Author: Fatih Yıldırım

Şair Ceketli Çocuk şarkılarla aramızdan geçeli tam 15 yıl geçti

Bundan tam 15 yıl önce yurdumuz bir çevre gönüllüsüne, yok olmaya yüz tutmuş bir kültürün ötelenmesine asi duruşuyla dur diyebilen bir devrimciye o naif insana Kâzım Koyuncu'ya elveda dedi. Kâzım Koyuncu her kesimden, her kültürden insanın kalbine dokunan duruşuyla tüm insanlığa ders olurcasına yaptığı onca güzel şeyle aramızdan ayrıldı. Sisteme karşı duruşun sembollerinden olan Kâzım bizlere de bir mesaj vererek aramızdan ayrıldı. Nefesini soluduğumuz bu doğaya borçlu olduğumuzu, haksızlık yapan sistemlerin karşısında durup, zorbanın karşısında tavır sergilenmesi gerektiğini tekrar bizlere gösterdi. Öyle ki devrimci duruş tam olarak da bunu gerektiriyordu. O'nu dinleyene kadar tamamen has Karadeniz kültüründen uzak çok saçma şey geldi ve geçti ama bu kısacık yaşamında yaptığı şeyler onu Karadeniz müziğinde en ön plana çıkaran şeyler oldu. Keza öz kardeşi Niyazi Koyuncu bile eleştirilere maruz kaldı çünkü kimse Kâzım gibi olamazdı. Kâzım abiyle benim tanışmam 2004 yılının yazına denk gelmişti. Ben onu Zuğaşi Berepe'den beri takip ediyordum. Aslında çevremde azılı bir headbanger olarak biliniyor olsam da başka dillerdeki halk müziklerine hep ilgi duymuştum işte bu ortak nokta Kâzım abiyle beni tesedüfen bir araya getirmişti. 2003 yılında Barışarock festivalinde sahne alan Kâzım abi 2004 yılında yoktu ben de festivalden dönmüş elimde bir sürü eşya ile İstiklal'den yürüyorum birden onu Vakıf bank atmsi önünde sinirli bir şekilde gördüm . Sinirlenmek ama nasıl sinirlenmek? Bir insan sinirlendiğinde bile kibar olabilir mi? Sıkıntı çıkaran atm sanki arkadaşı Kâzım abi ise alınan diğer arkadaş gibi sanki. Bu naiflik nasıl bir hediyedir insana anlamadım. O zaman kafası atık tanıştık ve dedi 'haftaya cumartesi Halep Pasajı'nın yanında bizim albümlerin anlaşmalı olduğu bir kaset/cd dükkanı var gel hem laflarışız, sevdim seni Fatih' ertesi hafta oldu bol bol lafladık görüşmeler falan sıklaştı çok şey konuştuk benim bu ülkede örnek aldığım en büyük kişi o oldu sonra. Devrimci duruşumu hâlâ ona borçluyum. Bir de ne zaman o bankanın yanından geçsem biraz durur, bir iç çeker O'nu hatırlar yoluma devam ederim. Her şey Artvin'in Hopa ilçesinde doğup büyüyen herkesin de tabir ettiği gibi Şair ceketli çocuğun eğitimi için İstanbul'a gelmesiyle başladı. Üniversitenin Çağdaş Sanat Atölyesi adı altında tiyatro ekibinde gitar çalıyordu Kâzım. Aynı okuldan olan yine bir Laz Mehmedali Barış Beşler bir arkadaş aracılığıyla tanışır ve Mehmedali'nin 'Lazca Rock yapmaya ne dersin?' teklifini kabul eder ve 1993 yılında Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) adlı Türkiye'nin ilk Lazca rock müziğinin temelleri atılır. Lazca Rock müzikten ziyade ülkede Lazca'dan bihaber olan insanlar çok fazladır. Başarmışlardır ve hatta 1995 yılında Odtü konseri onlar için ve Laz dili için bir dönüm noktası olmuştur . Zuğaşi Berepe ''1995 Odtü konseri bizim için önemlidir . Muhalif öğrenciler organize etmişti. Sahnenin arkasında devrim yazıyordu ve biz coşku doluyduk . Hiç yapmadığımız bir şey yapmıştık orada . Kâzım 'Yaşasın Anarşi!' diye bağırmıştı konser esnasında. O,grubun anarşist kanadını temsil ediyordu . Ben de grubun sosyalist kanadını temsil ettiğim için 'Yaşasın Sosyalizm!' diye bağırmıştım '' - Mehmedali Barış Beşli - Ot Şarkılarla Nakaratlı Özel Sayı 8.Kâzım kendilerinin açtıkları bu yoldan sonra ayrılır ve toplama albümler olan Salkım Söğüt albümlerinin üçüncüsünde 3 şarkıya ses vermişti. Megrelce bir şarkı olan Didou Nana (sonradan Karadeniz müziğinin ilk sıra şarkısı olacaktı), Lazca Golas Empua Yulun ve Dağlarda Kar Sesi var. Serinin 4. albümünde de İlkay Akkaya ile birlikte en güzel parçalarından biri olan 'Ou Nana'yı seslendirdi. Sonrasında Kâzım artık kendi yolunu çizecekti… VİYA!Kâzım, ilk solo çalışmasını sessizce 2001 yılında yapmıştı. Viya dalgayla kıyıya doğru yapılan bir tür denizde süzülme hareketidir. O yıllarda Karadeniz'i sahilden dolduran gözünü para bürümüş politiklere bir haykırış olarak tanımlayan Kâzım pek tanınmaz ama dinleyenler tarafından ilgi görür. Daha sonra bir televizyon dizisi 'Gülbeyaz'a müzik yapan Kâzım işte o esnada herkesin bildiği bir kişi olacak ve ardından gelecek olan Hayde albümüyle herkesin kalbine girecekti.HAYDEKâzım'ı Türkiyenin bir değeri yapacak en büyük çalışmasıdır benim gözümde. Her ne kadar benim favorim Viya olsa da diziden gelen tanınmışlık ve üstüne gelen Hayde Kâzım Koyuncuya kariyerinde çok büyük adımlar attırdı. Sonrasında çok sevdiği Trabzonspor'a da marş olmuştur Uy Aha'sı. Her Trabzon golünde Kâzım'ın sesi çıkar tüm sahada.DÜNYADA BİR YERDEYİMKâzım'ın ölümünden sonra Halkevleri bir derleme yaparak bu albümü yayınlar ve tüm geliriyle Kâzım Koyuncu adına bir dernek açılır ve ücretsiz genç değerlere eğitim verilir. Kâzım sadece kendi olmak istiyordu ve öyle de oldu. Ulus devlet bilincinin yanlış anlaşıldığı ülkemizde onlarca yok olan kültürlerden birisiydi Laz kültürü ve diller olarak Megrelce, Lazca, Hemşince, Gürcüce ve niceleri. Kâzım çocukluğunda ninesinden duyduğu türküleri yeniden hayata geçirdi. Bu basit bir hayata geçiriş falan değildi. Tüm yurtta insanların kalbine dokunan naifliğiyle bir kültür elçisi oldu. O coğrafya ile alakası olmayan insanları bile çekti. O gerçek bir devrimciydi. Müziğe ve halkına olan aşkı uğruna kanserin son aşamasında bile konser verecek kadar da güçlüydü lakin olmadı. Son konserine bilet alan insanlar (ben de dahil) konser alanında O'nu dinlemeyi çok isterdik ama o buluşma Kâzım'la vedalaşacağımız gün oldu. Kısaca Kâzım abi her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledi ve hep dile getirdiği doğanın özgürlüğüne bir balta olan nükleer felaket Çernobil'den ötürü yüzlerce Karadenizli gibi kansere yenik düştü. Ama kendisi 15 yıl geçmesine rağmen kalbimizde ve mücadelemizde yaşıyor. Seni unutmadık Şair ceketli çocuk… Kâzım isyandır! Dilerseniz alttaki yayınları izleyebilirsiniz;ŞARKILARLA GEÇTİM ARANIZDAN BELGESELİ https://vimeo.com/channels/kazimkoyuncu/99145290 Keşke Olmasaydı Belgeseli https://www.youtube.com/watch?v=KQ9hpz5U7oQ TRT Arşiv - Anısına Belgeseli https://www.youtube.com/watch?v=oBS7zWru1Bw En Sevdali Yanımız https://www.youtube.com/watch?v=WjRL2091_b0 DeliKasap 19. Yıl Koleksiyon Sayısı’nı sipariş vermek için; https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Corona Günlerinde Rock Müzik Filmleri (Volume 2: Metal)

Birkaç gün önce ilkini başlattığımız (https://www.delikasap.org/2020/05/12/corona-gunlerinde-rock-muzik-filmleri/) Rock'n Roll dolu corona karantinasının ikinci versiyonu ile karşı karşıyayız. Film tavsiyelerine kaldığımız yerden devam etmekteyiz. Bu sefer Metal Müzik öncelikli olup birkaç adet Rock içerikli filmle bu sıkıntılı günlerinizi biraz daha eğlenceli geçirmeniz için bir liste yapacağız. Vakit kaybetmeden gelsin filmler. Heavy Trip - Hevi Reissu Yıl: 2018 | Süre: 1 saat 32 dakika | Tür: Komedi Bakım evinde İsviçre çakısı gibi her işe koşturan Turo ve arkadaşlarının Norveç'te düzenlenecek olan bir festivale katılmak için verdikleri mücadeleyi anlatan bu filmde grup kendine bir kimlik aramaktadır ve sonunda grubun basçısının tabiriyle ''symphonic post apocalyptic reindeer-grinding christ-abusing extreme war pagan fennoscandian metal'' tür yapan 'Impaled Rectum' adlı grubu kurarlar. Başlarından olanca aksilik geçmesine rağmen grup bir şekilde Norveç yolunu tutar ama sizce bunu başarabilecekler mi? Soğuk iklim çocuğu Finlerin mizah anlayışının ülkemizdeki dram seviyesinde olduğunu varsayacak olursak film ilginç bir seyir deneyimi yaşatacak türden. Ama her ne olursa olsun İskandinav metaline selektör yakan her kişinin beğeneceği güzel bir iş çıkarmışlar. O halde ne duruyoruz let's go to perkele! Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=8AQtfYY1L_Q Detroit Metal City - Detoroito Metaru Shiti Yıl: 2008 |Süre: 1 saat 44 dakika |Tür: Komedi / Drama Bir anime serisinden esinlenerek yapılan ve isminden de anlaşılacağı gibi Kiss'in Detroit Rock City filmine gönderme yapılan (filmler arasında hiç bir bağ yok) bu filmde kırsalda yaşayan Negishi eğitimi için Tokyo'ya gider. Hayalinde popüler bir solo müzisyen olmak varken kendini bambaşka bir dünyada bulur. Satsugai adında bir Metal Müzik vokalisti olmuştur. Grubun adı da film isminden belli olacağı gibi Detroit Metal City kısatabirle DMC .Yeni nesil gençliğin örnek olduğu bu kişiden bizzat kendisi kurtulmak istemektedir. Filmde bu iki farklı kültür arasında tenis topu gibi oradan oraya seken Negishi'nin başına gelen komik olaylara tanık olacağız. Japon mizahına alışık olmayanlara biraz tuhaf gelse de film izlemeye değer. Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=6k2mo2t5l40 Málmhaus - Metalhead Yıl: 2012 | Süre: 1 saat 37 dakika |Tür: Drama Bu hikaye abisinin vefatından sonra hayatına bambaşka bir yol çizen Hera'nın hikayesi. Abisinin izinden yola çıkan 12 yaşındaki Hera İzlanda'nın soğan eksen hasata gelmez soğuk çöl topraklarında hayata manifesto çekip eski yaşamındaki eşyalarını yakıp abisinin Iron Maiden tişörünü ve gitarını kapıp yollara düşer. Bir durakta bekler ama otobüse binemez. Bu filmi çok sevdiğimden spoiler vermeyeceğim Metal Müzik dinleyen herkesin bu filmi izlemesini tavsiye ederim. Sıradışı bir deneyim sağlayacak bu filmi sevin sevdirin. Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=dyxhcNsjWKI Lord of Chaos Yıl: 2012 | Süre: 1 saat 37 dakika | Tür: Drama / Gerilim Michael Moynihan, Didrik Soderlind kaleminden çıkan ve film ile aynı ismi taşıyan kitaptan esinlenerek yazılmış bir Norveç Black Metal hikayesi. Hristiyanlığa kafa tutan bu kaçık gençleri anlatan film Black Metal tarihine ve din nefretine ışık tutacak derecede. Burzum'un meşur baby face celladı Varg Vikernes tarafından öldürülen Mayhem grubu üyesi Oystein Aarseth nam-ı diğer Euronymous'un hayatını anlatan bu filmde zaten virus depresyonuyla cebelleşen kişilerin biraz daha gerilmesine sebebiyet verecektir. Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=M7zrHiqoJ6k Deathgasm Yıl: 2015 |Süre: 1 saat 26 dakika |Tür: Aksiyon/Komedi / Korku O kadar ödüllü filmler izlediniz. Belki de çok seçicisinizdir. İşte bu film her türlü kategoriye uymayan Gore bazlı komedi filmi. Fazla detaya gerek yok fragmandan zaten nasıl manyak bir şey olduğu görünmekte. Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=Cg-c7UpJZLQ Biraz da Rock'n Roll. Airheads Yıl: 1994 | Süre: 1 saat 32 dakika | Tür: Komedi Filmin adını çevirsek herhalde en ideal çeviri man kafalar olan 3 tane kaçık arkadaş yaptıkları müziği çalması için bir radyoya baskın yapar ve sunucuyu rehin alırlar. Komik olaylara sahne olan filmde Rock'n Roll tanrısı yüce varlık Lemmy Kilmister'i de görmek mümkün. Bana kalırsa sırf Lemmy'i görmek için bile izlenir bu film. Rehin alan grubun lideri Brendan Fraser ile polis arasında geçen Tanrı ile Lemmy güreşse kim kazanır sorusunun yanıtını da filmi izleyenler görecektir Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=mpxOTk4DDJo Tenacious D - The Pick of Destiny Yıl: 2006 | Süre: 1 saat 33 dakika | Tür: Komedi Amerika'nın iç anadolusu gibi bir yerde dindar bir ailenin oğlu olan Jack Black ailesine kafa tutup Hollywood'a doğru yol alır. Kendini müzik profesyoneli olarak tanıtan adamın yanına bir umut gider. Kader ikisinin de yollarını kaderin penasını bulup şeytanı alt etmeye götürür. Filmde rock tanrısı Ronnie James DIO da yer almaktadır. Lemmy'i özleyen elbette ki DIO'yu da özler. Ölümünün 10. yıldönümüne giderken bir kez daha hatırlamak için iyi bir fırsat diye düşünüyorum. Trailer: https://www.youtube.com/watch?v=TXxQFMG86HA Yazının sonuna gelirken daha "Bohemian Rhapsody", "This is Spinal Tap" gibi birçok filmi yazmadığımı ben de biliyorum ama olur da bir gün eserse geride kalan tüm filmleri bir araya toplayıp bir veritabanı yapabilirim. Delikasap'ı takip edin gelişmelerden haberdar olun efenim. DeliKasap 19. Yıl Koleksiyon Sayısı’nı sipariş vermek için; https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Gümüş dağdaki adam gideli tam 10 yıl oldu

Dile kolay 10 sene oldu Rock tanrısı Ronnie James Dio'nun aramızdan ayrılması. Birçok kişi gibi ben de Sonisphere Festivali'nde onu görmek için geri sayım yapıyordum ki olmadı minik bedenli dev konsere artık geri sayım yaptığımız günlerde aramızdan ayrıldı. Bulunduğu her grubu devleştiren bu yüce insan Rock müzik ve Heavy Metal müziğe kattıklarıyla hiçbir zaman unutulmayacak ve özlemle anılacak. Bilmeyenler olabilir devil hand ya da horned hand diye bilinen meşhur rocker, metalhead işaretinin mucididir kendisi. (İşareti ilk bulduğunu iddia eden Kiss grubunun bukalemun dilli bass gitaristi gitsin misket oynasın.) Bunu da çok mütevazi bir şekilde Metal - A Headbanger's Journey belgeselinde Sam Dunn'a anlatmıştı. Peki ya neler yapmıştı Ronnie James Dio ve onu bu kadar sevdiren şey neydi? Asıl adı Ronaldo Giovanni Padavona idi. Daha öğrenci yıllarında başladı müzik sevdası. Birkaç grup çalışması yaptıktan sonra ilk olarak dönem müziği yapan 'Ronnie Dio And The Prophets' adlı grubu kurar. Söylediği şarkılarla az twist yaptırmamıştır millete. Burada Dio'nun ilk çalışmalarından derlemeleri dinleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=1nd78Fzt5YY Sonra 1967 yılında The Electric Elves grubunu kurar 1 yıl sonra da grup isminde oynama yapılarak The Elves halini alır ve 1972 yılında bir daha da değiştirilmemek üzere grubun adı Elf olarak kalır. Bellidir ki Dio artık değişmektedir ve değişime ayak uydurmaktadır. Bir gün Deep Purple konserinde alt grup olarak çıkan Elf Ritchie Blackmore'un dikkatini çeker ve Dio daha kariyerinin başlarında efsane olmaya doğru yol alır. Dio'nun Elf'ten ayrılması 1974 yılıdır ve 1979 yılına kadar Rainbow'da olacak ve Rock tarihine kendini elmas harflerle yazdıracaktır. Dilerseniz Rainbow'dan önce Elf grubundaki performanslara biraz el atalım. Elf'in eserlerini buradan görebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=f-npMG6U558 Bu sefer doğan bir güneş değil işte orada bir gökkuşağı doğuyor. Rainbow'lu yıllar Hali hazırda Deep Purple'a veda eden Ritchie amcamız kariyerindeki en büyük riski alıp kendi projesi olan grubu kurar. Dile kolay Deep Purple gibi bie efsaneye veda edip ilerisi belli olmayan bu grubu yürütmek belli ki kolay olmayacaktı. Önceden de belirttiğimiz gibi bir Deep Purple konserinde keşfettiği yağız İtalyan ile yoluna devam edecekti. Derken ilk albüm geldi 'Ritchie Blackmore's Rainbow'. Hiç kuşkusuz mahallenin zengin çocuğu edasıyla grubu ''ben kurdum benim adım geçecek tabi ki'' edasıyla isimlendiren Richie amcamız hiç farkında olmayacak ki yetim gibi eline baktığını düşündüğü küçük devin doğuşuna tanık olacaktı. The Man on The Silver Mountain, Catch the Rainbow ve efsaneler efsanesi The Temple of The King parçaları bu albümdeydi. Bu albümde bir detay dikkatlerden kaçmadı Rainbow'un ilk albümünün ilk parçası Dio'nun mezar taşında da yazılıydı. O kendini görmek istediği yerde hayal etti. O gerçekten de Gümüş dağdaki adamdı. Albüm çok beğenildi ve ardından bir sene geçmeden Rising albümü piyasaya çıktı. Bu albümde öyle bir parça vardı ki resmen hippielere "Göklerde uçmak için LSD'ye hiç ihtiyacınız yok, 'Stargazer' dinleyin zaten bulutların üzerine çıkacaksınız.” dedirtiyordu. Albüm adı da Dio'yu bir adım daha zirvelere götüren bir işaretti sanki. Rising albümünden iki sene sonra Rock müziğin marşını yazacaktı Rainbow ve Dio'da bu marşı seslendiren bir kahraman olarak en öne sıçrayacak hamleyi yaptı. Long Live Rock'n Roll! Her parçası bir klasik olan bu albüm şahsımca devasa bir başarının ardından gelen kıskançlık krizlerinin tamtamlarını çalmaktaydı. Albüm o kadar mükemmeldi ki Ritchie Blackmore baktı 'Ulan grubu ben kurdum her şeyi ben sağladım bücür aldı başını gitti tutamıyoruz bu ne iş?' diyerek küçük deve çelme taktı ve gruptan çıkardı. Oysa yaptığı bu hamle Dio'yu düşürmedi tam aksine zirvelere yönlendirdi. Küçük devin hedefi belliydi - zirve. Yıllar sonra bir dergi röportajında Dio'nun eşi Wendy Dio kocasının Ritchie Blackmore tarafından ticari şarkılar yapmamasından dolayı kovduğunu belirtti. Tabii ki de bu bir bahaneydi. Dio'dan sonra albümler yapmaya devam eden grup sonrasında albümler çıkarsa da tarafımca Dio ile yapılan albümlerin kenarından teğet bile geçemez. Black Sabbath'lı yıllar Rainbow ile yollarını ayıran Dio Black Sabbath'ın kurucusu Tony Iommi ile meşhur Sunset bulvarındaki meşhur Rainbow Bar and Grill adlı yerde hani Lemmy Kilmister'in ölümüne dek takıldığı ve jackpot oynadığı o mekanda buluşurlar ve Ozzy'nin o zamandaki manyaklıklarından dolayı şutlandığı ve koskoca aşiret ağasının konağı olan bu grubun boş kalmaması gerektiğini bu yüzden de Black Sabbath'ın yeni ön adamının mutlaka Dio olmasını ister ve Dio'nun Black Sabbath macerası başlar. 1972 yılında Elf grubundayken cover yaptığı grubun artık esas oğlanı olmuştu. Heaven and Hell ve Mob Rules adlı iki albüm boyunca grupta kalan Dio'nun Heaven and Hell performansı da en iyiler arasındadır. Sonrasında bir kaç tartışmadan sonra gruptan ayrılan Dio 1992 yılında geçerken bir albüm yapayım diye Dehumanizer kayıtlarında tekrar vokal olarak gelir. Bu albüm de senesinin en hit albümleri arasındadır. DIO'lu yıllar İşte geldik artık onu zirveye çıkaran projesine. Rainbow'a kadar kendi verdiği kararları ve müziği icra edebilen Dio sonunda kendi soyadını taşıyan projesiyle ve efsane çıkışı olan Holy Diver ile piyasayı yıkar geçer. Bu albüm Metal müzik dünyasına melodik müziği ve fantastik bir perspektifi katar ve Power Metalden tutun senfonik metale kadar ejderha şövalye ne ararsanız Dio'nun eseridir. Bu albümde bir detay daha vardır Rainbow in the dark (Karanlıktaki Gökkuşağı) açıkça kendisini gruptan çıkaran Ritchie Blackmore'a bir yanıttır. Ritchie Rainbow'dan sonra kendisini Kelt Halk Müziğine vermiş sarışın bir ablamız ile Blackmore's Night projesine dalış yapmıştır. Dio ise peşi sıra albümlerle 2004 yılına kadar aktif albüm üretme işlerine devam eder bunları konser albümleri de takip eder. Albümlere tek tek değinmek çok isterim ama bu ana kadar yazdıklarım kadar yazı çıkacağından çok da kafa şişirmeyi istemem. Sonuç olarak dünyadan bir Dio geçti. Egosuz babacan ve samimi tavırlarından dolayı insanların takdirini kazanan bu küçük dev Rock'n Roll ve Heavy Metal kültürünün en zirvesindeki 3-4 kişiden biridir. Benim için ise liste başıdır. Aramızdan tam olarak 10 sene önce bugün ayrılan bu güçlü ses eğer bizi görüyorsan: ''Seni seviyoruz ve çok özlüyoruz. Rock'n Roll ölmedi biz yaşatıyoruz...

Corona Günlerinde Rock Müzik Filmleri

Salgın sebebiyle evlerimize kapandığımız şu günlerde yapacak bir şeyler kalmadığını düşünenlerdenseniz yanılıyorsunuz. DeliKasap ailesi olarak 3 ayrı kategoride sizler için Rock'n’Roll ve Heavy Metal müziklere dair film ve belgesellerle karantina günlerinizi şenlendirecek içeriklerle karşınızdayız. Rock müzik, Heavy Metal müzik ve belgeseller olarak üçe ayrılan bu eserleri izleyip bir nebze de olsa keyifli vakit geçirmenizi en içten duygularımızla dileriz. Bugün günlerden Rock Müzik filmleri! Detroit Rock City  Yıl: 1999 |Süre: 1 saat 35 dakika |Tür: Komedi Dört tane kafadar arkadaşın Kiss konserine gitmek için gerek yobazlıkla gerek kör olası feleğin çemberinden geçmesini şahit olduğumuz film alalen Kiss grubunun pr çalışması olarak görünmekte. Özellikle rock şeytan icadıdır diyen baterist arkadaşın annesi bize çok sık karşılaştığımız yobaz insanları anımsatmakta. Ayrıca Rock müziğin önünde o zamanlardaki disko anlayışı gibi bir de problem vardır. Gereken tüm ayrıntılar filmin içinde mevcut. https://www.youtube.com/watch?v=T-nw7MEquQg Detroit Rock City Trailer (1999) School of Rock  Yıl: 2003 | Süre: 1 saat 49 dakika  | Tür: Komedi Eski zamanlarda headbanger olan iki arkadaşın birisi düzeyli bir ilişki ve iş sahibi olur diğeri ise hiç değişmemiştir. Yeteneklidir ama çok düzensizdir ve hala da arkadaşıyla aynı evde kalmaktadır. Bir gün disiplinli bir okuldan düzeni kurulu arkadaşa bir iş teklifi gelir. Lakin telefonu karşılayan bizim kopuk Jack Black olur. Müzikal cevher barındıran öğrencilerin hayatındaki müziği sıradan bir aktivite olmaktan çıkartıp çocuklara Rock'n’Roll müziğin kapılarını aralar ve olaylar böylece gelişir. https://www.youtube.com/watch?v=XCwy6lW5Ixc School of Rock Trailer (2004) Rockstar Yıl: 2001 | Süre: 1 saat 45 dakika | Tür: Drama Bu filmde ünlü bir grup olan Steel Dragon grubuna tribute olan yani bir cover grubun vokalistliğinden saçma sapan bir şekilde kovulan bir kişinin asıl grubun başına doğru aldığı serüven anlatılmakta. Steel Dragon aslında var olmayan kurgu bir grup olmakla beraber devlerden oluşan bir kadroya sahip. Zakk Wylde, Jason Bonham, Jeff Pilson ve Jeff Scott Soto gibi müzisyenlerin emeği geçen ve hakkında uzunca Judas Priest'i anlatıyor tarzında laf ettiren bir proje olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşırıya kaçan Rock'n’Roll yaşantının da insanlarda ne denli götü başı oynatttırdığını da bu filmde görmek mümkün. https://www.youtube.com/watch?v=-NIXXXzzyiY Rock Star Trailer (2001) Wayne's Word 1-2 Yıl: 1992 - 1993 | 1 saat 34 dakika - 1 saat 35 dakika | Tür: Komedi Amerika'nın Illinois eyaletinde Aurora adlı kentte kendi hallerince bodrumda televizyon yayını yapan iki arkadaşın başından geçen komik ve kült bir Rock'n’Roll filmi. İlk filmde yaptıkları yayının ana akım ulusal bir kanal tarafından keşfedilmesi ve içi boşaltılmış bir halde yayımlanmasına direnen iki arkadaşın bu filminden bir sene sonra da devam filminde Wayne'in Woodstock'tan esinlenerek olmayan imkanlarla Waynestock adında konser yapması komik bir dille anlatılmış. Rock Müzik klasikleri arasına giren şarkıların bol olduğu bu iki filmde konuk müzisyenler olarak Alice Cooper ve Aerosmith gruplarını görmeniz de mümkün. Halihazırda ücretli yayın servisçisi Netflix ilk filmi kısa süre önce ortama sundu ama yok ben yolumu bulurum derseniz malum ortamlar emrinize amade :) https://www.youtube.com/watch?v=OIuhsHpcNAU Wayne's World (1992) Trailer https://www.youtube.com/watch?v=duii3yOD4jw Wayne's World (1993) Trailer The Dirt Yıl: 2019 | Süre: 1 saat 47 dakika | Tür: Komedi, Drama Glam Rock gerçekten çok göreceli bir müzik gerek kıyafetler gerek lirik olarak Rock'n’Roll camiasında her zaman mesafeyle yaklaşılan bir müzik olmuştur. Seveni de çoktur. İşte bu filmde bu türün mucidi sayılacak Mötley Crüe grubunun kuruluşundan günümüze kadar olan sürecini anlatan bu filmde bilmediğimiz detayları görmekteyiz. Bence izlemeye değer bir film. Bu film de Netflix platformuna ait olmaktadır. https://www.youtube.com/watch?v=-NOp5ROn1HE The Dirt Trailer (2019) Tehlikeyle Flört Yıl: 2015 | Süre: 1 saat 35 dakika | Tür: Komedi Bir filmde bizden olsun dedim. Malumunuz Flört grubunun hikayesi olarak müthiş bir belaya bulaşma ve bundan sıradışı şekilde kurtulmalarını anlatan keyifli bir film. İstedikleri bir türlü olmayan yani albüm yapamayan grup banka soymayı kafaya takar ve bu soygun öncesinde sonrasında olağan dışı şeyler ile karşılaşırlar. Ana akım yayın kanallarda yayımlansa da sinema fırsatını kaçıranlar ne yapıp edip sansürsüz bir şekilde izlemeli. https://www.youtube.com/watch?v=3IMzTZeju7o Tehlikeyle Flört Trailer (2015) Sanırsam bu iş burada bitmedi. Rock bölüm için bir başlık daha açıp bir bu kadar film ile kısa süre sonra karşınıza çıkacağım. Beklemede kalın. DeliKasap 19. Yıl Koleksiyon Sayısı’nı sipariş vermek için; https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Master of Puppets 32 yaşında!

    Hiç şüphesiz Metallica tarihini bırakın Metal Müzik tarihinin en iyi albümleri arasında gösterilebilecek bir albümü bugün yani tarihler tam 3 Mart 1986 yılını gösterdiğinde piyasaya sundu. Thrash Metal müziğin tırmandığı seksenli yılların ortalarında Metallica artık kendini piyasaya kanıtlamış ve hatta ait olduğu türün bayrağını taşırken hem müziğinde zirveyi bu albümle görmüş hem de kırılmayı bu albüm sonrasında yaşamıştır. .. And Justice For All  thrash metal içeriği barındırsa da artık Metallica'nın başka bir yöne kaydığının sinyallerini ufaktan vermekteydi. Şahsıma göre önceki üç albümün gazını hiç bir zaman vermedi. Sonraki albümleri saymıyorum bile. Şimdi herkesin bildiği Metallica'ya bakıyorum da ilk dönem Metallica'sının ne kadar güzel olduğunu bugün yine bu albümü baştan aşağı dinleyerek yineledim. Hatta gaza geldim öncekilere de el attım. Günün anlam ve önemine hitaben ; İyiki doğdun Master of Puppets!...

Slayer’ın “vedasına” metalin devleri eşlik edecek

Metal Müzik tarihinde ilkleri oluşturan grupların artık bir bir "veda ettikleri" bir döneme girmiş bulunmaktayız. Kısa süre önce dünya turuyla finalini veren Black Sabbath ve hali hazırda final turnesini yapan Manowar’dan sonra şimdi de Thrash Metal’in kadim grubu Slayer da bir veda turnesiyle artık sevenlerine veda edeceğini ilan etti. Grubun resmi sitesinde de görebildiğimiz üzere Slayer büyük bir dünya turnesiyle artık Metal Müzik tarihine adlarını altın harflerle kazıyacak. Veda turnesinin tamamı garanti olmamakla beraber son serüvenlerinde Lamb of God, Anthrax, Behemoth ve Testament gruba eşlik edecekler. Tom Araya’nın katolik olduğunu söylemesi ve kurucusu Jeff Hanneman’ın hakkın rahmetine kavuşmasının grubun fanatiklerinde biraz hüsrana yol açtığı aşikar. Yine de biz Slayer’ı Speed Heavy Metal'in en baba gruplarından biri olarak hep anımsayacağız...

Viking müptelaları için Thor ve Odin aşkına hazırlanan risale: Wardruna

Gerek müzik gerek sanatın bir çok dalında dünya tarihinin en asi, en yırtıcı halkı olan Vikingler hakkında çok şeyler yazıldı, çizildi (Marvel faciası örnek verilebilir) ve söylendi. Lakin öyle bir grup var ki emin olun yarattıkları ambiansla diğerlerinin suratına bile baktırmayacak kalitede. Tamamen has Vikingler’in anavatanından (Norveç) çıkan bu grup Wardruna. Çok fazla etnik enstrümandan ziyade vokallerinde de ilkel bir halk olan Vikingler’i anlatması olaya bir farklı gerçekçilik katmış. Endüstriyel müzik sirkülasyonuna dahil etmeyip halkını böyle güzel ifade etmesi beni gerçekten etkiledi açıkçası. Haliyle dillerini bilmediğimizden bize güzel geliyor belki de. 0-3 yaş çocuk şarkısını yine bu tarzda söyleseler heralde yine severdim! Grup, kariyerine Norveç Black Metali’nin kıdemli vokalistlerinden Gorgoroth’un Gaahl’ı ile başlayıp ilk iki albümde birlikte çalıştıktan sonra son albümleri olan Runaljod Ragnarok‘ta artık kolektif çalışmaya başladı. Şunu diyebilirim ki aslında Wardruna projesi tek adam üstüne kurulu. Bu kişi Einar Selvik nam-ı diğer sahne adıyla Kvitrafn. İlk albümde özellikle kadın vokaller ve Gaahl’ın seslendirdiği ana vokaller hariç ne varsa ona ait. Bütün enstrümanları çalarak "onemanarmy" oluşumlardan biri olmuştur. Diyeceksiniz ‘bu herif nasıl konser veriyor’. Cevabı basit; sezonluk ırgat müzisyen alıp konserlere çıkıyor. Zaten çok da konser vermeyen bir grup. Grubun çalışmaları o kadar beğenildi ki Kanadalı orkestra şefi Trevor Morris bu grubun neredeyse tüm parçalarını şu an popüler olan Vikings dizisine dağıtmış durumda. Yani dizide duyduğumuz müziklerin çoğu bu gruba ait. Özellikle ilk albümleri olan Runaljod - gap var Ginnunga grubun bana göre en güzel albümü; dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederim...

Heavy Metal’e İnek Şaban etkisi

Ülkemizin anormal kafalar yaşadığı şu günlerde eskilere doğru bir uzanayım dedim; derken aklıma senelerin efsanesi 90’lı yılların sonu, milenyumun başlarında ekşi sözlükte ün salmış bir efsane geldi ve bu mühim şahsiyeti tekrar gündeme taşıyayım dedim. Bu efsane, simasını hiç bir zaman göremediğimiz, Metal müziği Yeşilçam’ın devleriyle buluşturan Komutan Uçan Tekme. Kendisini ufaktan bir tanımlayacak olursak bizim play station cafelerde Winning Eleven üstünden japonca kastığımız zamanlarda bile sportif faaliyeti şaşmamış; Street Fighter ve tabi ki Sensible Soccer üstünde ideolojik bir saplantıya düşmüş ve aynı zamanda Yeşilçam’a olan sevgisiyle de konumuzla alakalı olan Metal sevdalısı bir ağabeyimiz. Kes parçala ekle mantığıyla yola çıkarak bir albüm niteliğinde kendince eğlence ama bir çok metal sever açısından masterpiece diye tanımlanan bir şahesere imza atmıştı. Müziklerinde Judas Priest, Iron Maiden, Ozzy Osbourne’den nağmeler gördüğümüz bu albümde vokalleri ise hepimizi gülmekten kahkahalara sokan Kemal Sunal, Şener Şen başta olmak üzere ilgili filmlerde oynamış sanatçılar üstlenmişlerdi. ‘İçinizde hâla solo atmasını bilmeyen hayvanlar var’ repliğini biliyorum ki bir kere bile olsun Komutan Uçan Tekme dinleyen hatırlar ve yüzünde bir tebessüm oluşur. https://www.youtube.com/watch?v=RowCbo1PakQ&index=1&list=PLz9_0tr43fghv-cQxnYB4L0W_y9XqqV-Q Albümün içeriğine gelince; tamamiyle amatör bir şekilde birleştirme üzerine (cut-up tekniğiyle) kurulu bazı bazı bağımsız melodiler içermekte ki kendisinin yaptığını düşünüyorum. Albüm resmi olmadığı için kimlerin neler yaptığını bilememekteyiz. Albümde Süt kardeşler filminden tutun Tosun Paşaya, Atla gel Şaban'a kadar bir çok Kemal Sunal ve Şener Şen barındıran filmler bulunmakta. Fakat öyle bir parça var ki...

Halay çektiren Black Metal: Melechesh

Kimi metal severin çok itici bulduğu bir türdür Black Metal. Ardı arkası kesilmeyen riffler, kafa düzen (brain-fuck) bir ritmin müziğidir adeta. Fakat bu müziği öyle bir hale getiren bir grup vardır ki adeta tabuları yıkmıştır. Gıcık olanı bile moda sokmayı başaran ve bizlere aslında yabancı olmayan Ortadoğu'nun, ""halay bazlı isyankâr" Jerusalem’in çılgın çocukları hakkında biraz yazmak istedim. Farklı Ortadoğu'ya özgü enstrümanların ve melodilerin hakim olduğu bu müziği icra eden grup, aslında ülkemizdeki gruplar gibi çok zorlu aşamalardan geçmiş, Siyonist mahalle baskısından, kurulduğu yer olan Jerusalem’e veda edip kendilerini "özgürlükler ülkesi" Hollanda’nın kucağına bırakan, orada da yetinmeyip Almanya’da kariyerine devam eden Melechesh...

Judas Priest’in hedefi “mezarda emeklilik”

Heavy-metal aleminin "homo-erotik" kralları Judas Priest emekliliğe evet diyor; ama yerin 6 fit altındayken! Birçok yeni nesil rockçının "gençlerin önünü açmaları" umuduyla nafile emekliliklerini bekledikleri "paslanmaz İngiliz çeliği" Judas Priest yine milleti "ters" köşe yapmayı başardı; hedefleri: Mezarda emeklilik! Yeni albüm kayıtları için stüdyoya girdikleri haberi, Judas Priest'in resmi facebook sayfasından gururla ilan edildi. Stüdyoya girmeleri dışında yeni albüme dair ser verip sır vermeyen efsanevi gruptan metalkafaları yine kendinden geçirecek, iliklerine kadar müziğe boğacak bir performans bekliyoruz! Hali hazırda 30 yılını dolduran Turbo albümü için hazırlanan toplama albümü edinip Judas Priest koleksiyonuna bir ek daha yapmak isteyen sevenleri http://smarturl.it/JPT30_amz bağlantısından sipariş verebilirler....

Right Menu Icon