet, kesinlikle “kadın vokalist” kategorisine girmek istemiyorum. Bunu yapmak stigmata’yı kabul etmek olmaz mı zaten? Sahnede dişiliğimi de gösterebilirim, seksi de olabilirim, meselem kadın olmakla değil elbette. Tersine kadın olmayı çok seviyorum. İstediğim şey kategorize edilmemek. Metalin erkek baskın dünyasına gelecek olursak, doğrusu ben çok eğleniyorum. Etrafım bir sürü yakışıklı metalci erkekle dolu, daha ne isteyebilirim? En başından beri hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadığım gibi çok destek de gördüm, bu bakımdan çok şanslıydım. Kısacası kadın olmanın hiçbir dezavantajını görmedim.
D.K: Röportaj için teşekkür ederiz Jill. Türkiye’deki fanlar için eklemek istediğin bir şey var mı?
Jill: Türkiye’ye geldiğimizde çok kısa süre kalabilmiştik ve aklım hala İstanbul’da. Tekrar gelebilmeyi çok isteriz. Fanlarımıza vereceğim mesaj ise şu: İçinizdeki canavardan korkmayın, bırakın dışarı çıksın. Büyütecek bir şey yok; unutmayın, hepimiz öleceğiz.

No Comments

Bir Cevap Yazın

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: