Anathema: “İlk İstanbul konserimizdeki elektrik kesintisi ve terli adamları hiç unutamadık”

You are currently viewing Anathema: “İlk İstanbul konserimizdeki elektrik kesintisi ve terli adamları hiç unutamadık”

Bu coğrafya topraklarından çok heavy metal grubu geçti. Türkler, her zaman için heavy metalin devasa gruplarının güçlü fanları olmuşlardır. Vahşi kılıç üstatları Manowar’dan Amerikan metalinin kırmızı enseli öncüleri Metallica’ya, cehennem kaçkını Venom’dan at hırsızları Slayer’a kadar hepsinin hastasıyız biz! Peki ya, Büyük Britanya Romantik Metali’nin en başarılı temsilcilerinden Anathema? Şüphesiz ki, Türkiye seyircisinin en güçlü bağ kurduğu grupların önde gelenlerden birisi de Anathema’dır. Grubun frontman’i Vincent Cavanagh ile Kürşat Ünlü’nün gerçekleştirdiği röportajda, sanatçı açık yüreklilikle müziğe ve hayata dair görüşlerini Delikasap ile paylaştı…

Sevgili Vincent; öncelikle bu değerli röportaj için sana çok teşekkür ediyorum. Ben röportajları hayranlarla grupların bir kucaklaşması, sanatçı ile sanatseverin bütünleşmesi olarak görüyorum. Bu yüzden bu satırların çok önemi var… Biliyorsun geçtiğimiz günlerde Liverpool F.C. Süper Kupa’nın sahibi oldu. 80’li yıllarda Liverpool maçlarını izleyerek büyümüş biri olarak bu kente ayrı bir sempatim var. Söz Liverpool’dan açılmışken bu kentin müziğiniz üzerinde etkileri var mı? Bu kentin dokusu, limanları, yağmurları ve hüzünlü griliği… Bu grilik Anathema müziğini etkiledi mi? Size ilham verdi mi?

Mimari bakımdan çok değil ama şehirdeki insanlar bakımından evet, kesinlikle. Liverpool tutkulu ve hayat dolu insanlarla dolu bir şehir. Sıkı çalışırlar, sıkı oynarlar… Kendilerine güvenen ve toplumsal kimlik duygusu güçlü kişilerdir. Ailem de aynıydı. Bizler büyürken, hepsi müziği severdi ama hiçbiri bir müzik aleti çalmıyordu. Biz ilktik. Ancak bunun yanında büyümek için de zor bir şehirdi Liverpool. Dürüst olmak gerekirse çok fazla yoksulluk vardı ve yapabileceğinizin en iyisini yapmak zorundaydınız. Bazen insanlar içkiyi ve uyuşturucuyu bırakmak için mücadele ederlerdi. Neyse ki bizim müziğimiz vardı. Müzik bize, şarkı yazmak yoluyla kendimizi anlama, dünyayı dolaşma ve tutkularımızı gerçekleştirme şansını verdi. Hala gidecek çok yolumuz var.

Hüzün demişken… Müziğinizde genel bir hüzün var. Ama bu hüzün kasvet değil kesinlikle. İnsanı bambaşka dünyalara götüren, içsel dünyasında seyahat ettiren, yepyeni koridorlara çıkan kapılar açan bir hüzün. İnsanı insan yapan en muhteşem duygulardan biridir hüzün bence… Ne dersin? Bize biraz bu süreçten bahsedebilir misin? Böylesi güzel besteleri nasıl yapıyorsunuz? Yani biz Anathema hayranları olarak merak ediyoruz; o duygular nasıl geliyor? Yakılan bir sigara, içilen bir kadeh içki, yağan yağmur… Bize o kompozisyonu biraz anlatır mısın?

Kim olursak olalım, nereden gelirsek gelelim, ne tür ayrıcalıklarla doğmuş olursak olalım; büyük acılar ve üzüntüler hepimizin başına gelecektir. Bu insan olmanın temel bir parçası. Zor zamanlardan geçerken çok daha fazla şey öğreniriz. Ben her zaman başına gelen şeye çok fazla odaklanmaman gerektiğini düşünürüm. Önemli olan ona nasıl tepki verdiğin. Bizim için müzikte duygu yaratma yeteneği kendiliğinden gelişen bir şey. Sanki üzerinde düşünmeden verilen duygusal bir tepki gibi. Şarkı sözlerimizde her zaman dürüstüz. Özellikle aileden birini kaybetmenin yaşattığı kişisel acılar gibi üzücü konularda. Hayatımızın bir döneminde hepimiz bu tecrübeleri yaşayacağız ama bizim için acı veren bir şeyi güzel bir şeye dönüştürmek büyük bir anlam ifade ediyor. Bence bu hayatımızdaki insanları onurlandırmanın önemli bir yolu. Bu aynı zamanda duygularımızı daha iyi anlamamızı ve ifade edebilmemizi de sağlıyor. Bir erkek için duygularını ifade etmenin zayıflık olarak düşünüldüğü bir gelenekten geliyorsan tabii ki kolay bir şey değil. Sanırım akıl sağlığına ilişkin sorunları anlayıp üstesinden gelmek için büyük güç göstermek gerekiyor. İçip unutmayı denemek çok daha kolay ama benim için bu bir zayıflık… Güçlü olmak bence sıkıntı yaşarken kendi gözlerinin içine bakarak üstesinden gelmek ve diğer tarafa geçmek.

Her zaman merak etmişimdir. Hangi grupları dinlerdiniz? Sizleri etkileyen gruplar hangileriydi? Şimdilerde neler dinliyorsunuz?

Beatles… Daima Beatles… Pink Floyd, Black Sabbath, Led Zeppelin, U2, Queen, Bob Dylan, Aretha Franklin, Kate Bush, Fleetwood Mac, Radiohead, Aphex Twin, Hardfloor, Grandmaster Flash ve Melle Mel… Ve daha bir sürü… Bugünlerde saydıklarımın hepsini hala dinliyoruz ve ilaveten yeni şeyler; Slowthai, Thomas Ragsdale, Worriedaboutsatan, Amyl & The Sniffers, Sleaford Mods…

Eylül ayında ülkemize geliyorsunuz. 6 Eylül 2019’da Ankara’da başlayacak turne ertesi gün İstanbul ve sonrasında da İzmir ile konserler zincirini tamamlayacaksınız. Neler hissediyorsunuz? Daha önceki Türkiye konserlerinizi düşündüğünüzde heyecanlı mısınız?

Türkiye’yi çok seviyoruz… Daima çok sevdik… İnsanlar harika ve ülkenizde pek çok eski arkadaşlarımız var. Onların favorisi olan şarkılarımızı uzun sürecek bir performans eşliğinde çalacağımız için gururluyuz.

Çok ilginç ve güzel albüm kapaklarına sahipsiniz. Hepsini sormak isterdim ama sıkmak istemiyorum seni. Üç albüm kapağı soracağım. Bu kapaklar ne anlatıyor?… Ve logonuz… Neden değiştirdiniz? Albüm isimleri şunlar: “A Fine Day to Exit”, “A Natural Disaster”, “We’re Here Because We’re Here”…

Albüm kapaklarımız her zaman yoruma açık. Ama şunu söyleyebilirim ki “A Fine Day to Exit”, “A Natural Disaster”, “We’re Here Because We’re Here” ve ek olarak “The Optimist” albümlerinde aynı figürler görülüyor. Bu birlikte devam etmemiz gereken bir süreci ifade ediyor. Açık konuşmak gerekirse grup logosu bizler için çok önemli değil. İstersek kapağa ve albümün tarzına uyması için değiştirebiliyoruz. Büyük bir mesele değil…

Sen ve Danny… Lee ve John… Hepiniz kardeşsiniz… Anathema bir aile gibi. Bu durum sizler için bir avantaj mı? Besteleriniz, provalarınız, konserleriniz ve diğerleri için?

Evet, iki aile… Sanırım hem avantajları hem dezavantajları var. Ancak birbirimizle böyle bir bağ içinde olmak bizim için hiçbir zaman sorun olmadı. Birbirimize yapışmış gibiyiz. Yine de birlikte hepimizi mutlu eden bir şey yapıyoruz. Hem grup aileleri bir arada tutuyor, hem de aileler grubu bir arada tutuyor denilebilir. Bana göre bu bir şans.

2017 yılında The Optimist’i çıkardınız. Anathema fanları için güzel haberler var mı? Yakın gelecekte yeni bir albüm?

Evet, tabii ki… Zaten yeni bir albüm üzerinde çalışıyoruz. Haberler için gözünüzü web sitemizden ayırmayın.

Sana bazı kelimeler soracağım..Bana birer cümleyle hisettiklerini söyler misin?

The Silent Enigma:

Bir klasik!

1998 ilk İstanbul konseriniz: (Konser sonrası playlisti Dave’den hacıladığımı da belirteyim)

Elektrik kesintisi ve terli adamlar! (Editörün Notu: Eski hatıralar nasıl unutulur ki? O terli adamlar arasında bulunan Delikasap editörlerinin Parkinson Şeref nezaretinde Beyoğlu sokaklarında Anathema grup elemanları ile çok özel maceraları ise ayrı bir yazı konusudur)

Lee Douglas:

Solak, mavi gözlü ruh kız kardeşim… Muhtemelen herkesten fazla içip, ayık kalabilen kişi ve sağlam bir masa tenisi oyuncusu…

Bolt Thrower (Grubun hastasıyım)

Warhammer ve hırçın vokal

Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Son olarak, bizlere söylemek istediğin şeyler var mı? Eylülde müziğinizin o muhteşem atmosferinde yıldızlara dokunacağız.

Tüm söyleyeceğim konserlerimizin son derece özel olacağı. Bu yüzden bu şovları kimse kaçırmasın. Görüşmek üzere…

Bir cevap yazın