Haberler

SAVULUN MEL’UNLAR! Allah-sız Katık-sız Taviz-siz Thrash Metal’in Sahabeleri Vio-lence dönüyor

Delişmen-dehşetengiz vokalleri, cangırtöz-dolgulu bas gitar partisyonları, köftehor-namussuz geri vokalleri, serbest gezen hayvan eti yemiş gitar riffleri ve cenabet-tokatsal davul ataklarıyla thrash metale belki big-four kadar popülarite katmayan ve fakat tavizsiz metalcilerde çıkardığı üç muazzam albümle KULAK KANIRTICI bir etkide bulunmuş hor hor köftesi tadında puslu melodi manyakları Vio-lence, 30 seneden sonra kasabaya geri dönüyor! Önce; destur diyerek 90’lı yıllar başı metal ortamı ve Vio-lence halet-i ruhiyesine bir göz atalım: https://www.youtube.com/watch?v=B-EdNm6SE_8 2019 yılında 15 yıl aradan sonra ilk defa canlı konserler için yeniden bir araya gelen ve pandemi sonrasında bu kez de 30 sene sonra ilk defa albüm basmaya niyetlenen San Fransiskolu baba-thrasherlar belki biraz etlenmiş, saç köklerinden de biraz kıl yitirmiş olabilirler. VE FAKAT HÂLÂ HAYVANSI ENERJİYE SAHİPLER! Gelin, kuduruk sesli vokalist Sean Killian’a kulak verelim: “Yeni albümümüz 1988’de yayınladığımız Eternal Nightmare, 1990’da yayınladığımız Oppressing The Masses ve 93 demomuz Nothing To Gain’in bir harmanı gibi olacak adeta; hızlı ve ağır! İçinden MACHINE HEAD ve Robb Flynn gibi bir Groove Metal efsanesini yumurtlamış bu efso-grubun yeni albümüne heyecan duymayacak olanlara seslenmek istiyoruz: OCAK DIŞISINIZ!!! DELİKASAP 666+2. SAYISINI YAYINLADI. SİPARİŞ İÇİN: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

FAŞİST TED NUGENT’İ COVID ÇARPTI, METAL YILDIZLARI BELA OKUDU

Donald Trump ve “MAGA” kafasının (Make America Great Again) rock sektöründeki en büyük destekçisi olan ve daha önce “Kovid-19 yok ki olm!”, “Başka her türlü sebepten ölen kişilerin ölüm belgesine COVID yazıyorlar”, “COVID bir düzenbazlık salgınıdır. Gerçek bir salgın değildir aşıları da gerçek değildir” gibi Redneck aklının en yaratıcı sözlerini dile getiren Ted Nugent şimdi de “COVID oldum geberiyorum lan!” diye böğüre böğüre ağlamakta. Pazartesi günü Facebook kanalından canlı yayın yapan ultra-Trump’çi Nugent, “Son on gündür grip benzeri semptomlarım vardı giderek kötüleşti öyle ki ölüyorum diye düşündüm. Bugün öğrendim ki şu Çin bokuna kapılmışım. Testim pozitif çıktı çektiğim acıyı anlatamam kelimenin tam manasıyla yataktan sürünerek çıkıyorum” diye zırladı. Aklı başına gelmiş olacak ki evde ve karantinada olduğunu da dile getiren eski çocuk tacizcisi kısa süre önce “COVID-19 deniliyor çünkü 18 tane daha COVID var” gibisinden alkol ve redneck kafanın birleşimi acayip sözler sarf ederek yine gündeme gelmişti. ESKİ TRUMP’ÇI DEE LAFINI ESİRGEMEDİNugent’i sosyal medya üzerinden tokatlayan ilk isim ise eski Trump’çı Twisted Sister’in vokalisti Dee Snider oldu. Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “İstemediği, reddettiği şeyler başına gelen istemezci koca ağızlılara 0 sempatim var. Dee daha bir iki gün önce yine başka bir faşist olan Jon Schaffer'a da şu şekilde ayar vermişti: https://www.delikasap.org/2021/04/20/twisted-sister-efsanesi-dee-snider-jon-schaffere-gammazci-pust-muamelesi-cekti/ Ted efendi COVID’e saçmalık derken insanlar bunun yüzünden acı çekip öldü” diyen ve “Döndü dolaştı Ted’in .ötüne girdi” diye öfkesini dile getiren Snider’in aksine ailesi akademisyen olan Testament’in dev gitaristi Alex Skolnick ise zeka dolu basit bir görselle durumu anlatmayı tercih etti. SKLONICK DURUMU İŞTE BÖYLE ÖZETLEDİ Alex Skolnick, Twitter üzerinden önce Ted’in pandemiyle dalga geçen bir haberini koyarak “Nasıl başlamıştı” dedi ve altına Ted’in son açıklamalarını koyarak “Şimdi nasıl gidiyor” ifadesini kullandı. Thrash efsanesinin ardından bir başka glam metal efsanesi L.A. Guns’in kurucusu Tracii Guns da “Açık olmak gerekirse Ted hastalandığı için üzgünüm ve eşit şekilde bilime güvenme öngörüsüne sahip olmadığı için de üzgünüm. Çığırtkan ve hatalı olmak ölmeye değer mi e be gerizekalı?” diye ders verdi. Skid Row’un yırtıcı sesli vokalisti Sebastian Bach (neden hiç normal isimleri olmaz bunların) ise twitter adresinden mevzuya dalarak “Asya nefreti sergileyenlere sıfır sempati! Nefretini kusmak istersen hemen nefretle karşılaşırsın. Sıkıntı yok biladellll! https://www.youtube.com/watch?v=C3nycoZ-zzw Z kelimesini (siyahiler için kullanılan aşağılayıcı ifade kastedilmekte) kullanan tanıştığım herkese 0 sempati! Bunun gibi müzisyenler varsa da Dee ve benim gibi asla bunu kabul etmeyen insanlar da var. Üstelik onlardan daha büyüğüz” ifadelerine paylaşımında yer verdi. (DeliKasap Haber Ajansı/Emre Doğulu) Sebastian Bach Ted'e çok öfkeli ROCK 'N' ROLL KÜLTÜRÜNÜN YEGANE MECMUASI DELİKASAP 666+2. SAYI ÇIKTI Dergimize abone olmak, eski ve yeni sayılarımızı edinmek ya da kapaklarımızı övmek için dükkanımıza buyrun: https://www.delikasap.org/urun/abonelik/ ...

Twisted Sister efsanesi Dee Snider, Jon Schaffer’e GAMMAZCI PUŞT muamelesi çekti

Iced Earth kurucusu Jon Schaffer 6 Ocak Darbe Girişimi faillerinden biri olarak yargılanması sonucunda suçlu bulunmuştu. Schaffer’in 30 yıllık bir ceza ile karşı karşıya kalması sonrası PİŞMANLIK YASASI’ndan faydalanmak üzere devlet ile işbirliği yapacağını açıklaması Dee Snider’ı küplere bindirdi. Snider “Alçak! Puşt! Sen darbecileri savundun. Teröristlik yaptın. Şimdi de hainlik ediyorsun, gammazlık ediyorsun. Bi tane çakıcam!” dercesine bir ruh haliyle Schaffer’in metal camiası için bir utanç kaynağı olduğunu açıkladı. “Bre .mın çocuğu, madem teröristlik ettin, bi bok yedin, neden ceza indirimi için kendi cemaatine hainlik ediyorsun, gammazcı pezevenk!” şeklinde ağza alınmayacak küfürlerle Schaffer’e yüklenen ünlü vokalist, -sanki kendisi de henüz daha birkaç ay evvel Donald Trump yandaşı değilmişçesine- Jon Schaffer’i savunan bir takipçisi ile twitter’da bir de ağız dalaşına girdi. Bir takipçisinin “Jon’un heykelini dikmeye kalksak t.şşaklarına Indiana’nın betonu yetmez, en azından o inandığı değerler için savaştı” açıklamasına öfkelenen Snider “Hadi oradan, hadi oradan! Kendi ailene ve arkadaşlarına hainlikten başka bir şey değil. Gammazlık bu!” dedi. Hızını alamayan Snider attığı seri twitlerle Schaffer’e öfke kusmayı sürdürdü: “Gammazcılık, şerefsizce davranmaktır. Çok gammaz gördüm, duydum, babam bir polisti benim. Ama beni gammazcılık konusunda iyi eğitmiştir, bir polis olmasına rağmen o da sevmezdi gammazcıları ve bana sevdiklerimi satmamam konusunda hep öğütler verirdi. Sessizce acını çek ve kimseyi satma. Sevdiklerini, ailesini satan, gammazlayan insanları anlayamıyorum. Herkes enselenene kadar çok ağır abilik taslar ama yakalanınca da en hızlı satıcı olur. İbnelik gibi, puştluk gibi bir şey bu gammazlık.” Yine de yiğidi öldürüp hakkını verelim: Dee Snider'ın kendisi de daha önce 1985 yılında "Gençleri Metal'le Zehirlediği", "Şiddete Özendirdiği" ve "Ahlaksızlık Ettiği" gibi s.kko gerekçelerle Gençleri Koruma Cemiyeti tarafından Amerikan Senatosu'nda sorguya çekilmiş ama rock'n'roll tavrından taviz vermeden savunmasını anti-sansürcülük üzerine bina ederek metal camiasında büyük bir itibar kazanmıştı. Dee Snider senatodaki müthiş savunmasında anlı şanlı parlamenterleri alt etmiş, "Under The Blade şarkısı Sadomazoşizmi ve tecavüzü teşvik ediyor" diyen meşhur Demokrat senator Al Gore'un hanımı Bayan Gore'a "şarkıda bu tip düşünceler yok bence bu tip fikirler sizin beyninizin içinde" diyerek yüz yılın ayarını vermişti. O günlere dair bugün gülerek şöyle konuşuyor Dee: "Karşılarında Vince Neil gibi birini bekliyorlardı. Onu çatır çatır yiyebilirlerdi çünkü entelektüel olarak biraz zayıftır bizim Vince. Ama ben karşılarına Braveheart gibi dikildim!" Seni seviyoruz tuhaf adam, tüm deliliğine rağmen! DELİKASAP DERGİ SON SAYI ÇIKTI! DeliKasap'ı destekle...

Serdar Sağlam: “Cehalete sövdüğüm bir şarkının agresif olması gerekiyordu”

Geçtiğimiz yıl ilk albümü Gecenin Ateşi’ni müzikseverlere sunan Serdar Sağlam, altı şarkıdan oluşan ikinci kısa albümünü yayınladı. Solgun Çiçek ismiyle yayınlanan albüm Spotify, Apple Music, Youtube Music gibi tüm dijital platformlarda yerini aldı.  Serdar Sağlam albümü ve müzik çalışmalarına ilişkin sorularımıza yanıt verdi. -Rock müzik camiasında yeni ve tanınmayan bir isimsin.  Seni biraz tanımak için daha önce neler yaptığını öğrenebilir miyiz? Elbette. Profesyonel mesleğim gazetecilik. 10 yılı aşkın bir süredir çeşitli gazetelerde ve medya kurumlarında mesleğimi icra ediyorum. -Müziğe başlaman, müzik ve söz yazımına girişmen nasıl oldu? Aslında ilk gitarımı aldığımda 17-18 yaşlarındaydım. Gitar bile denemeyecek çok kötü bir aletti. Kendi başıma bir şeyler öğrenmeye çabaladım. Sonra elime biraz para geçince o da çok iyi olmasa da başka bir gitar alıp biraz ders aldım. Ufak tefek öğrenmeye başladım. En baştan beri şarkı yazmaya çok hevesliydim. Daha 5-10 akor öğrenmişken bir-iki şarkı bestelediğimi hatırlıyorum. Bu besteleri ben unutmuştum ama geçenlerde çok eski bir arkadaşım bana hatırlattı; “Mahallenin Köpekleri diye bir şarkı yazmıştın, hatırladın mı?” diye. Komik bir şarkıydı. İçinde mizah olan şarkıları hala seviyorum. Üniversitede arkadaşlarla bir grup kurduk. Ben hem gitar çalıp hem şarkı söylüyordum. Yine kendi bestelerimizi düzenliyorduk. O iş yürümedi. Ben de hayatın getirdiği başka sıkıntıların da etkisiyle müzik üretiminden yavaş yavaş koptum. Geçtiğimiz yıllarda başımdan geçen önemli olaylar sonrasında tutkularımı yeniden ele almaya karar verdim ve aldım elime gitarı, başladım çalmaya… -Albüme gelirsek… Şarkıları nasıl kaydettin? Şarkıların kayıtları benim için oldukça zorlayıcı oluyor. Bu işlerde yeni ve acemiyim. Müziğe uzun süre ara verdiğim için paslanmıştım. Hem form tutmak zorlayıcı hem de kayıt mevzuları pek anladığım işler değildi. Bestelerden, kayıtlara kadar her şeyi kendim yapıyorum. Tüm enstrümanları da kendim çalıyorum. Evimdeki ekipmanlar da sınırlı açıkçası. Zor bir süreç ama bu sayede yaparken çok şey öğrenmiş oluyorum. Eksikleri olsa da güzel şarkılar yaptığıma inanıyorum. Ben seviyorum en azından şarkılarımı… -Kara Cahil isimli şarkıda daha sert tonlara yer verip toplumsal bir eleştiri getirmişsin. Diğer şarkıların, romantik ve pop-rock tarzında… Müzik yelpazeni nasıl belirliyorsun? Ne dinliyorsam müziğime de o yansıyor. Rock müziğin hemen her çeşidi ve Blues müzik hayatımda geniş yer tutuyor. Soul, funk, jazz, klasik müzik de dinliyorum. Hard rock ve klasik rock çok yer etti bende. Türkçe rock müzik de önemli. Feridun Düzağaç, Teoman, Şebnem Ferah gibi isimleri dinleyerek gençliğimi geçirdim. En hafif rock müziklerden en sert rock şarkılarına kadar hepsini seviyorum. Yaptığım bestenin ruhuna en uygun düşecek şekilde, çalıp söyleyebildiğim kadar şarkılarımı oluşturmaya çalışıyorum. Kara Cahil hard rock sayılabilecek bir şarkı. Cehalete sövdüğüm bir şarkının biraz agresif olması gerekiyordu. Romantik şarkılar doğal olarak biraz daha hafif… -Müzik üretiminde hedefin nedir? Bundan sonra neler yapacaksın? Hedefim müzik yapmaya devam etmek. Her çalışmada özgün ve bir öncekinden daha iyi şarkılar sunabilmek ve dünyadan göçüp giderken iyi bir müzisyen olarak anılmak… O yüzden öğrenmeye, kendimi geliştirmeye ve şarkılar yapmaya devam edeceğim. Umarım rock müzik dünyamıza ve genel olarak müzik alemimize değerli katkılar yaparım. -Sana başarılar diliyoruz… Kendimi ifade edebilme imkanı verdiğiniz için ben teşekkür eder, başarılı yayıncılığınızın devamını dilerim… DeliKasap Dergi’yi destekle, bağımsız yayıncılığa güç ver… Edindiğiniz her neşriyat, abone olduğunuz her sayı Türkiye'de müzik kültürünü geliştirmemiz adına gücümüze güç katacaktır. https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

Ne demek Türkiye’de Senfonik Metal Yok!? Huzurlarınızda: AnzeriA

Kuruluş tarihi 2009 olan AnzeriA "meşakkatli" bir metal tarzında gayet başarılı bir sound tutturan "Senfonik Metalciler"den oluşan bir grup. 22.02.2021'de Holy Defy adını verdikleri albümlerini yayınlayan AnzeriA bu albümden Web Of Lies isimli ilk single’ını tüm dijital platformlar üzerinden dinleyicilerine sundu. Albüm kayıtlarını kendi ev stüdyosu ve Studio Circus’ta Özgür Öztürk ile kaydeden grup, mix ve mastering için Emircan Ünsev, alt yapıların düzenlenmesi için ise Koray Onur Alarslan ile çalıştı. AnzeriA bugün üç üyesiyle etkinliğini sürdürüyor. Vokallerde grubun kurucu üyesi Damla Kayıhan, gitarda Çağrı Çarhacıoğlu ve gitar-vokallerde Mehmet Erkut Atay heavy metal ile senfonik müziğin bir kombinasyonunu hayata geçiriyor ve bize başlıktaki soruyu sorduruyorlar: Ne demek Türkiye'de Senfonik Metal Yok!? Huzurlarınızda: AnzeriA! https://www.youtube.com/watch?v=vwwxm5wZuiI Şimdiye kadar yüzlerce yerli ve yabancı rock, metal ve punk deviyle özel röportajlar gerçekleştirmiş olan DeliKasap Dergi'yi destekle, bağımsız yayıncılığa güç ver...

İstanbul’u Özleyen Balthazar’dan Yeni Albüm

Merhaba Sevgili Deli Kasap Okurları,  Tarihe tanıklık etmekten yorulduğumuz günlerde neyse ki ilaç gibi albümler yapılmaya devam ediyor. 2021’in lezzetli albümlerinden biri de Belçikalı indie pop/rock grubu Balthazar’dan geliyor. Tarz olarak Arctic Monkeys’e benzettiğim Balthazar, experimental ilerleyişini sürdürerek karşımıza elektronik ağırlıklı biraz jazz, biraz disco tarzın dominant olduğu beşinci stüdyo albümü “Sand” ile çıkıyor.  Albüm didiklemesine başlamadan önce, her zamanki gibi vatandaşlık görevimi yapıp, siz sevgili okurları Balthazar’la tanıştıracağım. 2004 yılında Belçika’da kurulan grup Maarten Devoldere, Jinte Deprez, Simon Casier, Michiel Balcaen ve Tijs Delbeke’den oluşuyor. 2006 yılında kendi isimlerini verdikleri çıkış EP’si yayınlandıktan birkaç ay sonra grup üyeleri arasında bazı değişiklikler oldu. 2007 yılında ilk single “This Is A Flirt” yayınlanırken, grup ilk albümleri “Applause”u 2010’da yayınladı. Bugün burada ise dördüncü albümleri “Fever”ın ardından müzik yapmaya ara veren Balthazar’ın beşinci albümü “Sand” için toplanmış bulunuyoruz.  26 Şubat 2021 çıkış tarihli Sand, öncelikle elektronik bir albüm. Bir önceki albümleri “Fever”da elektronik tarafa yönelen grubun solisti Maarten ve back vokal Jinte, bir röportajında Fever’da ilk defa groovy soundlar kullandıklarını ve yeterince kullanmamışlar gibi hissettiklerini ve böyleceturne sırasında, Sand’de yer alacak yeni şarkıların oluşmaya başladığını söyledi. İkili, grupla verdikleri ara sırasında solo projelerine devam etti. Yeni albümün elektronik müzik ağırlıklı olmasının bir sebebinin de her şeyin Covid yüzünden dijital ortamda hazırlanması olduğunu vurgulayan Balthazar, eskiden bazı konularda grup olarak katı olduklarını dile getiriyor, artık ise yeni şeyler denemeyi sürdürmeyi, böylelikle sıkıcı olmamayı planlıyor. Pandemi olmasaydı da aynı şarkıları belki farklı soundlarla yapmış olabileceklerini söyleyen Balthazar’ın yeni albümü Sand’in açılış şarkısı “Moment”. Şarkı eğlenceli ve hareketli. Disco soundları dikkat çeken eseri dinlerken bir şekilde Balthazar imzası taşıdığını düşünüyorsunuz. İkinci sıraya geldiğimizde ise karşımıza jazzy olarak betimleyeceğim, dinlerken sakinleştirici etkiye kapılıp gevşeyeceğiniz Losers çıkıyor. Bu şarkının video klibi albümle eşzamanlı yayınlandı. Klipte, grup üyeleri bir filmin karakterleri olarak karşımıza çıkıyor ve 3:32 dakikalık klibin sonunda film sonu tanıtım yazılarında isimlerinin karşılığındaki rollerini gördüğünüzde klibi tekrar izleyip konuyu anlamak istiyorsunuz. Neden bahsettiğimi merak edenler için klibin linkini buraya bırakıyorum: https://youtu.be/RPalElBUdgE  Üçüncü sırada değerlendirilmeyi bekleyen “On A Roll” benim favorilerimden. Yine melodisini duyduğunuzda Balthazar yapımı olduğu üzerine iddiaya gireceğiniz türde olan “On A Roll” bana, “Covid bitse de Balthazar konserine gidip dans etsek” dedirtti. Video klibi otel koridorunda ve asansöründe geçen “On A Roll”, bana biraz grubun ilk albümleri “Applause” ve “Rats”deki indie rock stillerini anımsattı. Klibin linkini buraya iliştirdim: https://youtu.be/HE2OlPmH7xs  “Sand” albümünde ilk kez kadın vokaller kullanmayı deneyen grup, albümün en farklı parçalarından, dördüncü sırada yer alan “I Want You”nun güçlü soundları, birden fazla enstrüman kullanımı ve ilgi çekici sözleriyle dinleyiciyi yakalıyor. Albümün en pop şarkısı, slow tarafta diyeceğimiz “You Won’t Come Around”. Hem sözleri hem yapısı açısından sürekliliği olan, tekrar etmeyen şarkı, canlar biraz sıkkınsa daha da sıkmak için birebir. Neyse ki bir sonraki şarkıya geçtiğinizde “Linger On” ile depresyondan çıkıyorsunuz. Bütün elektronikliğiyle ileriki yıllarda belki de “Sand” albümü denince akla gelecek şarkı “Linger On”, kesinlikle eşliğinde dans edebileceğiniz türden. Yedinci sırada yer alan “Hourglass” da albümün geneli gibi disco etkisi altında. Grup, bir röportajında hemen hemen bütün şarkılarında bir şekilde zaman kavramından bahsettiğini söylüyor,  “Kum Saati” anlamına gelen “Hourglass” için ise “Kum’un mecazi anlamı” ifadesini kullanıyor. Jinte, albümün kapak fotoğrafının da bununla ilgili olduğunu, uzun zaman önce bir fotoğraf gördüklerini ve albümün bitmesine yakın kapak fotoğrafının o olacağı konusunda herkesin hemfikir olduğunu söylüyor. Albümün kapak fotoğrafı, Hollandalı heykeltraş Margriet Van Breevort’un “The One Who Waits”, orijinal adıyla “Humunculus Loxodontus” eseri. Maarten, fotoğrafı gördükten sonra üzerine daha çok düşündükçe albüme daha çok yakıştığını düşündüklerini söylüyor.    “Passing Through” yine minik dans hareketleriyle eşlik edip, içkinizi yudumlarken eskiyi anmanız muhtemel bir parça. Şarkının sonlarına doğru giren keman solonun hissini ben tarif edemem, yorumu size bırakıyorum. İstanbul’un en büyük pazarları olduğunu söyleyen Maarten ve ekibi henüz İstanbul’la ilgili bir şarkı yapmadı fakat “Leaving Antwerp”le, Antwerp şehrini bir ufak ansa da aslında albüm genelindeki sözlerde olduğu gibi bir suçluluk ve kabul edişten bahsediyor. Naçizane tavsiyem, jazz hatta neredeyse lounge diyebileceğim eserdeki saksafona kendinizi bırakmanız ve bir süre akıp gitmenizdir sevgili okuyucular. Albümde sondan bir önce karşımıza çıkan “Halfway”, perküsyon ağırlıklı, ritmik ve eğlenceli bir şarkı. Yine Balthazar dinleyicisinin ayırt edebileceği soundlar bulunduran parça, gelecekteki konserlerin demirbaşı olma potansiyeline sahip. Grup, slow, jazzy ve yatıştırıcı ritmleri olan son şarkı “Powerless”la dinleyiciye albümün hissettirdiği farklı duyguları sindirme imkanı tanımış. Albümün linkine buradan ulaşıp afiyetle dinleyebilirsiniz: https://open.spotify.com/album/0aYwzFnbFur2SEyJKKS0LD?si=1AVIb7eeSUmxfDm-Ee47Yw  Son zamanlarda gelen bazı üzücü ayrılık haberlerinin ardından, grubun bir süre daha buralarda olacağını gönül rahatlığıyla söylüyor ve Balthazar ailesine yeni katılacakları kucaklıyor, eski fanları selamlıyorum.  Huzur ve sağlıkla kalın! ...

Tohumları 1993 yılında İzmir’de zerk edildi; Ziggurat yeniden ayağa kalktı

Öncü deneysel black metal gruplarımızdan Ziggurat'ın kafa kağıdında doğum tarihi 1993 yılı, doğum yeri Smirna görünüyor. Türkiye’nin ilk black metal demolarından ikisini ise 1997 ve 1998 yıllarında yayınlayan grubun o dönemlerdeki kadrosunda Çağlayan Akıntürk ve Coşan Tahtalıoğlu hem alet edavatlarda hem vokallerde görev alıyor. Ancak 2016 yılında hayat gailesi yolları ayırsa da grup Coşan'sız bir kadroyla yeniden karanlık metal dünyasına geri dönme kararı alıyor. Toxin Müzik'ten yayınladıkları son albümleriyle Ziggurat'ın en son kadrosu aşağıdaki gibidir: Çağlayan Akıntürk (brutal vokal-bas), Semih Arı (gitar-vokal) ve Ercan Kaya (klavye) https://www.youtube.com/watch?v=bc1BGIn_A7Q Grup Ziggurat'ın yeniden küllerinden doğuşuna dair şu açıklamayı yapıyor: “Grubu yeniden aktif hale getirdikten sonra bir albüm yayınlama kararı aldık. Fakat bu albümün eski parçalardan mı yoksa yeni parçalardan mı oluşacağı hakkında çok düşündük ve ortak bir karara vardık.İlk etapta bugüne kadar yayınlanmış ve yayınlanmayan, gün yüzüne çıkmamış parçalardan oluşan bir albüm çıkarmak. Bu hem nostaljik hem de grubun geri dönüşü şerefine, kendimizi tekrar tanıtmak içinyayınladığımız bir albüm. Parçalar üzerinde ufak bir mastering harici oynama yapmadık. Hemen akabinde 2 parçadan oluşan EP ve 8 Parçadan oluşan Son Perde isimli albümümüzü Toxin Musicetiketiyle yayınladık. Albümde sürpriz olarak daha önce yayınlamadığımız 2 parça daha var. Onları da Toxin Music’ten sevgili Meriç Yapıcı’ya ulaşarak albümü edinip dinleyebilirsiniz. Albümün teması genel olarak bir isyan ve haykırış üzerine. Topluma, sisteme ve hatta kendine! Albümün bizim için önemi ise; çalışmayan bir bilgisayarı toparlayıp çalışır hale getirip tüm o eski parçaları ve verileri kurtarmamızdır. Aynı zamanda müzik dışında yakın arkadaşlar olduğumuz için bir arada olup müzikle uğraşmakta bizim için oldukça önemli. Bundan sonraki planlarımız, eski ve yeni parçalarla, konserlerle dinleyicininkarşısında olmak…” DELİKASAP YENİ SAYI ÇIKTI, DELİKASAP’I DESTEKLE, BAĞIMSIZ YAYINCILIĞA GÜÇ VER https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

Kobi Farhi; FETÖ’den RTE’ye, AKP’den Iron Maiden’a içini DeliKasap’a döktü

Dergimizin tecrübeli yazarlarından Gürkan Haydar Kılıçarslan ve dergimizin Kedi eşlikçilerinden Safinaz ikilisi, Orphaned Land'in karizmatik solisti Kobi Farhi ile "Uzaktan Eğitim" yoluyla youtube üzerinden bir mülakat gerçekleştirdiler. Fethullah Gülen cemaatinden Erdoğan yönetimine, Barış Manço'dan Kobi'nin deyişiyle "Erkin Baba"ya Türkiye'ye dair bir çok meseleye parmak bastıklarını ifade eden Kılıçarslan "Şimdiye kadar Kobi hakkında yapılmış en geniş kapsamlı söyleşiye imza attık" diyor. Röportaja "yancı" olarak katılan Safinaz ise yorum yapmaktan kaçınarak bizleri DeliKasap'ın youtube kanalında yayınlanacak olan röportajı beklemeye davet edercesine kraliçemsi bir edayla "miyuv" demekle yetindi. https://www.youtube.com/watch?v=BR9LOeGwvnE ...

Ankara’da yeşil kusan Groove metalciler: Kaptan Kadavra

Kaptan Kadavra; hobi olarak yeşil kusan, et yiyen, kasap kovalayan, diksiyonu düzgün, dış görünüşüne ve kişisel bakımına önem veren,takım çalışmasına yatkın, iletişim ve temsil yeteneği güçlü, analitik düşünebilen veİngilizce bilen 5 deli kişiden oluşmaktadır. Öldükten sonra arkalarında bir şeyler bırakacaklarımotivasyonuyla üretim yapan grup; bu motivasyon ile günlük kaygılarıyla başaçıkabilmenin yanı sıra: et ve kemik bağımlısı, pozitif, kendinden emin, kendisine ve çevresine enerji veren, güleryüzlü ve hepsinden önemlisi "kendini mutlu tanımlayabilecek" insanlar olma yolundailerlemektedir.Günlük hayatında Death Metal, Stoner Metal, Black Metal, Doom Metal, Thrash Metal,Groove Metal, Progressive Metal ve daha pek çok ağza alınmayacak türde metal dinleyengrup, her şeye rağmen Ankara'da büyümüş, Türkiye'de yetişen pek çok insandan çok dafarklı olmayan insanlardan oluşmaktadır. Girdikleri ortama göre her türden müziğitüketmekte ve dışarıdan bakıldığında o kadar da metalciye benzememektedirler. Maaş'Allah! https://www.youtube.com/watch?v=pBB8eY3cfJs DELİKASAP’I DESTEKLEYİNİZ! DeliKasap Dergi’ye vereceğiniz her destek, daha kaliteli video içerikler, belgeseller, özel röportajlar, basılı dergiler, anlamlı etkinlikler ve daha nitelikli yayınlar yapabilmemize katkı sunacak. DeliKasap Dergiyi destekleyiniz. Bağımsız yayıncılığa güç veriniz. DeliKasap Dergi basılı ve dijital yayınlarımıza abone olabilir, bizleri patreondan destekleyebilir ya da koleksiyon sayılarımızı ayrı ayrı edinebilirsiniz: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

Taşmektep’ten Taş Gibi Thrash: Uyan

2016’dan bu yana eski okul thrash metal üreten bir grup Taşmektep. Hakikaten de taş gibi bir sounda sahipler. Önce, daha evvel dikkatimizi çeken 2017 tarihli Kaos adlı şarkıları ile gruba dair hafizalarımızı bir tazeleyelim: https://www.youtube.com/watch?v=BnuRvEpdpSo Yayınladıkları bir albüm ve üç single sonrası dört ğarçadan oluşan UYAN adlı EP'leri ile Taşmektep yine başımıza taş yağdıracak gibi görünüyor. Taşmektep’in bu EP’sinde sırasıyla Uyan, The Dark Knight,Oyun Bitti Artık ve Spit It Out isimli parçalar bulunuyor. Yakında Toxin Müzik etiketiyle fiziksel olarak da basılıp dağıtılmaya başlanacak albüme tüm dijital platformlardan ve grubun youtube kanalından ulaşabilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=bEElOY4gEkY ...

Right Menu Icon