EMRE DOĞULU’NUN KIRK HAMMETT YAZISINA BİRTAKIM CEVAPLAR YA DA SORULAR VEYA EKLER (Tatlı olan değil!)
Değerli DeliKasap okurları; Tavariş Emre ne zaman ki Hellas feylesoflarını zikretmeye başlasa benim aklım hemen 2004’te o güne kadar görülmüş en iğrenç futbolu oynayarak Avrupa şampiyonu olmuş Yunanistan’ın ilk 11’ine kayar ve sıra ne zaman Angelos Charisteas’a gelecek diye beklerim. (Sen de yargılanacaksın Otto Rehhagel!)
Şimdi efendim; Metallica’nın Atina konseri zaten başlı başına bir gündem oluşturdu burada. Bizde konser icra etmenin mali ve idari zorluklarından tutun, günübirlik yapılan Pamukkale gezileri gibi haberler kulaklarımızı komşuya dikmemize neden oldu. Bir de üstüne Kaptan Kirk’ün tarihsel referansı. Zaten bunu duyar duymaz Emre Yoldaş’ın elleri kaşınmaya başlamıştır hemen…
Muhterem Hammett özetle diyor ki; Pythagoras, namıdiğer Pisagor, müzik teorisinin mucididir. Emre dost da Pisagor’un konu üzerindeki hakkını teslim etmekle birlikte o kadar da uzun boylu değil diyor. “Bu iş hipotenüsün uzunluğunu bulmak gibi çözülmez!” demese bile demeye getiriyor. Babil kil tabletlerinde gam dizilimleri ve akort sistemleri olduğunu belirtiyor. Hem de taaaa M.Ö. 1800’lerde.
Bu noktadan itibaren sorulara başlamak isterim o zaman:
Metotlu bir şekilde müzik icrası yapıldığını buluntular ile anladığımıza göre, bu durum başlı başına dört başı mamur bir teorinin varlığını göstermez mi? Yazıda yanıtın hayır olduğunu görüyoruz ve beti artırıyoruz o zaman:
Mesele Platon ve Aristoteles’e de sıçrıyor, Augustinus’a varıyor ve bence (Tartışmaya da çok açık olmadığımı belirterek) Matta Tutkusu’nun son notasını yazıp bitiren Johann Sebastian Bach ile nihayete eriyor. Yazıyı olduğu gibi aktaracak değiliz neticede, kabataslak bir spoiler ile durum böyle.
E madem öyle, bugün bildiğimiz anlamda tonal sistemin kurumsallaşması ve sistematik hale gelmesi Hz. Bach ile sağlandıysa ve diğer uğraklar (Pisagor da dahil) bu işe yalnızca hatırı sayılır birer katkı sunduysa Kirk agamıza şunu mu söylemek icap eder: Kardeş, sen müzik teorisi meselesine yalnızca Leipzig konserinde Bach atıfları ile girebilirsin?
Velhasıl demem o ki, zaten müzik teorisi nedir yani en başta? Ve tabi arkasından murat ettiğim şey şu ki; bu kurak felsefi atmosferimize rock-metal dünyasından bir işaret fişeği atılması son tahlilde tarafımca hayırlara vesile olarak değerlendirildiği için, işin ehlini de (Emre Comrade) daha fazla sıkıştırmalıyız ve hırpalamalıyız diye düşünmekteyim.
Yani Babylon gırnatacılarından Hellas çayırlarını şenlendiren lir tellerinin titreşimini ölçüp biçen zihni sinir Pisagor’a uzanan bu serüvenin hiçbir noktasında “teori”ye rastlayacağımız bir an yok mudur? Kıstas ne? Kerteriz ne?
Ben de diyeceklerimi naçizane bir önerme ile bitirmek isterim: Teori, Yunanlıların her tarafını deştiği ama sonunda Almanların bulduğu bir mefhumdur.
Emre Hocam, doğru mudur?

DELİKASAP DERGİ 666+2 METALLICA ÖZEL SAYISINI EDİNMİŞ MİYDİNİZ? SADECE KOLEKSİYONERLER İÇİN:







