Blog

Davulu bagetleriyle değil, yüreğiyle çalan Sefa Ulaştır: Devr-i daim olsun!

Sefa Ulaştır, Barış Manço’nun deyimiyle Türkiye’nin en iyisiydi ve o artık gökyüzünde

Sefa Ulaştır ağabeyimi geç tanıdım ve erken kaybettim. Daha evvel böyle bir yazı yazmamıştım, o sebeple ne diyeceğimi tam olarak bilmiyorum…

Onlarca kez sahnede izlediğim, hem yüz yüze hem de telefonda sohbetler gerçekleştirdiğim bir adamdı. O, yeni dönem Kurtalan Ekspres’in deyim yerindeyse “güler yüzü” idi.

Buluşmalarımızın büyük kısmı Kadıköy’deydi. O’nu, Kurtalan Ekspres ile ilk kez Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde izlemiştim. Harika bir davulcuydu, ama en çok dikkatimi çeken detay, sürekli etrafa gülücükler saçan kişi olmasıydı.

Eski günlerden konuşmayı, güzel şeyler paylaşmayı severdi. Henüz çocuk yaştayken, ağabeyleriyle kurduğu Beybonlar grubuyla büyük başarılar elde etmişti.

O, bir zamanlar Barış Manço ile Cem Karaca’nın gruplarına dahil etmek istediği isimdi. Hatta Barış Manço ile bir anısını, daha evvel yaptığımız röportajından alıp aynen aktarıyorum:

“Ben döner dönmez, çocukluk arkadaşım Ercüment Ateş’ten Beyaz Kelebekler için teklif aldım ve kabul ederek onlarla çalışmaya başladım. Ankara’da, Lunapark Gazinosu’nda çalıyorduk. Bizden sonra da Barış Manço – Kurtalan Ekspres çıkıyor sahneye. Ama Barış ağabey, davulun olduğu kısımda sahnenin perdesini yırtmış. Davul çalıyorum, arkamda kırmızı perde var dekor olarak. İşte o yırttığı kısma her gün, 2. ya da 3. parçamızı çalarken geliyordu ve ‘Türkiye’nin en büyük davulcusu sensin’ diyor ve gidiyordu. Bu arada bass gitarda da Panço Mithat vardı Kurtalan Ekspres’te. Gruba gelmem konusunda bana ısrar ediyordu. Ama tabii ben o an Beyaz Kelebekler’le çalışıyor, para kazanıyordum sonuçta. Ercü çok iyi gitar çalar, şu anda da Türkiye’nin en iyi gitaristlerinden biri. Bass gitarda Bahtiyar Taş, klavyede de Erkan vardı. Yani Kurtalan Ekspres nasıl çalıyorsa biz de öyle gümbür gümbür çalıyoruz. Ama onlar kalabalık tabii, 9 kişi falan çıkıyorlar sahneye.

Her gün Barış ağabey bana bunu söyledi. Ankara çalışması bitti ve İzmir’e gittik, yine aynı gruplar olarak ve yine ‘Sefa, bize geliyorsun’ söylemleri var. Bu arada bir baktım, Murat Töz de geldi. O da Cem (Karaca) ağabey ile Ekici Gazinosu’nda çalıyorlar. Murat diyor ki, ‘Sefa, Cem ağabey bekliyor. Bu akşam programdan sonra gazinoya gidiyoruz, prova yapacağız, seni bekliyoruz.’ Ben kabul etmiyorum, çünkü Hüseyin hala davulda. O da Hüseyin var, ama çift davul olarak çalacağımızı söylüyor. O dönem çift davul olayı vardı. Kurtalan Ekspres de öyle çalıyordu, Caner Bora ve Nur Moray olarak. Ama ben, Beyaz Kelebekler’de tek çalıyorum, dolayısıyla Hüseyin ile birlikte çift davul çalma fikrini kabul etmedim. Hüseyin’e çok saygı duyarım. Benim büyüğüm, çok beğenirim, ama hayır dedim. ‘Cem ağabey’de çift davul olmaz’ dedim.

Kurtalan Ekspres’te ise çift davul olurdu, çünkü zaten bunu oturtmuşlardı daha önceden. O sıra Barış ağabey beni bir şekilde ikna etmeyi başardı. Çünkü bana söz verdiler. 48 saat içinde istediğim davulu Belçika’dan getireceklerini söylediler. ‘Davulu hemen getirtiyoruz’ deyince, sanki böyle futbolcu transferi yaparken ortaya konan cazip teklifler gibi oldu aynı.”

Barış Manço’dan sonraki durağı nihayet Cem Karaca olmuştu. Cem Karaca Dervişan grubundayken “Yoksulluk Kader Olamaz” isimli harika albümü yapmışlardı, ki Ulaştır için günümüzde de Dervişan grubunun önemi büyüktü. Hâlâ fırsat buldukça Dervişan ile konserler vermeyi sürdürdü. Özellikle birkaç sene önce, Taksim Jolly Joker’deki konser inanılmazdı…

Sonrasında, Beybonlar’ın yıllar evvel hazırladığı 45’lik plak, elden geçirilerek sınırlı adet olmak üzere yurt dışında yeniden üretilmiş ve kısa sürede tükenmişti. Bu ilgi karşısında bir baskı daha yapılması gündeme gelmişti ve bu plağın toplantısında isteği üzerine ben de yer almıştım. İşte o plak, geçtiğimiz günlerde tekrar satışa sunuldu ve gördüm ki plağın teşekkürler listesinde benim de adım var!

Hem hatrını sormak hem de plak hakkında konuşmak için son kez geçtiğimiz hafta aramıştım onu, ama telefonu açamamıştı. Sonrasında ağabeyinden bir mesaj almıştım. Ulaştır’ın rahatsız olduğu için telefona bakamadığını söylemişti. Nereden bilebilirdim onu son kez aradığımı…

Sefa ağabey, son yıllarda pek çok hastalıkla mücadele etti. Hiçbir zaman da moralini ve güzel gülüşünü kaybetmemişti. Konuşmalarımızda “Daha çok yol, çok iş ve güzel günler var” diye bahsetsek de, ne yazık ki istediğimiz gibi olmadı.

64 yaşındaydı. Daha pek çok planı vardı. Yıllar yıllar sonra ağabeyleriyle birlikte, yani Beybonlar grubu olarak tekrar sahne almayı istiyordu. Dervişan grubuyla daha fazla konser vermek, Kurtalan Ekspres ile daha fazla üretmek düşüncesindeydi.

Sefa Ulaştır, yeni nesil tarafından da bilinmeyi en çok hak eden isimlerden. Hani bazen bir müzik dinleriz, hoşumuza gider ve sonra sadece solistin ya da gitaristin ismini görürüz. Oysa koca bir orkestra da vardır orada. Mesela, Cahit Berkay imzalı pek çok film müziğinin davullarında Sefa Ulaştır vardı. Devlerin Aşkı, Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım gibi, ama bunu çoğu kimse bilmiyor maalesef.

Son olarak, iki beklentim var…

Birincisi, Jolly Joker’deki Dervişan konserinin video kayıtları alınmış, ancak tam konser olarak yayınlanmamıştı.

İkincisi de, Sefa Ağabeyin 50. müzik yılı için Kadıköy Sahne’de özel bir etkinlik gerçekleştirilmişti ve etkinliğin video kayıtları da yapılmıştı.

Beklentim, bu kayıtların düzenlenerek nihayet yayına sunulabilmesi.

Sefa ağabey, umarım gittiği yerde, Barış Manço ve Cem Karaca ile tekrar buluşmuştur.

Dedim ya, geç tanıdım ve erken kaybettim.

“Mahmutcum, Kardeşim” ve “Sonsuz sevgilerimle” deyişleri hâlâ kulaklarımda…

“Safa, davulu bagetlerle değil, yüreğiyle çalardı…” Cem Karaca’nın mektubundan. Karaca, ona “Safa” derdi.

No Comments

Bir Cevap Yazın

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: