Author: "Ozzy" Özgür

ANGONA – 10TH ANNIVERSARY

  Angona’yı ilk olarak 2-3 yıl önce Myrath’ın gitaristi Malek Ben Arbia’nın instagram sayfasında gördüm. Tanımadığım için ilk başta yabancı grup sanmıştım. Birkaç şarkılarını dinleyip çok sevdim. Türk grubu olduklarını da öğrendim. Kısa süre önce de çölde vaha bulmuş gibi bir haber düştü önüme. Gençler böyle sıkıntılı bir dönemde albüm çıkarmıştı. Bana da alıp dinlemek düştü.    Açık konuşmak gerekirse 2000’li yıllarda müzikal anlamda heyecanımı kaybetmiştim. Bu sözümün yeni gruplar için geçerli olduğunu da belirteyim. Sonradan Svartsot, Sabaton, Myrath ve özellikle Be’lakor gibi grupları keşfedince heyecanım yeniden alevlendi. Bu grupları dinlerken hep böyle Türk gruplarının eksikliğini hissettim. Öyle ya, çıtır zamanlarımızdaki müzisyen arkadaşlarımızın yaşadığı kaliteli stüdyo ya da enstrüman eksikliği gibi sıkıntılar yoktu artık.    Black Sabbath’ın ilk albümünü çıkarıp Heavy Metal ateşini yakmasının üzerinden tam 51 yıl geçti. Bu 51 yıl içinde binlerce grup ve bir o kadar da tarz geçti. İcra olunmayan tarz, çalınmayan riff kalmadı.    Bu uzun girişi albüm hakkındaki düşüncelerim kötüye yorulmasın diye yazdım.    Albüme gelince, şarkılarda pek çok gruptan iz bulabilirsiniz. Ama asla “şu grubun kopyası” denebilecek ölçüde değil. Bu konuda söyleyebileceğim tek olumsuz sayılacak şey şu: Bazı şarkılarda ney ve clean vokaldeki oryantal melodi gereğinden fazla kullanılmış ve şarkılar biraz Myrathvari olmuş.    Albümün açılışını yapan “Harmony of X” enstrümantal bir şarkı. Ney ile açılıp şarkının ilerleyen bölümlerinde de bolca kullanılıyor. Şarkıyı dinlerken büyük üstat Kudsi Ergüner’e de bir selam gönderdim. Ortalamanın gayet üzerinde bir şarkı. Diğer şarkıların da çoğunda yoğun olarak ney ve oryantal melodi kullanımı mevcut, müziğe folk metal etiketi vuruyor.    Dediğim gibi 51 yıldır çalınmayan riff, denenmeyen tarz kalmadı. O yüzden Angona’yı dinlerken arada ünlü gruplara benzettiğim yerler oldu. Ancak herhangi bir grubu taklit ettiklerini iddia etmek mümkün değil. Zaman zaman 13. sıradaki “Mercyful Death”te olduğu gibi gibi alıp 80’lere götüren, “Artık Yeter” gibi vokal ve müziği biraz uzak bulmama rağmen sözleri çok iyi olan şarkılar var.    Arada Pantera ile kafa salladığınızı sanabilir, başka bir şarkıda 80’lerin Thrash’ine ekmek banabilirsiniz. Ekmek banmak demişken, “Wake Up”ı ney melodilerini silip tekrar denerlerse şarkı sınıf atlar ve tadından yenmez diye düşünüyorum. Belki kendileri de sever ve sonraki albüme neysiz olarak koyabilirler, neden olmasın. Çünkü bana göre “Wake Up” başta olmak üzere bazı şarkılarda ney el freni olup heyecanı bir tık düşürüyor.    Sonuç olarak bazı eksikleri olsa da grubun heyecanı, Progressive müziğin icrasında zaten var olan dezavantajlar ve evlere tıkıldığımız bu pandemi döneminde çıkan bir ilk albüm olması dolayısıyla bu eksikleri mazur görebiliriz. Eğer progressive müzik adına ülke çapında da olsa isim yapmış Dream Theater klonlarından bıktıysanız, 3.5 saatte 4 şarkı çalıp sizi uyutan gruplardan kaçıyorsanız “give Andona a chance”. Angona’nın yolu açık, size de afiyet olsun.    Benim albümde en çok sevdiğim şarkılar “Purge”, “Wake Up” ve “After Crash”. Angona bu albümle bence helalinden bir 8/10 puanı hak ediyor. Dinleyin, dinletin.  Ümit Özgür Eryiğit “Ozzy” Özgür ...

Heavy Metal’in Ruhu: OZZY OSBOURNE

"BEN BARRY MANILOW YA DA FRANK SINATRA DEĞİLİM Kİ KONSERLERİME SMOKİNLE GELEREK KONSER SONUNDA KİBARCA ALKIŞLADIKTAN SONRA S.KTİR OLUP GİDESİNİZ" (OZZY OSBOURNE) DeliKasap Editörlüğünün Notu: Henüz daha vikipedi, facebook, youtube hatta google’ın bile hayatlarımıza sirayet etmediği yıllarda başladığımız “Rock’N’Roll gazeteciliği” direnişimizde bugün 19. Yılımızı geride bırakırken DeliKasap’a katkı sunan çok değerli “metal-entelektüelleri”nin zamana direnen makalelerini yeniden düzenleyerek yayımlamaktan dolayı kıvanç duyuyoruz. İşte onlardan birini; tepeden tırnağa tavizsiz bir “metalist” olan "Ozzy" Özgür’ün DeliKasap Dergimizin analog dönemler ile dijital dönemler arasındaki devrimsel geçiş zamanlarından kalma enfes bir metal-makalesini, Ozzy Osbourne fenomenini sizlere erbabının kaleminden yeniden sunuyoruz… Yorgun Adamın Günlüğü Sevgili dostum Murat Arda bana mail atıp yeni albümünü çıkarması dolayısıyla bir Ozzy Osbourne yazısı yazmamı istediğinde biraz düşündüm. Çünkü yeni albüm söz konusuydu ve yazının da öyle olması gerekiyordu. Ama ben Şebek Dergisine yazdığım yazıyı biraz değiştirip eklemeler yaparak vermenin daha uygun olacağına inandım. Böylece eski yazıyla onun geçmisini anlatıp yeni albüm ve son dönemi hakkında bilgiler vererek Ozzy Osbourne'u gerektiği şekilde anlatabilecektim. Şimdi Sebek'teki yazıyla başlayarak girişi yapayım: Ozzy Osbourne binlerce insanın gözünde hâlâ civciv ezen, yarasanın kafasını ısırarak kopartan ya da konserde seyircilerin bir kovada topladıkları tükürüklerini içen biri. Gerçi pek çok metal grubuna aynı suçlamalar yüklendi ama nedendir bilinmez, Ozzy bu konuda hep en çok suçlanan kişi oldu. İşin ilginç tarafı da, başta Ozzy olmak üzere Heavy Metal gruplarının bu tür şeyleri alışkanlık haline getiren sapıklar olarak gösterilmesi. Heavy Metal konserlerinde çok sayıda şiddet olayının olduğu doğrudur. Ama bu, ne müziğin ne de müzik yapan grubun suçudur. Yazının girişindeki cümle Ozzy'nin bir röportajında "Konserlerinizde çıkan olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki soruya verdiği cevaptır. Bu cevap asla bir itiraf değil, Heavy Metal'in ruhunu anlatan bir cümledir. Doğrudan, fiziksel bir şiddeti öngörmese de bir karşı çıkışın, insanoğlunun doğasında var olan şiddetin düşünce ve sözler aracılığıyla dışavurumunu anlatır. Bu kadar genel anlatımdan sonra Ozzy Osbourne'a dönmek istiyorum. Benim kaygım Ozzy'nin hangi tarihte hangi albümü çıkarıp kaç milyon sattığını, ne yiyip ne içtigini aktarmak değil, hayatını ve düşüncelerini anlayıp anlatmaya çalışmaktır. Bütün bunların dışında aktarmak istediğim bir ayrıntı, benim de kazara öğrendiğim (ama hala emin olamadığım), Ozzy'nin Black Sabbath'dan önce başka bir grupla albüm çıkardığı… "Magic Lanterns" adlı bu grup 1966, 1967 ve 1968'de 3 albüm yayınlamış. Kapağındaki fotoğrafta bir grup üyesinin Ozzy'ye çok benzemesi ve grup kadrosunda -bass: Mike "Oz" Osbourne- yazması bana bunları düşündürdü. Kadroda davulcunun adı da "Harry Paul Ward" yazıyor. Gerçi bunun Bill Ward olmadığını sanıyorum. Çünkü Bill Ward'un gerçek adı William Ward. Ozzy bir fabrika isçisinin çocuğu olduğu ve kalabalık bir aileden geldiği için daha çocuk yaşta okulu bırakıp bir sürü işte çalışmak zorunda kaldı. Bu işler arasında mezbahada çalışmak da vardı. Ozzy mezbahada çalıştığı dönemle ilgili olarak geceleri hep parçalanmış, barsakları dışarıda, oradan oraya koşup duran ineklerle dolu kabuslar gördüğünü anlatır. Gördüğü kabuslar da dahil olmak üzere o yaşta bir çocuğun yaşadığı olumsuzluklar ve bunalımlar ruhsal dengeyi bozar. Ozzy'nin sergilediği küçüklü büyüklü dengesiz davranışların kaynağı da bu sanırım. Yaşadığı hayatı, yaptıklarını göz önüne alırsak Ozzy Osbourne Heavy Metal'ın şövalyeliğini başarıyla yapıyor. Çünkü Heavy Metal paranın, ipi kuşağına denk insanların değil, ezilmişliğin, nefretin, dışa vurulamayan şiddetin; kısaca aslında insan doğasında olan tüm değerlerin müziğidir. Her zaman yaptığı şeylerle, hatta yapmadıklarıyla bile gündeme oturacak kadar ön planda olmasına, tüm albümleri çok satmasına rağmen hiç para ve ticari kaygı peşinde koşmadı. İçindeki duyguları müziğe aktardı. Derdi kendini anlatabilmekti ve bunu sadece onu dinleyenler için yaptı. O, "En iyi dostumdu" dediği Randy Rhoads öldüğü zaman Randy'nin adını paraya çevirmeye çalışmadı. Beraber verdikleri konserlerin kaydını ölümünden beş yıl sonra Randy'nin annesinden izin alarak "tribute" (boyun borcu, minnet borcu) adıyla ve Ozzy Osbourne-Randy Rhoads adıyla yayınladı. 1982'de Randy'yi görüp dinleme şansı olmayanlara bu şansı dostunun muhteşem konser performansıyla verdi. "Deli Adam" daha sonraki gruplara ilham kaynağı olmasının yanı sıra bir çok genç yeteneği müzik dünyasına kazandırdı. Özellikle neredeyse yoktan var ettiği gitaristleriyle bir gitarist fabrikası gibi çalıştı. Birlikte çalıştığı müzisyenler ya dev isimlerdi ya da dev oldular. İşte bazıları: Lee Kerslake, Geezer Butler, Brad Gillis, Rudy Sarzo, Zakk Wylde, Jake E. Lee, Randy Castillo, Bob Daisley...

Right Menu Icon