Kuzey’in metal başkentinde üç gün: Copenhell 2026
Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da 20-23 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen ve Kuzey Avrupa’nın köklü heavy metal festivallerinden biri olan Copenhell 2026, dünya Rock ve Metal sahnesinin önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Iron Maiden’dan Mastodon’a, Sepultura’dan Anthrax’a uzanan dev programı Deli Kasap Rock N Roll Kültürü Mecmuası’ndan Onur Güngör ve Baycan Urallı yerinde takip etti. Festival, güçlü kadrosunun yanı sıra organizasyonu, atmosferi ve on binlerce müzikseverin pozitif enerjisiyle dikkat çekti.
20-23 Haziran tarihleri arasında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da gerçekleşen ve Kuzey Avrupa’nın köklü Heavy Metal festivallerinden olan “COPENHELL 2026”a birbirinden ünlü Rock grupları katıldı. Iron Maiden, Volbeat, Mastodon, Sepultura, Anthrax, Alice Cooper ve Tom Morello gibi grup ve isimlerin sahne aldığı festival sadece güçlü line-up’ıyla değil, organizasyonu, atmosferi ve insanların pozitif enerjisiyle de Avrupa’nın en keyifli metal festivallerinden biri olmayı sürdürüyor. Festivali Türkiye’den Deli Kasap Rock N Roll Kültürü Mecmuası adına Onur Güngör ve Baycan Urallı takip ederken, üç güne yayılan sahne maratonunda metal tarihinin efsaneleriyle yeni kuşağın yükselen grupları aynı atmosferde buluştu. Kopenhag merkezine yaklaşık 3-4 kilometre uzaklıktaki eski sanayi bölgesinde kurulan festival alanı, dört ayrı sahnesi ve büyük konserler arasında hızlı geçişe imkan veren düzeniyle adeta birkaç günlüğüne kurulan bağımsız bir metal şehrine dönüştü.

IRON MAIDEN İLE 50 YILLIK TARİH
Copenhell 2026’nın ilk günü festivalin ağır toplarını art arda sahneye taşıdı. Tom Morello’nun ardından Six Feet Under, Chris Barnes’ın karakteristik vokaliyle sert bir başlangıca imza attı. Alice Cooper ise klasikleşmiş şarkılarını uzaylılar tarafından kaçırılma mizanseninden deli gömleğine uzanan teatral sahne diliyle birleştirdi. Günün en yoğun anlarından biri Suicidal Tendencies konserinde yaşandı. Mike Muir’in bitmeyen enerjisiyle mosh pit ve circle pit’ler büyürken, Metallica basçısı Rob Trujillo’nun 22 yaşındaki oğlu Tye Trujillo da performansıyla dikkat çekti. Bir dönem babasının çaldığı grupta bugün oğlunun aynı geleneği sürdürmesi, Rock müziğin kuşaktan kuşağa aktarılan damarını gözler önüne serdi. Festivalin en büyük buluşmalarından biri ise 50. yıl dönemindeki “Run For Your Lives” turnesiyle sahneye çıkan Iron Maiden oldu. Alan adeta bağımsız bir Iron Maiden konserine dönüşürken grup, 17 şarkılık tam konser seti sundu. Uzun süredir seyrek seslendirilen “Infinite Dreams” gibi parçalar geceyi özel hale getirirken Bruce Dickinson yüksek enerjisiyle yine sahnenin her noktasındaydı. İlk günün ağır toplarından Mastodon’da ise geçen yıl hayatını kaybeden Brent Hinds’in ardından kadroya katılan Nick Johnston öne çıktı. Grubun Hinds’e ithaf ettiği “Your Ghost Again” öncesindeki konuşma, gecenin en duygusal anlarından biri oldu.
EFSANELERLE YENİ KUŞAK AYNI SAHNEDE
İkinci gün, ilk günün ağır programına kıyasla daha genç bir kitlenin öne çıktığı farklı bir atmosfer yarattı. Kublai Khan TX metalcore dinleyicisini hareketlendirirken Papa Roach ana sahnede nu-metal kuşağını bir araya getirdi. Grubun Korn, Limp Bizkit ve System of a Down yorumlarına yer vermesi, 1990’ların sonu ile 2000’lerin başındaki alternatif metal dalgasını yeniden festival alanına taşıdı. Bring Me The Horizon ise büyük ölçekli sahne prodüksiyonuyla günün dikkat çeken performanslarından birini sundu. Gecenin kapanışında metal tarihinin en önemli gruplarından Sepultura vardı. Veda turnesi kapsamında sahne alan grubun performansı güçlü olsa da Max ve Igor Cavalera döneminin bıraktığı tarihsel miras, festival takipçileri arasındaki temel tartışmalardan biri olmayı sürdürdü. Buna karşın klasik parçalar, Copenhell alanındaki enerjiyi gecenin sonuna kadar taşıdı.

ANTHRAX’TAN MAYNARD’A METAL MARATONU
Festivalin ilerleyen bölümünde yeni kuşak gruplar da öne çıktı. Kendi ülkesinde sahne alan Danimarkalı Neckbreakker, sert death metal performansıyla dikkat çekerken Paleface Swiss yüksek seyirci etkileşimiyle güçlü bir konser verdi. Melodik death metalin köklü temsilcilerinden Soilwork ise kendisine ayrılan sahne ve saate rağmen festivalin dikkat çeken grupları arasına girdi. Programlamadaki en tartışmalı anlardan biri Trivium ile Anthrax’ın çakışması oldu. Trivium ana sahnede çalarken Anthrax ikinci sahnede kapanışa çıktı. Scott Ian’ın konser başında sahne sesine ilişkin tepkisini açık biçimde dile getirmesi organizasyona yönelik dikkat çekici bir eleştiriye dönüştü. Buna rağmen Anthrax, klasiklerle dolu setiyle thrash metal tarihinin yaşayan devlerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Günün en özel performanslarından biri ise A Perfect Circle’dan geldi. Maynard James Keenan’ın son yıllarda Tool ve Puscifer çalışmalarına ağırlık vermesi nedeniyle grubu turnede yakalamak giderek zorlaşırken, Copenhell konseri ayrı bir önem taşıdı. Billy Howerdel’in melodik gitar dünyası, Josh Freese’in davulları ve Maynard’ın karakteristik vokali “Rose”, “Blue”, “Orestes”, “Gravity” ve “3 Libras” gibi parçalarla festival alanında farklı bir atmosfer kurdu. “Judith” ve “The Outsider” ile yükselen performans, metal festivalinin yüksek enerjisi içinde karanlık ve katmanlı bir müzikal alan açtı.
KUZEY’DE METALİN DEV BULUŞMASI
Copenhell’i Avrupa’daki benzerlerinden ayıran temel unsurlardan biri yalnızca sahneye çıkan grupların büyüklüğü olmadı. Kopenhag merkezine birkaç kilometre mesafedeki eski sanayi bölgesinde kurulan alan, dört sahnesiyle yoğun programın yönetilmesini kolaylaştırdı. Deli Kasap Rock n Roll Kültürü Mecmuası’ndan Onur Güngör ve Baycan Urallı’nın yerinden takip ettiği festivalde en güçlü izlenimlerden biri seyircinin enerjisi oldu. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen metal dinleyicileri, sert müziğin yüksek enerjisine rağmen dayanışmacı ve pozitif bir atmosfer oluşturdu.
Deli Kasap Haber Ajansı







