Haberler

Yücelerin yücesi Büyük Darwin 209 yaşında

Tüm dünyada ne kadar üfürükçü varsa; Ne kadar cinci hoca varsa; Ne kadar falcı, nurcu, hocacı, hacıcı; Ne kadar nursuz, uğursuz, bilimsiz, sıfatsız varsa; Alayının canını sıkma becerisini gösteren büyük bilim insanı, kaba beyaz sakalına kurban olduğumuz güzel insan Charles Darwin; Yücelerin yücesi Büyük Darwin, 209 yaşına girdi. Kutlu olsun....

Hem Gotik hem rock’n’roll. Finladiya’nın yükselen metal trendi: The 69 Eyes

Vampir imajları, "biseksüel Peter Steele" modelli vokalistleri ve goth-glam-dark-pop-metal sentezi elementleriyle Finlandiya rock sahnelerinin deyim yerindeyse tozunu attıran bıçkın delikanlıları The 69 Eyes, son turnelerinde turnayı yine gözünden vurdular. Kış turnesine Finlandiya'da devam eden gösterişli Fin metalistler, çoğu konserin Finlandiya'da sold-out olmasından çok memnun olduklarını açıkladılar. İmajlarının eleştirilmesine; "Umurumuzda değil; biz köklerine bağlı, eski geleneklere sadık eskiokul bir grubuz" diyerek yanıt veren Helsinki kökenli grubun frontmani Jyrki Pekka Emil Linnankivi, "Yolumuz Motörhead'in yolu, sadece bizim müzik tarzımızın adı Goth'n'Roll", diyor. Grubun en büyük destekleyicisi ise efsanevi goth-rock kahramanı, "Love-Metal"in mucidi Ville Valo. The 69 Eyes, plak satışlarıyla Finlandiya'nın en çok satan grupları arasında ve biletleri en hızlı tükenen konser organizasyonları, grubun geleceğinin parlak olduğunun bir ispatı niteliğinde....

Gelmiş geçmiş en büyük rock grubunun ilk şarkısı 55 yıl önce bugün yayımlandı

Dünya rock müzik tarihinde gerek hayat tarzı açısından; gerek sözel, gerekse de müzikal olarak, onlardan daha fazla etkide bulunan nadir rock grupları bulunmaktadır. Kendilerinden ve ünlerinin tüm dünyaya yayılmasından yıllar sonra ortaya çıkan müzikal janrlar; pop, rock, metal, punk ya da alternatif; hiçbir müzikal akım mensubu yoktur ki onlara saygıda kusur eylesin. Sovyetler Birliği'nin uzaya ilk insan yolladığı o zamanlara dair, öyle bir grup vardı ki, 7 Şubat 1963'te ilk single'larını Amerika'da müzikseverlere sundular...

Adele ile Sam Smith’in aynı kişi olduğu iddia edildi

Müzik dünyasını karıştıran tuhaf komplo teorisi; "Adele ile Sam Smith'in aynı kişi olduğu iddiası" ortalığı karıştırdı. İlk başta imkansız gibi görünen bu iddiayı ortaya sürenlerin dayandığı nokta şunlar: Adele ile Sam Smith asla yan yana durmadılar, aynı odada, stüdyoda gözükmediler. Adele'nin plağını bir devir yavaş çalınca ortaya Sam Smith çıkıyor! İnanmayan pikabında bunu denesin. Sam Smith (ya da Adele) şimdilik spekülasyonlar karşısında sessizliğini koruyor. Delikasap olarak hiç üşenmedik; Adele plağını bir alt devirde dinledik; sonuç şaşırtıcı: Aynı Sam Smith! Sonuçta bu iddiaların işkembe-i kübradan uydurulduğu muhakkak. Lakin, en azından bir gerçek ortaya çıkmış oldu: Bu iki müzisyen aynı kişi olmasa da, Sam'in bir Adele şarkısı coverladığında nasıl bir sonuç ortaya çıkacağını artık biliyoruz.  ...

Ankara metalcisi, Mustafa Kemal’in yoldaşı: SelfTorture; dimdik ayakta

Ankara'nın hakikatli hardcore-metal gruplarından SelfTorture, en son 2010'da Tried and True isimli bir albüm çıkarmıştı. Sonra klasik memleket koşulları nedeniyle kendini adeta demlenmeye bırakan grup, hayat katarında iş değişiklikleri, evlenmeler boşanmalar derken o arada olgunlaşan, biriken sözlerden, rifflerden kısa ve full adrenalin dolu yeni bir kayıt sürecine girdiler...

Siyami’yi kaybettik

Delikasap'ı bir üniversitenin otlağında kurarken, tam 17 yıl önce, o, bizlerden birkaç kilometre uzakta, aynı günlerde hayata gözlerini açtı. Değerli dostumuz, yazarımız Nirvana_Kedi'nin Delikasap ile yaşıt, tam 17 yaşındaki bu sevimli yoldaşı, onun hakikaten eşit davrandığı bir arkadaşı, adeta bir Delikasap üyesi, sanki bir kanka gibi gördüğümüz, karakterli bir kedi idi; ismi de Siyami'ydi. Ne yazık ki onu kaybettik. Kavgalarımıza, aşklarımıza, dostluklarımıza ve nefretlerimize tüm bilgeliğiyle yıllar yıllı eşlik eden, bize "ya bu Siyami galiba bizi anlıyor" dedirtecek kadar zeki, uslu, güzel ve haysiyetli Siyami! Tek tesellimiz, Siyami'nin tüm hayatı boyunca Nirvana_Kedi'nin ona gerçek bir birey gibi davrandığına şahit olmamız ve Siyami'nin iyi bir hayat yaşadığıdır. Sevgili Nirvana_Kedi ve tüm Siyami dostlarına, Delikasap ailesi olarak başsağlığı diliyoruz. Seni seviyoruz Siyami, unutmayacağız....

Marilyn Manson, gazetecinin t.şşaklarını burdu

İçine iblis tohumu serpiştirilmiş pop-rock'ın önde gelen temsilcisi Marilyn Manson'ın "t.şşaklarla" olan derdi bitmek bilmiyor. Daha önce kendi öz t.şşaklarını rahatça emebilmek ve "konforlu bir mastürbasyon keyfinden mahrum kalmamak amacıyla" kaburga kemiklerinden birini aldırarak "huzura kavuştuğunu" açıklayan büyük sanatçı, The Guardian muhabiri Alexis Petridis'in -çok afedersiniz- t.şşaklarını burunca gazeteci milletine illallah dedirtti. Talihsiz Alexis dostumuz ise hala yaşadığı şokun etkisini atlatamadı: "Gazetecilik hayatımda bir çok tuhaf şey yaşadım ama ilk kez röportaj yaptığım bir sanatçı (çok afedersiniz) t.şşaklarımı burdu" diyen meslektaşımız Petridis'e Delikasap olarak "Büyük geçmiş olsun" diyoruz. Oteldeki röportaj için ilk buluşmalarında zavallı muhabirin boğazına silah dayayan ve daha başlangıçta Petridis'in yüreğini ağzına getiren çılgın rockçı "Ehe ehe, şaka yaptım, bir bira ister misin" diye sorduktan ve röportajın başlangıcından hemen sonra t.şşak burma hareketini yapmış. Marilyn Manson'a dair ise tek söz söyleyeceğiz: YÜCE GÖK SENİ ISLAH ETSİN!...

Bruce Dickinson yine şaşırttı: “Mao, Muhammet, İsa ile takılmak isterdim”

Heavy Metal müziğin deli-dahilerinden Bruce Dickinson, Iron Maiden fanlarını şaşırtmaya devam ediyor. Daha önce "aşırı oral seks bağımlılığı neticesinde dil kanseri olduğunu" açıklayan ve Yüce Gök'e çok şükür kanser illetini atlatan çılgın rocker, bu defa da "Mao, Muhammet ve İsa ile bir akşam yemeği yemek isterdim" dedi. Aynı zamanda "Fahri Doktora sahibi"; Pilot; Yazar; Yiyici (Gurme); İşadamı gibi farklı sıfatlara da sahip olan Bruce Dickinson, heavy metal aleminin en renkli kişiliklerinden birisi olarak demir bakir ve bakireleri şaşırtmaya devam edecek gibi görünüyor. ...

Roger Waters pişman: “Keşke Pink Floyd’u mahkemeye vermeseydim”

Roger Waters (en solda, İnek Şaban gibi bakan), yıllar sonra Pink Floyd'u mahkemeye vermesinin büyük bir hata olduğunu itiraf ederek; "Bu konuda çok fazla konuşmak istemiyorum ama evet, hatalı olan bendim. Grup elemanlarına dava açmamalıydım," dedi. O dönemde tek istediğinin daha yaratıcı olabilmek olduğunu söyleyen büyük müzisyen, hukuk sisteminin ona çok şey öğrettiğini de sözlerine ekledi. Waters, David Gilmour ve Nick Mason ile mahkemelik olmuştu. "Grubun diğer elemanlarına 1985 yılında, 'Her şey bitti' dediğimde 'Kolay mı sanıyorsun' dediklerinde anlamalıydım. İngiliz hukuk müktebasatından bihaber olduğumu ve Pink Floyd'un kolayca tarihe karışamayacağını da böylelikle öğrenmiş oldum," diyen Waters, şu sıralar eski grup elemanlarıyla yeniden "kanka" olmanın keyfini sürüyor. Bununla birlikte Türk basınının Pink Floyd'un ilk popülerleşmeye başladığı zamanlardaki gruba bakış açısı da kaydadeğer. Necip Türk medyasının, bugün olduğu gibi o günlerde de işkembe-i kübradan haber yapmayı adeta bir sanata dönüştürmesi komik mi yoksa trajikomik mi orasını da hala kestiremiyoruz! ...

Right Menu Icon