Author: Veysel Barışsever

Yerli-Rock tarihimizde 37 sene önce bugün: 1984’te Açıkhava’yı kim yıktı?

Axe’in Açık Hava Tiyatrosu’nu yıktığı gün: 13 Mayıs 1984     Güneşli bir Pazar günü. Dünya’da NWOBHM tam gaz hız alırken Türkiye’deki Rock ve Metal grupları da boş durmuyor. Tam 37 yıl önce bugün, Repo Prodüksiyon’un düzenlediği Rock Festivali var İstanbul Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda. Katılan gruplar : Asım Can Gündüz ve Ambulans, Devil, Whisky, Axe(Ankara), Denge, Clips, E-5, Painted Bird, Grisou, Çetin Cengiz Dans grubu ve Acrobatik Rock And Roll dansçıları Dansco ve Sema.   Sırasıyla :  * Konser afişinin ana teması : “Bahar...

PUTLAR YIKILIYOR! 40 YIL ÖNCE… 40 YIL SONRA…

EGZOTİK BAND; HEAVY METAL’İN TÜRKİYE’DEKİ AĞABABALARI!   70’li yıllarda Deep Purple, Led Zeppelin, Black Sabbath, Sweet, Slade, Suzi Quatro gibi rock gruplarının müziği ile Bulgaristan’da yetişen ve bulutsuz bir çocukluk geçiren birisi olarak, 1978’de, 15 yaşında iken Türkiye’nin anarşik ortamına düşmek benim için çok büyük bir faciaydı. Mutlu ve kardeşçe yaşamak varken kardeşin kardeşi vurduğu bir ortamda kendimi bulmak, akıllara zarar veren bir durumdu. Mitingler, kavgalar, “Kahrolsun Faşizim"ler, sol yumruklar havaya...

“Monsters of Rock”-Moscow’91’de bir Türk metalci… (3) METALLICA İLE BAŞ BAŞA

Yirmi sekiz yıl evvelinin Sovyetler Birliği’ne zaman yolculuğumuz devam ediyor. Veysel Barışsever, yine bir çanta dolusu kutu biraları kapmış, Pantera’nın ortalığı velveleye vermesinin şaşkınlığını çoktan üzerinden atmış, The Black Crowes ile rahatlamış ve arkadaşlarıyla tekrar uzaklara, “sahneye” kilitlenmiştir… Çünkü Metallica sahneye çıkmış, tüm ihtişamıyla komünist devletin yurttaşlarına metal işaretini çakmıştır bile… Bu arada, bu yazı vesilesiyle DeliKasap olarak alkol bağımlılığından kurtulma amaçlı rehabilitasyon merkezine kendi isteğiyle yatan James Hetfield’e acil şifalar diler ve sözü tekrar Veysel Aga’ya bırakırız… Metallica...

“Monsters of Rock”-Moscow’91’de bir Türk metalci… (2) Phil Anselmo’nun arıza kovboyluğu

Veysel Barışsever’in hazırladığı yazı dizisi, kaldığı yerden devam ediyor. Binlerce Sovyet yurttaşı genç “Perestroyka” reformlarıyla gelen “liberalleşme” rüzgarları sonucu uluslararası bir heavy metal festivaline kavuşmuş, kitleler adeta kendilerinden geçmiş ve Rus gençleri, Pantera ile ilk defa buluşacak olmanın heyecanıyla taşkınlıkta da sınır tanımıyordu. Sonrasını Veysel abimizden dinliyoruz… (Editörün Notu: Müzik Ötesi kategorisi çeşitli türde içeriklere açık olup DeliKasap editoryal politikasından farklı görüşleri de içerebilmektedir. Anlatıdaki jargon ve siyasal yorumlar yazara aittir ve bizim ana politik çizgimizle uyumlu olmak zorunda değildir.) Pantera… Dimebag’in zincirli testeresi çalışmaya başlamıştı bile...

“Monsters of Rock”-Moscow’91’de bir Türk metalci… (1)

“İlk başta, Moskova sokaklarında barikatlar ve tanklar vardı-buna inanmak zordu ve garip hatta biraz ürkütücü bir rüya gibi görünüyordu. Sonra her şey yatıştı, hayat eski haline döndü, derken “Monsters of Rock” patladı ve buna inanmak sokaklardaki tanklara ve tarama seslerine inanmaktan daha da zordu…” Sözler anonim ama buna sonra geleceğiz… Öncesi var. 19 Ağustos 1991’de radyoda (sabah 6'dan itibaren başlayarak) ve daha sonra SSCB'nin Merkez televizyonunda, «Vremya» haber programının spikeri tarafından «Sovyet Yönetimin Beyanı " başlıklı resmi bir metin okundu. İşin özü kısaca şuydu; Gorbaçov ve kabinesinin izlediği demokratikleşme “Perestroyka” politikasını tasvip etmeyen bazı SSCB Komünist Partisi yöneticileri ve özellikle Başkan yardımcısı Yanayev Genadiy İvanoviç, KGB şefi Krüçkov Vladimir Aleksandroviç, İçişleri bakanı Pugo Boris Karloviç ve daha beş yüksek düzey devlet adamı SSCB’nin belli bölgelerinde, sabah 00:04’ten itibaren altı aylığına OHAL ilan edip yönetime el koyduklarını televizyon ekranlarından beyan ediyorlardı. Kendilerini ГКЧП (okunuşu GeKaÇePe- Государственный Комитет по Чрезвычайному Положению), OHAL Devlet Komitesi olarak adlandırarak, tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşların faaliyetlerini, mitingleri, sokak yürüyüş, gösteri ve grevleri kanun dışı ilan edip yasaklıyorlardı. Geçici olarak bazı merkezi, Moskova kentsel ve bölgesel sosyo-politik yayınların durdurulduğu bildirildi. Geri kalan yayın organlarına ise koyu bir sansür uygulaması öngörülüyordu. Gerçekte, asıl çatışma Gorbaçov’un Kırım’da tatilde olmasını fırsat bilen bu “8’li çete” ile 1. Rusya Federasyonu başkanı olan Yeltsin’nin demokrasi ve değişim taraftarları arasında gerçekleşiyordu. SSCB Savunma Bakanı Yazov Dimitriy Timofeyeviç'in emriyle 19 Ağustos sabahı Moskova'ya: *4 bin asker ve subay, *279 piyade savaş araçları, *148 zırhlı personel taşıyıcı, *362 tank  sokuldu ve tüm ana alanlar ve stratejik önem taşıyan kuruluşlar ve de tabii ki Merkezi Televizyon Binası ele geçirildi. Yeltsin’in şehir dışındaki evi özel kuvvetler tarafından ablukaya alınıyor ancak o olan bitenden haberdar olur olmaz emirlere boyun eğmeyerek Moskova’ya gitme kararı alıyordu. “Kendisine engel olunmaması” emri geliyor ki bu darbecilerin en büyük hatası olur. Yeltsin akşam saatlerinde Beyaz Ev’in (hükümet binası) önünde tank üstüne çıkarak o ünlü konuşmasını yapar:  “Rusya vatandaşları. 18-19 Ağustos 1991 gecesi, yasal olarak seçilen ülkenin cumhurbaşkanı iktidardan men edildi. Bu men edilmenin nedenleri ne olursa olsun, sağcı, gerici, anayasaya aykırı bir darbe ile karşı karşıyayız.” Yeltsin, OHAL Devlet Komitesi’nin hareketlerini kanuna aykırı ilan ederek halkı darbecilere karşı koymaya davet eder. Yeltsin’in bu konuşmasından sonra insanlar sokağa dökülür, Beyaz Ev’in etrafına, yollara, tünellere barikatlar kurup nöbet tutmaya başlarlar. Yeltsin taraftarı subaylar, KGB ajanları ve Afganistan gazileri silahlanarak Beyaz Ev’e yardıma koşarlar. Diğer taraftan asker ile halk kaynaşmaya başlar ve birçok yerde ordu halk tarafına geçer ve tankların namlularını darbecilere karşı çevirirler. Yine de yer yer ordu ile halk arasında çatışmalar olur. 20 Ağustos’ta, Beyaz Ev’in önünde Yeltsin’e ve demokrasiye destek vermek amacıyla 200 bin Moskovalı toplanır. Aynı gün sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Leningrad’ta darbe karşıtı 400 bin kişilik gösteri yapılır. O gece, Beyaz Ev’in yakınlardaki tünelde nöbet tutan üç gösterici zırhlı araç altında kalarak can verir. Gelişen olaylar karşısında halk arasında yükselen öfke dalgasından korkan OHAL Devlet Komitesi geri adım atar ve ordunun ve savaş araçlarının şehri terk etmesini emreder. 21 Ağustos günü  Komitenin bazı üyeleri Kırım’a Gorbaçov ile görüşmeye uçarlar ancak o onlarla görüşmeyi rededer. O gece Rusya Federasyonu başsavcısı OHAL Devlet Komitesi üyelerinin tutuklanması kararını imzalar ve Kırım dönüşü hepsi tutuklanıp yargıya teslim edilir. 22 Ağustos sabahı Gorbaçov Moskova’ya döner. Eveeeeett...

Right Menu Icon