Paris’teki Metalcilere Erken Halloween Kutlaması: Helloween ve Beast in Black

Halloween’e az kala, Paris’in metalcileri Beast in Black ve Helloween’i ağırladı. Oldukça yerinde bir karadı çünkü hem konseptler, hem yetenekler, hem de efsane ses sistemi ve görsel düzenlemelerle adeta tüylerimiz diken diken oldu. Bu harika etkinlik için grip olmasına rağmen bize basın akreditasyonlarımızı sağlayan, Beast in Black’in basın sorumlusu, Silke Yli-Sirniö’ye kalpten bir teşekkür ediyoruz (Bu arada şunu da söylemeliyiz ki Brezilya’dan Almanya’ya, Fransa’dan ABD’ye nedense her ülkede basın akreditasyonlarımızda bir problem olmuyor ama bir ülke var ki nedense orada hep sorun yaşıyoruz; tahmin etmişsinizdir o güzel ve yalnız ülkeyi -editörün notu).

Gelin beraber bakalım, bu ‘tüyler ürpertici’ derecede efsane deneyim nasıldı…

Yazı: Akça Yılmaz & Fotoğraflar: Gulia Huseynova

Beast in Black ile başlayan sahne, tahmin ettiğimiz gibi oldukça dinamikti.

Vokalde tüm karizmasıyla Yannis Papadopoulos…

Bateride kocaman gülüşüyle Atte Palokangas…

Gitarda gümbür gümbür Anton Kabanen ve bas gitarda -gitarına bayıldık, canavar şekilliydi- Máté Molnár vardı.

Çok canlı melodik parçalarıyla aşina olduğumuz Beast in Black sahne performansından da tam puan aldı. Grubun 4 kişi olmasına rağmen çok etkili bir müzikalite sunması bizi çok etkiledi.

Ama son olarak Beast in Black’i yeni albüm hazırlıkları sonrasında seneye de Paris’te de göreceğimizi öğrendik, hem de 5 kişi ve de l’Olympia’da. Kim bilir belki yollarımız tekrar bu efsane grupla kesişir…

Grup bu sırada şu eserleri terennüm etti: Power of the Beast, Hardcore, From Hell With Love, Blood of a Lion, Cry Out for a Hero, Sweet True Lies, Enter the Behelit, Beast in Black, Die by the Blade, One Night in Tokyo, Blind and Frozen, No Surrender

Sırada Helloween performansı vardı. İnanılmaz görsellerle karşımıza çıkan Helloween, bizi asla şaşırtmadı. 40. yılını kutlayan grup, gerçekten adının gerektirdiği performansla karşımızdaydı.

Gitarda Michael Weikath, Kai Hansen ve Sascha Gerstner vardı. Kai Hansen yüksek notalardan şarkı söylediği parçalarda oldukça şaşırttı bizi, hem bu derece ileri bir gitaristlik hem de tiz seslere bu kadar kolay hakimiyet sağladığı bir vokal performansı olması çok başarılıydı.

Mikrofonda Andi Deri ve Michael Kiske’yi dinledik. Tam bir çift vokal şöleniydi. Ayrıca sosyal medyada karşımıza çıkan 80li yıllar kayıtlarındaki ses tonlarından bir gram bile kaybetmemiş olmaları sanatçılara bir kez daha hayran olmamızı sağladı…

Bateride 4 adet kick’iyle ve efsane ritimleriyle Daniel Löble ve bas gitarda da yine harika gitarlarıyla Markus Grosskopf’u dinledik.

Bu noktada Zenith’e de ufak bir tebrik yollamalıyız, ses sistemi bu konserde çok başarılıydı. Bunca çok kişiden oluşan bir ‘heavy orkestra’da bas gitarın bu kadar kaliteli duyulduğuna pek şahit olmamıştım. Sesin yanında, daha önce de belirttiğim gibi efsane görsel arka planlar hazırlanmıştı. Şatolar gezdik, kilise vitrayları içinde kaybolduk,  oyun salonlarında gezdik, Helloween’in diskografisini katettik ve kartallar uçurduk.

Andi ve Michael’ın akustik performansı da oldukça başarılıydı. Böylesine her elemanın her enstrümana hakim olduğu grupları canlı dinleyince insanın gerçekten ‘heavy metal öldü’ diyenleri bir tartaklayası geliyor. Heavy metal ölmedi dostlar, heavy metal teknolojiyle işbirliği yaptı ve en az çıkış dönemi kadar gürültülü ve hala aramızda.

Setlistleri de şu şekildeydi: March of Time, The King for a 1000 Years, Future World, This Is Tokyo, We Burn, Twilight of the Gods, Ride the Sky, Into the Sun, Hey Lord!, Universe, Hell Was Made in Heaven (bunun üstüne harika bir davul solosu dinledik), I Want Out, In the Middle of a Heartbeat, A Tale That Wasn’t Right, Power, Heavy Metal (Is the Law), Halloween, Invitation, Eagle Fly Free, A Little Is a Little Too Much, Dr. Stein.

Bir başka rock ‘n’ roll dolu gecede görüşme dileğiyle!…

Paylaş

Önerilen Haberler

Bir yanıt yazın