Blog

ABD KONGRESİNİ İŞGAL EDEN ICED F***** EARTH!

Biz metalciler ortada açık bir faşizm yok ise öncelikle müzikal kaliteyi dikkate alırız. Iced Earth albümlerini de sevinçle karşıladık zamanında. Derken polislikte dikiş tutturamayan Matt Barlow gruba geri döner. Jon Schaffer ne mi yapıyor? En son ABD kongresinde heykelcik yağmalıyordu!

ABD’den çok Avrupa’da sevilen, Avrupa’da ise en çok Yunanistan’da sevilen, Türkiye’de de hatırı sayılır bir hayran kitlesi olan Iced Earth’ün kurucusu Jon Schaffer’den doğrusu böyle bir hareket bekliyordum. Yılların Iced Earth hayranıyım. Yılların Jon Schaffer hastasıyım.

İngiliz heavy metalini ABD’de en iyi harmanlayan gruptur Iced Earth… Bana göre Iron Maiden ve Judas Priest’in çocuklarından biridir Iced Earth… Britanya’da Birmingham’da heavy metali kuran iki büyük dev bu çocuğa bakamayacaklarını anlayıp ABD’nin Florida eyaletinde Tampa şehrinde bir çöplüğün kenarına bırakmışlardır Iced Earth’ü….

ABD hiçbir zaman İngiliz heavy metaline yönelmedi. Bu biraz da devletin yönlendirdiği müzik şirketlerinin politikasıydı. Şimdi uzun uzadıya demokrat fetöcü Al Gore’ün eşinin başını çektiği Priest ve Twisted Sister’ı mahkemelerde süründüren fetöcü kumpaslardan bahsettirmeyin bana lütfen…

ABD heavy metalden çok thrash metal ile tanıştı.  Glam metal dediğimiz Zeki Müren’in askerleri olan acaip kıyafetli büyüklerimizi sevdi ABD halkı. Hatta doksanlarda grunge gibi fantezilere yöneldi. Ekstrem metal türlerinden sadece death metale şans tanıdı. Bizzat Florida death metalin doğduğu yer oldu. Hardcore diye sınıflayabileceğimiz ama Avrupa’da aklı başında metalcilerin pek dinlemediği bir melez türün cenneti oldu ABD.

Twisted Sister Terör Örgütü Lideri Dee Snider Al Gore kumpasında PMRC’ye ifade verirken… PMRC, Amerikan gençlerini Heavy Metal belasından korumaya çalışan duyar kasıcı bir demokrat kuruluşuydu.

ABD daha çok bir Avrupa metal türü olan power metale neredeyse hiç yüz vermedi. Ne de klasik heavy metale… Manowar gibi Iced Earth de kendi ülkesinden çok Avrupa’da ve Türkiye’de sevildiler o yüzden biraz da…  Bu yüzden yetimdir, öksüzdür Iced Earth. Müzikal açıdan değil ama düşünsel dünyasında hep savrulmuştur.

Çocuk kadar milliyetçidir Iced Earth. Meş’um 11 Eylül 2001 saldırıları gerçekleştikten sonra grubun vokalisti Matt Barlow gruptan ayrılıp polis olmaya karar verir. Kayınbiraderi Jon Schaffer “sen nasıl olur da Iced Earth’ü bırakıp gidersin” demez. Bu kararı alkışlar. O kadar çocukça bir “vatanseverliği” vardır Iced Earth’ün. Barlow yerine Rob Halford yokluğunda Judas Priest’in vokalistliğini yapan ama sonra Rob Halford yeniden dönünce Priest’ten kibarca gönderilen bir diğer eski demokrat ama Cumhuriyetçi muhafazakara dönüşen Ohio eyaletinden Tim “Ripper” Owens da Jon Schaffer ile 2 albüm yapar Iced Earth’de. İlk albüm büyük ölçüde ABD iç savaş tarihini konu alan “The Glorious Burden” çok da iyi bir albüm olur. Çok duyar kasmamıza gerek yok. Grup ABD grubu. Herhalde Osmanlı tarihi hakkında albüm yapması beklenemezdi. Bu arada Iced Earh Osmanlı hakkında şarkı yazmış birkaç gruptan da biridir. Onu da not olarak belirteyim. “Something Wicked Part II”de bir şarkı düpedüz Osmanlılar hakkındadır. “Sacrificial Kingdom”… Neyse konumuz Iced Eart’ün çok da entelektüel olmayan tarih merakı değil.

Biz metalciler ortada açık bir faşizm yok ise öncelikle müzikal kaliteyi dikkate alırız. Bu albümleri de sevinçle karşıladık zamanında. Derken polislikte dikiş tutturamayan Matt Barlow gruba geri döner. Bizim Tim Ripper bu sefer Iced Earth’den bildiğiniz kovulur. İşte hemen ardından Osmanlılı şarkının olduğu albüm yayınlanır. Ancak Matt ile de yürümez işler. Grubun aslında her şeyi olan Jon Schaffer 2010’lu yıllara yeni bir vokalist olan Stu Block ile devam eder. Halen de grubun vokalistidir Stu Block. Stu etliye sütlüye karışmayan, kedi seven bir vokalisttir. Siyasi bir yanı yoktur. Gruba da uyumludur. Ne kaçar, ne kovulur.

Iced Earth Yunanistan ve Kıbrıs (Rum tarafında) konserlerini konser albümleri olarak çıkardığı yıllarda asla Türkiye’ye gelmedi. Manowar Türkiye’nin tozunu attırırken Iced Earth gelmiyordu. Belki davet edilmedi. Belki gerçekten gelmek de istemedi. Ama sonra 2012 yılında ilk defa geldi. O konserde ben de bulundum. Çok da iyi bir konserdi. Elbette ülkemiz hakkında önyargısı olup da sonra “yahu burası iyiymiş, rakı, balık, roka” diyenler kervanına Jon Schaffer de katıldı ve 2014 yılında bir kez daha geldi.

Jon Schaffer zaman zaman kendisini demokrat birisi olarak da sunmaktan geri kalmadı. “Ne sağcıyım, ne solcuyum” modunda takılsa da bazen öyle şarkılar yazdı ki o şarkıları ancak bir devrimci yazabilirdi. Blind Guardian’dan Hansi dostumuz ile büyük bir dostluk kurdu. Ortaya Demons & Wizards gibi harika bir proje grup geldi. Daha geçen yıl 3. albümlerini yayınladılar. Yılın en iyi albümlerinden biri oldu.

Ne var ki Jon Schaffer ABD’nin o çok meşhur komplo teorisyenlerinin bir kurbanı oldu daima… Covid-19 salgını ile beraber muhtemelen konsersiz kalmanın da etkisiyle aşı karşıtlığına bile yöneldi. Eski vokalistleri Matt Barlow ve Tim Ripper Owens bile Trump’ı çoktan terk etmişler ve neredeyse yeniden Demokrat olmaya başlamışlardı ki o efsane Jon Schaffer, Iced Earth’ü yaratan kişi, şu anda ABD polisi tarafından terörist olarak aranıyor!

Fotoğraftaki kişi ile bir benzerlik olabilir mi? Elbette olabilir. Lakin Iced Earth’ün vokalisti Stu Block “Vallahi oluyor. Aslanlar ele geçiriyorlar” minvalinde bir tweet attı ve sonra sildi, Trump destekçileri ABD kongresini işgal ederlerken… Gelen bilgiler, Iced Earth’den Jon Schaffer’ın Washington polisi tarafından arandığı yönünde. Daha kötüsü, henüz kendisinden de bir haber alınamadı!

Doğrusu çok şaşırmadım. Müzisyenlerin deli olma hakları olduğuna inanırım ben. Aşırı derecede faşistleşmedikçe yine de anlayışla yaklaşmaya çalışırım. Hele bu tür soytarı bir harekete faşizm bile demekte zorlanıyorum ben. Elbette tehlikesini göz ardı etmiyorum. Ancak Lenin’in yeni kurduğu iktidarını devirmek üzere hareket etmediklerini de not etmeliyim!

Zaten yeterince demokrat, hatta devrimci, zibil gibi anarşist ve elbette satanist ve büyük bölümü yüce Odin izinde  müzisyenlerimiz çok. O yüzden Iced Earth’ü hemen bir çırpıda silip atma yanlısı değilim. Hatta anlayışla yaklaşıp “yazık” diyorum. Jon Schaffer, Trump için orada değildi belki. Bunu düşünmek isterim. Benim bildiğim Jon Schaffer aslında herkese karşıdır. Biden de amcamızın oğlu değil hem…

Trump faşizmi temsil ederken, demokratların demokrasiyi temsil ettiğini ilan edecek kadar Robert De Niro’nun askeri de değiliz. Bob da zaten kötünün en iyisi diyor; o ayrı bir yazı konusu olsun.

İşin gerçeğini de burada belirtelim. ABD müzik dünyasında en isyankâr sözleri rap dediğimiz ve pek de hazzetmediğimiz müzik türü yazmıştır. ABD metali 1980’lerden beri daima talim ve terbiye altında tutulmuştur. O yüzden olanlara şaşırmıyorum. Ama bu durum Iced Earth dinlememe engel mi olacak? Elbette hayır. Benim bildiğim Jon Schaffer iki sene sonra Rus (Sovyet) devrimi hakkında albüm de yapabilir. Yapması da şart değil elbette. Ancak kabul etmeliyiz ki bence gülünç bir şekilde heavy metal tarihine geçti bizim Jon Schaffer!

No Comments

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: