Author: Burak Ayağ

ABYSSOS – “KAZINMIŞ KARA SEMBOLLER VE ASLA İYİLEŞMEYEN YARALAR”

Cadılar, vampirler, kurtadamlar ve iblisler! Peki tüm bunların ücra bir İsveç köyünde yaşayan birkaç genç ile ne ilgisi var? En baştan söyleyelim, bu adamların şarkıları gerçek cadıları ve vampirleri bile diriltebilir!          Abyssos, 1996’da soğuk bir ocak ayında, Sundsvall adında oldukça küçük bir İsveç köyünde, Chris Rehn, Daniel Meidal ve Andreas Söderlund tarafından hayata geçirilmiş eşsiz bir melodik black metal grubudur. Ekip bir araya geldikten hemen sonra, yani Şubat 1996’da ilk demoları olan “Wherever the Witches Might Fly” yayımlanır. Hedberska Studios tarafından çıkarılan bu başarılı demo, üç adet normal ve iki adet bonus kayıttan oluşuyordu. Büyüleyici atmosferik ve melodik parçalardan oluşan bu demo yayımlandığı ilk günlerde tüm dikkatleri üzerine çekmeyi; bunun yanında kısa sürede birçok kayıt şirketinden gelen tekliflerin yanı sıra, yerel raydo kanalları ve fanzinlerde de kendine hatırı sayılır bir yer bulmayı başarmıştır. Hatta herkes tarafından 1996 yılında, İsveç’ten çıkan en iyi demo olduğu konuşulmaya başlanmıştır.          Bu son derece başarılı çıkışın ardından, Londra’da ki ünlü Cacophonous Records tarafından çağırılan grup, ilk albümlerini yapmak üzere imzayı atarlar. Hemen araya şunu da ekleyelim ki, bu kalibrede bir plak şirketinin yalnızca bir demoyla ilgisini cezbetmek hiç de kolay değildir. Varın siz düşünün!          Oldukça karanlık ve bir o kadar da estetik ve melodik olan dokuz parçayı içeren ilk albümleri “Together We Summon The Dark” 1997 ekiminde piyasaya çıkar. Bu albümün ilk göze çarpan özelliği, dikkat çekici albüm kapağı olur. Vampirik temaları işleyen bu grup, oldukça çarpıcı bir kapak pozu vermiş ve türünde bir ilke imza atmıştır. Daha önce hiçbir grup vampirizm temasını bu denli net bir şekilde işleyip kan emerken poz vermemişti! Bu vesileyle Vampyric Black Metal de sonsuz tartışmalara konu olan metal alt türleri ya da kategorilerinde kendine yer bulmuştur. Nice genç metalci yiğidin hem kendilerini hem de birbirlerini tükettikleri bu genre tartışmalarına 90’larda birçok alt tür zaten eklenmişti. Yine de grup genelde melodik black metal olarak kategorize ediliyor. Her ne kadar kurucu üye, şarkı yazarı, gitarist ve vokalist olan Lord Rehn, ne şekilde sınıflandırıldıklarını hiç önemsemediğini dile getirmiş olsa da, en azından biz de bir değinmiş olalım istedik.          İnanılmaz derecede kusursuz ve tiyatral işlenmiş, çok başarılı bir ilk albüme hayat vermiş olan ekip, kara-melodik türe yeni bir soluk getiriyor. Her parçası bir senfoni tadında olan bol back vokalli ve klavye destekli, karanlık ve tutku dolu tiyatral parçalarıyla adeta bize bir opera gösterisi sunuyor.          Bahsetmeden geçemeyeceğimiz bir başka konu da çok hızlı şekilde ilerleyen ve oldukça karışık bir düzende şekillenen gitar partileri. Özellikle gitar sesleri diğer enstrümanlardan daha ön plana çıkarılmış. Tuşelerinde ise inanılmaz bir işçilik söz konusu. Hepsinin klasik gitar temelli ve klasik ya da akademik müzik teorisine oldukça hakim oldukları açıkça ortada. Tabi ki salt iyi çalmak maharet değil, son derece akıcı kompozisyonlar büyük bir ustalıkla düzenlenmiş. En can alıcı yerlerde giren temiz ve melodik vokal desteklerinden tutun, klavye ve davul alt yapısına kadar müthiş bir deneyim sunuyorlar.          Belki fanboyluk yapıp, gereksiz methiyeler düzerek bu grubu çok yücelttiğimizi düşünebilirsiniz. Sanırım biraz da haklı olursunuz fakat olumsuz yönde eleştirebileceğimiz tek bir konu bile bulmakta oldukça zorlanıyoruz. En parlak çağında, black metal türüne büyük destek vermiş olan bu grup, kesinlikle övülmeyi hak ediyor.          Diğer black metal gruplarından Abyssos’u ayıran özellik sadece melodik olması değil aslında. Doğrudan satanizm temelli konuları işlemek yerine (her black metal grubunun sadece satanizmden bahsettiğini iddia etmiyorum), daha popüler kültürün yansıttığı yeni çağ büyücülük akımlarını konu ediniyor olması olabilir. Günümüzde tiyatral temalar ile kendini gösteren gruplar oldukça revaçta. Örneğin Ghost gibi bir grubun çok hızlı büyümesinde etken faktörlerden birisi muhakkak gizemli ve tiyatral bir sunuma sahip olmasıdır. Aslında geçmişe dönüp üretilen işlere baktığımızda, bir çoğunun yanlış zamanda yapılmış albümler olduğunu görebiliriz. Elbette biz, bu karanlık geçmişte kalmış, iyice soğumuş ve kararmış bu grupları gün yüzüne çıkarmayı görev edindik. Abyssos gibi mükemmel bir grubun günümüzde de hatırlanmaya ihtiyacı var.           Hiç hız kesmeden “Fhinsthanian Nightbreed” adlı ikinci albümlerini çıkaran grup, yine pis uzun tırnaklarıyla açtıkları yaralardan akan kanları yalayan ve ayın kendisinden bile daha yaşlı olan cadılardan bahsetmeye tam gaz devam ediyor. Önce ki albümdeki gibi grup üyeleri zevkle kan emen vampirler olarak tekrar karşımıza çıkıyor. Çizgisini hiç bozmadan devam eden Abyssos, hayran kitlesini bu vesileyle daha da genişletiyor.           Ne yazık ki, her grupta olduğu gibi anlaşmazlıklar baş göstermeye başlıyor. Meidal ve Söderlund gruptan ayrılıyor. Grubun beyni olan Lord Rehn, her ne kadar ilk etapta kabuğuna çekilmiş gibi gözükse de, tek kişilik proje olarak Abyssos’u yaşatmaya devam etme kararı alıyor. Yıllar sonra verdiği bir röportajda Lord Rehn, tam uzunlukta bir albümü dolduracak kadar şarkı yazdığını ancak anlaşabildiği ve masrafları karşılayacak bir plak şirketi bulamadığından yakınıyor. Yeni kadrosuyla yoluna devam eden Rehn ve akıbeti belli olmayan Abyssos, bize eşsiz deneyimler yaşatacak iki muazzam albüm bırakıp, lahitinin ağır taş kapağını kendi elleriyle kapatıyor.          Necrophagist gibi iki mükemmel albüm yaparak ağzımıza bir parmak bal çalıp kaçan Abyssos için ümitlerimizi yitirmiyoruz yine de. Kim bilir, belki bir gün kadim zamanlardan bir iblis gelir ve Lord Rehn’e yeni albümü için finansman olmaya karar verir? DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Solstice – “Cennetten Kovulduk ve Artık Kanayabiliyoruz!”

Solstice, 1990 yılında Rich Walker tarafından İngiltere Dewsbury’de kurulmuş bir epik doom metal grubudur. Döneminde ki türdaşları Candlemass ve Solitude Aeturnus gibi doom metal türünün öncü gruplarından biri olmuştur. Tabiri caiz ise İngilizler'in doom metale verdiği cevap diyebiliriz. Her şeyden önce, soğuk ve melodik gitar riffleri sizi kendine çekerken, bir anda Simon’ın vokalleriyle size ikinci şoku yaşatıyor. Her bir parçası ağıt niteliğinde olan ve hep birlikte yegane Lamentations (1994) albümünü oluşturan bu şarkılar sizi soğuk ve karanlık bir yolculuğa çıkaracak. Zaten grubun vokalisti Simon Matravers, Rich’in evinin soğuk ve nemli bodrumunda üşüyerek ve istemeyerek kayıtları yaptıklarını söylüyor. Simon’ın müziğe uyumsuz olan vokal tarzı, kendisini de müziğin üzerine çıkmakta çok zorlamış. Konserlerde de sesini duyurmakta zorlandığını söyleyen Simon, her ne kadar bu işi çok gönüllü olarak yapmamış olsa da, sonuçtan oldukça memnun. Zamanında yaptıkları işlerin bu denli tutulması ve bildiğimiz üzere sonradan değerlenmesi, onu günümüzde de müziğe dönmek konusunda cesaretlendirmiş. Sürekli yaptığı vokallerin Rich’in güzide besteleriyle uyum sağlamadığını söylese de, hayranları ve Rich bu durumdan son derece memnun. Neticede Simon, çıkardığı işlerle hepimizi dinlerken hüzünlendirmeyi ve alıp başka diyarlara götürmeyi başarıyor. Elbette yaptığı işten herhangi bir takdir göremeyen grup, ufak çaplı konserlere ve turnelere başlıyor. Hatta Polonya’da verdikleri bir konserde, bir hayran grubunun onları ünlü bir grup ile karıştırıp, aşırı ilgi gösterdiğinden bahsediyor Simon. Bu denli bir ilgiye alışık olmayan grup, hayranlarının ilgisinden tam memnun olacakları esnada, durumun bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu öğrenince oldukça kötü hissediyor. Her ne kadar istedikleri boyutta bir şöhretleri olmasa da biz Solstice gibi eşsiz bir grubu, unutulan ve hakkı yenen başarılı gruplar arasına yerleştirmekten onur duyuyoruz. Yaptıkları en başarılı turnenin bir diğer İngiliz grubu olan Count Raven ile birlikte olduğunu da dile getiriyorlar. Gerçi Simon aynı turnede, Anathema üyelerinin biralarını çaldıklarını söylüyor fakat bu bizim çözebileceğimiz bir sorun değil. Doksanlar metalinin kendine has garip ve çekici atmosferini hepimiz biliriz ve çoğumuz da ziyadesiyle severiz. Bu dönemin tarzına uygun olarak da Solstice, kendi farkını ortaya koyuyor. Grup kariyerine devam etmek için motive olmuşken, ilk yan çizen Simon oluyor. Tam bu sıralarda ki babasının vefatı ve çeşitli psikolojik sorunları Simon’ı alkol bağımlılığının pençesine itiyor. Yavaş yavaş hayat amacını kaybetmeye başlayan genç Simon, bir vokalist olarak yetersiz olduğunu düşünüyor ve gruptan ayrılmak istiyor. Böylece bizim sevdiğimiz, kalbimizde taht kurmuş olan içten vokalleri ve duygusal ruh hali yerini depresyona bırakıyor. Şimdilerde hayatını düzene sokmuş ve baba olmuş olan Simon, yeniden müziğe dönüşünü Matravian isimli yine İngiliz bir doom metal grubuyla yapıyor. Ayrıca kendi parçaları üzerinde de çalıştığını söyleyen Simon’a kariyerinde başarılar diliyoruz. Metal camiasında sıkça rastladığımız bu vokalist şımarıklığı sendromu, birçok güzide grubun sonunu getirmiştir. Elbette “şımarık” derken ufak bir nükte ediyoruz. Yoksa herkes gibi Simon’ın da zorlu bir dönemden geçtiğine şüphemiz yok. Grubun kurucusu Rich’in, neden vokalleri Simon’ın yapmasında bu kadar ısrarcı olduğunu, Lamentations albümünü dinlediğimizde anlıyoruz. Şu da bir gerçektir ki, Rich’in beste yapma ve söz yazma becerilerini de yabana atmamak lazım. Tüm grubu toplayan, her işe koşturan ve herkesle uğraşan idealist müzisyenimiz ise yeni kadrosuyla Solstice için çabalamaya devam ediyor. Bizim nihai amacımız ise bu şekilde göz ardı edilmiş gruplara bir nebze de olsa ışık tutmak ve yeni nesli de bu emektar gruplarla tanıştırmak. İstediği başarıya ulaşamamış olsa da Solstice, doom metal türünde öncü gruplardan olmuştur. Bizim için farklı duyulan riffleri, değişken ve akıcı geçişleri, Simon’ın melodik ve cezbedici sesi ile kendi kulvarını oluşturdu bile. Peki ya siz, halen Lamentations albümünü dinlemediniz mi? https://www.youtube.com/watch?v=5UVhE2ZsyD0 Grubun 2020 kadrosu ise şu şekildedir: Rich Walker - GuitarsAndrew Whittaker - GuitarsDaryl Parson - BassRick Budby - Drums DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Right Menu Icon