ANÖTHER PÖRFECT DAY

You are currently viewing ANÖTHER PÖRFECT DAY

Küresel saldırıya karşı küresel direnişe geçtiğimiz şu günleri anlatan en iyi üç kelimeyi Motörhead dinlerken buldum: Another perfect day! Her gün yeni ölümler, her gün virüs bulaşan binlerce insan, hapsolduğumuz evler, gördüğümüz aptal saptal insan manzaraları, aldığımız kilolar, çıkıp bir kahve içemeyişimiz, yıpranan sinirlerimiz, içine boşalınmış psikolojimiz ve ertesi günün daha iyi olmayacağını biliyor oluşumuz filan derken tüm bunları unuttuğumuz kısıtlı zamanlar da olmuyor değil. Şu müziği dinlerken en azından bir süre başka şeyler düşünmemeyi başarabiliyorum. Türkiye’de insanlar “mükemmel yeni bir gün”e daha uyanırken ben de bu rock’n roll tarihinin mükemmel insanı Lemmy Kilmister’in pek içine sinmeyen albümü hakkında ahkam kesmeye başladım.

2015’in alkollü bir sonbahar gününde kaybettiğimiz Lemmy, 1982’de ortamları kasıp kavuran Iron Fist albümünden sonra yaşanan sound değişimi nedeniyle o dönem Motörhead fanlarının da burun kıvırdığı bir albüm yaptıklarını söylüyor. Bunun nedeni gitarda yaşanan “Fast” Eddie Clarke-Brian Robertson değişikliği. Zaten albüm de Robertson’ın yer aldığı ilk ve tek Motörhead albümü. Aslında Eddie Clarke grubun en bilinen “hit”lerinde imzası bulunan adam olarak daha büyük bir rock yıldızı olarak hatırlanabilirdi ama ‘82 yazında yanlış ata oynayarak şansını kaybetti. Zira, Alice Cooper’ın alt grubu olarak yer aldıkları 1982 ABD turnesinde gruptan ayrılmıştı. Hem de tur devam ederken! Gerekçesi ise bugün bile rock’n roll tarihin en karışık hikayelerinden biri olduğu konuşulan Wendy Williams-Lemmy Kilmister ilişkisinin grup dinamiklerinin önüne geçmesiydi. Seksi punkçıyla yaşanan müzikal birlikteliğin, Motörhead için belirledikleri kuralların önüne geçmesine tepesi atan Fast Eddie istifayı basmıştı. O sıralar boşta olan Thin Lizzy’nin ünlü gitaristi Brian Robertson, Motörhead davulcusu Phil Taylor tarafından Lemmy’ye önerildi. Çünkü Phil, büyük bir Thin Lizzy hayranıydı. Lemmy’nin aklında ise başka bir isim vardı. Yani grubun yeni gitaristini aslında belirlemişti. Yine de Phil’in lobi faaliyetleri ve grup menajerinin de devreye girmesiyle Robertson önce turneyi kurtardı, ardından Another Perfect Day albümünü kotardı. Peki, Lemmy’nin aklındaki isim kimdi?

Öncelikle hatırlatmakta fayda var, o yıl Brian Robertson bile Motörhead’den daha yüksek bir repütasyona sahipti. Yani, Motörhead’in yeni gitaristinin kim olacağı değil, Thin Lizzy’yle yollarını ayıran Robertson’ın ne yapacağı daha çok merak ediliyordu. Okyanusun ötesinde ise herkes yeni bir rock yıldızını konuşuyordu. Lemmy onun gitar çalışına hastaydı; Steve “Lips” Kudlow. 2010 kuşağın doğal olarak hiç tanımadığı bu isim, o dönem Anvil grubuyla özellikle Amerika kıtasında esip kükrüyordu. The Story of Anvil belgeselinde Rob Halford kendisi için övgü dolu ifadeler kullanırken, “Bir Japonya turnesinde onu sahnede izlerken acaba Judas Priest’ı da bunlar gibi yapabilir miyiz diye sormuştum kendime. O kadar büyük bir yıldızdı gözümde” demiştir. Ama tarihin en büyük “loser”larından olan Kudlow’un belgesel çekilirken Kanada’da çalıştığı iş yerinde çöpleri döken bir eleman olduğunu da hatırlatalım. Yıllar sonra Motörhead olayıyla ilgili teklifin geldiğini ama o dönem Motörhead’den daha büyük bir grup oldukları için reddettiğini söyleyecekti. Pişman olmadığını ekleyerek tabi…

Hızlı tekniğiyle dikkat çeken hatta Lemmy’nin Eddie’den daha iyi olduğunu kabul ettiği İskoç gitarist Robertson’ın yer aldığı ilk ve tek Motörhead albümü olan Another Perfect Day’in ilk single’ı I Got Mine… “Robbo”nun katkısının açık şekilde hissedildiği, bugün bile en sevilen Motörhead klasikleri arasında yer alan bir melodi bombardımanı. Gürültülü gaz şarkıların yerini gitarın konuşturulduğu albümün en fazla öne çıkan parçası haliyle. Gerçek bir Motörhead marşı. Grubun tarzına pek uymayan uzun sololu parçalar arasında “Another Perfect Day” de gösterilebilir. Bu parça için “Another perfect Motörhead song” desek yeridir. Bence albümün en “catchy” parçası, “Dancing on Your Grave”… sözleri Lemmy’nin o kirli sesine çok yakışıyor. Mezarında dans etmek istediğimiz onca insan varken bu şarkı bizim şarkımız olur. Robertson’ın efsane bir solosunun yer aldığı One Track Mind ile Die You Bastard benim diğer favorilerim.

Grubun sadık fanları tarafından şarkılarıyla değil de “Robertson’ın çaldığı albüm” olarak anılan “Another Perfect Day”in grup diskografisinde önemli bir yeri olduğu söylenebilir. Kesinlikle öylesine bir albüm değil. Gitar tonunun değişmiş olması, albümün stüdyo aşamasında yaşanan gerginlikler Lemmy’yle yapılan röportajlarda karşımıza çıkıyor. Babanın rahatsız olduğu bir diğer konu da Robertson’ın sahnedeki hal ve hareketleriydi. İlginç şortlar ve bale ayakkabılarıyla sahneye çıkar, tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarır, grup imajının içine edermiş. Çok değil, bir yıl sonra kendisini gruba aldıran davulcu Phil Taylor ile birlikte gruptan gönderildi. Yine de albümden pek çok parça uzun yıllar Motörhead konserlerinde setlistlerde kalmıştır. Bu anlamıyla bakıldığında 2020’de bile dinlenebilir, grup tarihinde hem hikayesi hem de kalitesiyle ayrı bir yeri olan albümdür. Unutmayın yarın yine harika bir gün olacak!

DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için:

Bir cevap yazın