Yaz Esintilerini Bitiremiyoruz: 15 Ağustos 2026, Motocultor Gün 3

Havalar soğudu, yazdan küçük bir kesite hayır diyebilir misiniz? Karşınızda 15 Ağustos 2026 günü Motocultor festivali raporu: 

 

Günlerden Cumartesi ve seslerden yine metaldi. Motocultor’un üçüncü gününde izleyicileri oldukça eğlenceli ve efsanevi konserler bekliyordu.

Haftasonu radarıma giren ilk grup Ashen oldu. 2021’de kurulmuş bu Fransız metalcore grubu, ilk albümü Chimera’yı 2025’te çıkarmış. Aynı yıl Hellfest’te çalmışlar ve gördüğümüz gibi 2026’da da Motocultor Festivali’nde seslerini duyurdular. Vokalde Clément Richard, gitarda Niels Tozer ve Antoine Zimer, bateride Tristan Broggia ve bas gitarda da gruba 2026’da katılmış Nathan Hakoune’i dinledik.

Sonra biraz etrafı turlama molası verdim. Bakınız sıcak cumartesi günlerini Motocultor’de geçirmeyi seçmiş metalhead dostlarımız ve keyifli pozları.

Gün ilerlerken konser alanlarına geri dönüp canlı mosh pit gözlemlerine devam etmeye karar verdim. Bu sebeple ziyaret ettiğim yüksek sesli bir grup Anaal Nathrakh oldu. Setlistleri In the Constellation of the Black Widow, More of Fire Than Blood, Forging Towards the Sunset, Forward!, Idol, The One Thing Needful, Bellum Omnium Contra Omnes, Between Shit and Piss We Are Born, Endarkenment ve Submission Is for the Weak eserleriydi.

Bu konser sırasında duygusal ve aslında zor bir konuşma dikkatimi çekti. Aramızda olduğunu söyledikleri bir fanları yıllar önce kendileri sayesinde hayatını sonlandırmaktan vazgeçmiş öyle dediler.

Biraz karanlık temalara sahip metal müziğin aslında bazı insanlara ilaç gibi gelen bu yanı hep ilgimi çekmiştir. İşte bu anlattığım anda da karşımızda gerçekten bu ilaç etkisinin bir örneği vardı. Yaşadığımız bu çetrefilli koşullarda, özünde biraz Norveç black metalinden ilham almış bu grup gibilerin, işlediği konuların ve üslubunun sertliğine rağmen bazılarına tedavi gibi gelmesi gerçekten tüyleri diken diken eden bir olay.

Bu derin düşüncelerin üstüne sıradaki durak Frog Leap isimli harika bir projeydi. Frog Leap, Norveç’li Leo Moracchioli tarafından başlatılmış bir YouTube kanalıymış aslında. Yaptıkları iş de oldukça hoşmuş: 2010-2020’ler pop şarkılarını alıp rock metal sound’larıyla seyircilerine sunuyorlar. 99 doğumlu bir insan olarak bunun oldukça keyifli bir deneyim olduğunu söyleyebirim. YouTube’dan çıkıp gelip bir metal festivallerine Rabea Massaad, Erik Torp ve Truls Haugen gibi sanatçılarla Party Rock Anthem (LMFAO), Ghostbusters (Ray Parker Jr.), Dance Monkey (Tones and I), Eye of the Tiger (Survivor), Get Ur Freak On (Missy Elliott), I’m Gonna Be (The Proclaimers), Pokémon Teması (Jason Paige), Hello (Adele), Uptown Funk (Mark Ronson), Africa (Toto), Killing in the Name (Rage Against the Machine) ve Zombie (The Cranberries) gibi eserleri bangır bangır çalmaları gerçekten etkileyici bir deneyimdi. 

Sonraki durağımız Svinkels Friends & Family’di. Oldukça ilginç rap-punk karışımı eğlenceli bir tarzı olan bu grup, tarihiyle de ilgi çeken bir oluşum. Gérard Baste, Mr Xavier ve DJ Pone’dan oluşan ekip 2024’te grup arkadaşları Nikus Pokus’u kaybetmelerinden bu yana ilk defa çıktıkları, onur turnesi olarak Türkçe’ye çevirebileceğimiz « Tour d’Honneur » için 2026’da yollara düşmüşler. Aile ve arkadaşları olarak adlandırıp sahnede yanlarına çağırdıkları Dabaaz, Greg Frite, Yoshi, Deadi ve San-Nom’un da eşliğiyle de Motocultor’de seyirlcileriyle buluştular. Fanlar için duygulu ve yeni keşfedenler için ilginç bir konser oldu. İsimlerindeki family and friends’i sahnedeki performanslarının keyifliliğiyle kanıtladılar. Gerçekten de renkli, isyankar ve bir o kadar da sıcak bir sahneydi. 

Sonra nefesler tutuldu. En azından kendi adıma birkaç notasını duyduğum an hüngür hüngür ağlama riskim olan bir efsanenin fotoğraf çekme alanına erkenden gittim. Sırada Within Temptation vardı. Dave Mustage’in fotoğrafçı sırası oldukça uzundu. Biliyordum ki bu duygusal yaklaşımım boşuna değildi. Az bir süre sonra karşımızda vokal (ve tanrıça) Sharon den Adel, gitaristler Robert Westerholt ve Ruud Jolie, bas gitarist Jeroen van Veen, klavyeci Martijn Spierenburg ve baterist Mike Coolen vardı. Büyülü Within Temptation konseri başlamıştı. We Go to War, Bleed Out, Faster, The Reckonin, The Howling, Stand My Ground, In the Middle, Wireless, Paradise (What About Us?), What Have You Done, Ice Queen, Mother Earth, For the Love of a Princess eserlerini dinledik. Fotoğrafını çekmesi bu kadar keyifli sanatçı da az gördüm. Sharon’a kıyak geçmişsem affola. 

Burada izninizle festival raporu yazımı klasiklerime dönüş yapmam gerekecek: takip eden paragrafta DeliKasap dergisiyle yolumun kesişmesine dair ufak bir anıdan bahsetmek istiyorum. Buyrunuz duygusal Akça’nın kaleminden Within Temptation. 

Hayatımın sıkışık zamanlarında bana verdiği ışıkla hatırladığım güzel bir yanı vardır DeliKasap’ın. 2021 yılında geleceğime dair hiçbir planım olmadığı, hayata şüpheyle baktığım bir anda yolumun kesiştiği bu güzel oluşumla tam olarak 5 yıldır çalışıyorum. O zor zamanlarımda bana keyifli işler verip sevdiğim konularda yazı çizi ve video üretebileceğimi bana gösteren Murat Arda efsanesiyle de DeliKasap sayesinde tanıştım işte. Bana önerdiği ilk şarkı da tam olarak bu tozlu gecede hayatımda ilk defa göreceğim efsanevi grup Within Temptation’dandı. Ice Queen şarkısını bana önerdiğinden beri, hayatımın hüzünlü, daralmış hissettiğim anlarında kulaklıklarıma, hoparlörlerime destek çağrısı yaparım ve Sharon del Adel kulağıma bir buz kraliçesi olarak ne kadar güçlü olduğumu fısıldar. 

Motocultor’de ise bu güzel insanı ilk defa canlı görmenin heyecanıydı beni ses sistemlerinin dibine sokan. Geçmiş setlistlerini takip etmemiştim grubun, ama biliyordum ki o gece o şarkıyı duyacaktım. Canlı bir şekilde, yüzündeki gülüşle o operatik vokallerini dinleyecektim. Tam da bu içgüdüyle sahneye yaklaştığımda o an geldi. Sakin ama bir o kadar güçlü giriş melodisiyle Ice Queen başladı. Hayattaki ufak başarı anlarımdan birindeydim. Kendimden, sevdiğim işleri yapacağımdan şüphe ettiğim (ve edeceğim) her ufak ana seslendim içimden: ‘Merak etme, yaparsın sen.’.  

Sıradaki ilgi çekici isim Sierra Veins oldu. Synthwave esintili, elektronik müzik sanatçısı, yüksek sesi, duygu dolu ve hafif karanlık hissiyle sahnedeydi. Bir metal festivalinde girmenin nadir olduğu bir ruh haline sokuyordu insanı. Massey Ferguscène’de adeta bir sahneden çok bir ambiyans gösterisi izledik. 

Geceyi oldukça renkli bir şekilde, Manowar of Steel ile kapattım. Sanırım doğru bir karardı. Sıcak havanın ve koşturmanın verdiği yorgunluk mu, ufak elma şarabının etkisinin biraz büyümesi mi yoksa aklımın oyunları mı derken gerçekten de karşımda etekli bir takım adamların her tür müzikle hafif parodi tavrıyla dalga geçtiği çok komik bir konser izledim. Roma asıllı bu ekip vokalde Potowotominimak ve Baffo, bas gitarda Gatto Panceri 666, davulda Uinona Raider ve gitarda Abdul ile karşımızdaydı.

Gecenin son paranormal kesitini kelimelerle anlatmaya kalkarsam: ‘crowd surf yapan bir baykuşa el attım’ derdim. Pek tabii ki bu cümle biraz anlamsız kalıyor. Ne demek istediğimi takip eden görselden anlayabilirsiniz. Gerçekten keyifli ve ilginç dostlar ve Romalılarmış bu Manowar of Steel.

Günü enerjik kapatarak bizi son güne uyandıracak uykularımıza daldık. Pazar gününün yazısıyla sıcak havalardan bir esinti daha almak isteyenler, beklemede kalın. Motocultor raporlarımın sonuncusuna yaklaşıyorum.

 

Paylaş

Önerilen Haberler

Bir yanıt yazın