Etkinlik

CORONA GÜNLERİNDE MÜZİK

Sevgili Deli Kasap Okurları, Öncelikle umuyorum ki hepiniz sağlıklısınız ve evlerinizdesiniz. İçinde bulunduğumuz bu tuhaf dönemlerde zihnimiz ve ruhumuz, sanata ve sanatın evrensel bir dalı olan müziğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Corona günlerinde ikinci bir Rönesans devri yaşanır mı bilemiyorum ama kesinlikle sanal bir dönem yaşanıyor. New York’taki evimde, hayatımda ilk defa hiçbir yere yetişmek zorunda olmadığım şu günlerde, dünyanın bütün vakitlerine sahip olan bendeniz, siz sevgili okurlarla evlerinizde otururken, dünya genelindeki müzik etkinliklerini ve konserleri nerelerden takip edebiliceğinizi paylaşmak istedim. Hazırsanız hadi başlayalım… İlk olarak interaktifliği en çok yakalama potansiyelinizin olduğu Instagram canlı yayınlarından biraz bahsedeyim ve takip ettiğim hesapların bazılarını sizlerle paylaşayım istiyorum. Tüm insanlığın evinde kaldığı bu günlerde sanıyorum Instagram, en etkin kullanılan sosyal medya mecrası ünvanını elde etmiş durumda. Paylaşımlar, hikayeler, hashtagler derken bu süreçte herkes gibi sanatçı ve müzisyenler de Instagram canlı yayınlarını aktif kullanır hale geldi. Dünya genelindeki tüm diğer organizasyonlar gibi müzik ve konser organizasyonları da iptal olunca, müzisyenler sevenlerine ulaşmak ve yaptıkları işleri paylaşmaya devam etmek adına sosyal medyanın yolunu tuttu. Hatta durum öyle bir boyuta ulaştı ki, Corona virüsü ortaya çıkıp tüm dünya karantinaya girmeden önce, sosyal medyada hiçbir paylaşım yapmayan sanatçılar bile Instagram canlı yayınlarıyla gün aşırı sevenleriyle buluşur hale geldi. Grup olarak performans yapmanın zor olduğundan tercih edilmediğini tahmin ediyorum, fakat çoğu solo müzisyen ve DJ, Instagram canlı yayınlarıyla sevdikleriyle buluşmaya devam ediyor. Hatta öyle ki, konsere gittiğinizde belki de en arkadan izleyeceğiniz sanatçıları, tabir-i caizse ağzının içinden izliyor ve interaktif bir konsere katılmış oluyorsunuz. Örneğin ben büyük bir James Blake hayranı olarak, geçtiğimiz hafta Blake konserine katıldım. İngiliz müzisyen, kendi evinde, piyanosunun başında bazı istekleri de çalıp söylerken, çoğunlukla cover parçalardan oluşan bir konser verdi. Yaklaşık 27.000 kullanıcının bağlandığı yayında Blake’in, “ Hayatımın en kalabalık konserini veriyorum.” dediği konserini oldukça samimi ve interaktif buldum ve çok keyifli birkaç saat geçirdim. Hatta müzisyeni çok sevdiğini bildiğim bir arkadaşımı da davet etmiştim ve böylece birlikte James Blake konserine gitmiş gibi olduk. James Blake Canlı Instagram Konserinden Sanıyorum Instagram üzerinde canlı yayın süresi kesintisiz 60 dakika olarak kısıtlanmış, ama bazı müzisyenlerbir saatin ardından katılıma göre konseri uzatıyor. Dolayısıyla bu süreçte müzik/müzisyen keşfetmek veya sadece keyifli zaman geçirmek adına sevdiğiniz müzisyen, grup, radyo, organizasyon ve kanalların Instagram hesaplarını kontrol edin derim. Örneğin Red Bull Türkiye Instagram hesabı geniş bir yelpazede yayın yapıyor. Birçok farklı aktivitenin yanı sıra, her türden müziğin ve müzisyenin konser yayınlarını, söyleşileri, röportajları bu hesapta bulabilirsiniz. Yine elektronik müzik ve DJ takip etmek isteyenler için, DJler’in kendi hesapları dışında Mixmag ve Boiler Room hesaplarını ve tabii Mayan Warrior, Cityfox gibi organizasyonların hesaplarını öneriyorum. Bir diğer Corona dönemi popüleri de YouTube. Yine YouTube’da her ne tarz müzik arıyorsanız ilgili kanallarda bulabileceğiniz, eski performans görüntülerinden, görüntülü röportajlara, canlı ev performanslarına çoğu müzisyen hayranlarıyla buluşuyor.  Bunun dışında hemen bu dönem öncesinde yeni yeni popüler olmaya başlayan podcastler de oldukça ilgi görüyor. Evden çalışan herkesin bir yandan arka fonda, artık özgürce dinleyebildiği ne varsa hepsi Spotify ve Apple Music podcasti olarak yerini almaya başladı bile. Özellikle beğendiğiniz radyo kanallarının podcastleri için de buralara bakabilirsiniz. Yani aslında bütün bu yukarıda yazdıklarımla birlikte sanallığa da ne kadar çabuk adapte olabildiğimizi de farkediyoruz. Herkesin bu süreçte, fazla adapte olduğu dünyasından kafasını kaldırıp, unuttuklarını ve kaçırdıklarını farketmesi dileklerimle. Dünyayı sanat kurtaracak! Müzik, sanat ve sağlıkla kalın! DeliKasap 19. Yıl Koleksiyon Sayısı’nı sipariş vermek için; https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Mayhem 10 Ocak Gecesi İstanbul’u Yaktı

[vc_row][vc_column][vc_column_text]True Black Metal’in efsaneleri Norveç Black Metali’nin öncüsü Mayhem 2019 yılında öyle bir albüm yaptı ki, Daemon isimli albümleriyle resmen köklerine dönüp hepimizi mest ettiler. O dönemde Delikasap’ta yazdığım bir yazıda ”grubu bu efsane albüm sonrası mutlaka izlemeliyiz” diyerek organizatörlere seslenmiştim. Elbette benim etkim olmuştur demeyeceğim ama kısa bir süre sonra grubun If Performance’ta konser yapacağı açıklandı ve tahmin ederseniz ki her fan gibi resmen havalara uçtum. Mayhem’i daha evvel 2011 yılında Unirock Festivali’nde izlemiştim ama yetmemişti.  Grubu ne olursa olsun bir kere daha izlemek, hatta grupla tanışmak çok istiyordum. Hele ki Daemon gibi kült bir albüm sonrası bu gibi duygularım iyice depreşmişti. Açıklandığı gibi biletlerini aldığımız konserin gün sayımını yaşarken, Delikasap’ta bir de grupla röportaj yapmak ayrı bir heyecan yarattı ve sonrasında grubun gitaristi Teloch ile yazışmalarımız vs. derken, grubun geleceği günü tabir-i caizse büyük bir sabırsızlık içinde bekledim. Son birkaç haftadır benim için oldukça zor ve stresli bir zaman diliminden geçtiğim bu günlerde en sevdiğim grupların başında gelen Mayhem, İstanbul’a geldi ve bu konser benim için çok ama çok farklı oldu. Etrafta konser sonrası söylenen şu oldu bu oldu gibi şeylere kulak asmayın, grup taş gibi çaldı ve mükemmel bir setlist ile ruhumuzu doyurdu. Orada olan ve bunu sonuna kadar yaşayanlardan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, Mayhem’in bu konseri o gece orada olanlar için kolay kolay akıllarından çıkmayacak derecede iyi ve etkiliydi. Şimdi o geceye dönelim ve detayları sizlerle paylaşalım, hazırsanız başlıyoruz. KONSER ÖNCESİ IF PERFORMANSIN ÖNÜNDEKİ KALABALIK FANLAR Daha önce Dr. Skull, Watain ve Masters Of Thrash konserleri için geldiğimiz If Performance’ta böylesine bir kalabalığa hiç şahit olmamıştım. Gerçi konserin Sold Out olacağı açıklanmıştı ama bu kalabalık tahmin edeceğinizden çok ama çok daha fazlaydı. Oldukça ateşli bir fan kitlesi bekliyordu bu konseri,  corpse paint yapıp gelen gençler, oldschool fanlar, müzisyenler, herkes bu konser için heyecanla oradaydı ve memleketin farklı illerinden gelen birçok arkadaşımız da oradaydı. Kimisi belki de ilk kez kimisi benim gibi ikinci kez ve yine kimisi ise üçüncü kez izleyecekti Mayhem’i; işte buradan da anlayacağınız üzere grubu seven ve black metal hastası olan herkes oradaydı.  Alana girerken ve girdikten sonra kuyruklar bitmek bilmedi, katılım ve ilgi çok yüksekti. Şimdi hep birlikte bu cehennem kalabalığını oluşturduğumuz tüm dostlar ile Mayhem konserine geri dönelim… MAYHEM İSTANBUL’U RESMEN YAKTI 9 yıllık bir aradan sonra Mayhem sahneye çıktığında hepimizi büyük bir heyecan sardı. Son albümden Falsified and Hated ile start verilen bu ayine To Daimonion, Bad Blood, Invoke the Oath ve Malum gibi her biri muhteşem çalışmalarıyla devam ettiler. Son albümün en etkili şarkılarından Malum’un riflerini duyduğumuz anda tüylerimiz resmen diken diken oldu. Kitle bu şarkıyı gerçekten çok seviyordu ve şarkıya eşlik edenlerin sayısı hiç de az değildi. Mayhem’in en sevilen şarkılarından My Death’e geldiğimizde resmen ruhumun sarsıldığını hissettim. Atilla, mükemmel bir solist ve o gece gerçekten kusursuz bir performans sergiledi.  Grubun sahnedeki kostümleri ve duruşu çok etkileyiciydi. Konseri üç bölüme ayıran grup ikinci bölümü efsane albümleri ‘’De Mysteriis Dom Sathanas” klasiklerine ayırmıştı. İşte bu bölüm efsane ses Dead’in sesinin yankısıyla tüm zamanların en büyük Black Metal marşlarından Freezing Moon ile başladı ve orada bulunan kalabalık resmen bu şarkıyla kendinden geçti. Bu efsane şarkıdan sonra sırasıyla Life Eternal, Pagan Fears, Buried by Time and Dust gibi klasiklerle ayin en etkili şekilde devam etti. Bu bölümde çalınanlar sıradan şarkılar değildi. Aklınıza Dead, Euronymous efsaneleri geliyor ve bu iki efsane müzisyenin yarattığı eserlerin lanetinin sonsuza kadar tüm dünya üzerinde kalacağını hissettiriyor. Bunu hissettiğinizde orada olmaktan ve bu anlara şahit olmaktan bir kez daha mutluluk duyuyorsunuz. Mayhem eşsiz bir performans sergiliyor ve sizi cehennemin dibine doğru sürükledikçe sürüklüyor. Grubun gitaristi Teloch ve diğer gitaristi Charles Hedger resmen ortalığı yıkıyor karanlığın melodilerini ruhumuza gönderiyorlar. Atilla kendine has vokaliyle derin izler bırakırken her çığlığında tarifsiz ıstırabını sizlere fazlasıyla yaşatıyor. Grubun kurucularından Bass Gitarist Necrobutcher kendinden geçerek çalıyor enstrümanını. Şahit olduğunuzda bir kez daha bu herif insan olamaz dedirten ve gökgürültüsünü andıran stiliyle tüm zamanların en özgün davulcusu olan HellHammer‘a inanamıyorsunuz. Kısacası Mayhem o gece her yönden aklımızı aldı. İlk iki bölümün ardından grubun ilk döneminden ağırlıklı bir setlist başladı. Pure Fucking Armageddon, Deathcrush , Chainsaw Gutsfuck, Carnage yine aklımızı aldı. Bu dönemin de en klas şarkıları icra edilirken, hiç bitmesin istediğimiz ve kendimizden geçtiğimiz bu ayin maalesef sona eriyor. Bizlerse rüya gibi geçen bir Mayhem konserinin ardından, cehennemi kalabalık ile alandan bin bir zorlukla ama mutlu bir şekilde dışarı çıkıyorduk. VE SON OLARAK Az evvel belirttiğim üzere grup muhteşem bir setlisti taş gibi çaldı. Bizler konserin bittiğine inanamadık, bu muhteşem gecede emeği olan herkese, orada bulunup bu ayine katılan tüm dostlara bir kez daha buradan bir selam göndermek ve teşekkür etmek istiyorum. Mayhem burada çok seviliyor bunu yaşadım ve gözlerimle şahit oldum. Umuyoruz bu Sold Out geçen muhteşem konser gelecekte Marduk, Emperor ve Dark Funeral ile randevularımıza da karanlığın içinden bir ışık tutar ve o efsaneleri de böyle bir kitle ile izleme şansına ulaşabilir, ruhlarımızı karanlığın soğuk ve tekinsiz gerçekliğiyle doyurma şerefine nail oluruz. MAYHEM ‘e  Dear Lords of Chaos, That was a deep pleasure to being at your show, being company of your darkness, feeling how is like to be in hell, feeling power and misery of death. You are always welcomed here by your fans. Also meeting with you, taking some photos and talking made some good uniqe memories. I will never forget that night. SETLIST Act I Falsified and Hated To Daimonion My Death Malum Bad Blood Invoke the Oath Act II Freezing Moon Pagan Fears Life Eternal Buried by Time and Dust Act III Intermission (Silvester Anfang) Deathcrush Chainsaw Gutsfuck Carnage Pure Fucking Armageddon Tüm Fotoğraflar - Esra Atakan  (Kendisine sonsuz Teşekkür Ederim) Video - Magnus Opus / Özgür Kaygısız Konserden Bir Bölüm izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=QaM1IFdzdk8&fbclid=IwAR3BbSrct6LGGnUdkpbEjkhnI8V7vKeyyVo01P24A-hyDmrlMaVnfrF15Kk[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]...

Alternatif Rock’ın emektar grubu Deja-vu 20. yılını kutluyor

[vc_row][vc_column][vc_column_text] Alternatif Rock sahnesinde 2000'li yıllar Türkiye'de bir hayli bereketli geçmişti. Gerek yumuşak tınılı pop-rock denemeleri gerekse de metal klasmanına girebilecek güçlü gruplar, Çilekeş'ten Duman'a Athena'dan Kurban'a sahnelerin tozunu attırmıştı. Döneme damga vuran gruplardan birisi de Deja-vu. Grup, müziğe başlayalı tam 20 yıl oldu. İşte yirminci yılın şerefine bir çok müzisyenin de katılacağı bir konser düzenleniyor Dorock XL adlı mekanda...

New York’ta rock’n’roll keyfi başkadır; Madison Square Garden’dan Forest Hills’e dev konserler silsilesi

[vc_row][vc_column][vc_column_text] KANKRİT CANGIL Sevgili Deli Kasap Okurları, Resmi olarak sonbahara girişimizin ardından, dünyanın en büyük kültür, sanat ve müzik şehirlerinden biri olan New York’ta bu yaz hangi konserler ve festivallerle mest olduk bir göz atalım isterseniz. Müzik dendiğinde, dünya şehirleri arasında VIP koltuğunda oturan New York, bu yaz da büyük isimlere ve festivallere ev sahipliği yaptı. New York denince ilk akla gelen ve dünyanın en büyük stadyumlarından biri olan Madison Square Garden, 2019 yazında bakın kimleri ağırladı. Mayıs ayı Madison Square Garden rock konserleri arasında Billy Joel, Pink ve The Who konserleri büyük ilgi topladı. Yıl boyunca dünya çapında isimler ağırlayan stadyumda, önceki aylarda KISS, Muse ve Weezer gibi devler sahne almıştı. Pop müziğin divası Jennifer Lopez de, bu yaz MSG sahnesini şereflendiren isimler arasındaydı. Ağustos ayı Barbra Streisand ile başladı, Queen with Adam Lambert’la devam etti. Bilindiği üzere yetenek yarışması American Idol’da keşfedilen Adam Lambert, 2014 yılında ünlü İngiliz gruba katılarak onlarla turnelere çıkmaya başlamıştı.  Canlı izlemeyi çok istediğim Avustralyalı Tame Impala, nam-ı diğer Kevin Parker da bu yaz Madison Square Garden sahnesinde arka arkaya iki gün konser verdi. Gelelim bir diğer büyük stadyum, NBA takımlarından Brooklyn Nets’in sahası Barclays Center’ın yaz konserlerine. 2012’de açılan stadyum, yaza Cher ile başlattı. Hayatımıza geçtiğimiz senelerde etkili ve keskin bir giriş yapan Amerikalı ikili Twenty One Pilots da bu yaz Barclays’de sahne aldı. Stadyum, Temmuz ayının son günlerinde efsanevi metal grubu Iron Maiden’a ev sahipliği yaparken, New Yorklular, KISS’i bir kez daha Brooklyn’de izleme fırsatı yakaladı. Neslimin en sevilen erkek gruplarından Backstreet Boys da Barclays Center’da sevenleriyle buluşan bir diğer isim oldu. New York’un beş bölgesinden biri Queens’de bulunan Forest Hills Stadium, bu yaz gitmek isteyip gidemediğim birçok konsere ev sahipliği yaptı. 1997’de Washington’da bir araya gelen ve iyi ki de bir araya gelmiş olan Amerikalı alternatif rock grubu Death Cab for Cutie, yıllara meydan okuyan Londralı Elvis Costello, The Chemical Brothers, Beck, Cage the Elephant ve Spoon gibi birçok isim 2019 yazında Forest Hills Stadyumu’nda sahne aldı. New York’taysanız bazı günlerde hangi etkinliğe gideceğinizi şaşırırsınız. O günlerden biri, benim için 7 Eylül 2019. Forest Hills’de Morrissey ve Interpol sahne alıyor(!!!), bir yandan Brooklyn’deki canlı performans alanı Kings Theatre’da Jack White’lı The Raconteurs var(!!!), diğer yandan çıplak gözle izlemek istediğim turntable ustaları New York’a gelmişler, çalıyorlar!!! Böyle durumlarda içiniz sıkılır. Hepsine gitmek isteseniz gidemezsiniz, birine gitmek isteseniz diğerleri aklınızda kalır. Ben, çok karışık duygularla techno müzik kararı verdim. Pişman değilim. Bir diğer önemli canlı performans alanı da Manhattan’da bulunan Beacon Theatre. Alan bu yaz, Amelie filminin müziklerinden hatırlayacağınız Fransız piyanist ve besteci Yann Tiersen’dan İngiliz rock, folk ve folktronica sanatçısı David Gray’e, Alman rock yıldızı Jackson Browne’dan İngiliz rock yıldızı Mark Knopfler’e, İstanbul’da canlı izleme fırsatı bulduğum muhteşem ses Lara Fabian’dan şarkılarıyla büyüdüğüm Gipsy Kings’e kadar birçok ünlü ismi ağırladı. Hep stadyum ve kapalı alan konserlerinden bahsettim ama New York’un yaz festivalleri ve park konserleri de çok meşhurdur ve hatta bazıları da ücretsizdir. Kalabalık ve hızlı akan bu şehirde yaşayanların nefes almak için kaçtıkları en yakın alanlar parklar. Parklarda da her yaz festivaller ve konserler yapılıyor. Örneğin; her yıl Central Park’a kurulan SummerStage’de bu yıl konserler 1 Haziran’da başladı ve bu hafta sonu bitiyor. Bu etkinliklerin bazıları ücretsiz olup, etkinlikler her tür müzikseveri mutlu edecek geniş bir yelpazeden oluşuyor. Brooklyn’deki Prospect Park da bu yaz birçok konsere ev sahipliği yaptı. Ben aralarından, Iron and Wine’ı seçtim ve yine pişman olmadım. Electric Zoo, Governors Ball, Panorama Music Festival ve Blue Note Jazz Festival da New York’un geleneksel yaz festivalleri. Üç gün süren Governors Ball’un line upında dikkatimi çeken isimlerden bazıları Florence + The Machine, The Strokes, Lily Allen ve Bob Moses oldu. Bu isimler tabii benim dikkatimi çekti, sizinkini çekmeyebilir. Ama bu festivalde, herkesin seveceği ve dinlemek isteyeceği birileri olduğundan neredeyse eminim. Yani, yazın New York’taysanız sıkılma şansınız pek yok. Broadway şovlarından, müzik festivallerine ve konserlere kadar bütün yazın dolu dolu geçeceği garantili. Bu şehirde mutlaka her zevke, her insana, her tarza göre bir şeyler oluyor ve bu, yaza özel de değil.  “Concrete jungle where dreams are made of”[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]...

Komşu Ukrayna’da kanlı canlı KISS keyfi

Kiss: End of the Road - Kiev'de öpücüklere boğulmak! Geçen sene bu zamanlar, Berlin'de, güllerin kokusuyla sarhoş bir şekilde silahlardan kaçıyordum. Birkaç kez vuruldum da. Guns N' Roses, Not in This Lifetime 2018 Tour kapsamında, Avrupa'daki ilk konserini vermişti ve tek kelimeyle müthişti. Konserin ardından Slash'le otelinde görüşebilmiş, bu harika deneyim için teşekkür etmiştim. Ve bu sene, bu zamanlar...

Madison Square Garden “Muse” Berkemal

8 Nisan 2019. Aylardan “Jean ceket giydim gece çok üşüdüm/ mont giymiştim bütün gün kan ter içinde kaldım.” günlerinin sık yaşandığı ay. New York City’desin. Madison Square Garden’da sıra bekliyorsun. Bir kapat gözlerini hayal et...

İşe gitmek mecburen, peki ya MFÖ izlemek?

Mazhar Alanson'un garip açıklamaları yüzünden ondan nefret edebilirsiniz. "Suya sabuna dokunmuyorlar" deyip grubu hor görebilirsiniz. "İktidarlara yanaşıyorlar" deyip onlara omuz silkebilirsiniz. Ama Türkiye rock-pop aleminden onlar kadar iz bırakan az grubun olduğunun da hakkını vermelisiniz. İşte, arkadaşımız Mahmut Saral da, yıllardır MFÖ izleyip onlardan vazgeçemeyenlerden...

“Ergen Pentagram” 1990'da Fame City'yi işte böyle inletti: Zaman yolculuğuna hazır mısınız?

Daha henüz Sovyetler Birliği bile yıkılmamış, dünya iki kutuplu, Türkiye ise kıytırık da olsa laik bir ülkeydi. Tayyip Erdoğan, "fakir ama gururlu bir dindar genç politikacı" olarak üst üste Beyoğlu'ndan belediye başkanı olmak için çırpınıyor ve belki inanmayacaksınız ama her defasında seçimleri kaybediyordu! RTE'nin mitinglerde "hırsızlık babadan oğula geçer" diye Turgut Özal'a çattığı işte o günlerde, aynı zamanda İstanbul'da cihat rüzgarlarından çok farklı, özgürlük hissiyatlı bambaşka bir sound kasırgası esiyor, gençlik thrash-metalin ve Türkiye'nin en hakikatli heavy-metal grubu Pentagram'ın keyfine işte böyle varıyordu! İşte seksenlerin sonu, doksanların en başı Pentagram, işte geçtiğimiz günlerde Bakırköy'de yıkılan Fame City'deki metal coşkusu...

Right Menu Icon