DANİMARKALI IOTUNN İLK DEFA TÜRKİYE’DE!

“OLMAK YA DA OLMAMAK!”

GHK-  29 Mart Pazar 2026 tarihinde ilk defa İstanbul’da konser vereceksiniz. Bizim için bir rüya gerçek olacak. İlk albümünüz olan 2021 tarihli “Access of World”u yayınlandığı aynı gün dinlediğimde Iotunn’a ilk görüşte aşk gibi aşık oldum. Sadece ben değil. Öncelikle ilk olarak en yakınlarımla, ardından sosyal medyadaki rock ve Heavy metal gruplarında sayısız kere paylaştım. Hatta o karanlık pandemi günlerinde sizinle iletişim de kurdum. Daha o günden Iotunn’u İstanbul ve belki Ankara’da canlı izleme dileğimi de ilettim. Nihayet, en azından İstanbul konseri gerçek olmak üzere. Bu konuda inanın epeyce çalıştık. Değerli organizatör dostlarıma konuyu daha o günlerde ilettim. Ve en sonunda Duality Productions bunu gerçekleştiriyor. Öncelikle böylesine türler arasında enfes geçişler ile hem atmosferik ve hem de sinematik bir müziği nasıl başardınız? Sözlere girmiyorum henüz. Sadece 2015’ten sonra 2 albüm ile bunu başardınız. Iotunn’un hikayesini Türkiye rock ve heavy metal müzik sevenlerine özetleyebilir misiniz?

Jesper Gras – IOTUNN’ı en iyi şekilde tarif etmek gerekirse, “bir sound karar verdik” diye bir grup değiliz; biz bir sound keşfettik diyebilirim.

En başından beri Jens ve ben şarkı yazarken asla tür düşünmedik. Yaklaşımımız hep duygu ve içimizde oluşan imgelerle ilgiliydi: doğa, kozmos vs. Röportajlarda hep söylediğim gibi, yarattığımız her şey “kurallar” değil, “duyular ve duygular” tarafından yönlendiriliyor. Asıl anahtar bu.

Büyürken her şeyi dinledik – metal tabii ki ama aynı zamanda klasik müzik, film müzikleri, folk ve progresif rock. Şarkı yazarken bütün bunlar doğal olarak bir araya geliyor. Bahsettiğin “sinematik” tarafı sonradan eklemiyoruz; müzik içimizde zaten öyle duyuluyor.

Grup aslında uzun bir arama süreciydi. Yıllarca farklı ifadeler, farklı sound’lar denedik. Ta ki bir anda her şey yerine oturana kadar… Ve o an hem özgür hem de “biz” gibi hissettirdi. O özgürlük bugün hâlâ IOTUNN’ın özü.

Türk dinleyicilere IOTUNN’ı nasıl anlatırdım dersen: Dürüst, duygusal ve tam anlamıyla metal.

GHK – Iotunn, Danimarka hatta Faroe Adaları kökenli olup 2015 yılında kurulan ve progresif melodik death metal üreten bir grup… Doom metal de elbette dahil bu türlere belki Saturnus etkisiyle bilemiyorum…. Üretilen bir eseri üst veya alt türlere ayırmak çok anlamlı olmasa da yine de tüm metalcilerin ve rockerların ister istemez muhatap oldukları bir başlık bu…  Öğrendiğim kadarıyla Iotunn eski dilde “dev” anlamına geliyormuş. Bu ismi seçerken amacınız neydi? İskandinav mitolojisi müziğinizde ve sözlerinizde ne kadar önemli? Bunu müziğinize nasıl yansıtıyorsunuz?

Jesper Gras – “IOTUNN” evet, “dev” anlamına geliyor. Ama bizim için mitolojiyi birebir hikâye anlatımı anlamında kullanmıyoruz. Bence burada önemli olan ölçek kavramı.

Devler, insan ötesi bir şeyi temsil ediyor: doğanın güçleri, kadim enerjiler, insanı küçülten bir his. Bu duygu bizim için çok önemli. Doğa’da dururken, zamanı düşünürken ya da hayat üzerine kafa yorarken hep “bizden çok daha büyük bir şeyin parçasıyız” hissi var.

İskandinav mitolojisi var ama daha çok felsefi bir mercek olarak. “Tanrılar hakkında” şarkı yazmıyoruz; o fikirlerin temsil ettiği şeyleri yazıyoruz.

GHK – İlk EP albümünüz 10 yıl önce “The Wizard Fall” 2016 yılında yayınlandı. Doğrusu biraz power metal havasında bir EP olduğunu söyleyebilirim. Ne oldu da 2021 yılında progresif melodik death metal çizgisine evrildiniz? Yaklaşan 2020’lerin ruhu mu etkiledi sizi?

Jesper Gras – O dönemde hâlâ kendimizi arıyorduk. EP, o dönemin bir anını yakaladı ve bence sound’umuzun bazı parçalarını gösteriyordu. Zamanla kendimize karşı daha dürüst olduk.

Her şeyi yavaşlattık. Boşluğa izin verdik. Karmaşıklıkla sadeliğin kendi tarzımızda bir arada var olabileceği bir alan bulduk. İşte bu yüzden Access All Worlds öyle bir albüm oldu. 2016’dan 2020’ye kadar süren bir olgunlaşma ve keşif süreciydi. Aynı zamanda bugünkü beş kişilik hâlimizle “gerçekten biz olan” gruba dönüşme süreciydi.

GHK-  Jón Aldará’nın clean vokalleri ile growl/death vokalleri arasındaki geçişler inanılmaz akıcı. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Dinleyenlere hiç merhamet etmiyor musunuz?

Jesper Gras – Jón bambaşka bir seviyede. Mütevazı bir şekilde söylüyorum ki bugün dünyanın en iyi rock/metal vokalistlerinden biri. Ama bunu sağlayan inanılmaz tekniği değil, duygusal dürüstlüğü bence. Yaptığı her geçiş şarkıya hizmet ediyor ve her şeyi büyük bir samimiyet ve profesyonellikle yapıyor. Bu yüzden hiçbir zaman zorlama gelmiyor.

Sesinde öyle bir dürüstlük var ki, en uç kontrastlar bile doğal hissediliyor. Sanki farklı duygusal hâller aynı ses üzerinden konuşuyor.

Ve hayır – dinleyicilere hiç acımıyoruz!

GHK –  Jesper ve Jens Gräs kardeşler şarkıların büyük kısmını yazıyor gibi görünüyor. Beste süreci genelde nasıl işliyor? Herkes eşit derecede söz mü getiriyor? Grup evde 2 kardeş arasında mı doğdu? Grupta demokrasi nasıl işliyor?

Jesper Gras – Evet, şarkı yazım süreci Jens Nicolai ve benim aramda başlıyor ve tüm şarkılarımızda bu temel var.

Genelde önce ana yapıyı kuruyoruz: gitarlar, armoniler, düzenlemeler. Sonra bunu gruba getiriyoruz ve güzel bir şey oluyor – kolektif bir dönüşüm. Daha önce de anlattığım gibi, diğerleri katıldığında her şey dairesel bir değiş tokuşa giriyor ve şarkı tamamlanıyor.

Ego temelli bir demokrasi yok. Daha çok… ortak bir sezgi gibi. Doğru gelen şeyi takip ediyoruz.

GHK –  Bjørn Andersen’ın davul partisyonları albümlerde çok canlı ve organik duruyor. Stüdyoda mı yoksa canlı prova tadında mı kaydediyorsunuz?

Jesper Gras – Her zaman seste “hayat” olmasını hedefliyoruz. Stüdyoda bile performansı düşünüyoruz, mükemmelliği değil. Küçük kusurlar duyguyu taşıyabiliyor ve biz bunu asla kaybetmek istemiyoruz. İki albümümüzün davulları da Bjørn’un kendi stüdyosunda kaydedildi.

GHK –  Kinship’in ana teması insan ilişkileri, bağlar ve ölümle gelen ayrılıklar üzerine kurulu gibi görünüyor. Bu konsepti seçmenizin arkasındaki kişisel ya da kolektif motivasyon neydi?

Jesper Gras – Bu konu bizim için çok yakın ve özel. Kinship ile bilinçli olarak daha insani, daha doğrudan bir şeye yöneldik. Dinleyiciyle çok daha ilişkilendirilebilir ve derin bir bağ kurabilecek bir şey yaratmak istedik.

İlişkiler üzerine kurulu: ● Kendimizle ● Birbirimizle ● Doğa ile ● Zaman ile

Bizi bağlayan şeyleri ve kaçınılmaz olarak ayıran şeyleri anlatıyor. Aslında hepimizin gerçek doğasını keşfetme arayışı: Bağlılık üzerine bir dünya kurabilecek miyiz, yoksa ayrılığa ve kendi sonumuzu getirmeye mi mahkûmuz?

GHK –  2025 albümünüz “Kinship”i dinledikten sonra ilk albüm olan “Access All Worlds” kadar uzaylı/kozmik değil, daha içe dönük ve duygusal” dedik biz. Bu değişimi kasten mi yaptınız, yoksa doğal bir süreç mi?

Jesper Gras – Hem evet hem hayır. O anda doğru gelen şeyi takip ettiğimiz için bilinçliydi diyebilirim. Ama hesaplanmış bir değişim değildi. Bizim için Access All Worlds dışarıya bakıyordu, Kinship ise içeriye. Ama ikisi de aynı büyük sorunun parçaları bence: “Var olmak ne demek?”

GHK –  Albümdeki en sevdiğiniz şarkı hangisi ve neden? Birçok kişi ve ben ile Sibel (gururla söyleyebilirim ki ilk günden beri Türkiye’deki ilk 2 hayranlarınızız.) “The Coming End” ya da “Kinship Eligiac” diyor, siz ne düşünüyorsunuz? Konserde canlı dinleme şansımız var mı?

Jesper Gras – Benim için favori şarkı seçmek her zaman zor oluyor. Çünkü süreçte asla taviz vermediğimiz için hepsiyle derin bir bağ hissediyorum. Yine de Mistland benim için biraz daha özel. Ama hepsiyle gurur duyuyorum!

İnsanların neyi sevdiğinin farkındayız ve İstanbul konserinin muhteşem olmasını istiyoruz. Bu yüzden harika bir setlist hazırladık.

GHK- “I Feel the Night” gibi başyapıt parçalarda hem çok yumuşak verse’ler hem de devasa heavy chorus’lar var. Bu dinamik zıtlıkları yaratırken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?

Jesper Gras – Bence bu çok temel bir şey. Müzik zıtlıklarda yaşıyor. Aydınlık ve karanlık, yumuşak ve ağır… Şarkıları sıklıkla manzara gibi düşünüyoruz – vadiler ve zirvelerle. İkisine de ihtiyacınız var. “I Feel The Night”ı yazarken de tam olarak bu vardı.

GHK – Dinleyicilere “IOTUNN’u ilk kez keşfedecek biri hangi şarkıyla başlamalı?” diye sorsak ne dersiniz?

Jesper Gras – Muhtemelen “Kinship Elegiac”, “The Tower of Cosmic Nihility” ya da “Mistland” derim. Bunlar duygularımızın ve sound’umuzun tüm skalasını gösteriyor.

GHK –  En çok etkilendiğiniz ustalar ve büyükler kimler sizin için?

Jesper Gras – Oldukça geniş bir evren. Metallica, Iron Maiden, Black Sabbath, Opeth, Enslaved ve Borknagar gibi gruplar bizi şekillendirdi. Ama bunun yanında birçok klasik besteci, film müzikleri ve Pink Floyd, Genesis gibi gruplar da… Benim için metal ile daha atmosferik ve felsefi olan şeylerin birleşimi her zaman önemli oldu.

GHK- Bir de eğlencesine siyaset sorusu gelsin. Yanıt vermek zorunda değilsiniz elbette. Madem Danimarka’dan geliyorsunuz ülkemize. Donald Trump Grönland’ı istiyor malum. En sevdiğim ada olan Grönland’ı. Ne olacak bu Grönland’ın hali!? Bir gün Schengen ile ziyaret etmek istiyoruz o güzel diyarı ve insanları. ABD vizem de var ama gerek kalmasın lütfen…

Jesper Gras – Umarım güzellik, kültür ve saygı dolu bir yer olarak kalır ve Trump’ın deli fikriyle ABD uzak durur. 50’lerden beri süren bir anlaşmamız var, yani savunma politikası konusunda Trump istediği her şeyi zaten yapabiliyor. Bence sorun şu ki o deli bir emperyalist.

GHK –  Danimarka denince akla büyük usta King Diamond gelir ilk. O da geldi Türkiye’ye geçen yıl. Lars Ulrich gelmez aklımıza pek…  Saturnus zaten kırmızı çizgimizdir. Yıllarca “birleşin” diye yazdım onlara ve ne güzel 3 defa geldiler Türkiye’ye son yıllarda. Volbeat de pek severim doğrusu. Epeyce grup var ama haksızlık etmeyelim. Sizin favorileriniz kimler Danimarka’dan ve hatta Avrupa’dan? Eski büyükler hariç ama…

Jesper Gras – King Diamond efsane tabii ki. Saturnus’a olan sevginizi de çok iyi anlıyoruz – gerçekten özel bir grup. Benim kişisel favorim Mercyful Fate.

GHK-  Son soru kız arkadaşım Sibel’den. O da sizin ilk hayranınız Türkiye’den. Çok hoş bir soru bence. Siz ilk albümde çok uzay ve kozmik işlere girdiniz. Gerçekten bu dünyadan olduğunuza emin misiniz?

Jesper Gras – Bazen ben de tam emin olamıyorum! Ama bence müzik, bu dünyada derin kök salarken aynı zamanda ötesine ulaşma yolumuz.

GHK-  Türkiye izleyicilerine ve dinleyenlerine İstanbul’a gelmeden önce bir mesajınız var mı? Varsa nedir? Dört gözle bekliyoruz sizi. Coşkulu bir izleyici bulacaksınız. Bunu garanti ediyoruz. Turne dahil gelecek Türkiye konserleriniz için güzel ve anlamlı bir başlangıç olacak. Görüşmek üzere ve teşekkürler.

Jesper Gras – Yıllardır verdiğiniz desteği hissediyoruz ve nihayet buluşuyoruz. Yanınıza her şeyi getirin – sesinizi, enerjinizi, tutkunuzu. Metal her şeyin ötesinde bizi birleştiren ortak bir dil ve enerji. İstanbul’da birlikte öyle bir şey yaratalım ki hepimiz uzun yıllar hatırlayalım. Pazar günü görüşmek üzere!

Röportajı orijinal İngilizce okumak isteyenler için:

IOTUNN In Istanbul: To Be or Not To Be

Paylaş

Önerilen Haberler

Bir yanıt yazın