#alpayşalt Tag

Davulcunun Doğum Günü Partisi Bir Başka Olur

Elinde “Air Guitar"ın var mı? GİDELİM ÖYLEYSE! Alpay Şalt İstanbul'da ilk kez yapılacak olan Air Guitar yarışması için videoları kabul etmeye başladı. Ödüllü Air Guitar yarışmasına katılmak için yatay formatta en fazla 90 saniyelik bir görüntü çekmeniz gerekiyor. Sevdiğiniz bir şarkının her hangi bir bölümü üzerine yapacağınız yaratıcı şovu bir filtre, yazı veya dijital efekt eklentisi olmadan kaydederek airguitarturkiye@gmail.com adresine göndererek yarışmaya katılabilirsiniz. Ülkemizin kalender davulcularından Alpay Şalt’ın her yıl farklı bir içerikle düzenlediği “Davulcunun Doğum Günü Konseri”ne bu yıl şehr-i İstanbul'da ilk kez yapılacak olan Air Guitar yarışması eklendi. Etkinlik 8 Kasım’da IF Beşiktaş’ta Covid19 tedbirleri gereği sınırlı sayıda davetlinin katılımıyla yapılacak. Bu sebeple toplanan videolardan ön elemeyi geçen yarışmacıların performansları jüri üyelerine ekrandan gösterilecek. Jürinin seçimiyle ilk üçe giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilecek. Alpay Şalt ikiye bölünecek olan IF Beşiktaş’ın büyük sahnesinin bir tarafında müzisyen dostlarına davuluyla eşlik ederken diğer tarafında Aptülika’nın sunacağı “ Görme Biçimleri” sohbetine konuk olarak çok bilinmeyen çizerlik yönünü dev led ekrandaki görseller eşliğinde izleyiciler ile paylaşacak. DeliKasap Dergi olarak Alpay abimize şimdiden "HAPPY BIRTHDAY" diyor, sizleri sakin başlayan ama aşırı eğlenceli seyreden bu enfes davul solosuyla baş başa bırakıyoruz! https://www.youtube.com/watch?v=brNnyjFy40o ...

Ana akım rock müzisyenlerinin heavy metal emekçileriyle dansı (1)

Hayko Cepkin’den Alpay Şalt’a, Ogün Sanlısoy’dan Fırat Öz’e, Gür Akad’tan Özgür Özkan’a: O zaman; DANS! Önce sevindirici bir haber: Ogün Sanlısoy der ki: "Bundan böyle yolumuza gitarist Fırat Öz ile devam edeceğiz." Müzisyen dostlarımızı tebrik ediyoruz. Şimdi gelelim meramımıza: NASIL OLACAK BU İŞLER? Eskiden ana akım rock ve pop yıldızları salt kendi imajlarına ve görünürlüklerine önem verir, "mutfakta" yer alan ve aslında daha çok "müzik için müzik üreten", bir nevi kafasına göre takılan müzik emekçilerine yeterince ehemmiyet vermezdi. Özellikle seksenli yıllarda gemi azıya alan "star sistemi"nde arka planda müziği üreten grup elemanlarına yardımcı rol bile değil, anca figürasyon kadrosundan yer açılırdı. Belki Gür Akad, Alpay Şalt gibi müstesna isimler bu süreçte kısmen kişiliklerini ve görünürlüklerini ortaya serebilmiş ve fakat doksanlı yıllardan iki binlere değin, bana göre, hepsi aynı zamanda gerçek birer "müzikofil" olan heavy metalin emekçilerinin ana akım rock/pop müzisyenleri tarafından göz ardı edilmesi dikkatimizi hep çekegelmişti. Bununla birlikte dijital devrim ve internetin görece demokratik yapısı “müzik için müzik” üreten metal kapli rock canavarlarının görünürlüğünü arttırdı, rock ve heavy metalin kimyası değişirken fiziği de yani onu oluşturanlar da doğal olarak metamorfoz geçirdi. Artık star sistemi de bir dönüşüme uğramıştı; Altın Mikrofon ya da çeşitli ana akım gazete ve dergilerin izleyiciye dayattığı cicili-bicili starlar dönemi yok artık. Kısa bir zaman öncesine kadar hemen hepsi birer “heavy-metal emekçisi” olan "rock star olmayan rock starlar" dönemi var artık ve çoğu müzikten derinlemesine anlıyor ve müzik emekçisinin de değerinin ayırdında. Zira günümüzde soundun gücünün o soundu gerçek kılan elemanlarla ortaya serilebileceği önce Hayko Cepkin ile test edildi, taş gibi bir heavy metal gitaristi olan Özgür Özkan takviyesiyle bana göre Hayko da motivasyonunu artırdı; geçici bir “pop-star” olmadığını ispatlarken hakiki bir rock-star gibi sahnede devleşti, devleşirken arkadaşı müzisyenleri de devleştirdi. Hayko'ya bas gitarda Poyraz Kılıç, bateride ise Murat Cem Ergül eşlik ediyordu. Günümüz rock müzisyenini büyüten unsur ego ve “sadece ben, hep ben” kompleksi değil, hakiki, evrensel ve bir “grup olma” ruhunu sahneye taşıyabilme gücünde yatıyordu. İşte kendisi de underground çıkışlı bir heavy metal müzisyeni olan Ogün Sanlısoy da sıradan bir rock müzisyeni değil kalıcı ve hakiki bir müzik insanı olarak salt imaja değil müzikaliteye de yatırım yaptığını gitarist Fırat Öz’ü kadrosuna katarak ispatladı. Artık sahne şovları, ortaya serilen sound, seyirciyle kurulacak olan bağ her zamankinden daha fazla “rockn’n’roll” olmak zorunda. Bunun ayırdına varanlar müziklerini geleceğe taşıyabilecek, farkına varamayanlar silinip gidecek. Ana akım rock müzisyenlerinin heavy metal emekçileriyle dansı, bizim de yerli ve yabancı rock müzisyenlerin hali pür melaline dair felsefi beyin jimnastiklerimiz devam edecek; konuyu daha "yumuşak bir zeminde", Üçüncü Yeniler-Müptezel Rock hareketi bağlamında da irdelemek isteyenleri şu yazıya da davet etmek ister deli gönlümüz; ama kızmaca darılmaca yok, ne demiş Mao? "Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın!" https://www.delikasap.org/2017/12/24/yerli-alternatif-muzigin-yeniden-dirilisi-mi-gaye-su-akyoldan-buyuk-ev-ablukaya-muptezel-rock-hareketi/ Yok biz daha doymadık, rock'n'roll yüksek okulunu geçtik artık master yapmak istiyor, doktoraya koşmak istiyoruz diyenleriniz varsa onları ise artık DeliKasap 19. Yıl Koleksiyon baskımız, yeni sayımız paklar, buyrun, ona da ön-sipariş vermek için hemen tıklayınız efendiler: DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Festival tekeli tartışması çığ gibi büyüyor; Şalt: “Herkes birlik olmalı, festivaller çeşitlenmeli”

Milyon Fest üzerinden "festival tekelleşmesi" mevzusu gün geçtikçe unutulmaya yüz tutmak yerine hummalı tartışmalarla konuşulmaya devam ediyor. Bu konuda Delikasap'a da, yayımlanması için yollanan birçok yazıda ağır eleştirel söylemler mevcut. Konunun kişiselleştirilmesinden hoşnut olduğumuzu söyleyemeyiz; üstelik bize göre, ortada bir sorun varsa ki var, bu soruna dair tek bir kişiye Cadı Avı yapılmasını doğru bulmuyoruz. Bununla birlikte, demokratik kültür ve rock müziğinin gençlik üzerindeki etkisi adına, farklı görüşlere de mecmuamızda yer vermeyi doğru buluyoruz. Konuya giriş yaparken bu festivale (Milyon Fest) müzisyen olarak katılımının engellendiğini daha önce dile getiren, müzisyen dostumuz Alpay Şalt'ın kendi sosyal medyasında takipçileri ile paylaştığı ileti, aslında sorunun sadece seyirciler bağlamında değil, müzisyenler bağlamında da ayrı ele alınması gerektiğini düşündürüyor. Şalt'ın açıklamaları şöyle: "8 ve 9 Eylül’de Bakırköy Botanik Park’ta düzenlenecek BAK’IN ROCK Festivali festival tekelleşmesine karşı harekete geçilebileceğinin güzel bir örneğidir. Bu ülkede bugün Rock dinleniyorsa çoğunluğu 8 Eylül’de sahnede olacak ve Rock adı altında yapılmış/yapılan hiçbir büyük etkinliğe çağrılmayan grupların emeği sayesindedir. O zaman şimdiden itibaren herkes birlik olup kendi festivalini yapmaya başlasın, tartışmalar bitsin . Başta Devil grubundan Sabahattin Taşdöğen olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler ve tebrikler." Festivale uzun yıllardır rock müziğe gönül vermiş birçok önemli isim katılıyor. Program şu şekilde: 8 Eylül Altın Madolyon Devil Egzotik Band Gür Akad Band Kronik Nautilius Sabih Cangil Band Tarkan Çakır Whisky   9 Eylül Ekvator Gizem Saatci Band Grand Fathers Kasamam Prowler Sis TaşmekteP Sonbir Band  Deneyimli davulcu Alpay Şalt, bir performans sırasında Bu konunun daha çok su götüreceği aşikâr. Yarından itibaren, farklı okur ve sanatçı görüşlerine, festival ve konser organizatörlerine de mikrofonlarımızı uzatarak tartışmaya olumlu katkılar sağlamaya çalışacağız. ...

Bir yanımda Alpay Şalt, bir yanımda Matt Sorum

Kısa süre önce sevgili Alpay Şalt ile buluştuk. Uzun süredir fırsat kolluyordum aslında, hem kendisini tekrar görebilmek hem de bahsettiği Matt Sorum posterini alabilmek için. Ben aslında vakti varsa oturur, bir şeyler de yeriz diye düşünmüştüm. O ise biraz daha "yol sohbeti" havasındaydı. Direksiyonda o, yanında da ben. İlk konumuz Buckethead'ten açıldı, zira üstümde tişörtü vardı ve görünce şaşırdı. Yurt dışından sipariş verdiğim bir tişörttü, çünkü ülkemizde rock tişörtleri çok da çeşitli değil (Ya da benim gözlemim öyle). Bu arada, özel basım Whisky tişörtümle bu yaz arz-ı endam edeceğim. Bir sonraki konu olarak sinemaya atladım. Alpay ağabeyin Alien serisinde favori filmi Aliens imiş. Yani James Cameron'ın yönettiği, daha fazla aksiyona sahip, birçok kişiye göre de serinin en iyisi. Benim için de en iyisi. Derken Türk Sineması'na, Eşkıya'ya geçiş yaptık. Başrolde Şener Şen ve Uğur Yücel'in yer aldığı, Yavuz Turgul'un yazıp yönettiği film. Belki dikkatinizi çekmiştir, filmde kısa süreliğine Alpay ağabey de görünüyor. Bilmeyenler için, filmin 48. dakikasına gidin ve barda müzik yapan bir grup göreceksiniz. Bakın davulda kim var? Peki ama nereden çıkmıştı bu fikir? Şöyle anlatıyor: "Liseden sınıf arkadaşım Selim Demirdelen, aynı zamanda lise grubumuz Seth'in kurucularından, besteci ve klavyecisiydi. Bu filmde Yavuz Turgul'un yönetmen yardımcısıydı. Biraz eskiye gidecek olursak Selim, Manajans'ta ses stüdyosunda çalışırken Yavuz Turgul da reklam yönetmeni olarak çalışıyordu ve hatta ajans bünyesinde bir müzik grubu kurulmuştu. Turgul, bu grupta bas çalıyordu. Tekrar filme gelelim. Selim bana geldi ve Kadıköy'de yapılacak bir çekim için bir gruba ihtiyacı olduğunu söyledi. Davula ben, klavyeye Selim, bas'a da Çağatay Ateş geçti. Sonra Selim, Akmar Pasajı'na giderek enteresan görünümlü karakterler seçti ve playback deneme yaptık. Yer aldığımız sahnenin müziğini Selim Demirdelen, Uğur Yücel ve Yavuz Turgul birlikte yaptılar diye biliyorum. Bizim de içinde yer aldığımız bar sahnesi 2.5 dakika boyunca kesintisiz olarak, tek seferde çekildi." Derken, kısa süreli buluşmamızın sonuna geldik. Arabanın bagajından devasa bir çerçeve çıkardı, özenle paketlemiş. Ucundan açıp baktım, Guns N' Roses'ın eski davulcularından Matt Sorum da bana bakıyor. Bayağı şanslı hissettim kendimi; bir yanımda Alpay Şalt, bir yanımda da Matt Sorum (En azından fotoğraf olarak) var. İki büyük davulcuyla kaç kere takılma şansınız olur ki? Tekrar görüşmek üzere vedalaştık ve kocaman çerçeveli Matt posterimle yeni evime doğru yol aldım. Yeni evimin ilk hediyesi! Tabii ki fotoğrafını Facebook sayfamda da paylaştım ve kısa süre sonra iki arkadaşımın daha bu posterle fotoğrafları olduğunu öğrendim. Biri Haluk Sözeri, diğeri de Sinan Doyan. Öğrendim ki bu poster, meğerse yıllar evvel Alpay ağabeyin işlettiği mağazanın duvarını süslüyormuş. Binlerce müzik severle hatıraları olmuş. Dolayısıyla benim için daha da değerli hale geldi ve daha sonra birkaç soru yönelttim Alpay ağabeye...

Alpay Şalt da Debra Winger gibi zirvede bıraktı

Türk rock müziğinin en kıdemli müzisyenlerinden Alpay Şalt, kendisinden beklenmedik bir anda "aktif müzik yaşantısını sonlandırdığını" açıkladı. Büyük müzisyen, "radikal bir karar aldım" diyerek tam 1 yıl boyunca müzikle ilgili tüm birikimini (müzik aletleri, sahne kostümleri ve CD, LP, DVD koleksiyonu) satıp aktif müzik hayatından çekilme kararını kişisel sosyal medya hesabından açıkladı. "10.12.2018 'e kadar mal varlıklarımı gittigidiyor mağazamda satışa sunup gerçek yaşamın tadını çıkarmak üzere yeni bir hayata başlayacağım. Bazen çok güzel bir rüyadan uyanmak istemeyiz, habire gözümüzü kapatıp rüya devam etsin isteriz ama rüya orada takılıp kalır ya, işte öyle birşey...

Right Menu Icon