#delikasap Tag

ŞAMPİYON DERGİ İLK SAYISI ÇIKTI

Senede bir kez basılacak olan yeni bir dergi yayın hayatına "merhaba" dedi. ŞAMPİYON Dergisi ilk sayısı ön siparişe çıktı. Kapağını Poseidonvari bir görkemle Sergen Yalçın'ın süslediği ve sadece 1903 adet limited edition basılan derginin ilk sayısı Atiba Hutchinson, Necip Uysal, Adriano Correia, Ricardo Quaresma, Dusko Tosic gibi futbolcuların kitabının da yazarı olan DeliKasap Dergi yayın yönetmeni Atlantis'ten Gelen Adam, Murat Arda tarafından yayına hazırlandı. Arda daha önce Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 2015-2016 ve 2016-2017 Şampiyonluk Özel Sayılarını da kulüp bünyesinde yayına hazırlamıştı. ŞAMPİYON Dergisi aynı zamanda DeliKasap, TR!P Kültür, Semtin Çocukları gibi dergileri de bünyesinde bulunduran ZİHİN AÇIKLIĞI ENSTİTÜSÜ tarafından yayınlanıyor. Derginin içeriğinde Beşiktaş'ın 2020-2021 Sezonu Şampiyon kadrosu ve Beşiktaş emekçileri ile yapılan özel röportajların yanı sıra, anılar, futbol edebiyatı, kavga, kan, ter ve gözyaşı da bulunuyor. Sınırlı sayıda basılan dergiyi edinmek için: https://www.delikasap.org/urun/sampiyon-dergi-ilk-sayisi-cikti/ ...

Yerli-Rock tarihimizde 37 sene önce bugün: 1984’te Açıkhava’yı kim yıktı?

Axe’in Açık Hava Tiyatrosu’nu yıktığı gün: 13 Mayıs 1984     Güneşli bir Pazar günü. Dünya’da NWOBHM tam gaz hız alırken Türkiye’deki Rock ve Metal grupları da boş durmuyor. Tam 37 yıl önce bugün, Repo Prodüksiyon’un düzenlediği Rock Festivali var İstanbul Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda. Katılan gruplar : Asım Can Gündüz ve Ambulans, Devil, Whisky, Axe(Ankara), Denge, Clips, E-5, Painted Bird, Grisou, Çetin Cengiz Dans grubu ve Acrobatik Rock And Roll dansçıları Dansco ve Sema.   Sırasıyla :  * Konser afişinin ana teması : “Bahar...

David Ellefson’a Porno Tuzağı

Megadeth kurucularından David Ellefson, özel yazışma ve kişisel verilerinin sızdırılması sonrasında zor durumlara düştü. Ellefson, özel hayatın gizliliği dahilinde kalması gereken video görüntülerinin kendisinin izni olmadan siber aleme sızdırılması ve hakkında yapılan dezenformasyonlar ile bir anda büyük bir tuzağın içerisine sürüklendi. "Reşit olmayan bir kadına cinsel taciz" başlığıyla internet ekosisteminde dolaşıma sokulan ağır ve haksız ithamlarla adeta bir "pedofili" olarak yaftalanan sanatçı, söz konusu kadın ile yaptığı "özel" görüşmeler ve kadının da herhangi bir suistimale uğramadığını ve reşit olduğunu açıklaması sonrası kısmen rahat bir nefes aldı. Konu ile ilgili detayları bilahare paylaşacağız. Ancak şu ana kadar yaptığımız tahlile göre Megadeth üyesi Ellefson'a bir tuzak kurulduğu ancak bu çirkin eylemin kimler ve hangi amaçla gerçekleştirildiği henüz öğrenilemedi. https://www.youtube.com/watch?v=9d4ui9q7eDM ...

High On Fire: “Sevdiğimiz şeyi yapmak için ödüle ihtiyacımız yok”

Öyle bir grup düşünün ki Metallica'nın seksenlerde yaptığı devrimsel nitelikte albümler silsilesi ve doksanlardan iki binlere dörtnala koşan muazzam kariyer yolunun benzerinin tohumlarını bir kuşak sonrasında rock'n'roll dünyasına ejaküle etsin ve ortaya çıkardıkları nurtopları gibi "kirli ve pasaklı" ama olabildiğince hakikatli punk-metal çocuklarını ticarileşme sıkıntısından mümkün mertebe ırak tutmayı da başarabilsin. İşte bu grup; doksanlı yılların sonunda kurulan High On Fire ve herifçioğulları prog-sludge-stoner-doom-metal derken kariyerlerine Grammy bile sokuştururken "pür-i pak" kalmayı -yani tecimsellik belasına bulaşmamayı- becererek saygıyı da sevgiyi de köküne kadar hatta kökünden sonrasına dek hak ediyorlar! İşte tüm bu heybetiyle "kabaca" stoner-metal-punk olarak özet geçebileceğimiz kendilerine has tarzlarıyla High On Fire, çağdaş metal çıtasını son kertede hanidiyse arşa çıkarttı ve Electric Messiah ile kazandıkları Grammy ile hâlâ yükseklerde takılmaya devam ediyorlar. Pandemi öncesinde en son Dallas semalarında uçan ve leş rock barlardan afili publara hemen her yerde konser vermekten gocunmayan bu tipsiz ağabeylerimiz, müzikal zirvelerde öylesine yoğun bir rock'n'roll'u yaşıyor ve yaşatıyorlar ki, alçak güzergahlara pek uğramayacakları aşikâr...

Fin Death Metal Grubu Wolfheart İstanbul’a Geliyor

Dinleyicilerini yıllardır hiç hayal kırıklığına uğratmayan ve her metalseveri adeta çıkaracakları bir sonraki albümü dört gözle bekler hale getiren Fin death metal grubu Wolfheart İstanbul'a konsere geleceklerini duyurdu. Uzunca bir süredir Covid-19 kısıtlamalarından çok ağır darbe yiyen Türk Metal camiası için büyük ve güzel bir sürpriz olan bu gelişme ile Türk Metalseverler nihayet Finlandiya'nın dondurucu soğuklarından gelen serin rüzgar ile yeniden hayat buluyor..Fin kurtlar,  27/03/2022 tarihinde Moda Kayıkhane, Event Hall'da Türk metalseverleri Finlandiya'dan getirdikleri serin rüzgarlarla karşılayacak.. Grubun konser listesinde ise yayınladıkları en yeni parçalarda yeralacak. Bu parçalardan biraz bahsedelim. Fin death metal birimi WOLFHEART, bu yıl çok beğenilen tam uzunlukta Wolves of Karelia'nın yayınlanmasının ardından 5 Mart 2021'de iki yeni buz gibi soğuktan çıkagelen single ve iki özel eklenti içeren Skull Soldiers EP ile kahramanca savaşına devam ediyor.  Yeni stüdyo single "Skull Soldiers" ve "Hereditary" hem klasikleşen WOLFHEART sesini korurken hem de yeni bölgeleri keşfediyor - devasa brutal vokalleri, gitar sürüş patlamaları ve ritimleriyle dağlık buzların içinden geçerek. Parçalar, Wolves of Karelia'nın savaş temasına devam ederek, Winter War sırasında kasklarına kafatasları ve iskeletler boyayan güçlü Finlandiya askerlerinden oluşan küçük, özel bir savaş biriminin hayranlık uyandıran hikayelerini anlatıyor.  Müzik ayrıca, dondurucu kış soğuklarının aurasını ve asla teslim olmaya istekli olmayan Fin ordusunun ezici ağırlığını somutlaştırıyor.  EP'de ayrıca iki nadir özellik de vurgulanıyor: İlki - Shadow World (2015) parçasının ürkütücü yeni akustik versiyonu, basçı Lauri Silvonen'in havadar, tüyler ürpertici temiz vokallerini içeren “Aeon of Cold” ve ikincisi - kusursuz  Wolves of Karelia single'ı “Reaper” ın canlı versiyonu, grubun 2020'nin başlarında yayınlanan sanal konser akışı performansı sırasında kaydedildi. Ve tabii ki grubun planlanan istanbul konserinde bu parçalar da Türk Metalseverlerle buluşacak.. TICKETS:https://www.biletix.com/etkinlik/0DP01/ISTANBUL/en EVENT:https://www.facebook.com/events/2590921001159988 Duality ProductionsDecibel-Touring DeliKasap Haber Ajansı/Can Emed ...

SAVULUN MEL’UNLAR! Allah-sız Katık-sız Taviz-siz Thrash Metal’in Sahabeleri Vio-lence dönüyor

Delişmen-dehşetengiz vokalleri, cangırtöz-dolgulu bas gitar partisyonları, köftehor-namussuz geri vokalleri, serbest gezen hayvan eti yemiş gitar riffleri ve cenabet-tokatsal davul ataklarıyla thrash metale belki big-four kadar popülarite katmayan ve fakat tavizsiz metalcilerde çıkardığı üç muazzam albümle KULAK KANIRTICI bir etkide bulunmuş hor hor köftesi tadında puslu melodi manyakları Vio-lence, 30 seneden sonra kasabaya geri dönüyor! Önce; destur diyerek 90’lı yıllar başı metal ortamı ve Vio-lence halet-i ruhiyesine bir göz atalım: https://www.youtube.com/watch?v=B-EdNm6SE_8 2019 yılında 15 yıl aradan sonra ilk defa canlı konserler için yeniden bir araya gelen ve pandemi sonrasında bu kez de 30 sene sonra ilk defa albüm basmaya niyetlenen San Fransiskolu baba-thrasherlar belki biraz etlenmiş, saç köklerinden de biraz kıl yitirmiş olabilirler. VE FAKAT HÂLÂ HAYVANSI ENERJİYE SAHİPLER! Gelin, kuduruk sesli vokalist Sean Killian’a kulak verelim: “Yeni albümümüz 1988’de yayınladığımız Eternal Nightmare, 1990’da yayınladığımız Oppressing The Masses ve 93 demomuz Nothing To Gain’in bir harmanı gibi olacak adeta; hızlı ve ağır! İçinden MACHINE HEAD ve Robb Flynn gibi bir Groove Metal efsanesini yumurtlamış bu efso-grubun yeni albümüne heyecan duymayacak olanlara seslenmek istiyoruz: OCAK DIŞISINIZ!!! DELİKASAP 666+2. SAYISINI YAYINLADI. SİPARİŞ İÇİN: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

Twisted Sister efsanesi Dee Snider, Jon Schaffer’e GAMMAZCI PUŞT muamelesi çekti

Iced Earth kurucusu Jon Schaffer 6 Ocak Darbe Girişimi faillerinden biri olarak yargılanması sonucunda suçlu bulunmuştu. Schaffer’in 30 yıllık bir ceza ile karşı karşıya kalması sonrası PİŞMANLIK YASASI’ndan faydalanmak üzere devlet ile işbirliği yapacağını açıklaması Dee Snider’ı küplere bindirdi. Snider “Alçak! Puşt! Sen darbecileri savundun. Teröristlik yaptın. Şimdi de hainlik ediyorsun, gammazlık ediyorsun. Bi tane çakıcam!” dercesine bir ruh haliyle Schaffer’in metal camiası için bir utanç kaynağı olduğunu açıkladı. “Bre .mın çocuğu, madem teröristlik ettin, bi bok yedin, neden ceza indirimi için kendi cemaatine hainlik ediyorsun, gammazcı pezevenk!” şeklinde ağza alınmayacak küfürlerle Schaffer’e yüklenen ünlü vokalist, -sanki kendisi de henüz daha birkaç ay evvel Donald Trump yandaşı değilmişçesine- Jon Schaffer’i savunan bir takipçisi ile twitter’da bir de ağız dalaşına girdi. Bir takipçisinin “Jon’un heykelini dikmeye kalksak t.şşaklarına Indiana’nın betonu yetmez, en azından o inandığı değerler için savaştı” açıklamasına öfkelenen Snider “Hadi oradan, hadi oradan! Kendi ailene ve arkadaşlarına hainlikten başka bir şey değil. Gammazlık bu!” dedi. Hızını alamayan Snider attığı seri twitlerle Schaffer’e öfke kusmayı sürdürdü: “Gammazcılık, şerefsizce davranmaktır. Çok gammaz gördüm, duydum, babam bir polisti benim. Ama beni gammazcılık konusunda iyi eğitmiştir, bir polis olmasına rağmen o da sevmezdi gammazcıları ve bana sevdiklerimi satmamam konusunda hep öğütler verirdi. Sessizce acını çek ve kimseyi satma. Sevdiklerini, ailesini satan, gammazlayan insanları anlayamıyorum. Herkes enselenene kadar çok ağır abilik taslar ama yakalanınca da en hızlı satıcı olur. İbnelik gibi, puştluk gibi bir şey bu gammazlık.” Yine de yiğidi öldürüp hakkını verelim: Dee Snider'ın kendisi de daha önce 1985 yılında "Gençleri Metal'le Zehirlediği", "Şiddete Özendirdiği" ve "Ahlaksızlık Ettiği" gibi s.kko gerekçelerle Gençleri Koruma Cemiyeti tarafından Amerikan Senatosu'nda sorguya çekilmiş ama rock'n'roll tavrından taviz vermeden savunmasını anti-sansürcülük üzerine bina ederek metal camiasında büyük bir itibar kazanmıştı. Dee Snider senatodaki müthiş savunmasında anlı şanlı parlamenterleri alt etmiş, "Under The Blade şarkısı Sadomazoşizmi ve tecavüzü teşvik ediyor" diyen meşhur Demokrat senator Al Gore'un hanımı Bayan Gore'a "şarkıda bu tip düşünceler yok bence bu tip fikirler sizin beyninizin içinde" diyerek yüz yılın ayarını vermişti. O günlere dair bugün gülerek şöyle konuşuyor Dee: "Karşılarında Vince Neil gibi birini bekliyorlardı. Onu çatır çatır yiyebilirlerdi çünkü entelektüel olarak biraz zayıftır bizim Vince. Ama ben karşılarına Braveheart gibi dikildim!" Seni seviyoruz tuhaf adam, tüm deliliğine rağmen! DELİKASAP DERGİ SON SAYI ÇIKTI! DeliKasap'ı destekle...

Ne demek Türkiye’de Senfonik Metal Yok!? Huzurlarınızda: AnzeriA

Kuruluş tarihi 2009 olan AnzeriA "meşakkatli" bir metal tarzında gayet başarılı bir sound tutturan "Senfonik Metalciler"den oluşan bir grup. 22.02.2021'de Holy Defy adını verdikleri albümlerini yayınlayan AnzeriA bu albümden Web Of Lies isimli ilk single’ını tüm dijital platformlar üzerinden dinleyicilerine sundu. Albüm kayıtlarını kendi ev stüdyosu ve Studio Circus’ta Özgür Öztürk ile kaydeden grup, mix ve mastering için Emircan Ünsev, alt yapıların düzenlenmesi için ise Koray Onur Alarslan ile çalıştı. AnzeriA bugün üç üyesiyle etkinliğini sürdürüyor. Vokallerde grubun kurucu üyesi Damla Kayıhan, gitarda Çağrı Çarhacıoğlu ve gitar-vokallerde Mehmet Erkut Atay heavy metal ile senfonik müziğin bir kombinasyonunu hayata geçiriyor ve bize başlıktaki soruyu sorduruyorlar: Ne demek Türkiye'de Senfonik Metal Yok!? Huzurlarınızda: AnzeriA! https://www.youtube.com/watch?v=vwwxm5wZuiI Şimdiye kadar yüzlerce yerli ve yabancı rock, metal ve punk deviyle özel röportajlar gerçekleştirmiş olan DeliKasap Dergi'yi destekle, bağımsız yayıncılığa güç ver...

İstanbul’u Özleyen Balthazar’dan Yeni Albüm

Merhaba Sevgili Deli Kasap Okurları,  Tarihe tanıklık etmekten yorulduğumuz günlerde neyse ki ilaç gibi albümler yapılmaya devam ediyor. 2021’in lezzetli albümlerinden biri de Belçikalı indie pop/rock grubu Balthazar’dan geliyor. Tarz olarak Arctic Monkeys’e benzettiğim Balthazar, experimental ilerleyişini sürdürerek karşımıza elektronik ağırlıklı biraz jazz, biraz disco tarzın dominant olduğu beşinci stüdyo albümü “Sand” ile çıkıyor.  Albüm didiklemesine başlamadan önce, her zamanki gibi vatandaşlık görevimi yapıp, siz sevgili okurları Balthazar’la tanıştıracağım. 2004 yılında Belçika’da kurulan grup Maarten Devoldere, Jinte Deprez, Simon Casier, Michiel Balcaen ve Tijs Delbeke’den oluşuyor. 2006 yılında kendi isimlerini verdikleri çıkış EP’si yayınlandıktan birkaç ay sonra grup üyeleri arasında bazı değişiklikler oldu. 2007 yılında ilk single “This Is A Flirt” yayınlanırken, grup ilk albümleri “Applause”u 2010’da yayınladı. Bugün burada ise dördüncü albümleri “Fever”ın ardından müzik yapmaya ara veren Balthazar’ın beşinci albümü “Sand” için toplanmış bulunuyoruz.  26 Şubat 2021 çıkış tarihli Sand, öncelikle elektronik bir albüm. Bir önceki albümleri “Fever”da elektronik tarafa yönelen grubun solisti Maarten ve back vokal Jinte, bir röportajında Fever’da ilk defa groovy soundlar kullandıklarını ve yeterince kullanmamışlar gibi hissettiklerini ve böyleceturne sırasında, Sand’de yer alacak yeni şarkıların oluşmaya başladığını söyledi. İkili, grupla verdikleri ara sırasında solo projelerine devam etti. Yeni albümün elektronik müzik ağırlıklı olmasının bir sebebinin de her şeyin Covid yüzünden dijital ortamda hazırlanması olduğunu vurgulayan Balthazar, eskiden bazı konularda grup olarak katı olduklarını dile getiriyor, artık ise yeni şeyler denemeyi sürdürmeyi, böylelikle sıkıcı olmamayı planlıyor. Pandemi olmasaydı da aynı şarkıları belki farklı soundlarla yapmış olabileceklerini söyleyen Balthazar’ın yeni albümü Sand’in açılış şarkısı “Moment”. Şarkı eğlenceli ve hareketli. Disco soundları dikkat çeken eseri dinlerken bir şekilde Balthazar imzası taşıdığını düşünüyorsunuz. İkinci sıraya geldiğimizde ise karşımıza jazzy olarak betimleyeceğim, dinlerken sakinleştirici etkiye kapılıp gevşeyeceğiniz Losers çıkıyor. Bu şarkının video klibi albümle eşzamanlı yayınlandı. Klipte, grup üyeleri bir filmin karakterleri olarak karşımıza çıkıyor ve 3:32 dakikalık klibin sonunda film sonu tanıtım yazılarında isimlerinin karşılığındaki rollerini gördüğünüzde klibi tekrar izleyip konuyu anlamak istiyorsunuz. Neden bahsettiğimi merak edenler için klibin linkini buraya bırakıyorum: https://youtu.be/RPalElBUdgE  Üçüncü sırada değerlendirilmeyi bekleyen “On A Roll” benim favorilerimden. Yine melodisini duyduğunuzda Balthazar yapımı olduğu üzerine iddiaya gireceğiniz türde olan “On A Roll” bana, “Covid bitse de Balthazar konserine gidip dans etsek” dedirtti. Video klibi otel koridorunda ve asansöründe geçen “On A Roll”, bana biraz grubun ilk albümleri “Applause” ve “Rats”deki indie rock stillerini anımsattı. Klibin linkini buraya iliştirdim: https://youtu.be/HE2OlPmH7xs  “Sand” albümünde ilk kez kadın vokaller kullanmayı deneyen grup, albümün en farklı parçalarından, dördüncü sırada yer alan “I Want You”nun güçlü soundları, birden fazla enstrüman kullanımı ve ilgi çekici sözleriyle dinleyiciyi yakalıyor. Albümün en pop şarkısı, slow tarafta diyeceğimiz “You Won’t Come Around”. Hem sözleri hem yapısı açısından sürekliliği olan, tekrar etmeyen şarkı, canlar biraz sıkkınsa daha da sıkmak için birebir. Neyse ki bir sonraki şarkıya geçtiğinizde “Linger On” ile depresyondan çıkıyorsunuz. Bütün elektronikliğiyle ileriki yıllarda belki de “Sand” albümü denince akla gelecek şarkı “Linger On”, kesinlikle eşliğinde dans edebileceğiniz türden. Yedinci sırada yer alan “Hourglass” da albümün geneli gibi disco etkisi altında. Grup, bir röportajında hemen hemen bütün şarkılarında bir şekilde zaman kavramından bahsettiğini söylüyor,  “Kum Saati” anlamına gelen “Hourglass” için ise “Kum’un mecazi anlamı” ifadesini kullanıyor. Jinte, albümün kapak fotoğrafının da bununla ilgili olduğunu, uzun zaman önce bir fotoğraf gördüklerini ve albümün bitmesine yakın kapak fotoğrafının o olacağı konusunda herkesin hemfikir olduğunu söylüyor. Albümün kapak fotoğrafı, Hollandalı heykeltraş Margriet Van Breevort’un “The One Who Waits”, orijinal adıyla “Humunculus Loxodontus” eseri. Maarten, fotoğrafı gördükten sonra üzerine daha çok düşündükçe albüme daha çok yakıştığını düşündüklerini söylüyor.    “Passing Through” yine minik dans hareketleriyle eşlik edip, içkinizi yudumlarken eskiyi anmanız muhtemel bir parça. Şarkının sonlarına doğru giren keman solonun hissini ben tarif edemem, yorumu size bırakıyorum. İstanbul’un en büyük pazarları olduğunu söyleyen Maarten ve ekibi henüz İstanbul’la ilgili bir şarkı yapmadı fakat “Leaving Antwerp”le, Antwerp şehrini bir ufak ansa da aslında albüm genelindeki sözlerde olduğu gibi bir suçluluk ve kabul edişten bahsediyor. Naçizane tavsiyem, jazz hatta neredeyse lounge diyebileceğim eserdeki saksafona kendinizi bırakmanız ve bir süre akıp gitmenizdir sevgili okuyucular. Albümde sondan bir önce karşımıza çıkan “Halfway”, perküsyon ağırlıklı, ritmik ve eğlenceli bir şarkı. Yine Balthazar dinleyicisinin ayırt edebileceği soundlar bulunduran parça, gelecekteki konserlerin demirbaşı olma potansiyeline sahip. Grup, slow, jazzy ve yatıştırıcı ritmleri olan son şarkı “Powerless”la dinleyiciye albümün hissettirdiği farklı duyguları sindirme imkanı tanımış. Albümün linkine buradan ulaşıp afiyetle dinleyebilirsiniz: https://open.spotify.com/album/0aYwzFnbFur2SEyJKKS0LD?si=1AVIb7eeSUmxfDm-Ee47Yw  Son zamanlarda gelen bazı üzücü ayrılık haberlerinin ardından, grubun bir süre daha buralarda olacağını gönül rahatlığıyla söylüyor ve Balthazar ailesine yeni katılacakları kucaklıyor, eski fanları selamlıyorum.  Huzur ve sağlıkla kalın! ...

Right Menu Icon