Karikatür Sanatı ve Rock & Roll Kültürü

You are currently viewing Karikatür Sanatı ve Rock & Roll Kültürü

Rock ve metal müziğe seksenli yılların sonu, doksanlı yılların başı dönemlerinde başlayan çoğu çiçeği burnunda rocker için müzik dışı sanatlar özellikle de karikatür sanatı çok önemliydi. Bunda dönemin Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin müzik meftunu olmasının payı büyüktü. İşte onlardan biri, Enis Temizel de İlk karikatürlerini yayınladığı MSÜ Grafik bölümünde okuduğu yıllardan bugüne bazı çizimlerini DeliKasap Dergi ile paylaşarak rock & roll kültürü ile karikatür arasındaki bağları ve bu mesleğin geleceğine dair duygu ve düşüncelerini bizlere sunuyor…

Üniversite yıllarında, Gırgır dergisi ve Milliyet gazetesinin mizah eki Güm Güm  dergisinde  yayınlanmaya başlar ilk işleri… Çocukluğundan beri çiziyor, yağlıboya  resimler, guaj illüstrasyonlar yapıyordu ama Enis Temizel’in profesyonel anlamda çizerlik macerası işte bu dergilerle başlar.

Akademide ders aralarında Jethro Tull, Deep Purple, Iron Maiden dinleyen sanatçı 80’li yılların çok kuvvetli rock rüzgarlarının üniversitelerde fırtına gibi estiği o güzel zamanların 90’larda rock ve metal kasırgasına dönüşmesine şahitlik etti…

“Anadolu Rock ve özellikle Cem Karaca, Barış Manço dinleyerek büyüdüğüm için ayrıca Asia, Journey, Toto, Yes gibi daha progresif  grupları da ilgiyle dinliyordum. Melodik ve klavye tabanlı gruplar bu yüzden daha ilgimi çekiyordu.” diyor Enis, o günleri özlem ile anlatırken…

“Benim açımdan, çizerken bu grupları dinlemek müthiş bir motivasyon katıyordu çizimlerime… İlk başlarda karikatüre Rock temaları çizen birkaç çizerdik dergilerde.”

“Daha sonra 90’larda Beyoğlu’nda kültürel bir dönüşüm gerçekleşti ve bizi ‘ne bu gavurun müziğinden etkilenip çiziyorsunuz, özenti bu çizimler’ diye eleştirenlerin çoğu Rock barlar açtılar. Bizde böyledir bu işler bilirsiniz. Önce karşı çıkarlar sonra ben biliyordum zaten deyiverip herkesten çok sahiplenirler, konuya hiç hakim olmasalar bile.”

“Bizde karikatür denince akla hemen  mizah dergileri gelir. Aslında bunun nedeni şuydu; Amerika’da 60’lı ve 70’li yıllarda hit olan MAD dergisi karikatüre çizgi roman yaklaşımıyla satirik bir anlatım şekli kazandırmıştı. İşte Oğuz Aral’ın başarısı önce Çarşaf dergisinin uyguladığı bu tarzı 80 sonrası serbest ekonomiye ve dünyaya daha çok açılan Türk popüler kültürüyle harmanlamasıyla kendini göstermişti.”

Enis Temizel geçmişten beslenen bu sanatın geleceğine yönelik ise şunları söylüyor:

“Gırgırın çok kuvvetli bir entelektüel tabanı vardı. Daha sonra bunu Leman sürdürdü. Ama bu belki biraz çizgiyle gazetecilik yapmak gibi bir şeydi. Karikatürü Türkiye’de, reklam, animasyon gibi daha farklı alanlarda, daha sanatsal halini görebilmek için biraz daha beklemek gerekecekti. Günümüzde Karikatürist yine karikatür yaklaşımıyla senaryo yazabilir, heykel yapabilir, bilgisayarda dijital illüstrasyonlar yapabilir. Ama bunların hepsindeki ortak nokta, yani sizi karikatürist yapan şey iyi bir sanat eğitimi almış olmanız ve bu eğitimi olmasa  bile çok desen çalışmış, bu işe çok kafa patlatmış olmanız. Bu da binlerce eskiz demek. Duygusal açıdan aklınızda ve duygularınızda olan her şey enerji şeklinde karikatürünüze yansır. O gün sinirliyseniz bu aynen çizgilerle karikatürde kendini dışa vurur. İyi bir karikatürist olmak için çok çalışmak, çok okumak ve hem bir dünya vizyonu hem de bir duruş sahibi olma disiplini gerekiyor. Karikatür post modern medya endüstrisinde çok çeşitlendi. Her grafik ürününde kendini gösterebiliyor artık. Balık yağı hapı kutusundan, t-shirtlere, reklam panolarından çizgi film kanallarına kadar çok geniş bir yelpazede karikatüristlerin yaptığı işleri  görebiliyoruz. Dolayısıyla bizim zamanımıza kıyasla gençlerin  kendilerini gösterebilecekleri çok sayıda mecra var. Yurt içine ve aynı zamanda yurt dışına hem orada yaşayarak, hem de buradan internet üzerinden çalışan yeni yetenekler var. Bilgisayar oyunları sektörü, editoryal dergi illüstrasyonları, bağımsız çizgi roman yayıncılığı gibi bir çok alanda kendilerini gösteriyorlar. Nevizade’de peezlenip, haftada bir gece sabahlayıp dergi çıkarma geleneğinden gelen bir tavırla haftada birkaç saat  çizince yıllar geçer ama bir yere varmak imkansızlaşır. Böyle yaparak ve cool görünerek, biraz da ağır ve tok bir sesle belki hala burada çok itibar görürsünüz ama inanın, tüm dünyada şu anda kıran kırana bir rekabet var. Neden dünya çapında işler yapma hedefiniz olmasın ki. Bu disiplinli çalışmayla kesinlikle mümkün.”

“Birkaç yıl önce basılan Piri Reis grafik romanım da orta çağın sonunda bir paralel evrende geçiyor. Karikatür hep paralel evrendir zaten hatta meta-verse’tir yapısı gereği. Yani yaşadığınız hayatı baz alır ona çok benzer ama o değildir. Bazen daha fantastik bir boyutta görmek istediğiniz dünyayı karikatürize edersiniz. Bunun içindir ki kolektif bilinçteki arketiplerden çok beslenir karikatür.”

Bir cevap yazın