Yarı-Tanrı Metal-Adam Dave Mustaine Megadeth İle Yine Zirvede

You are currently viewing Yarı-Tanrı Metal-Adam Dave Mustaine Megadeth İle Yine Zirvede

PANDEMİ, ÖLÜMCÜL HASTALIK, GİDEN ELEMANLAR YIKAMADI. KORSAN GEMİSİ MEGADETH YENİDEN YAĞMA SEFERİNE ÇIKTI.

Heavy metal dünyasının ‘taçsız kralı’, yaşayan efsanesi, “ne yaparsa doğrudur” dogmatizmiyle sorgulanmayan tek yarı tanrısı ve onun kaptanlığında demir alan korsan gemisindeki ‘çapulcu’ tayfa sonunda beklenen büyük yağma seferine çıktı. Megadeth yeni albümü, ‘The Sick, the Dying… And the Dead!’ ile dinleyicilerini selamladı.

İki cover parçası -Sammy Hagar’ın vokallerde eşlik ettiği “This Planet’s on Fire (Burn in Hell)” ve thrash dünyasının başlangıçtan bu yana en sevdiği Punk grubu olan Dead Kennedys’den “Police Truck” parçaları- olmak üzere toplam on dört parçadan oluşan albüm heavy metal dünyasını sarsmaya yetti. Yayınlanalı çok kısa bir süre olmasına karşın ABD’de Billboard 200 listesinde şimdiden 3 numaraya çıktı bile.

YARI-TANRI ADAM MUSTAINE YAPTI YAPACAĞINI

Megadeth için iki albüm arasındaki en uzun sürenin geçmesinin ardından ortaya çıkan yapım (Dystopia’dan 6,5 yıl sonra) öncesi çok sayıda “acaba?” sorusu da gündeme gelmişti. Lamb of God’la özdeşleşmiş muazzam baterist Chris Adler’in gruptan ayrılmak zorunda kalması, Megadeth’in vücut bulmuş halinin simgesi olarak ‘İki Dave’den bas gitarist David Ellefson’in bir genç kıza online mastürbasyon yaparken kaydedilen görüntülerinin ifşa olması, Dave Mustaine’e gırtlak kanseri teşhisi konulması ve tüm bunlar yetmezmiş gibi Covid-19 pandemisinin tüm dünyayı evlere kitlediği gibi müzik endüstrisinin de motorunu kapatması…

TEHLİKELİ, HUYSUZ İHTİYAR GÜVERTEYE YENİDEN ÇIKTI

Ancak tahmin edilemeyen şey Megadeth’i kurmasından bu yana ‘Me against the World’ mantığıyla önüne gelene savaş açan, hırsı dağlardan taşan, inatçılığı dolayısıyla ataları arasında Arnavut bulunması pek mümkün olan Dave Mustaine’in yaşayan bir ‘yarı-tanrı’ olmasıydı. Son dönemlerde tam bir “Seni o….u çocuğu! Hemen bahçemden çık” şeklinde evinin önünde elinde pompalı tüfekle oturan redneck bir huysuz ihtiyara dönüşmesi grubu takip edenlerin gözünden de sanırım kaçmamıştır. Aradan geçen bunca yıl sonra halen “Metallica’nın alfa adamı bendim. Kirk bestelerimi çaldı. Herife bu izni vermedim.” “James adamın dibidir. Lars .pnenin önde gidenidir” vay efendim “Metal tişörtleriyle dolaşan alakasız tipler dangalaktır” ya da “Ellefson ahlaksız bir faaliyette bulundu ne ettiysem iyi etmişimdir” tarzında sözleriyle ilk bakışta bu albümü bitirememiş bir müzisyen imajı verebilir sizlere Mustaine. Ama dedik ya adam ‘semi-god!’

Dave Mustaine kolları sıvadı. Önce 50’den fazla radyasyon ve kemoterapi tedavileri alıp kanseri yendi. Bateriye Soilwork’den Dirk Verbeuren’i aldı ki bu adam hızı, keskinliği, sıra dışı tekniği ve müzikte zamanlama harikası olmasıyla tanınan bir adamdır (tamam kabul ediyorum Chris Adler’den sonra kesmez ancak bu adam thrash metal janra Adler’in Groove tonundan daha yakındır.) ‘Uncle Dave’, Ellefson’in ardından albüm kayıtlarında bas’ı Testament’in ‘ritm köprülerinin kralı’ kabul edilen müzisyen Steve Di Giorgio’ya verdi ki bu Mustaine’in kendi korsan gemisine “en iyi tayfaları alma” geleneğinin göstergesi gibidir. Grubun resmi basçısı ise James LoMenzo’dur, konserlerde Di Giorgio değil, LoMenzo yer alacak.

BAŞTAN SONA TAM BİR MEGADETH ŞAHESERİ

Bu tayfa 2019 yılında viski eyaleti Tennessee’de stüdyoya girerek çalışmaya başladı ve şişe şişe viskileri bittiğinde de ortaya müthiş bir albüm çıkardılar. Albümde ortalama (vasat) parçalar olduğu gibi gırtlak kanserinden yeni çıkan Mustaine’in sesinin güçsüz kaldığı parçalar da var ancak tüm dünyada albüm hakkındaki ilk yorumlar albümün 1-2 parça haricinde muazzam bir thrash metal albümü olduğu yönündedir. Bu sanırım iyi bir fikir vermekte. Mustaine fikirlerini bu albüme yansıtmayı her zaman olduğu gibi yine başardı. Albüme adını da veren açılış parçasında hem kendi kanser sürecini hem de dünyada yüzbinlerce insanın canına mal olan pandemi belasını işledi. Elon Musk’in başını çektiği “Dünyadan kaçıp bir an önce Mars’ta koloni kurmalıyız” fikriyle dalga geçen ve Dünyanın daha yaşanılabilir bir yer olması için çabalanması gerektiği vurgusu yapan ironik ‘Mission to Mars’ parçasını oluşturdu. Hem Megadeth’in inatçılığını hem de hafif militarist eğilimli ‘We’ll Be Back’ ve ağır militarist (ABD Özel Kuvvetler Komutanlığı birimine bağlı bir askeri birliğin baskınlarına adanmış!) ‘Night Stalkers’ parçalarına imza attı. Bu parçada rap şarkıcısı Ice-T’nin de vokallerde yer aldığını ifade etmeliyiz. Yine Mustaine’in radyoloji tedavisi, Çernobil’deki nükleer felaketi ve bir “aşk hikayesini!” bir araya getiren ‘Dogs of Chernobyl” parçası da bu albümde yer almakta…

Bir Megadeth albümü kendisinden bekleneni veriyorsa bu albümdeki parçaların teknik analizini tek tek siz değerli DK okuyucularına yapmak saygısızlık olacağı için özetle şunu söyleyebiliriz: İyi bir Megadeth albümünde olması gereken her şey, örneğin: türünün en teknik ve mükemmel thrash sound’unun yakalanmış olması bu albümde vardır. Mustaine – Loureiro düalitesinden doğan hızlı, öfkeli, parçalayan gitarlardan melodik, akışkan ve geniş yelpaze tonlara uzanan gitar kompozisyonları bu albümün imzalarıdır. Heavy metal dünyasının en müthiş cover yapan adamlarından Mustaine iki cover parçasıyla döktürmüş ve heavy metal tarihine saygı görevini yerine getirmiştir. Bateristlerin her Megadeth albümünde mutlaka birkaç parçaya imza atan partisyonlar yaratmaları (Bu albüm özelinde ‘Junkie’ ve ‘Psychopathy’) kendini gerçekleştirmiştir.

GÜNÜN MENÜSÜ!

Hocam bu ne biçim inceleme hiç mi şarkı önermiyorsun? Biz hangi parça ile gaza gelip headbang yapacağız?” diyebilirsiniz ancak yukarıda dediğimiz gibi muazzam bir Megadeth albümünde baştan sonra gazı hissedersiniz! Yine de canavar bir menü sunalım: Malum, Megadeth albümleri ‘Mustaine’in gitar fırtınasıyla’ başlar… Albümün açılış parçası ‘The Sick, the Dying… And the Dead!’ Formula-1 startı gibi gazın sonuna kadar köklenerek yarışa başlanan bir parça. Megadeth’in ‘old school’ müziğiyle geç-olgun dönem olarak tarihlendirebileceğimiz dönem (2011 yılında ‘Thirteen’ ile başlayan…) soundunu birleştiren, adamı duvardan duvara vuran ‘Night Stalkers’ ise bitti dediğiniz anda yeniden agresifleşen bir thrash şaheseri…

Ve bence albümdeki en eğlenceli parça. Orijinali zaten müthiş olan ve Mustaine-Hagar ikili vokal düetiyle yeniden hayat bulan ‘This Planet’s on Fire (Burn in Hell)’ Megadeth tarzında yorumlanan parça grubun neden olağan dışı bir cover yetisine sahip olduğunu da bir kez daha gözler önüne sermekte. Şimdiden afiyet olsun!

Bitti mi? Bitmedi! Dave Mustaine kısa süre önce tüm Megadeth fanlarını mest eden bir açıklama yaptı ve “Kayıtlar esnasında çok fazla şarkı elimizde birikti. Megadeth ara vermeden birkaç albüm daha yapacak. Hali hazırda bir sonraki albüm için çalışmaya başladık bile” diyerek nemesis’i Metallica’ya lafı yine çakmıştır. Hatta bir Amazon projesi için -bir sonraki albümde de kullanmaları kuvvetle muhtemel- bir Judas Priest cover’i olan ‘Delivering The Goods’u kaydettiler. Mustaine bu cover’i “Glenn Tipton’in çalma tarzıma olan muazzam etkisi dolayısıyla” kaydettiklerini açıkladı. Megadeth isimli dev korsan gemisinin bir sonraki ada yağmalaması için çok fazla beklemeyeceğimiz kesin.

Özetle albümün adının hakkını verircesine bir kariyeri bütünüyle yok etme olasılığı yüksek hastalığın, grup içinde darmaduman olan dinamiklerin, pandeminin üstesinden gelen Kaptan Dave Mustaine ve tayfası binlercesinden oluşan heavy metal adalarının olduğu koca bir okyanusta korsan bayrağını çekmiş ada ada yağmaya ve korku salmaya devam ediyorlar.

HUYSUZ İHTİYARIN PİS GÜLÜŞÜ

“Dostum ne alaka? Ne diye yukarıda Metallica’ya laf çaktın? Ne ayaksın?” derseniz nimet ekmek çarpsın ben demiyorum. Bakın, grubu uzunca bir zamandır albüm çıkarmadığı için içindeki sanat aşkını durdurmayan ve solo bir albüm çıkaran Metallica’nın gitaristi Kirk Hammett yakın zamanda ne demiş: “Son albümümüzden (Hardwired… to Self-Destruct) bu yana çok fazla zaman geçti. (6 yıl) Bence grup olarak artık yeni bir albüm çıkarmaya odaklanmamız, bunu düşünmeye başlamamız lazım!” Hahaha… (Ben gülmedim şu ileride elinde gitar olan huysuz ihtiyar güldü)

Bir cevap yazın