Blog

Therion’un baş döndüren müzikal evrimi Leviathan olarak somutlandı

Çeliksi-Öfkeli-Death Metal troykası bir müzik tarzından Pamuksu-Jelibonlu-Senfonik Metal alaşımına evrilen THERION’un “müzikal revizyonizmi” Leviathan albümüyle muştulandı. Grubun kurucu üyesi ve gitaristi Christofer Johnsson, THERION’un sergüzeşt metal yolunu Bilal’e anlatır gibi aktardı:

“Death Metal’den Senfonik Metal’e bir günde geçmedik. Bu müzikal seçilim, bir sürecin sonucunda, doğal evriminde oluştu. Klasik müzik nüveleri başlangıçtan beri vardı ama giderek yoğunlaştı. İkinci albümümüzle kadınsı elementleri bol bol müziğe yedirdik, üçüncü albümümüzde klasik müzik etkisi iyiden iyiye arttı ve dördüncü albümümüzde soprana, bas bariton gibi klasik müzik icra eden sanatçılarla çalıştık. Tabi günümüze gelindiğinde Senfonik Metal artık bir ana-akım müzik olarak algılanmaya başladı. Artık daha fazla insan dinlemeye başladı bu tarzı çünkü. Bu müzik tarzının bu denli popüler olmasına katkıda bulunan bir grup olmaktan dolayı gurur duyuyorum.”

Daha fazla insana ulaşmak yolunda “metalik” özünün volümünü baskılayıp senfonik, folk, nordic ve mitolojik temalara daha yoğun yönelen grubun Leviathan albümünden Die Wellen Der Zeit’i dinlediğimizde ise damağımızda biraz kekremsi bir Viking birası tadı kaldı. Her ne kadar ticari açıdan grubun başarı kazanmasını temenni ediyor olsak da sanatsal açıdan handiyse grubun bir Loreena Mckennitt’laşma riski taşıdığını söylesek abartı sayılmayacaktır. Buna rağmen grubun müzikal evriminin geldiği bu noktada fanlar açısından ya büyük bir sıçrama ya da yok olma sürecine gebe olduğunu söylemek mümkün. Albüme adını veren Leviathan şarkısında vokallerde numunelik bir death metal tınısı bile bulunmazken koro vokaller arşa çıkıyor ve “evladiyelik” statüsünde yeni Therion’un sergüzeşt yolunu belirliyor..

Tabii ki yukarda da vurguladığımız gibi; bu yaratıcı metal mühendislerinin Therion özelinde başarılı olması genel olarak metal müziğin de başarı hanesine bir artı puan yazılması anlamına gelecektir. Her ne kadar bu durum, “ana akıma dönüşmenin bir başarı mı yoksa sonun başlangıcı mı” olduğu sorgulamasını Şeytan’ın Avukatı DeliKasap olarak bir dip notu hüviyetinde yazının sonuna eklememize yol açsa da bol şans Therion!

DELİKASAP DERGİDEN ÇAĞRI: 2001 yılından bu yana gerek basılı dergilerimizle gerekse de dijital medya alanındaki duruşumuzla mücadeleyi sürdürüyoruz. DeliKasap, karşı kültür ve eleştirel popüler kültür yayıncılığında bağımsız bir hattı koruyarak kültür hayatına mizahi, sert ve “rock’n’roll” müdahalelerde bulunuyor. DeliKasap Dergi’ye vereceğiniz her destek, daha kaliteli video içerikler, özel röportajlar, basılı dergiler ve daha nitelikli yayınlar yapabilmemize katkı sunacak. DeliKasap Dergiyi destekleyiniz. Bağımsız yayıncılığa güç veriniz.

DeliKasap Dergi basılı ve dijital yayınlarımıza abone olabilir, bizleri patreondan destekleyebilir ya da koleksiyon sayılarımızı ayrı ayrı edinebilirsiniz…

No Comments

Bir Cevap Yazın

Right Menu Icon
%d blogcu bunu beğendi: