Video

TÜRKİYE’NİN İLK HEAVY METAL GRUBU EGZOTİK BAND BELGESEL RÖPORTAJI -1

BİR DELİKASAP PROJESİ: EGZOTİK BAND BELGESEL-RÖPORTAJLAR SERİSİNİN İLK BÖLÜMÜNÜ İFTİHARLA SUNARIZ “Rock’n’Roll Arkeologları” Veysel Barışsever & Atlantisten Gelen Adam (Murat Arda) öncülüğünde DeliKasap Dergi'nin desteğinde hayata geçirilen tarihsel Rock Arkeolojisi Belgesel-Röportajlar serisini Hey ve Gong gibi dergilere yön vermiş Deniz İzgi ile başlatmıştık. Şimdi ise sıra Türkiye’nin ilk heavy metal grubu olan Egzotik Band’a geldi. Grubun kurucu üyesi, bas gitarist Gökhan Pekkaya DeliKasap TV’ye konuk oldu. Belki de Egzotik Band grup üyelerinin dahi ilk defa izleyeceği 1983 yılında gerçekleştirilen Beyoğlu Vakkorama Konser görüntüleri de bu belgesel-röportajımızda ilk defa müzikseverlere sunuldu. DeliKasap’ın rock’n’roll damarının en kıdemli üyesi Veysel Barışsever’in rock-metal tutkusunun yön verdiği, Atlantisten Gelen Adam (Murat Arda) yapımcılığında gerçekleştirilen bu projenin ilk bölümünü, bundan tam 18 yıl önce bugün yitirdiğimiz sevgili Ercan Birol abimize adamak istedik. İşte serimizin ilk bölümü...

KISS, Dio, Whitesnake tedrisatından geçen büyük gitarist Doug Aldrich ile Özel Röportaj

Doug Aldrich, bence Gibson Les Paul kullanan en karizmatik gitaristlerden biri. Yalnızca karizma duruşuyla değil, kariyeriyle de dikkat çeken bir isim aslında. Öyle ki çalıştığı isimler arasında Whitesnake ve Dio gibi efsane markalar var. Belki çoğu kişi bilmez, ama henüz genç bir delikanlıyken Kiss'in de kapısından dönmüşlüğü var. Gitar performansıyla grubun beğenisini kazansa da, genç ve tecrübesiz oluşu sebebiyle "yeni gitarist" olarak kabul edilmemişti.  Biliyor musunuz? Doug'un elinde özel bir demo var. Dio ile kaydettikleri ve henüz kimsenin duymadığı bir demo. Dediğine bakılırsa etkileyici bir iş ve belki de önümüzdeki günlerde dinleme şansına erişiriz. Sonrası mı, aslında sayılacak çok şey var, ama isterseniz günümüze yakın dönemlere gelelim...

Notwithstanding: “Türkiye’de metal müzik icra ediyor olmak Don Kişot gibi hissettiriyor”

Güzel İzmir’in en kıdemli hardcore/metal gruplarından NWS'i memleketlerinde ziyaret ettik. Verecekleri konser öncesinde DeliKasap'a samimi bir video röportajı veren grup Notwithstanding’in nasıl kurulduğunu, TRT anılarını, uzun yıllardır onları müzik piyasasında tutan motivasyonlarını, Türkiye rock-metal piyasasını anlattılar. Notwithstanding, dördüncü albümleri olan Hurricane’i 2018 yılında Big Fat Mama etiketiyle yayımladı. Gerek ismi, gerek müziği, gerek sözleri, gerekse kapağıyla bir bütünlük içinde dinleyicilere sunulan albüm “Türkiye’de doğru düzgün albüm çıkmıyorculara” cevap niteliğinde olmuş. Notwithstanding ile DeliKasap.org ekibinin yaptığı röportajı izlemek için tıklayınız: https://www.youtube.com/watch?v=XsrnRkXaL8w DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

2000’ler fenomeni Direc-t nereye koşuyor?

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Üçüncü Yeniler, Alternatif Müzik, Klasik Rock tartışmalarına devam ediyoruz. Bu defa Direc-t konuşuyor: “Gençlerin belli bir müzik zevki yok” Yeni nesil müzikal eğilimler, canlı müzik ve stream müzik dinleme alışkanlıkları, Üçüncü Yeniler, rock’n’roll’un geleceği, Gaye Su Akyol bizi kurtarır mı, derken mikrofonu özellikle 2000’li yılların ilk çeyreğinde hatırı sayılır bir fan kitlesine ulaşan Direc-t grubuna yöneltiyoruz. Grunge’ın Türkiye şubesi gibi bir yaftalamaya da maruz kalan grup üyeleri aslında “her zaman kafalarına göre takıldıklarını, belli bir şöhret peşinde hiçbir zaman koşmadıklarını” söylüyorlar. https://www.youtube.com/watch?v=3DWKZUc7mzY Türkiye yerli rock ve alternatif müzik tarihimizde geçmişten bugüne çok güzel ve özel vakalar da yazılıdır, çok talihsiz ve tuhaf mevzular silsilesi de…  Bir tabir olarak “rockçılık müessesesi” dünden bugüne hala en itibarlı müzikal sınıflamalar arasında yerini koruyor. Özlem Tekin’in yıllar boyunca “Ben bir rockçı değilim, ben elektronik müzik yapıyorum” demesine rağmen medyanın onu ısrarla “Rockçı Özlem” diye kodlaması, onun da en sonunda “Tamam ulan rockçıyım” demesi misali, örneğin bir Gaye Su Akyol’un rockçılık icazeti ta New York’lardan, ana akım dergi ve gazetelerden bile verilebiliyor. “Rock’n’roll’un büyüsünü ve etkisini kırmak çok zor, bazı tabuları devirmek de imkansız. Mesela alternatif rockçı Kurban grubunun vokalistinin gereksiz ve tuhaf bir “tabu devirme girişimi” sonucu “heavy metal işaretini aşağılamaya çalışması” –Ronnie James Dio’ya yapılan bir saygısızlık olarak algılanmış-, grup affedilmemiş ve bu özgün grup müzik tarihinin tozlu yaprakları arasına atılabilmiştir. Youtube kayıtları acımasızdır. Direc-t grubunun vokalisti Bilge Kösebalaban’ın da çok isabetli bir tesbiti ile “Cep telefonlarımızda artık dünyalar var…” Artık en ufak bir hata affedilmiyor, zaten seçenekler de sınırsız, dinleyici ise sıkılgan, bıkkın ve internet çağının doğası gereği, umarsız… Bilge artık haliyle kendini bir “genç müzisyen” olarak görmüyor. Grunge’ın alameti farikası Eddie Vedder’ın bile elli beş yaşına bastığı bugünlerde dünün “yeni nesil alternatif grupları” artık olgun birer “rock abisine” dönüşmüş gibidir: “Tamam ben de her şeyi dinlerim ama belli bir tarza daha fazla yoğunlaşırsın. Ama şimdiki yeni neslin böyle bir kaygısı pek yok. Çünkü cep telefonundan bir bombardımana maruz bırakılıyorlar, 10 saniye ondan, 10 saniye bundan… Buna ne bir müzik türü yetişebilir ne de bir grup. Mesela şu anda rap popüler. Yarın belki yine rock popüler olur. Ama onun da popülerliği en fazla bir sene. Sonra yine bambaşka bir şey popüler olabiliyor.” Hakikaten de bugün şaka gibi gelse de 90’lı yıllarda Jet Sosyeteye dahi sirayet etmiş “rock” ve “heavy metal” modasını akla getiriyor Bilge’nin söyledikleri. Neslihan Yargıcı’nın “metalci” takılması, bugünün kaşarlaşmış TV fenomenlerinin rock festivallerinin gediklisi olması… Peki ya öncesinde? Seksenli yılların Türkiye’de en “moda” akımı olarak görülen punk’ın öncüleri kimdi dersiniz? Bu belgeler rapçileri uyarıyor adeta: “Yarın ne olacağınız belli değil, bizden söylemesi…” Seksenli ve doksanlı yıllardan bugüne bir zaman sıçraması yapıyor ve tekrar Bilge ve dadaşlarına dönüyoruz… “2019 yılında Direc-t’nin yaptığı müzik ne anlam ifade ediyor” sorusunu Bilge Kösebalaban ve arkadaşlarına yöneltiyoruz. “Biz her zaman beraber çalmayı sevdik. Yaptığımız albümlerde yoğun bir emek ve keyif var. Belki beş senede bir ya da senede her gün bir araya gelsek de dinleyici bizi doğru değerlendirecektir. Yaptığımız dört albümde de kafamıza göre takıldık, ‘ama böyle olsun, şöyle olsun’ diye bir kurgu yapmadık.” Burası çokomelli. Hayata ve müziğe bir anlam katabiliyor musun? Duruşunu belirleyen ne? Şan ve şöhretin beyhudeliği ve ünlü olmanın geçici hazzının illüzyonu mu yoksa şu üç günlük dünyada kafanıza göre takılma keyfi mi? Doğrusu Direc-t, başlıktaki sorunun yanıtını duruşuyla veriyor: Kurban örneğinin tam tersine “rock’n’roll yüksek okulu”ndaki sınavlarını düşe kalka da olsa vererek, derslerini aksatmayarak yoluna devam ediyor; tevazu ile, ağır ağır… [embed]https://www.youtube.com/watch?v=kSZex_JkZTo[/embed] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]...

Black Metal’in “Sanatçıları” Behemoth, 23 Şubat’ta İstanbul’da, özel röportajımız Deli TV’de

Heavy Metal'in en "radikal" türlerinden Black Metal, şimdiye kadar rock dünyasında hep karikatürize bir algıyla biraz da küçümsenerek hor görülmüş ancak her geçen yıl kitlesini artırmış ve neredeyse heavy metal türü içerisinde "ana akım" bir janr haline gelmiştir. İşte Polonya'nın öz evlatları, Behemoth da Black Metal'in "sanatsal" yönünü geliştiren, birbirinden efsanevi albümleri müzikseverlere armağan eden, sıra dışı bir Black Metal grubu. Grup ile daha önce birçok kere yollarımız kesişmişti ve şimdi yine buluşacağız! Zira Black Metal'in şanlı grubu Behemoth, 23 Şubat’ta Volkswagen Arena’ya geliyor. Ön grup ise İstanbullu Black-Thrasherlar Persecutory olarak belirlendi. Delikasap olarak Black Metal hayranlarına bir sürpriz yaparak, hem grubu hiç tanımayanlar için, hem de eski Behemoth'severlere bir nostalji yaşatmak ve konsere ısıtmak adına, yıllar önce grupla kuliste yaptığımız özel röportajı ve İstanbul konserinden bazı görüntüleri altyazılı şekilde sizlere sunuyoruz...

30 dakikada Türkiye Underground’ının özeti

Arkadaşımız Onursal Yazman, son bir yıl içinde katıldığı underground temalı etkinliklerle adeta bir "İstanbul'da alternatif müzik ve gece hayatının belgeseli"ne imza atacağını ilk başlarda düşünmüyordu. Ancak tüm parçaları birleştirdiğinde ortaya Türkiye Underground hareketinin şahane bir otuz dakikası müzikseverlere sunulmuş oldu; İşte punk'tan heavy metal'e; rock'tan death metal'e son bir senenin rock'n'roll almanağı: https://www.youtube.com/watch?v=8H6McUBqo-Y&feature=youtu.be&a...

Queen’in Bohemian Rhapsody’sinden Neo-Noir kısa film çıkar mı?

Hem de polisli, tabancalı, anneli, bismillahlı versiyonuyla tam teşekküllü bir drama bile çıkar. Corridor Digital isimli kurum, tam bir haftada Queen'in efsanevi rock balladından enfes bir kısa suç filmi ortaya çıkardı. Biz Delikasap olarak neo-noir tarzındaki bu filme tam puan verdik ve daha bir çok rock klasiğinden bu tip uyarlamalar yapılması için heyecanlandığımızı da söylemeliyiz...

Right Menu Icon