ANLATAN BİZİZ ARTIK #MorVeÖtesi

You are currently viewing ANLATAN BİZİZ ARTIK #MorVeÖtesi

Doğruya doğru, nerdeyse on yıldır mirastan yiyordu Mor Ve Ötesi (MVÖ). Üretmemek, bir rock grubu için ciddi handikaptır diye düşünüyorum. MVÖ’nin üretmeme nedenleri; belki makuldür, geçerlidir, anlaşılabilirdir, bilemem. Bildiğim husus ise şudur ki; edebiyat ile güçlendirilmiş Türkçe sözlü rock müzik yapan nadide bir ekibin, bu kuraklıkta bizleri bu kadar yalnız bırakmaması gerektiğidir.

MVÖ, benim gençliğim, yer yer de gençliğimin katilidir. Albüm sonuna saklanmış gizli şarkılar, konser alanlarında açılan “Savaşa Hayır” pankartları, başımıza gelen bir darbe, bazen yalnız bir şarkı, bazen yârin kucağında tek bir anın her şeye yeteceğine olan inanç ve o anın imkansızlığının melankolisi…

Ve şimdi geldik 2021 yılının son demlerine. MVÖ, en taze eseri Forsa ile karşımızda. Ben; daha şarkıyı dinlemeden, ortaya bir şarkı çıkmasının sevincini yaşadım. Sonrasında yine henüz şarkıyı açmamışken, Forsa isimli bir MVÖ şarkısının, sonunda “Oh be!” dedirteceğini düşündüm. Yanılmadım!

Önce sözlerden başlayalım. Elimizde ters yönden geldiği kesin, ilkin bıçkın sonra da bitkin bir başkanımız var. Grup; her anlamda yetkili bir abiye benzeyen bu başkana, şarkının ilk bölümünde bıçkınlık gibi fiyakalı bir sıfatı layık görmüşken şarkının son bölümünde aynı başkanın bitkin düştüğünü belirtiyor. Bu sıralamanın bilinçli bir tercih olduğu varsayımı ile “Başkan derken?” diyerek, bahsedilen başkanın kim olabileceği sorusunu sormaya gerek de duymuyorum. Elbet ki; memlekette her şeyin bir başkanı ya da müdürü var. Olmadı şefi var, sorumlusu var. Lakin; bu başkan, sanki en başkan…

İlk bölüm sözlerde grup, ters yönden gelen bıçkın başkana, adeta sataşarak, ağlamazsan bir çift sözüm var diyerek ardından şu sözleri sıralıyor: “Hep sen istedin ben de dinledim, artık benim de zamanım var.” Daha önce “Adı olmayanların sesi de yok mu?” diye sormuştu MVÖ. “Benim zamanım” kavramı, bende direkt adı olmayanları çağrıştırdı. Hep kendini dinleten bir başkanın ceberrutluğu malum. Onu dinlemeye maruz kalanların da elle sayılamayacak denli “isimsiz” olduğu da bir o kadar muhakkak bence. Ve tabi kesinlikle; artık zamanımız geldi, zamanımız var…

Nakarata geldiğimizde ise buradaki sözlerin; şarkının tümü için söz konusu olan hadisenin özünü yansıttığını, yani bir yerde de nakaratın şanına yakışır cümlelerden oluştuğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hadisenin özünün de, şarkının sözleri arasında geçmese de şarkıya adını veren forsa, yani kürek mahkumluğu hususu olduğu görülüyor. Belki de bu kürek mahkumluğu metaforu ile murat edilen dünya tasviri pek çok şarkıda, hatta daha ziyade birçok rock şarkısında işlenmiş olabilir. Bu şarkının farkı ise daha öncekiler yalnızca bir malumun ilamı, sadece olan biten çürümenin yakıcılığının gitar, bas ve davul ile icrası diyebilecekken, Forsa şarkısı gitmeden, delirmeden ve hatta ölmeden malumun ilamının tam ortasından her şeyi anlatmanın ihtişamını sergiliyor. Ben kendi adıma, kültür sanat mecrasını kuşatmış içi boş delilik övgülerinden, aşırı manalı olması beklenen gitmelerden ve o biçim afili olarak sunulan ölmelerden yıldım. O yüzden de delirmemek, gitmemek ve sonunda ölmemek bana çok iyi geldi…

Eserin taşıdığı muntazam estetik, bir klip ile de taçlandırılmış. Aslı Çelikel’in yönetmenliğini üstlendiği video klip, hafızaları uzun süre meşgul edecek hoş görsel kareler barındırıyor. Büyük kubbe, vitray kapı, AVM otoparkı, AVM tuvaleti, kayığın kolunda beliren rakı kadehi, ilk aklıma gelenler. Bir de içerikten bağımsız dikkat çeken noktalar var. Örneğin; gitarist Kerem Özyeğen’in günden güne şapkasından gitarına kadar Johnny Depp’e benzemesi. Yani; koy Kerem’i Hollywood Wampires’a, fazla ağzını geğdirmedikçe kimse çakmaz. Alice Cooper da yüz yaşına geldiği için gözleri seçemez. (Seni beni gömer diyenler de çıkabilir, haksız değilsiniz.) Sonra, Kerem Kabadayı’nın davul set-up’ında göze çarpan, tam kickin üzerinde kalan ilginç zil. Öğrendiğime göre bu tarz crash zilleri kullananlar varmış, ama bizde bu görünürlükte galiba ilk. Ve basçı Burak Güven’in gitarı pena ile çalması. Bu da benim onun stilinde alışık olmadığım bir görüntü. Harun’da ise en ufak bir değişiklik görmediğimi bildirerek yazının sonuna doğru seğirtebiliriz.

MVÖ’nin şarkıda ters yön müptelası başkanın az biraz daha mutlu olsa idi her şeyi kolaylaştıracağı serzenişine, o devasa “keşke”sine katılmamak elde değil. Muktedirler genelde aynı gemide olduğumuzu söyler, fakat geminin hangi tarafında olduğumuz konusuna açıklık getirmezler. Ellerimizin nasırları patladı kürek çekmekten, fakat biz ölmedik, akla ziyan her şey verimli bir tohum gibi her yerden başak verdi, lakin biz delirmedik, her türden doğal afet ile sınanan lanetli bir antik kent gibi soldu gülüşlerimiz, ama biz bir şekilde gitmedik. Siz ise hiçbir zorluk yaşamadınız, bilakis yaşattınız başkanım; ama bir mutlu olamadınız! Zaten olamazsınız da… Küçük şeyler sevindirmez ruhunuzu. Hep kızdınız, hep siz haklıydınız. Fakat, artık size gerek yok! Anlatan biziz artık!

 

DELİKASAP SON SAYI ÇIKTI, HEMEN SİPARİŞ VE TÜRKİYE’DE ROCK KÜLTÜRÜNE DESTEK İÇİN:

Bir cevap yazın