Blog

Ana akım rock müzisyenlerinin heavy metal emekçileriyle dansı (1)

Hayko Cepkin’den Alpay Şalt’a, Ogün Sanlısoy’dan Fırat Öz’e, Gür Akad’tan Özgür Özkan’a: O zaman; DANS!

Önce sevindirici bir haber: Ogün Sanlısoy der ki:

“Bundan böyle yolumuza gitarist Fırat Öz ile devam edeceğiz.”

Müzisyen dostlarımızı tebrik ediyoruz. Şimdi gelelim meramımıza:

NASIL OLACAK BU İŞLER?

Eskiden ana akım rock ve pop yıldızları salt kendi imajlarına ve görünürlüklerine önem verir, “mutfakta” yer alan ve aslında daha çok “müzik için müzik üreten”, bir nevi kafasına göre takılan müzik emekçilerine yeterince ehemmiyet vermezdi. Özellikle seksenli yıllarda gemi azıya alan “star sistemi”nde arka planda müziği üreten grup elemanlarına yardımcı rol bile değil, anca figürasyon kadrosundan yer açılırdı. Belki Gür Akad, Alpay Şalt gibi müstesna isimler bu süreçte kısmen kişiliklerini ve görünürlüklerini ortaya serebilmiş ve fakat doksanlı yıllardan iki binlere değin, bana göre, hepsi aynı zamanda gerçek birer “müzikofil” olan heavy metalin emekçilerinin ana akım rock/pop müzisyenleri tarafından göz ardı edilmesi dikkatimizi hep çekegelmişti.

Bununla birlikte dijital devrim ve internetin görece demokratik yapısı “müzik için müzik” üreten metal kapli rock canavarlarının görünürlüğünü arttırdı, rock ve heavy metalin kimyası değişirken fiziği de yani onu oluşturanlar da doğal olarak metamorfoz geçirdi.

Artık star sistemi de bir dönüşüme uğramıştı; Altın Mikrofon ya da çeşitli ana akım gazete ve dergilerin izleyiciye dayattığı cicili-bicili starlar dönemi yok artık. Kısa bir zaman öncesine kadar hemen hepsi birer “heavy-metal emekçisi” olan “rock star olmayan rock starlar” dönemi var artık ve çoğu müzikten derinlemesine anlıyor ve müzik emekçisinin de değerinin ayırdında.

Zira günümüzde soundun gücünün o soundu gerçek kılan elemanlarla ortaya serilebileceği önce Hayko Cepkin ile test edildi, taş gibi bir heavy metal gitaristi olan Özgür Özkan takviyesiyle bana göre Hayko da motivasyonunu artırdı; geçici bir “pop-star” olmadığını ispatlarken hakiki bir rock-star gibi sahnede devleşti, devleşirken arkadaşı müzisyenleri de devleştirdi.

Hayko’ya bas gitarda Poyraz Kılıç, bateride ise Murat Cem Ergül eşlik ediyordu. Günümüz rock müzisyenini büyüten unsur ego ve “sadece ben, hep ben” kompleksi değil, hakiki, evrensel ve bir “grup olma” ruhunu sahneye taşıyabilme gücünde yatıyordu.

İşte kendisi de underground çıkışlı bir heavy metal müzisyeni olan Ogün Sanlısoy da sıradan bir rock müzisyeni değil kalıcı ve hakiki bir müzik insanı olarak salt imaja değil müzikaliteye de yatırım yaptığını gitarist Fırat Öz’ü kadrosuna katarak ispatladı.

Artık sahne şovları, ortaya serilen sound, seyirciyle kurulacak olan bağ her zamankinden daha fazla “rockn’n’roll” olmak zorunda.

Bunun ayırdına varanlar müziklerini geleceğe taşıyabilecek, farkına varamayanlar silinip gidecek.

Ana akım rock müzisyenlerinin heavy metal emekçileriyle dansı, bizim de yerli ve yabancı rock müzisyenlerin hali pür melaline dair felsefi beyin jimnastiklerimiz devam edecek; konuyu daha “yumuşak bir zeminde”, Üçüncü Yeniler-Müptezel Rock hareketi bağlamında da irdelemek isteyenleri şu yazıya da davet etmek ister deli gönlümüz; ama kızmaca darılmaca yok, ne demiş Mao?

“Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın!”

Yok biz daha doymadık, rock’n’roll yüksek okulunu geçtik artık master yapmak istiyor, doktoraya koşmak istiyoruz diyenleriniz varsa onları ise artık DeliKasap 19. Yıl Koleksiyon baskımız, yeni sayımız paklar, buyrun, ona da ön-sipariş vermek için hemen tıklayınız efendiler:

DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için:

No Comments

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: