#beşiktaş Tag

ŞAMPİYON DERGİ İLK SAYISI ÖN SİPARİŞE ÇIKTI

Senede bir kez basılacak olan yeni bir dergi yayın hayatına "merhaba" dedi. ŞAMPİYON Dergisi ilk sayısı ön siparişe çıktı. Kapağını Poseidonvari bir görkemle Sergen Yalçın'ın süslediği ve sadece 1903 adet limited edition basılan derginin ilk sayısı Atiba Hutchinson, Necip Uysal, Adriano Correia, Ricardo Quaresma, Dusko Tosic gibi futbolcuların kitabının da yazarı olan DeliKasap Dergi yayın yönetmeni Atlantis'ten Gelen Adam, Murat Arda tarafından yayına hazırlandı. Arda daha önce Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 2015-2016 ve 2016-2017 Şampiyonluk Özel Sayılarını da kulüp bünyesinde yayına hazırlamıştı. ŞAMPİYON Dergisi aynı zamanda DeliKasap, TR!P Kültür, Semtin Çocukları gibi dergileri de bünyesinde bulunduran ZİHİN AÇIKLIĞI ENSTİTÜSÜ tarafından yayınlanıyor. Haziran ayında dağıtımına başlanacak olan ŞAMPİYON Dergi içeriğinde Beşiktaş'ın 2020-2021 Sezonu Şampiyon kadrosu ve Beşiktaş emekçileri ile yapılan özel röportajların yanı sıra, anılar, futbol edebiyatı, kavga, kan, ter ve gözyaşı da bulunuyor. Sınırlı sayıda basılan dergiyi edinmek için: https://www.delikasap.org/urun/sampiyon-dergi-ilk-sayisi-cikti/ ...

Gothic Metal grubu Moonspell’den Fikret Orman’a eleştiri: “Açgözlü yöneticiler kulüpleri bitirdi”

Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nin devrik başkanı Fikret Orman'a eleştiriler artık ülke sınırlarını dahi aştı. Eski kulüp yöneticisi Fikret Orman'a "İllallah" diyen isimler kervanına bu defa dünyaca ünlü heavy metal grubu Moonspell vokalisti Fernando Ribeiro katıldı. DeliKasap.org yazarı Kemal Ilıkkan'ın gerçekleştirdiği özel röportajda, Ilıkkan'ın "Ricardo Quaresma’nın Beşiktaş kariyeri kulüp başkanı tarafından sona erdirildi. DeliKasap aracılığıyla Fikret Orman’a bir mesaj iletmek ister misiniz?" sorusuna "Kulüpleri bitme noktasına getirenler hep açgözlü yöneticiler olmuştur" diyen Ribeiro şu sözleriyle Ricardo Quaresma'ya destek çıktı: "Türkiye’de futbol tutku dolu bu yüzden o konuya pek girmek istemiyorum. Quaresma her zaman büyük topçuydu ve öyle de kalacak. Porto’da ve Portekiz Milli Takımı’nda oynarken beni çok sevindirmişliği vardır. Geri kalanı işin çirkin tarafı… Onu trivelalarıyla ve futboluyla hatırlamayı tercih ederim. Kariyeri boyunca açgözlü yöneticiler tarafından lekelenmek istendi. Kulüpleri yok eden işte bu tip insanlar, asla futbolcular değil!!!" Röportajın tamamını okumak için: [embed]http://www.delikasap.org/2019/11/10/istanbul-konseri-oncesinde-moonspell-ile-ozel-roportaj-pentagram-ile-verecegimiz-konserin-iptaline-cok-uzulmustum/[/embed] ŞAMPİYON DERGİ ÖZEL SAYISI ÇIKTI: https://www.delikasap.org/2021/05/16/sampiyon-dergi-ilk-sayisi-cikti/...

En afili ölen sanatçı Bülent Kayabaş için…

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Beşiktaş'ta doğup büyüdüm ben. Çocukluğumun Şair Nedim Caddesi, özellikle Şenlikdede Camii çevresi hala beş yüz yıl öncesinin Beşiktaş'ının izlerini taşır. Bu yüzden, doğrusu biz Beşiktaş'ın çocukları biraz şanslıyızdır. Zira eski Türk filmlerinin çoğunda doğal set olarak kullanılan Vişnezade mahallesi’nin bütün pasaklı çocukları; hepimiz, Kemal Sunallı, İlyas Salmanlı, Fatma Girikli, Bülent Kayabaşlı o mucizevi ve kıymetli filmlerin gönüllü figüranları olarak “oyunculuk” yapmışızdır. Meraklı gözlerle daha önce renkli camdan ya da beyazperdeden seyrettiğimiz bu sanatçıları kanlı canlı görmek büyüleyiciydi. İşte Bülent Kayabaş; simsiyah gür saçları, kara bıyıkları, o hep mayhoş bakan gözleri ve ciddi bir komiklik ihtiva eden çehresiyle bir zamanlar ben olanımın karşısında, yaşı en fazla otuz olmalı. Tavla oynuyor, bu çok net. Ama net olmayan film çekimi mi yoksa gerçekten bir arkadaşıyla tavla mı oynuyor, “bir zamanlar ben olan” ufaklığa soruyorum, kafatasımın içinden gelen yanıt belirsiz. Bülent Kayabaş ağabey ile ilk anım bu, taptaze "bir zamanlar ben olana" bir göz kırpıyor. Ey Yüce Darwin’in kaba mübarek sakalı, nasıl da mutlu olduğumu anlatamam. Bir film sahnesi mi çekiliyordu? Yoksa gerçekten bir arkadaşıyla mı oynuyordu hatırlayamamamın sebebi şu: Bir zamanlar ben olan o küçük sarı şeytan, mahallede çekilen filmlerin film olduğunu idrak edemiyordu ki...

Dorock’ın son durağı Beşiktaş mı?

Dorock heavy-metal kulüplerinin kaptanı Münir Atamer kafaları karıştırmaya devam ediyor. Beşiktaş'ın göbeğine bir rock'n'roll mekanı açmaya niyetli Atamer, "neresi?" sorularını yanıtsız bırakıp sadece "Kız Kulesi" ve "Boğaziçi" manzaralarını işaret etmekle yetiniyor....

IVERSON RESMİ OLARAK ARTIK ‘EFSANE’

NBA efsanelerini onurlandıran Hall Of Fame’in 2016 sınıfı geçtiğimiz günlerde açıklandı. 2016 sınıfının en parlak isimleri arasında basketbolu Asya’da sevdiren Houston Rockets’in uzun pivot efsanesi Çinli Yao Ming’in yanı sıra modern dönem uzmanlarının çoğuna göre basketbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi pivotu, 4 NBA şampiyonluğu yüzüğü bulunan, 2000 yılı NBA sezonu en iyi oyuncusu ödülünü (MVP) alan ve 15 kez All Star seçilmiş Shaquille O’Neal bulunmakta. Bu yıldızların yanında yer alan bir diğer isim ise sadece basketbolda değil, Amerikan toplumunda ırk ayrımcılığı konusunda da simge haline gelen, dövmeli, ‘corn row’ saçlı, asi, kural tanımaz yaratıcı tarzda oynayan şimdiki NBA gençlerinin ilk örneği ve önünü açan bir isim… Allen Iverson.   SPORDA VE TOPLUMDA DEVRİM YARATAN ADAM 1996 yılında Philadelphia 76ers tarafından birinci sıradan draft edilen Iverson insanların aklında sadece spordaki devrim niteliğindeki yenilikleriyle değil Amerikan toplumundaki dalgalanmalarda da ön planda olmasıyla tanınan bir isim… 2001 yılında tek başına 76ers’i NBA finallerine taşıyan ve aynı sene NBA MVP seçilen Iverson 4 kez NBA sayı krallığı, 12 kez All Star, 2 kez All Star MVP gibi birçok ödüle ve çok güçlü istatistiklere sahip. Iverson’in 3 numaralı forması Julius ‘Dr. J’ Erving, Maurice Cheeks, Wilt Chamberlain ve Charles Barkley gibi 76ers efsanelerinin yanında, Wells Fargo Center’da emekli edilerek asılmış durumda. NBA tarihindeki en iyi oyun kurucularından ve şutör gardlardan birisi olan Iverson’in her adımı, her hareketi sporda ve yaşadığı toplumda devrim niteliğinde… Crossover ve dribling hareketlerini NBA’in en tehlikeli hareketine çeviren, o güne kadar kimsenin görmediği bir hızda hareket eden, Majesteleri Michael Jordan’ın ‘Bileğini kıran’ hareketiyle sporda rekabetçilikle saygının ayrı şeyler olduğunu zorda olsa kabul ettiren, asi, dövmeli, kenar mahalleden gelen ve gangsta rap dinleyen hatta bir gangsta rap albümü piyasaya çıkaracak kadar aykırı tarzını ancak 26 yaşında zorla kabul ettirebilen bir isim Iverson. Hakkındaki suçlamalar dolayısıyla ABD’de birçok şehirde siyahilerin ‘Bir daha içimizden birisini böylesine ezemeyeceksiniz’ diyerek kampanyalar başlattığı, Amerikan Senatosunun 1 ay ana gündem maddesini oluşturan olayların asıl kahramanı… Jordan’in oynadığı bir dönemde, kendi giydiği ayakkabıları ondan daha fazla satan, deplasman sahalarındaki seyircilerin üzerinde en fazla forması bulunan tek başına bir spor markasını ayağa kaldırabilecek ölçüde marka değeri olan bir isim… Kazandığı parayla yüzlerce kimsesiz gencin sporla yetişmesine katkıda bulunan hayatı boyunca ailesi de dahil olmak üzere yaklaşık 50 kişiye bakan asi ve olağanüstü yetenekli bir sporcu… Herkes ‘Sen aykırısın!’ ‘Sen kural tanımıyorsun!’ ‘Sen sporu değiştirmeye çalışıyorsun!’ ‘Sen suçlu bir cezaevi mahkumusun’ ya da ‘Sen hangi hakla beyazlar için ideal sporcu olan Michael Jordan’i sahada maymuna çevirmeye çalışırsın!’ diye yüklenirken tek bir cevap vermiştir: “Ben bunların bizzat cevabıyım!” Lakabı da ‘The Answer’ (Cevap) olan Iverson, Muhammed Ali’den sonra ABD’de aykırı ve sistem karşıtı duruşuyla en çok ses getiren siyahi sporcu ve NBA’de oynadığı yıllar boyunca Amerikan ana akım medyasının manşetlerinden hiç düşmeyen bir isim. İlgilenenler için hayatını incelikli röportajlarla ele alan ve Türkçeye de çevrilmiş olan Larry Platt’in ‘Allen Iverson Efsanesi: Yalnızca Güçlüler Ayakta Kalır’ kitabına ya da ‘The Answer’ belgeseline bir bakmanızı ve bir dönemin ruhuna, toplumuna ve spor anlayışına toptan meydan okuyan ve sonunda ‘eski olanı’ yenen bu efsaneyi daha yakından tanımanızı öneririm. JÜBİLESİNİ YAPTIĞI BEŞİKTAŞ’I VE TARAFTARINI HİÇ UNUTMADI! NBA’de 2011 yılındaki lokavt döneminde boşta kalan Allen Iverson, Beşiktaş basketbol takımı ile bir yılı opsiyonlu, iki yıllık sözleşmeye imza attıysa da sakatlanarak bir sezonu dolduramadan takımdan ayrılmak zorunda kaldı. Iverson Beşiktaş’ta 10 maça çıktı ve sonrasında profesyonel basketbolu bıraktığını açıkladı. Yani ‘The Answer’ dev kariyerindeki jübilesini Beşiktaş’ta yaptı. ‘Beşiktaş farkı’ burada da kendisini gösterdi. Beşiktaş NBA’in en asi, yetenekli ve ünlü ismini Türkiye’ye getirmekle kalmadı ayrıca kendi farkını da bu isme tanıtmış oldu. NBA’in en hararetli ve sert taraftarlarından birisi olan 76ers taraftarlarının ardından Beşiktaş’ı ve kulübün taraftarını gören Iverson “Üçlü çektirmeyi” Türkiye’de öğrendiğini ve bunun kendisini çok heyecanlandırdığını dile getirdi. Iverson, imza töreninde Beşiktaş taraftarlarını ise şu sözlerle anlatmıştı: “Kariyerim boyunca çok büyük maçlarda ve atmosferlerde bulundum ancak dünyanın hiçbir yerinde böyle bir taraftar, böyle bir tezahürat görmedim. Döndüğüm zaman ABD’deki birine bunu anlatsam da anlayamaz. Gelip bunu yaşaması lazım. Bu tezahüratları bizim için yapmaları ve benim bunun bir parçası olmam gurur verici.” Burada önemli bir detayı da vurgulamak gerekli… Iverson hayatı boyunca ‘Real’ takılmış olan bir adam yani hiçbir sözünde abartı, sahtelik ya da klişe yok. Öyle olmadığı geçen sene de ortaya çıktı ve Iverson verdiği bir başka röportajda Beşiktaş’taki ortamı unutamadığını yineledi. Iverson hararetli taraftarın gerçekten neye benzediğini Beşiktaş’ta gördü. Jübilesini Beşiktaş’ta yapmış, Beşiktaş’ın atmosferini unutamayan NBA’in en büyük yıldızlarından birisi olan Iverson bu yıl ismini tarihe altın harflerle de kazımış oldu. ...

Right Menu Icon