COPENHELL 2026: Kuzey’in Metal Başkentinde Üç Gün

Son dönemlerde ülkemizde vize mağdurlarının gönlünde ayrı bir yer edinen Danimarka’nın başkenti Kopenhag’a, bu yıl 15. kez düzenlenen Copenhell Festivali için yola çıktık.

Yazı: Onur Güngör & Fotoğraflar: Baycan Urallı – Onur Güngör

Danimarka denince çevremizden en çok duyduğumuz şey pahalılığıydı. Açıkçası, alım gücümüz düşünüldüğünde artık bize pahalı olmayan kaç ülke kaldı ki? Konaklamayı ekonomik seçip uçak biletinizi erken alırsanız, Copenhell ortalama bir bütçeyle rahatlıkla yapılabilecek bir festival.

Üstelik ülkemizde konser ve festivallerde Danimarka menşeli biralar için ödediğimiz fiyatlar neredeyse aynı seviyede. İşin en güzel tarafı ise sahne alan grupların kalitesi. Harcadığınız her Danimarka Kronu’nun karşılığını fazlasıyla alıyorsunuz.

Bu yılın line-up’ında üçüncü günün headliner’ı olması planlanan Twisted Sister’ın iptalinin ardından yerine Copenhell’in 15. yılına özel kurulan cover grubu eklendi ve festival programı son halini aldı. Aynı tarihlerde düzenlenen Norveç’teki Tons of Rock ile grup seçimlerinin oldukça benzer olduğunu da belirtmek gerek.

Festival, Kopenhag merkezine yaklaşık 3-4 kilometre uzaklıkta eski bir sanayi bölgesinde düzenleniyor. Dört sahneden oluşan alanda ana sahne Helviti ile ikinci sahne Hades yan yana konumlandırılmış. Böylece büyük festivallerde alışık olduğumuz gibi konser aralarındaki kısa sürelerde rahatlıkla sahne değiştirebiliyorsunuz. Dakik olma konusunu böyle saniyelerle falan ölçüyorsunuz, çok titizler. Festivalde öğrendiğimize göre, belediye “çıkın” dediğinden dolayı festival 2027’de aynı lokasyonda son kez düzenlenecekmiş.

Genel olarak gözlemimiz; ülkeye zuhur eden mutluluk hissi festival alanına da hakimdi. Eğlenmekle meşguldü insanlar. Böyle olunca bu durum size de yansıyor ve gerilmeye mecaliniz kalmıyor. Herşeyin fazlaca yolunda olduğu Copenhell 2026’nın izleyebildiğimiz gruplar özelinde değerlendirmelerini de aşağıda okuyabilirsiniz.

  1. Gün

Açılış gününe malesef biraz bizden kaynaklı biraz da giriş işlemlerinin beklenenden uzun sürmesi nedeniyle Rage Against The Machine gitaristi Tom Morello’yu kaçırarak başladık ancak ilk izlediğimiz grup olan Six Feet Under ile yıkıcı bir giriş yapmış olduk. Chris Barnes’ın kendine has vokalleri önderliğinde festival alanını tam anlamıyla ele geçirdiler.

Bir başka yaşayan efsane: Chris Barnes.

Ardından Alice Cooper’ın ana sahnedeki şovu başladı. İstanbul’daki konserin yorumlarından farklı birşeyler söylemek haksızlık olur. Klasikleşmiş şarkılarına ek olarak sahnede uzaylılar tarafından kaçırılması ve deli gömleği giydirilmesi gibi kendisine has teatral içerikleriyle seyirciyi sürekli şovun içerisinde tuttu.

Benim için festivalin en iyi performanslarından biri Suicidal Tendencies idi. Mike Muir neden idol olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Bir Suicidal Tendencies konserinde en keyifli şeylerden biri Mike Babayı ve mahdumlarını izlemek ve sonrasında da yanında sahneyi onunla paylaşmaktır! Çünkü Mike Baba birazdan izleyiciyi yanına davet edecektir…

Festivalde bazı gruplarda zorlama şekilde gelişen mosh pit ve circle pit gibi hadiseler söz konusu Suicidal olunca doğal akışında gelişiyor. Kendileri bu sporun atası olduklarından bir bakmışsın yanında Cyco Miko ile mosh pit’in ortasındasın… Kendisi de bir dönem ST’de çalan Metallica’nın basçısı Rob Trujillo’nun oğlu Tye Trujillo bas gitarda çok iyiydi ve henüz 22 yaşında olmasına rağmen sahneye hakimdi. İlerleyen dönemlerde kendisini de babası gibi sıkça göreceğiz anlaşılan.

Müzik dünyasında çok nadir görülen bu tip jestlerin hastasıyız. Düşünsenize, babası uzun yıllarca bu grubun bir parçası olmuş, sonra dünyanın en büyük gruplarından Metallica’ya transfer olmuş bir fenomen. Evladı, bir zamanlar babasının yerinde. Rock’n’Roll’un daha doğrusu ST’nin güzelliği burada işte, babadan oğula aktarılan çok acaip bir damar…

Grubun davulcu geleneği de ayrı bir konu. Dave Lombardo’dan Jay Weinberg’e kadar birçok önemli davulcu bu grupta çaldı. Yeni davulcuları da oldukça etkileyiciydi…. En sonda onlarca seyirciyi sahneye aldılar ve “ST-ST” nidalarıyla konseri sonlandırdılar. Mike baba aramıza indi ve yıllardır bitmeyen enerjisinden almak için kendisine saygılarımızı ilettik. Epik anlardı…

Dünyada iki tip festival katılımcısı vardır. Bir, normal seyirci. Diğeri, ST ile birlikte sahne alan seyirci. Buna “Festival Hacılığı” diyebiliriz.

Iron Maiden’ı 50.yıl kapsamında Run For Your Lives turnesinde izlemek için ülke değiştiren arkadaşlara saygımdan dolayı yorum yapmak bana düşmez sadece izlenimlerimi aktarayım.

Festival alanı adeta bir Iron Maiden konserine dönüşmüştü. Kısaltılmış festival seti yerine 17 şarkılık tam konser setlisti çalmaları ve bazı çok az çaldıkları Infinite Dreams gibi şarkılara yer vermeleri fanları için geceyi oldukça özel kıldı. Bruce Dickinson yine formundaydı. Futbol tabiriyle sahnede basmadık yer bırakmadı…

Kendi adıma tek burukluk, Nicko McBrain’i son kez canlı izleme şansını kaçırmış olmaktı.

Not: Fotoğrafçılara kısıtlama koyulduğu için bu kısım boş geçildi mazur görünüz.

  1. günün son performansı için festivalin ağır toplarından Mastodon sahnedeydi.

Brent Hinds’in geçen seneki vefatının ardından gruba katılan Nick Johnston müthiş bir performans sergiledi. Zaten virtüözlerden oluşan kadroya bir virtüöz daha eklenmiş gibiydi.

Brent’e ithaf ettikleri yeni single “Your Ghost Again” öncesindeki duygusal konuşma da gecenin etkileyici anlarından biriydi. Brann Dailor’un böylesine teknik bir müziği icra ederken aynı anda bu kadar kaliteli vokal yapabilmesi hâlâ inanılmaz geliyor.

  1. Gün

Nerdeyse bütün ağır topların 1. günde olmasından kaynaklı 2. gün için seyirci sayısında bir tık azalma ve kitle yaş ortalamasında düşüş dikkat çekiciydi.

Göze çapranlarda Kublai Kahn Tx metalcore sevenleri gündüz sıcağında iyi terletti.

Papa Roach ana sahnede nu-metalcileri coşturdu. Hatta Korn, Limp Bizkit, SOAD coverladı.

Bring Me The Horizon, belki daha mütevazi olsalar müzikleri “aa bu neymiş bir dinleyelim” denir de abartılı sahne düzeni, modelden bozma frontman’i, sürekli kamera peşinde rol kesmeleri falan fena tutulduk…

***

Sepultura’yla geceyi sonlandırmak üzere 2.sahnenin yolunu tuttuk. Grubun veda turnesi malum. Gerçi bu veda turneleri sonradan yanlış anladınız veda demek istemedik oluyor! Performansları güzeldi tabi ancak No Cavalera No Sepultura! Hem bir gitar eksik kalarak bence sound zayıflıyor hem de nerede Max vokali nerede bu iri kıyım arkadaş. Şarkıları bilmesek vokalden şifre çözemeyiz… Neyse böylece 2. günü sonlandırmış olduk. İlk günün yoğun temposundan sonra biraz daha festival alanı keşfiyle geçen bir gündü.

  1. Gün

Bizim için festivalin son günü olması nedeniyle hafif bir burukluk vardı. Ancak ikinci güne göre çok daha güçlü bir program bizi bekliyordu.

Gündüz kuşağında oldukça iyi ve nispeten yeni gruplar görme şansımız oldu. En göze çarpanları;

Neckbreakker kendi topraklarında müthiş bir sahne performansı ortaya koydu. Daha önce Gojira’nın ön grubu olarak çıkmışlar, Death Metal severlere tavsiyedir. Takibe aldık.

Pale Face Swiss 3. sahnede deathcore türevlerini sergilerken seyirciyi konserin içerisine çekme konusundaki hünerlerini sergiledi. Gaz bir grup. İsviçre’den hiddetli gençler…

Türün melodik kısmında yer alan ve daha bilinen Soilwork ise hak ettiği büyüklükte sahneyi ve saati bulamasa da performansı ve seyirciyle etkileşimi harikaydı.

Screenshot

Üçüncü günün en büyük problemi ise programlamaydı. Trivium ana sahnede çalarken Anthrax ikinci sahnede kapanış yapıyordu. Twisted Sister’ın iptalinin ardından headliner yerine çıkarılan 15. yıl cover grubunun ise festival programında çok da gerekli bir tercih olmadığı kanaatindeyiz.

Anthrax konserinin başında Scott Ian’ın “Şu an çok sinirliyiz; sanki başka grup çalıyor, bu bizim sound’umuz değil.” sözleri organizasyona güzel bir göndermeydi. Buna rağmen klasiklerle dolu oldukça keyifli bir konser izledik.

Kendi adıma festivale gitme sebeplerimden biri olan A Perfect Cirle için ayrı bir bölüm ayırdım. Bu grubu Maynard’ın Tool ve Puscifer ile son yıllarda daha alakadar olması sebebiyle her zaman yeni müzik yaparken veya turneye çıkarken yakalamak zor. Bir daha kim bilir nerede denk gelir.

Şimdi Copenhell organizasyonunun line-up sorumlusu; sözüm sana. Arkadaş senin ülkende akşam 22:00’de hava kararıyor. Bu grubun yaptığı müzik itibariyle ki turnedeki festival harici konserleri genelde kapalı alanda yapıyorlar, saat 18:00’de çıkarmak da neyin nesiydi? Yine de muhteşem bir konser oldu ama aynı konseri karanlık bir atmosferde izlemek isterdim.

Maynard James Keenan’ın esrarengiz evreninde, A Perfect Circle bir yan grup olsa da hak ettiği değeri bulmadığını düşünüyorum.

Farklı bir gezegenden geldiği su götürmeyen Maynard Paşa ile göz göze…

Billy Howerdel’in benzersiz melodileri, Josh Freese’in kusursuz davulu ve Maynard’ın eşsiz vokaliyle adeta yıllar öncesine döndük.

Setlist’in nispeten düşük-orta tempolu şarkılardan oluşması (Rose, Blue, Orestes, Gravity, 3 libras…) ile festival alanındaki birikmiş patlamaya hazır enerji dolu insanların bilmeden de olsa gürültüleriyle grubun konsantre olmakta zorlandığı aşikardı. Judith ve The Outsider ile birlikte ilgiyi çekebildiler. Alandaki benim gibi Tool tshirtüyle gelmiş bir sürü insanın odağı Maynard üzerindeydi. Her zamanki gibi seyirciyle sıfır iletişimdeydi kendisi. Ama kusursuz bir performanstı.

Paz Lenchantin veya Twiggy Ramirez gibi üst düzey basçı olmayınca grubun sahne performansında sorun olmasa da son albümde olduğu gibi sound biraz eksik kalıyor ve artık menajerleri kimse grubu Maynard ve B.Howerdel ikilisi gibi tanıtıyorlar. (Bknz. Starless single kapağı)  Yine de izlemek çok güzeldi kendilerini. Eski güzel günlere bir yolculuk yaptık sayelerinde. Yazıyı da A Perfect Circle ile bitirmiş olduk.

Sakatlık ve dönüş programımız nedeniyle festivalin son gününe katılamadık. Açıkçası programa baktığımızda da çok büyük bir kayıp yaşadığımızı söylemek zor.

Bir kez daha gördük ki Copenhell sadece güçlü line-up’ıyla değil, organizasyonu, atmosferi ve insanların enerjisiyle de Avrupa’nın en keyifli metal festivallerinden biri olmayı sürdürüyor.

Metal müziğin kuzeydeki evi, bizi fazlasıyla mutlu etti.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Paylaş

Önerilen Haberler

Bir yanıt yazın