#mayhem Tag

Mayhem 10 Ocak Gecesi İstanbul’u Yaktı

[vc_row][vc_column][vc_column_text]True Black Metal’in efsaneleri Norveç Black Metali’nin öncüsü Mayhem 2019 yılında öyle bir albüm yaptı ki, Daemon isimli albümleriyle resmen köklerine dönüp hepimizi mest ettiler. O dönemde Delikasap’ta yazdığım bir yazıda ”grubu bu efsane albüm sonrası mutlaka izlemeliyiz” diyerek organizatörlere seslenmiştim. Elbette benim etkim olmuştur demeyeceğim ama kısa bir süre sonra grubun If Performance’ta konser yapacağı açıklandı ve tahmin ederseniz ki her fan gibi resmen havalara uçtum. Mayhem’i daha evvel 2011 yılında Unirock Festivali’nde izlemiştim ama yetmemişti.  Grubu ne olursa olsun bir kere daha izlemek, hatta grupla tanışmak çok istiyordum. Hele ki Daemon gibi kült bir albüm sonrası bu gibi duygularım iyice depreşmişti. Açıklandığı gibi biletlerini aldığımız konserin gün sayımını yaşarken, Delikasap’ta bir de grupla röportaj yapmak ayrı bir heyecan yarattı ve sonrasında grubun gitaristi Teloch ile yazışmalarımız vs. derken, grubun geleceği günü tabir-i caizse büyük bir sabırsızlık içinde bekledim. Son birkaç haftadır benim için oldukça zor ve stresli bir zaman diliminden geçtiğim bu günlerde en sevdiğim grupların başında gelen Mayhem, İstanbul’a geldi ve bu konser benim için çok ama çok farklı oldu. Etrafta konser sonrası söylenen şu oldu bu oldu gibi şeylere kulak asmayın, grup taş gibi çaldı ve mükemmel bir setlist ile ruhumuzu doyurdu. Orada olan ve bunu sonuna kadar yaşayanlardan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, Mayhem’in bu konseri o gece orada olanlar için kolay kolay akıllarından çıkmayacak derecede iyi ve etkiliydi. Şimdi o geceye dönelim ve detayları sizlerle paylaşalım, hazırsanız başlıyoruz. KONSER ÖNCESİ IF PERFORMANSIN ÖNÜNDEKİ KALABALIK FANLAR Daha önce Dr. Skull, Watain ve Masters Of Thrash konserleri için geldiğimiz If Performance’ta böylesine bir kalabalığa hiç şahit olmamıştım. Gerçi konserin Sold Out olacağı açıklanmıştı ama bu kalabalık tahmin edeceğinizden çok ama çok daha fazlaydı. Oldukça ateşli bir fan kitlesi bekliyordu bu konseri,  corpse paint yapıp gelen gençler, oldschool fanlar, müzisyenler, herkes bu konser için heyecanla oradaydı ve memleketin farklı illerinden gelen birçok arkadaşımız da oradaydı. Kimisi belki de ilk kez kimisi benim gibi ikinci kez ve yine kimisi ise üçüncü kez izleyecekti Mayhem’i; işte buradan da anlayacağınız üzere grubu seven ve black metal hastası olan herkes oradaydı.  Alana girerken ve girdikten sonra kuyruklar bitmek bilmedi, katılım ve ilgi çok yüksekti. Şimdi hep birlikte bu cehennem kalabalığını oluşturduğumuz tüm dostlar ile Mayhem konserine geri dönelim… MAYHEM İSTANBUL’U RESMEN YAKTI 9 yıllık bir aradan sonra Mayhem sahneye çıktığında hepimizi büyük bir heyecan sardı. Son albümden Falsified and Hated ile start verilen bu ayine To Daimonion, Bad Blood, Invoke the Oath ve Malum gibi her biri muhteşem çalışmalarıyla devam ettiler. Son albümün en etkili şarkılarından Malum’un riflerini duyduğumuz anda tüylerimiz resmen diken diken oldu. Kitle bu şarkıyı gerçekten çok seviyordu ve şarkıya eşlik edenlerin sayısı hiç de az değildi. Mayhem’in en sevilen şarkılarından My Death’e geldiğimizde resmen ruhumun sarsıldığını hissettim. Atilla, mükemmel bir solist ve o gece gerçekten kusursuz bir performans sergiledi.  Grubun sahnedeki kostümleri ve duruşu çok etkileyiciydi. Konseri üç bölüme ayıran grup ikinci bölümü efsane albümleri ‘’De Mysteriis Dom Sathanas” klasiklerine ayırmıştı. İşte bu bölüm efsane ses Dead’in sesinin yankısıyla tüm zamanların en büyük Black Metal marşlarından Freezing Moon ile başladı ve orada bulunan kalabalık resmen bu şarkıyla kendinden geçti. Bu efsane şarkıdan sonra sırasıyla Life Eternal, Pagan Fears, Buried by Time and Dust gibi klasiklerle ayin en etkili şekilde devam etti. Bu bölümde çalınanlar sıradan şarkılar değildi. Aklınıza Dead, Euronymous efsaneleri geliyor ve bu iki efsane müzisyenin yarattığı eserlerin lanetinin sonsuza kadar tüm dünya üzerinde kalacağını hissettiriyor. Bunu hissettiğinizde orada olmaktan ve bu anlara şahit olmaktan bir kez daha mutluluk duyuyorsunuz. Mayhem eşsiz bir performans sergiliyor ve sizi cehennemin dibine doğru sürükledikçe sürüklüyor. Grubun gitaristi Teloch ve diğer gitaristi Charles Hedger resmen ortalığı yıkıyor karanlığın melodilerini ruhumuza gönderiyorlar. Atilla kendine has vokaliyle derin izler bırakırken her çığlığında tarifsiz ıstırabını sizlere fazlasıyla yaşatıyor. Grubun kurucularından Bass Gitarist Necrobutcher kendinden geçerek çalıyor enstrümanını. Şahit olduğunuzda bir kez daha bu herif insan olamaz dedirten ve gökgürültüsünü andıran stiliyle tüm zamanların en özgün davulcusu olan HellHammer‘a inanamıyorsunuz. Kısacası Mayhem o gece her yönden aklımızı aldı. İlk iki bölümün ardından grubun ilk döneminden ağırlıklı bir setlist başladı. Pure Fucking Armageddon, Deathcrush , Chainsaw Gutsfuck, Carnage yine aklımızı aldı. Bu dönemin de en klas şarkıları icra edilirken, hiç bitmesin istediğimiz ve kendimizden geçtiğimiz bu ayin maalesef sona eriyor. Bizlerse rüya gibi geçen bir Mayhem konserinin ardından, cehennemi kalabalık ile alandan bin bir zorlukla ama mutlu bir şekilde dışarı çıkıyorduk. VE SON OLARAK Az evvel belirttiğim üzere grup muhteşem bir setlisti taş gibi çaldı. Bizler konserin bittiğine inanamadık, bu muhteşem gecede emeği olan herkese, orada bulunup bu ayine katılan tüm dostlara bir kez daha buradan bir selam göndermek ve teşekkür etmek istiyorum. Mayhem burada çok seviliyor bunu yaşadım ve gözlerimle şahit oldum. Umuyoruz bu Sold Out geçen muhteşem konser gelecekte Marduk, Emperor ve Dark Funeral ile randevularımıza da karanlığın içinden bir ışık tutar ve o efsaneleri de böyle bir kitle ile izleme şansına ulaşabilir, ruhlarımızı karanlığın soğuk ve tekinsiz gerçekliğiyle doyurma şerefine nail oluruz. MAYHEM ‘e  Dear Lords of Chaos, That was a deep pleasure to being at your show, being company of your darkness, feeling how is like to be in hell, feeling power and misery of death. You are always welcomed here by your fans. Also meeting with you, taking some photos and talking made some good uniqe memories. I will never forget that night. SETLIST Act I Falsified and Hated To Daimonion My Death Malum Bad Blood Invoke the Oath Act II Freezing Moon Pagan Fears Life Eternal Buried by Time and Dust Act III Intermission (Silvester Anfang) Deathcrush Chainsaw Gutsfuck Carnage Pure Fucking Armageddon Tüm Fotoğraflar - Esra Atakan  (Kendisine sonsuz Teşekkür Ederim) Video - Magnus Opus / Özgür Kaygısız Konserden Bir Bölüm izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=QaM1IFdzdk8&fbclid=IwAR3BbSrct6LGGnUdkpbEjkhnI8V7vKeyyVo01P24A-hyDmrlMaVnfrF15Kk[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]...

Şeytani Black Metal’in mucidi Mayhem ile DeliKasap özel röportajı!

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Teloch: "En sevdiğim yazar, benim!" Gorgoroth, God Seed, Mayhem, Nidingr, 1349… Norveç Black Metal piyasasında sayısız grupla mesai harcayan ve İskandinav Black Metal coğrafyasında saygın ve "kara" bir yer edinen müzisyen Teloch DeliKasap’a özel bir röportaj verdi. Aynı zamanda Bertolt Brecht’in Cesaret Ana ve Çocukları adlı eserinin tiyatro müziklerine de imza atan, asıl ismi Morten Bergeton Iversen olan "İblisvari" metalci bugün Mayhem’de pena sallıyor. Gökhan Toker’in hazırladığı soruları Emre Doğulu Teloch’a yöneltti. Daemon'ı dinlediğimiz zaman sizden uzun zamandır beklediğimiz köklerdeki Mayhem soundu ve ruhuyla karşılaştık ve bu bizim için çok değerli. Hızla en çok saygı duyulan ve takdir gören albümlerinizden birisi oldu. Sen neler düşünüyorsunuz bu konuda? Müziğimizde bir şeyleri sürekli daha ileri taşıma gayretinden yorulduk. Yaşlandıkça daha basit müzik ve albümler yapmak istiyoruz. Bunu yaparken de ileriye bakacağımıza biraz geriye dönüp bakıyoruz. Ayrıca bu albümü yazmadan önce hali hazırda tarihleri belirlenmiş bir turumuz vardı dolayısıyla bununla çok uğraşacak kadar aptalca geçirecek bir zamanımız da olmadı açıkçası. Mayhem olarak Türkiye'ye üçüncü kez geleceksiniz, ilk konseriniz buralarda yıllarca en konuşulan konserdi. İkincisinde de izleyenlerden biriydim ve inanılmaz etkilenmiştim. Son albüm sonrası gördüğüm kadarıyla burada fan kitleniz oldukça büyüdü ve harika bir konser olacağını düşünüyorum ve elbette biz yine orada olacağız. Peki Mayhem dünden bugüne Türkiye konserlerini nasıl değerlendiriyor? Burada unutamadığınız bir anınız var mı? Türkiye’den hatırladığım tek şey şu: 2011 yılında Türkiye’deki Unirock Open Air’de gitaristimiz çok sarhoş olmuştu. Biz sahnede performans göstermeye başladıktan sonra kollarında bir şişe Jack Daniels ile sahneye oturup izleyicilerle sohbet etmeye başlamıştı. Bunu unutamam! Black Metal kendi içinde birçok  evrim yaşadı, bir tarafta siz ve Darkthrone gibi türün ta kendileri, bir tarafta Watain, Deus Mortem ve Deathspell Omega gibi gruplar, bir tarafta da daha popüler Dimmu Borgir, Behemoth gibi gruplar… Sence Black Metal'in dünyadaki durumu nasıl ve sizce Black Metal 'in tanımı nedir? 1990'larda Black Metal bambaşkaydı. Şu aralar Black Metal sahnesi nasıldır konusunda pek emin olamıyorum çünkü 1990’lardaki gibi bu tarzı sıkı takip etmiyorum. Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla Black Metal içinde çok farklı türde çok fazla sayıda yeni grup var. Bunların büyük bölümü de farklı zamanlarda geliştiler. Örneğin bugün bir grup 1970’lerin disko müziğini yapmaya çalışırsa bir şeyler mutlaka eksik kalacak, eksikliğini hissettirecektir. Stüdyo kayıt süreçleri, kullandığımız ekipmanlar, farklı zihniyetler ve farklı zamanlar… "Esoteric Warfare" ile başlayan sürecinizde gerçekten harikalar yaratıyorsun. Her birimiz efsane albümünüz ‘De Mysteriis Dom Sathanas‘ ruhunda bir albüm hayal ederken, bize tam olarak bu ruhta bir albümle geri döndünüz. Bu inanılmaz albümdeki en büyük ilham ve güç kaynağınız neydi? Açıkçası söylediğim gibi sadece farklı bir yaklaşım denemek ve sergilemek istedik. Bu şekilde de akıllıca bir hareket yapmışız diye düşünüyorum. Misantropik karakterler, ölüm, yalnızlık ve kasvetli duygular; Paganizm ve Hıristiyanlığa karşı protest duruş Black Metal için çok önemli. Diğer yandan tüm bunlar dünya edebiyatında da haklarında en çok yazılan konular arasında. Sizin bu anlamda etkilendiğiniz yazarlar ve sanat akımları var mı? Açıkçası benim için böylesine yazarlar ya da akımlar yok. En sevdiğim yazar bizzat kendimim. Bir pislik gibi olmaya çalışmıyorum yanlış anlaşılmasın yalnızca kitap okumam ve böyle şeylerle ilgilenmem. Sürekli kendi dünyamda yaşıyorum ve bu benim için yeterliden de fazla. Attila Csihar bence gelmiş geçmiş en büyük seslerden, onun sesini kullanışı hiçbir soliste benzemiyor. Çok değişken tekniklere sahip; üstelik opera eğitimi aldığını da duydum. Attila'nın bu ruhu Mayhem'i çok daha farklı kılıyor. Onun sesini nasıl değerlendiriyorsun? Kesinlikle. Attila’nın sesi eşsiz ve yapabildikleriyle beni hiç durmadan şaşırtmaya devam ediyor. Demek istediğim hiçbir yönüyle geleneksel bir Black Metal vokalistine benzemediği. Bu da onun sesini böylesine muazzam yapan şey. İstanbul hakkında çok kimsenin bilmediği ilginç bir Viking bağlantısı vardır. Bizans İmparatorluğu (Roma İmparatorluğu) döneminde oldukça uzun asırlar boyunca bizzat İmparator ve İmparatoriçelerin şahsi koruma birlikleri Varegler (Varyaglar) ağırlığı Norveç’ten gelen Viking savaşçılarından oluşuyordu. Bunların içinde sonradan Norveç Kralı olup İngiltere’nin kuzeyini işgal eden Harald Hardrada da (III. Harald) var. Bir de Ayasofya’da bir Vareg komutanına ait olduğu düşünülen mermere kazılı "Halvdan Buradaydı" yazısı var. Bizans’taki Viking birliklerini işleyen Turisas gibi Heavy Metal grupları da var. Bir Norveç’li olarak hiç böylesine konulara müzik yapmak amacıyla ilgi duydun mu? Yo hayır hiç duymadım. Halvdan yazısını da detayıyla bilmiyordum bu konuda okuma yapmam lazım ki okumuyorum. (Gülüyor) Ancak evet Ayasofya’da "Bu sözleri Arne yazdı" gibisinden aynı doğrultuda bir yazı olduğunu biliyorum. Viking Çağı’nda böylesine yazılar yazarak kendini anlatmak normal bir yoldu. Başka ülkelerde daha eğlenceli benzer yazılar da bulundu. Bunlardan birisinde "Arne eşcinseldir" yazıyor. Türkiye’deki fanlarınıza ne söylemek istersiniz? Konserde onları nasıl bir deneyim bekliyor? Türkiye’ye geri dönmek fantastik olacak. Dediğim gibi en son 2011 yılında gelmiştik ve harika ülkenize yeniden gelebilmek için uzun yıllar boyunca çok çabaladık. Tüm grup oraya gelmeyi dört gözle bekliyoruz. Performansımız her zamanki Mayhem performansı olacak. Harika olacak ve daha önceki gelişlerimize kıyasla biraz daha profesyonel olacak. (Gülüyor) DeliKasap adına bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim Teloch. Konserde görüşmek üzere. Desteğiniz ve bu röportaj için ben de çok teşekkür ederim. Yakında görüşmek üzere… [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]...

Yolu İzmir’den geçen ve Şeytana hizmette sınır tanımayan Black Metalciler: Mayhem

Heavy Metal’in alt türleri içinde her zaman en tartışmalı türlerin başında gelen Black Metal ilk olarak bu türe aynı zamanda adını veren İngiliz grup Venom tarafından icra edilmiştir. Devamında gelen Bathory, Hellhammer (Daha sonra Celtic Frost olarak devam edecektir) ve Mercyful Fate gibi topluluklar Venom’u bu yolda yalnız bırakmayacak ve Black Metal ateşini ilk yakanlar olarak müzik tarihinde yerini alacaklardır. Proto Black Metal olarak adlandırdığımız bu akımın devamı ise ilk akımdan çok daha farklı ve “True Black Metal”, Gerçek Black Metal olarak varlığını sürdürecektir. Bu akıma 2. Dalga Black Metal akımı diyoruz ve bu akımın da çıkış noktası Venom’un Mayhem Without Mercy şarkısından adını alan ve 80’li yıllarda Oystein Aarseth yani bilinen adıyla Euronymous tarafından kurulan Mayhem’dir. Kurucuları arasında Euronymous’un yanı sıra Necrobutcher ve Manheim’in de yer aldığı ekip bir süre sonra solist koltuğuna dahil ettikleri Maniac ile tüm zamanların en tehlikeli ve tavizsiz müziğini yarattılar. İlk dönem Black metal gruplarını örnek alan Mayhem, resmen onların sadece şarkı sözlerinde kalan, tüm şeytani duyguları da müziğiyle birlikte hayata geçirdi. Bu ekibin ortaya koyduğu ilk ürün Deathcrush resmen bir şok etkisiydi diyebiliriz. Sert ve olağanca kirli, din karşıtı ve bir o kadar ölümcül olan çalışma kısa zamanda büyük bir etki yarattı. Bu çalışmanın ardından Maniac (Vokal) ve Manheim (Davul) ile yollarını arayan grup, yeni üyelerini arama yoluna girdiler. İlk önce Davul’a gelmiş geçmiş en iyi Black Metal davulcuları arasında anılan Hellhammer dahil oldu. Solist olarak ise Mayhem’i efsane yapan ve yine bu türün en iyi solisti olarak tarihe geçen Dead dahil oldu. İsveçli grup Morbid’in sesi olan Pelle Yngve Ohlin yani bilinen adıyla Dead, Mayhem’in solist aradığını duyunca, gruba bir mektup yazar ve zarfın içine çarmıha gerilmiş bir ölü fare koyar. İşte tüm bunlar Euronymous’un dikkatini çeker ve bu ilginç karakteri gruba davet eder. Aslında Dead tam da aradıkları solisttir. Daha sonra Dead İsveç’i terkedip Norveç’e yerleşir ve Mayhem’in sesi olur. Kendisi ölüme takıntılı bir kişidir. Sahneye çıkmadan önce ölü hayvanları koklayan, konserden bir gün önce sahne kostümlerini toprağa gömen ve sahnede kendini yaralayan ve bunu kendine has eşsiz vokaline olduğu gibi yansıtan eşsiz bir vokaldir. Zor bir karakteri vardır ve kolay kolay diyalog kurulacak biri değildir ve genellikle içine kapanıktır. İşte böylesine bir karakterden bahsediyoruz. Ölüme resmen aşıktır ve onun için büyük bir zevk ve hazdır ölüm, birçok kez intihar girişiminde bulunmuş ve her defasında arkadaşları tarafından kurtarılmıştır. Mayhem’in müziğine kattığı bu ruh grubun efsaneleşmesini sağlayan ana etkenlerin başında gelir. Ölümün, çürümüşlüğün ve donukluğun var olmuş biçimi olan ve Transilvanya hayranı olan Dead, grupla verdiği konserlerle efsaneleşmiş ve grubun en gerçekçi yanlarından biri olmuştur her zaman. Grubun hazırladığı albüm için enfes black metal örneklerinin sözlerini bir şair edasıyla yazmıştır. Freezing Moon ve Life Eternal bu anlamda özellikle incelendiğinde ne kadar özel sözlere sahip olduğu anlaşılabilir. Black Metal sahnelerine birçok tavizsiz unsuru da kazandıran Dead maalesef tarihler 8 Nisan 1991’i gösterdiği vakit artık nefret ettiği ve katlanamadığı dünyaya önce bileklerini keserek sonra da boynuna bir kesik atarak ve en sonunda da Euronymous’un evde bulunan tüfeğiyle beynine ateş ederek veda etmiştir. Arkadaşlarına yazdığı son notta ise aynen şunlar yazmaktadır. ‘’Tüm kanı mazur görün’’ Evet Mayhem’i Mayhem yapan, sesinde ölümün leş ve kirliliğini, ıstırabını derinden iliklerinize kadar hissettiren Dead artık yoktur. Onun cesedine ulaşan Euronymous ilk olarak şoka girse de daha sonra en yakın yerden bir fotoğraf makinesi satın alıp, eve gelip Dead’in resimlerini çeker ve etrafa saçılan birkaç kafatası kemiğini cebine atar. Bunları daha sonra grup arkadaşlarına kolye yapması için verir ve bir kısmını da uygun gördüğü bazı isimlere verir. Bunlardan biri Marduk’tan Morgan bir diğeri de Samael’den Christophe ‘’Masmisseim’’ Mermod’tadır. Dead’in ölümünden sonra onun cesedinin fotoğraflarını çeken Euronymous maalesef  çektiği bu fotoğrafları ‘’Dawn Of The Black Hearts’’ isimli albümün kapak fotoğrafı yapar. Sırf bu yüzden grubun kurucularından olan yol arkadaşı Necrobutcher ile arası açılır ve bu kısa süreli tartışmanın ardından Necro grubu terk eder. Çünkü böyle bir şeyi asla kabul etmez, ne olursa olsun Dead onun yakın arkadaşıdır ve bu yapılan onun arkadaşına ve ailesine bir saygısızlıktır. Euronymous bunu hiç dert etmez ve yoluna yeni bir bas gitarist bularak devam eder. Dead’in intiharı sonrası Oslo’da Helvete isimli bir plak dükkanı açan Euronymous o dönemin birçok Black Metal grubuna albüm yapmıştır. Deathlike Silence Productions isimli firmasını da kuran bu asi herif, Burzum, Darkthrone, Emperor gibi nice Black Metal grubunun ilk ürünlerini yayınlamıştır. Ayrıca lanetin hiç ara vermeden yayılacağı ve Inner Circle (Black Circle) adlı oluşumla etrafında toplanan kişilere önderlik edip, Norveç’te yaşanacak tüm kaosların ana sebeplerinden biri olacaktır. Burzum’dan Varg Vikernes onun bu yoldaki en iyi arkadaşıydı. Bu ikili Black Metal ateşini daha da ilerleterek Norveç’te kilise yakmalar, cinayetler ve yaralamalara sebep olacak kadar ileri gitmişlerdi. Black Metal onlar için artık sadece bir müzik değil, aynı zamanda bir ideolojiye dönüşmüştü. Tek dertleri Hristiyanlığa savaş açıp, köklerine dönmek ve zamanında katledilen atalarının intikamını almaktı. Bunun yanında Dead sonrası Mayhem de yeniden kendini toplamıştı. Dead’in yerine Macar asıllı bir solist olan ve Dead’ten çok daha farklı bir vokal tekniğine sahip olan Atilla Csihar grubun yeni sesi olur. İkinci  gitara Snorre ‘’Blackthorn’’ Ruch  ve bas gitara da Burzum’dan  Varg Vikernes geçmiştir. Evet bu ekip Mayhem’in yeni kadrosunu oluşturuyordu. Black Metal’in müzikten ibaret olmadığını kanıtlarcasına yaptıkları bir çok aşırı olay bir yana Dead’in sözlerini yazdığı şarkılardan oluşan ve çıktığı zaman efsane olarak anılacak olan yeni albümlerini de hazırlıyorlardı. Bir süre sonra yaşanan tüm olaylar kabak tadı vermeye başlar ve Varg Vikernes gözaltına alınır. Bu olay sonrası devamlı gözetlenen Helvete maalesef kapanır. Varg anlaşması gereği ortaya çıkması gereken yeni Burzum albümü için Euronymous’a baskı yapmaya başlar ve albüm çıkmadıkça ikilinin arası açılmaya başlar. İkili arasındaki mücadele günden güne nefrete dönmek üzeredir. Her ikisi de birbirinin arkasından konuşmaktadır ve ellerinde olsa her ikisi de birbirini öldürecektir. Bir gün Varg’ın kulağına gelen bu tarz konuşmalar bardağı son taşıran son damla olmuştur ve yanına Snorre’u da alarak doğruca Euronymous’un evinde alır soluğu. Çıkmayan albümünü konuşmak bahanesiyle gittiği evde Euronymous’un ona karşı tavırları birkez daha samimiyetsiz gelince, ortalık karışır ve ikili resmen birbirine girer. Tekme tokat kavga eden ikili Euronymous’un evin mutfağa kaçmasıyla iyice büyür ve onu öldüreceğini düşünen Varg tarafından bıçaklanmasıyla oracıkta hayata veda eder. Burada bu olayı daha detaylı yazabilirdik ama neticede amacımız sadece iki müzisyenin düştüğü hali irdelemek. Ve neticeye dönecek olursak maalesef Black Metal’in en tavizsiz grubu Dead’ten sonra bir diğer efsaneyi, türün liderini ve bu müziğin aynı zamanda şeklini almasını sağlayan Euronymous’u kaybetmiş oluruz. Artık Mayhem’den eser kalır mıydı? Onun dışında Euronymous’u hiç düşünmeden öldüren Varg Vikernes de resmen bitmişti. Kendisi işlediği bu cinayet ve bir dolu suç yüzünden 21 yıl cezaya mahkum edildi. Sadece Varg mı? Suça adının karışmasından dolayı maalesef ki Snorre ‘’Blackthorn’’ Ruch da 18 yıla mahkum edildi. Koskoca Black Metal camiası bir anda, düşünsenize Mayhem gibi kendi türünde öncü olan bir grubun efsane lideri toprağa, diğer iki üyesi ise hapse girmişti. Bu olay elbette çok büyük tepki topladı. Black Metal adını ortaya atan Venom’dan Cronos bu olayları asla tasvip etmediğini defalarca dile getirirken, Celtic Frost lideri Tom Fischer da benzer açıklamalarla bu yaşanan olumsuz olayları kınadı. Peki ya Mayhem ne yaptı?  Grubun bu son kadrosuyla hazırladığı ‘’De Mysteriis Dom Sathanas’’ isimli baş yapıtlarını 1994 yılında yayınladı. Dead’in yazdığı sözler, Varg Vikernes’in son kez bass çaldığı ve Euronymous’un en son yaptığı çalışma olarak kült değerine ulaştı ve Black Metal tarzının kült eserleri arasında en görkemli şekilde yerini aldı. Yaşanan bu acı olay sonrası ise Mayhem dağıldı. İleriki yıllarda Necrobutcher, Hellhammer ve Maniac ile bir araya gelip, yine oldukça tekinsiz bir gitar çalımı stiline sahip olan gitarist Blasphemer (nam-ı diğer Rune Erikson) ile bir araya gelip Chimera, A Grand Declaration of War, Wolf Lair Abssy  isimli albümlere imza attılar. İşin daha çok müzik yönüne eğilseler de  her zaman baş yapıtları olan ‘’De Mysteriis Dom Sathanas’’in ekmeğini yediler maalesef.  Her ne kadar yaptıkları albümler iyi olsa da daha çok avangart bir Black Metal yönünü seçtiler ve bu yönlerini yeniden efsane albümlerindeki ses Atilla Csihar ile bir araya geldiklerinde çalışmalarına yansıtarak en tekinsiz ve en uğursuz albümleri Order And Chao ile resmen zirveye taşıdılar. Albümdeki bestelerin mimarı olan Blasphemer albümü aynen şu şekilde anlatıyordu: ‘’Bu albümü iki gün boyunca bir ağacın dibinde  çalın ve göreceksiniz ki iki gün içinde ağaç çürüyecek.’’ Evet gerçekten öylesine ağır, öylesine kirli ve leş bir albümdü bu albüm. Euronymous sonrası tüm gücüyle Mayhem’i taşıyan Blasphemer maalesef bu albüm sonrası gruptan ayrıldı ve onun yerine ise Teloch ve Charles Edger isimli iki gitarist dahil oldu. Yeni ekipleriyle yarattıkları ve uzun bir zamandır heyecanla beklenen  son albüm olan ‘’Esoteric Warfare’’ 2014 yılında yayınlandı. Albüm kimi fanlarca yine beğenilmedi, kimileri ise Mayhem’in  Efsane kadrosu sonrası yaptığı en iyi albüm olduğu kanaatinde. 2016 yılına geldiğimizde ise her zaman yaptıklarını yapıp, Black Metal tarihinin en kült albümü olan ‘’De Mysteriis Dom Sathanas’’in turnesine çıkıp, albümün tamamını çaldılar ve bu çalışmayı De Mysteriis Dom Sathanas Alive ismiyle CD ve DVD formatında yayınlayıp gündemdeki yerlerini koruyarak zehirlerini dünyaya yaymaya devam ettiler.  Şu sıralar ise yine heyecanla beklenen yeni albümleri Deimon’un albüm kapağını ve içindeki şarkıların isimlerini bizlerle paylaştılar. Heyecanla beklemekteyiz. Evet; Mayhem Black Metal’in ateşini en net şekilde yakan ve de yayan, bu türde efsaneler yaratan, bu tarzın gideceği yönü müzikal olarak belirleyen kült bir grup. Dead gibi, Euronymous gibi efsanelerin çıkışını sağlayan ve her ne kadar birçok sansasyonel olayla adları anılsa da, en gerçek, en tavizsiz ve en etkili Black Metal grubu olarak tarihe geçmiştirler. Sonsuz karanlığın, ölümün, çürümüşlüğün ve sonsuzluğun en önemli değeridir onlar. Şimdi açın bir Freezing Moon ve ıstıraplarına kulak verin, siz de daha ötesi olmadığını sonuna kadar hissedeceksiniz. KISA KISA Grup 1984 yılında kuruldu. Gitarda Euronymous, bas gitarda Necrobutcher, davulda da Manheim ilk ana kadrodur. Dead’li Albüm Mayhem’in Dead ile kaydettiği bir albüm olmamıştır fakat 1993 yılında yayınlanan Live In Leipzig kayıtlarında efsane kadronun yer aldığını söyleyebiliriz. Dead’in ölümcül vokali bu albümü dinlerken tüylerinizi diken diken edecek. Türkiye Konserleri   Efsane kadrosuyla az ve öz verdiği konserlerden biri İzmir’de gerçekleşir. 9 Aralık 1990 yılında Live İn İzmir etkinliğinde sahne aldı. Dead ve Euronymous’lu bu kadrosuyla az ve öz verdiği konserlerden biridir bu. Bir sonraki gelişleri ise 2011 yılına rastlar, Unirock Fest dahilinde 11 eylül 2011 günü sahne alır grup, şimdi ise yeniden ülkemize gelmelerini heyecanla bekliyoruz. GRUPTA DÜNDEN BUGÜNE ÇALANLAR Attila Csihar, Teloch (Morten Iversen), Necrobutcher (Jorn Stubberud), Hellhammer (Jan Axel Von Blomberg), Maniac (Sven Erik Kristiansen), Dead (Per Yngve Ohlin), Blasphemer (Rune Eriksen), Varg Vikernes, Euronymous (Øystein Aarseth) ve Kjetil Manheim DEMO ve ALBÜMLERİ Pure Fucking Armageddon  1986 Mayhem - Live In Leipzig -1993 Mayhem - De Mysteriis Dom Sathanas 1994 Mayhem - Out From The Dark 1966 Mayhem - Wolf's Lair Abyss1997 Mayhem - Mediolanum Capta Est- 1999 Mayhem - Grand Declaration Of War-2000 Mayhem - Live In Marseille- 2000 Mayhem - Chimera -2004 Mayhem - Ordo Ad Chao-2007 Mayhem - Pure Fucking Mayhem-2008 Mayhem - Esoteric Warfare albüm-2004 Mayhem - De Mysteriis Dom Sathanas Alive  -2016 Mayhem - Live In Sarpsborg-2017 Mayhem - Live In Jessheim albüm-2017 SINGLE’lar Deathcrush  -1987 Mayhem – Freezing moon-1996 Mayhem - Ancient Skin / Necrolust-1997 Mayhem - Necrolust / Total Warfare -1999 Mayhem - Freezing Moon, Carnage /2002 Mayhem - Life Eternal albüm-2008 Mayhem – Psywar-2014 Mayhem - Sathanas / Luciferi Tour EP -2016 ...

Right Menu Icon