Blog

EDDIE VAN HALEN: “Yeri doldurulabilir mi? (1)

Eddie Van Halen’ın genç sayılabilecek bir yaşta kaybı dünya ve Türkiye rock camiasını derinden etkiledi ve üzdü. Van Halen belki bir “Metallica”, bir “Guns N’ Roses” ya da bir Mötley Crüe kadar fan kitlesine sahip değildi ülkemizde. Ama onlar, özellikle de grubun alameti farikası Eddie, dünya hard rock müziğinde tüm bu adı geçen müzisyenlerin de ustası bir pozisyondaydı ve biz de, Eddie’nin ardından Türkiye’deki müzik insanlarıyla Eddie Van Halen üzerinden “gitar müziği” ve rock’n’roll’un yazgısına yönelik felsefi bir beyin jimnastiğine giriştik. Birçok sıkı müzisyenin katkı koyduğu “rock’n’roll’un Van Halen üzerinden yazgısı” meselesine ilk kalem oynatan sanat erbabının yazılarını sıcağı sıcağına paylaşıyoruz:

Tanju Eren: ‘’Benim hala umudum var’’

Eddie Van Halen tüm müzik yaşamı boyunca yenilikçi ve özgür halin temsilcisi oldu. Gitarını kendi istediği şekle soktu, amfisinden çıkmasını istediği ton için icatlar yaptı. Hem de bunları kendi eliyle yaptı. Müzikal olarak da aynı arayışlara sahipti. Kaybının en büyük etkisi beni bu kadar önemli ve çeşitli alanlarda şaşırtan birinin artık üretmeyecek olması ve tabii ki çocukluk, gençlik zamanımın en güzel hatıralarından birinin daha tarihe karışmasının verdiği üzüntüdür.

Bazı müzisyenler bir tarzın temsilcisi olurlar ve çok değiştirmeden devam ederler. Bunda eleştirecek bir şey de yoktur. Bazı müzisyenler de devamlı yeni şeyler ararlar. Benim için bu yeni şeyler bir maceradır, izlemekten hoşlanırım. Little Dreamer dinlerken Jump’a geçmek enteresandır mesela. Gitarcının ‘’Ben bu albümde klavyeleri çalacağım’’ demesi bana çok hoş gelir.

Van Halen’ın ilk üç albümü gitarcılar için ders kitabı niteliğindedir. Hele ki albümlerin çıktığı yıllarda genç ve gitar çalmaya çalışan benim gibi biriyseniz. Albümlerin mix’i, Eddie’nin tonu, basit görünen gitar riff’lerini çalmaya çalışınca aslında işin zor bir sanat olduğunu anlamak… Bunlar beni çok etkilemiştir. Ayrıca albümlerin canlı performanslarının bir şekilde kayda geçirilme çabası olduğunu görmek, sonrasında o performansları zor da olsa (betamax kasetlerin elden ele dolaşması yöntemi ile) izlemek bana rock müziğin içeriğinde yüksek enerji, bol eğlence, özgürlük hali barındırdığını öğretti. Ama Eddie’nin hemen her an yüzünden eksik etmediği gülümsemesi, yaptığı işten keyif almanın ve rol kesmek yerine kendini salıp gitmenin esas olduğuna da inandırdı beni.

Rock müzik 60’larda güç ve denetim odaklı yönetim sistemlerinin istediği orta sınıfın şeklini değiştirmeye yönelik bir akım olarak ortaya çıkıp sonrasında 60’lar sonu artık tehdit olmaya başladı. İnsanların beraberlik, özgürce söz söyleme, aidiyet, sosyal ve politik aydınlanma ve başkaldırı hareketlerinin yapıştırıcısı oldu. Sistem rock’un içinden bu nitelikleri alıp, pop, seks, starlık, diğerleri ile yarışma, kolay zenginlik gibi değerleri yerleştirmeye başladı. Zaman içinde de Woodstock’da birbiriyle sevgi dolu 4 gün geçiren 400.000 kişi ya da küçük kulüplerde varolan durumun ‘’no future’’ olduğunu anlayan gençler yavaş yavaş değişerek bu günlere geldi.

Günümüzde teknoloji insanların gerçekten beraber olması yerine sanal bir gerçeklik içinde yalnız kalmasına yardımcı olmakta. O yüzden müzik, özellikle de rock müzik beraber konsere giden aynı müziği dinlediği için birbirini tanımasa da kardeş hisseden insanları artık kulaklıkla kendi seçme zahmetine bile girmediği ve diğer insanları duyamayacağı bir gürültü olarak hizmet veren bir hale dönüştü.

Hard Rock’ın Yazgısı

Beraber ve sadece o işe zaman ayırarak müzik dinlemek yerine, tecrit edilmiş ortamda başka şeylerle uğraşırken müzik dinlemek pompalandı. Önce içeriği değersizleştirildi, sonra dinleyen.

Ancak, müzik yaşamın ve evrenin temel unsurlarından biridir. Mağara adamından iç savaş anlarına, düğün salonlarından rock festivallerine, içki yasaklarından corona günlerine her zaman müzik var olmaya devam etti.

Burada rock müziğin yazgısı tartışılacak bir şey değil. İnsanlığın yazgısı önemli, rock müzik her zaman insanlığın yazgısında rol alacaktır. Dünyanın her yerinde, Hindistan’da, İran’da, Brezilya’da, Türkiye’de ve her yerde rock müzik yapılmakta ve yapılacaktır. Sistem, ona karşı güç uygulayan dayanaklara ayakta durabilmek için muhtaçtır aslında. Bu yüzden uzun dalgalar halinde bu dönüşümler yaşanacaktır.

‘’Benim hala umudum var’’

Sabih Cangil: “Yeri doldurulmasa daha iyi olur”

Eddie Van Halen’ın kaybına diğer müzik adamı kayıplarından çok daha fazla üzüldüm. Nedenini ise bilmiyorum. Sadece süper bir gitarist olduğundan olamaz. Acaba sempatik kişiliği mi, yoksa enstrumanına olan bağlılığı mıdır bu etkiyi yaratan? Bilemiyorum. Bu benim içimdeki his. Basın söyleşilerinde bile bir yandan soruları yanıtlarken aynı anda gitar çalan (çalabilen) bir gitar ustasıydı.
Müzik dünyası için de mutlaka büyük bir kayıp. Kendisi yeri doldurulamayacak bir gitar sihirbazıydı. Kendime bu konuda hep soruyorum: Yerleri doldurulmalı mı? Günümüz müziğinin geldiği hale bakarsak, belki de doldurulmasa daha iyi olur. Tarihte kalırlarsa değerlerini daha iyi biliriz.

Benim ait olduğum neslin gitarcılarının Van Halen’dan etkilenmemiş olmaları için çok çok özel sebepleri olmasi lazım. Etkilenmek mutlaka onun gibi çalmaya çalışmak değil. Kendisinden önce tapping var mıydı? Varsa bile biz biliyor muyduk? Onun soundunu yakalamak için ne pedallar, ne gitarlar denedik. Ama eller, ruh ve beyin onun değil de bizim olunca becerebildik mi?

Hard rock ve klasik rock tarzlarının geleceği hakkında

Bu tarzlar her ne kadar tüm yaş gruplarından izleyici bulsa da kitlesi artık çok daraldı. Bir mucize olmazsa da pek genişleyeceğe benzemiyor. Gözleri çok yükseklerde olan rockçılar için çok uygun bir tarzlar değil, ancak gönülden hard ve klasik rock’a bağlı olan müzisyenler sayesinde mutlaka yaşamaya devam edecektir. Sade vatandaş artık uzun sololar dinlemiyor, istemiyor. Belki de hiç solo istemiyor… Biz yine de izlemeye devam edelim.

Taylan Dedeoğlu: Eddie Van Halen dendiğinde de herkesin bir durması lazım”

 1982 yılında gitar çalmaya başladım. O yıllarda hemen her şey Türkiye’ye gecikmeli ve kısıtlı sayıda geliyor, maalesef ulaşabilmek de çok kolay olmuyordu. O zamana kadar ise çok koyu bir KISS, Scorpions, Dio (Vivian Campbell) hayranıydım.

Van Halen’ı 1983’te yani Van Halen I albümünün çıkmasından 5 yıl sonra dinleme şansım oldu. Bir anda neye uğradığımızı şaşırıp, bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız her şeyi bir kenara bırakmak gerçeği ile yüz yüze kaldık. Çünkü böyle bir tarz, stil varken, bunun dışında ya da uzağında kalmak bizleri resmen oyun dışı bırakırdı. Aynı bir şirketin iş dünyasındaki teknolojilere adapte olması gibi… Adapte olamazsanız bitersiniz! Eddie Van Halen’ı ilk duyduğumda kapıldığım his tam anlamıyla böyleydi. Yani hem ümit verici hem de umut kırıcı!

Bizlerin o zamana kadar bildikleri, Jimi Hendrix, Eric Clapton, Ace Frehley, Jimmy Page, Matthias Jabbs gibi gene de kendi tarzları olan gitaristlerden kaynaklıydı. Tabii o zamanlar bu grupların videosunu vs. görmek de mümkün olmadığı için epeyce bir zaman da Eddie Van Halen’ın neyi nasıl yaptığı hakkında fikri olamadı kimsenin… Düşünün o zaman Floyd Rose köprü sistemi varla yok arası gibi günler bir de…

Aslında müzik çok göreceli bir sanat dalı. Herkes her şeyi sevmek zorunda değil. Her müzik türü tartışmaya açıktır, herkesin zevki, herkese hitap eden şeyler farklıdır. Mesela benim de Eddie Van Halen’dan daha çok sevdiğim gitar kahramanlarım var. Onlarda bulduğum tadı başkasında bulamıyorum. Ancak… Eddie Van Halen dendiğinde de herkesin bir durması lazım.

Çünkü her kim, hangi gitarist olursa olsun hiç kimse (belki Hendrix hariç) Rock gitara ve bu enstrümana Eddie kadar çok ve köklü değişiklik getirmiş değildir. Eddie Van Halen’ı diğer herkesten, en sevdiğim gitarcılardan bile farklı üstte bir mertebeye koyan da budur. Müzikte devrim yaratmak başka, bir müzik türünü ve bir enstrümanı kökünden yeniden şekillendirebilmek ise bambaşka bir yetenek. Aslında yeryüzünde ve tüm müzik tarihinde Eddie’nin yapabildiğini yapan çok az sayıda müzisyen/virtüöz var.

Bunun için diğer tüm gitarcılar ‘’Kahraman’’, Eddie Van Halen ise ‘’Süper Kahraman’’dır… Ve bilirsiniz, süper kahramanlar ölümsüzdür, ölmezler… Ona bir şey olamaz diyorsunuz her zaman, çünkü o bir Süper Kahraman!… Ölümü beni bunun için çok etkiledi. İşte ne yazık ki dün gerçek anlamda bir Süper Kahraman bu dünyaya veda etti…

Kıvanç Sekü: “Eddie Van Halen Hard Rock’ta Devrim Yarattı”

Eddie’nin gitar ve müzik dünyasına kattığı etkileri göz önünde bulundurursak kaybının ne kadar derin etkisi olduğunu anlayabiliriz diye düşünüyorum.

Dünyada birçok iyi gitarist vardır harika çalarlar ama Eddie’yi farklı kılan elindekilerle yetinmeyip daha iyisini araması olmuştur. O zamana kadar kullanılan gitarları beğenmemiş kendisi gitar yapmış. Amfi distortion seviyesini yetersiz bulmuş voltajını düşürüp Brown Sound dediğimiz soundu elde etmiş. Gitar tekniği o kadar etkileyiciymiş ki insanlar kopyalamasın diye sahnede arkasını dönüp çalarmış ilk zamanlarında.

Bugün yeni dönem gitaristlerin hiçbiri bu kadar büyük etkiyi bırakacak devrimsel hareketlerde bulunmadılar. Gitar teknik olarak çok ilerledi elbette ama hepsi Eddie’nin devrimi sayesinde oldu. Birçok meşhur gitarist Eddie’nin sayesinde bulundukları yerde olduklarının farkında; o yüzden kaybettikleri ”Değerin” farkındalar birçoğu. 

Sene 78; Led Zeppelin ve Kiss gibi gruplar kendi misyonlarını tamamlamak üzereler…  Zira şan şöhret para beraberinde sorunlar da getirmiş. Tam bu sırada Eruption diye bir gitar solosu piyasaya bomba gibi düşmüş. O zamanki gitar üstatlarının hepsi bu çalım ve tekniğin önünde saygıyla eğilmişler.

Shred tekniğinin ilk örneği olarak gösterilen Eruption tüm zamanların en iyi gitar soloları arasında gösteriliyor. Bu şarkıda kullanılan Tapping tekniği tüm zamanların en popüler gitar teknikleri arasında gösteriliyor. Bu şarkı sayesinde bir çok gitar sihirbazı ve bir çok grup ve bir çok tarz ortaya çıktı çünkü gitar çalımı hızlanınca müzikte hızlandı ve heavy metal, thrash metal gibi tarzlar ortaya çıktı.

Eddie’nin gitarda teknik ve sound olarak getirdikleri yenilikler o dönemde gitar camiasını öyle bir çarpmış ki herkes ”Bu nasıl olabilir” diye sormaya başlamış tabii. 70’lerin sonunda Klasik Rock ve Hard Rock tam misyonlarını tamamlamaya yakınken Van Halen’ın ortaya çıkışıyla ve 80’lerin gelişiyle rock da evrim geçirmiş. Artık standart blues kalıplarıyla çalan gitaristlerin yerini Eddie Van Halen olma hayaliyle yanıp tutuşan shredder gitaristler almış ve grupları liste başı şarkılar da yapınca Rock 80’lerde altın dönemini yaşamış. Bugün yeni jenerasyonların örnek aldığı Steve Vai’sinden Nuno Bettencourt’a kadar birçok gitar sihirbazının Eddie Van Halen müridi olduğunu göz önünde bulundurursak bile nasıl bir etkisi olduğunu anlarız. 

(Müzisyenlerin Eddie Van Halen ve Hard Rock’ın yazgısı konulu yazıları devam edecek)

No Comments

Bir Cevap Yazın

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: