Sonunda Gerçek Oldu: Dünya Gözüyle Kuzey Amerika Stadyum Turnesi #MötleyCrüe #Poison #DefLeppard #JoanJett

You are currently viewing Sonunda Gerçek Oldu: Dünya Gözüyle Kuzey Amerika Stadyum Turnesi #MötleyCrüe #Poison #DefLeppard #JoanJett

Bu yazı sözümona 2019 yılında açıklandığı günden bugüne 80’ler glam/hair metal tutkunlarının dört gözle beklediği, Def Leppard, Mötley Crüe, Poison ve Joan Jett & The Blackhearts’ı bir araya getiren “The Stadium Tour” üzerine olacakken bir Mötley Crüe, özellikle de bir Nikki Sixx güzellemesine dönüştü . Sanırım bunun sebebi Nikki Sixx’in bu turnenin hayata geçirilmesindeki yegane kişi olması ve Mötley Crüe’nun sahnede ezip geçmesi.

SERSERİ DOĞANLAR: MÖTLEY CRÜE

Serserilikleri, özel hayatları ve sahne şovlarıyla efsaneleşmiş grup Mötley Crüe’nun basçısı Nikki Six’in Idaho’da köyde yaşayan sıradan bir çocukken nasıl ikonik bir rock star’a dönüştüğü hayat hikayesini anlattığı kitabı The First 21: How I Became Nikki Sixx’in ilk bölümünde bahsettiği gibi, Nikki bir gün grubun menajerlerinden Dennis Arfa ile Los Angles’ta Dodger Stadyumunda maç izlerken “Biz neden hiç burada çalmadık?” diye sorar. Bugüne kadar birçok önemli festivalde ve mekanda kapalı gişe çalmış olan Nikki Sixx’e Arfa “Grubu dağıttığınız için olabilir mi?” diye sarkastik bir cevap vererek “Haydi bir araya gelin de patlatalım konserleri” mesajını vermiş olur. Bir yandan ‘bir yemin ettim ki dönemem’le diğer yandan içindeki rock’n roll aşkının ikileminde kalan Nikki Sixx, grubu yeniden toplamaya karar verir. Sixx o sıralarda Mötley Crüe’yu anlatan “The Dirt” adlı kitabın sinemaya uyarlanması üzerinde de çalışmaktadır.

VAN HALEN’DAN KİM ETKİLENMEDİ Kİ?

Önce Tommy Lee, sonra Vince Neil ve Mick Mars’ı ikna ettikten sonra menajerleri Allen Kovac’a durumu çıtlatırlar ve zaten önceden birkaç görüşme yapmış olan Kovac, “Live Nations sizinle bu işi yapmak istiyor” der. Sıra ‘bu konserleri başka hangi gruplarla yapabiliriz’e gelir. Uzun yıllardır dost oldukları Def Leppard teklifi sorgusuz sualsiz kabul eder. Sonra da sıra alt gruplara gelir. Bunun bir parti tadında olmasını istedikleri için önce Van Halen’dan David Lee Roth’a sorarlar ve “Benden etkilenmiş grupların altında çıkmam” yanıtını alırlar. “Van Halen’dan kim etkilenmedi ki ama 80 bin kişinin karşısında çalacaksınız dostum yapma.” der Nixxi Sixx ama dinletemez.

Efsane David Lee Roth

Sırada hem şarkılarını hem de beraber takılmayı sevdikleri Joan Jett vardır ve ondan olumlu yanıt alırlar. Şimdi iş o dönemin ruhunu yansıtan dördüncü bir grup bulmaya gelmiştir ve bu grup da hayranlarının istekleri doğrultusunda Poison’dır.

Covid sebebiyle üç kere ertelendikten sonra 2022 yılında beş yeni konser açıklanınca ve bunlardan birisi de Toronto olunca bize de hemen bilet almak düştü. Konser Toronto’nun beyzbol takımı Blue Jays’e ev sahipliği yapan Rogers Centre’daydı. Bu grupları 80’lerden bugüne defalarca izlemiş olan bazı hayranlarının “Asla bu konsere gitmem, onları eski parlak günlerindeki halleriyle hatırlamak istiyorum” ön yargılarına, “Playback yapıyorlarmış” söylentilerine kulakları tıkayıp tüm bu grupları ilk kez izleyecek olmanın heyecanıyla konsere gittik.

Soldan Sağa: “Güzel” Adam Şentürk, DeliKasap Kanada Muhabiri Kraliçemiz Işıl Şentürk, Büyük Fenerbahçeli Bahadır Agas

Stadyum Pazartesi günü olmasına rağmen hıncahınç doluydu. Ambiyans tam 80’lerdi. Hafta içi 4 buçukta başladığı için maalesef sonuna yetişebildiğimiz Joan Jett’in 60’lı yaşlardaki enerjisi şapka çıkarılacak cinstendi. Keza Poison da öyle. Birçok hastalık ve badire atlatmış Bret Michaels sahnede adete ışıldıyordu.

GEÇMİŞ OLSUN BRET MICHAELS

“Talk Dirty To Me”, “Nothin’ But A Good Time”, “Every Rose Has Its Thorn” gibi hitlerini çalan Poison sahneyi terk ederken ben Def Leppard izleyecek olmanın heyecanını yaşıyordum.  Doğrusunu söylemek gerekirse en çok izlemek istediğim grup oydu. Bazı yerlerde Def Leppard, Toronto gibi bazılarında ise Mötley Crüe headliner’dı.

EFSANE İNGİLİZLER: SAĞIR LEOPAR

Ağırlıklı olarak Hysteria albümündeki hitlerinden çalan Def Leppard eski günlerdeki sound’uyla günümüz teknolojisini birleştirerek hepimizi büyüledi. Örneğin, “Photograph” şarkısında sahnedeki dev ekranlarda izleyicilerin fotoğraflarını gösterdi…

Gelelim Mötley Crüe’ye…

Daha önce Tommy Lee’nin kaburgalarını çatlattığını ve yerine Tommy Clufetos’un getirildiğini duymuştum ama neyse ki Tommy Lee iyileşmiş ve cayır cayır çalıyordu. Özellikle ondan “Ben rock’n roll adına buradayım” mesajını aldım.

Vince Neil’in yıllardır vokali eleştirilir ama o da sahneye süper hakimdi. Bence stadyum konserinin yıldızı Mötley Crüe’ydu. Mick Mars her zamanki cool duruşuyla yardırırken fotoğrafçılık, yazarlık gibi sanatın başka dallarıyla da uğraşan Nikki Sixx ise grubun resmen beyni olduğunu kanıtlıyordu.

Mötley Crüe coşkulu Toronto izleyicisine bir rock’n roll şöleni yaşattı o gece. Işıklar, dansçılar ve sahne şovlarıyla unutulmaz bir geceydi. O zaman haydi hep bir ağızdan “Shout, Shout, Shout at the Devil!”

Bir cevap yazın