Author: Ercüment Menemen

High On Fire: “Sevdiğimiz şeyi yapmak için ödüle ihtiyacımız yok”

Öyle bir grup düşünün ki Metallica'nın seksenlerde yaptığı devrimsel nitelikte albümler silsilesi ve doksanlardan iki binlere dörtnala koşan muazzam kariyer yolunun benzerinin tohumlarını bir kuşak sonrasında rock'n'roll dünyasına ejaküle etsin ve ortaya çıkardıkları nurtopları gibi "kirli ve pasaklı" ama olabildiğince hakikatli punk-metal çocuklarını ticarileşme sıkıntısından mümkün mertebe ırak tutmayı da başarabilsin. İşte bu grup; doksanlı yılların sonunda kurulan High On Fire ve herifçioğulları prog-sludge-stoner-doom-metal derken kariyerlerine Grammy bile sokuştururken "pür-i pak" kalmayı -yani tecimsellik belasına bulaşmamayı- becererek saygıyı da sevgiyi de köküne kadar hatta kökünden sonrasına dek hak ediyorlar! İşte tüm bu heybetiyle "kabaca" stoner-metal-punk olarak özet geçebileceğimiz kendilerine has tarzlarıyla High On Fire, çağdaş metal çıtasını son kertede hanidiyse arşa çıkarttı ve Electric Messiah ile kazandıkları Grammy ile hâlâ yükseklerde takılmaya devam ediyorlar. Pandemi öncesinde en son Dallas semalarında uçan ve leş rock barlardan afili publara hemen her yerde konser vermekten gocunmayan bu tipsiz ağabeylerimiz, müzikal zirvelerde öylesine yoğun bir rock'n'roll'u yaşıyor ve yaşatıyorlar ki, alçak güzergahlara pek uğramayacakları aşikâr...

Valla En Güzelini Özlem Tekin Yaptı

Ona devamlı surette “rockçısın sen rockçı kal” dediler, kızı hiç dinlemediler. Devamlı bir tevatür yaptılar; “rockçı mıydı popçu muydu elektronikacı mıydı lezbiyen miydi sapık mıydı” dediler, kızı hep daralttılar, kıza hiç aman vermediler. Kız hep “ben rockçı falan değilim, bana rockçı demeyin, ben elektronika dinliyorum” dedi, dinlemediler. “Sex and drugs and rock’n’roll” hayat tarzını bi ara dolu dizgin yaşadığı, Alt Kemancı’da şahane Guns N’ Roses coverladığı bi dönem için doğruysa da o çoktan 2000’lerde “rock bitti ağbi yea” gemisine binmiş, clubbing ekolüyle teknoya, rave’e, dance-floor’a, “moderen” müziklere gark olmuştu; ama magazin dünyasına fark etmedi, medya takmış takıştırmış, biraz da beyin tembelliğiyle beğenmişti de bu imajı bi kere, yakıştırmıştı ona lakabı cillop gibi: ROCKÇI ÖZLEM TEKİN! Tıpkı Arthur Miller’ın şahane kitabından uyarlanan şahane film Cadı Kazanı’nda Winona Ryder karakterine ve mahalle baskısı zulmüne illallah diyen Daniel Day-Levis (S.A.V.) üstadımın artık dayanamayıp “Evet ulan Allah Mallah yok” diye isyan etmesi misali, sonunda o da kabullendi “Rockçı Özlem Tekin” imajını, metazori! Rockçılıksa alın ulan size rockçılık diyerek dağları deldi tek başına, çölleri aştı bir tek o ve erleri yendi kız başına! Ama kızın özü bu değildi ki! KIZ ROCKÇI FALAN DEĞİL Kİ! Her şeyde beyan esastır diyoruz, kız “Abi ben rockçı falan değilim” diyor, “YOK! ROCKÇISIN SEN ROCKÇI KAL!” Hatunu öldür hakkını ver; sıkı müzisyendi ve elinden gelenin en iyisini de yaptı bence. Rock mı, alın ulan! Lâkin önünde sonunda sahteliğe dayanamadı, buralardan dar kaçtı. Bir köye yerleşti; korona morona da yokken haa! Boyalı medya gene kızla uğraştı o dönemde; akıllarınca alay ediyordu zırtolar! “Rockçı Özlem eşeğe bindi, rockçı özlem tezek topladı falan…” AH AH AH, NE KOMİK! Korona şehir hayatını vurunca hepsi madara olmadı mı!? Pandemiden çok kısa bir süre önce bile hâlâ Özlem Tekin ile uğraşmaya devam ediyorlardı. Sikko bir gazetede üç sütuna şöyle yazdılar: “Rockçı Özlem Tekin Köye Yerleşti, Telefonu Yok, At Kullanıyor, Muhtar Azası Oldu, Rockçı Özlem Tekin Köy Kadını Oldu” Bize sorarsanız; “Valla En Güzelini Özlem Tekin Yaptı” DELİKASAP DERGİ 666+2 NUMARALI KOLEKSİYON SAYISI YAYINLANDI...

SAVULUN MEL’UNLAR! Allah-sız Katık-sız Taviz-siz Thrash Metal’in Sahabeleri Vio-lence dönüyor

Delişmen-dehşetengiz vokalleri, cangırtöz-dolgulu bas gitar partisyonları, köftehor-namussuz geri vokalleri, serbest gezen hayvan eti yemiş gitar riffleri ve cenabet-tokatsal davul ataklarıyla thrash metale belki big-four kadar popülarite katmayan ve fakat tavizsiz metalcilerde çıkardığı üç muazzam albümle KULAK KANIRTICI bir etkide bulunmuş hor hor köftesi tadında puslu melodi manyakları Vio-lence, 30 seneden sonra kasabaya geri dönüyor! Önce; destur diyerek 90’lı yıllar başı metal ortamı ve Vio-lence halet-i ruhiyesine bir göz atalım: https://www.youtube.com/watch?v=B-EdNm6SE_8 2019 yılında 15 yıl aradan sonra ilk defa canlı konserler için yeniden bir araya gelen ve pandemi sonrasında bu kez de 30 sene sonra ilk defa albüm basmaya niyetlenen San Fransiskolu baba-thrasherlar belki biraz etlenmiş, saç köklerinden de biraz kıl yitirmiş olabilirler. VE FAKAT HÂLÂ HAYVANSI ENERJİYE SAHİPLER! Gelin, kuduruk sesli vokalist Sean Killian’a kulak verelim: “Yeni albümümüz 1988’de yayınladığımız Eternal Nightmare, 1990’da yayınladığımız Oppressing The Masses ve 93 demomuz Nothing To Gain’in bir harmanı gibi olacak adeta; hızlı ve ağır! İçinden MACHINE HEAD ve Robb Flynn gibi bir Groove Metal efsanesini yumurtlamış bu efso-grubun yeni albümüne heyecan duymayacak olanlara seslenmek istiyoruz: OCAK DIŞISINIZ!!! DELİKASAP 666+2. SAYISINI YAYINLADI. SİPARİŞ İÇİN: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

Avustralya’nın Ahmet San’ı yaşamını yitirdi

Metallica, Bon Jovi, Madonna, Rolling Stones, Slayer, Police, Iron Maiden, Bruce Springsteen gibi büyük pop, rock ve metal gruplarının kıtalar-arası seyahatlerini Avustralya yöresine doğru kaydıran Michael Gudinski hayatını kaybetti. Organizatör ve kültür yapımcısı olan Gudi, 1972'de 20 yaşındayken Mushroom Records müzik şirketinin kurucuları arasında yer almıştı. Avustralya'nın Ahmet San'ı diyebileceğimiz organizatör Gudinski, Melbourne'deki evinde, uykusunda yıldız tozu oldu. AC/DC, Kylie Minogue, INXS ve Jimmy Barnes gibi Avusturalyalı yıldızları kıta ötesine ihraç eden de oydu. Bruce Springsteen, yaşamını yitiren organizatörün ardından "Dünyanın dört bir yanından Avustralya'ya adım atan her sanatçı onu hatırlayacak." ifadesini kullandı. Russell Crowe ise "O, Avustralya kültürünün yükselen değeriydi." dedi. Gudinski, Motorhead, Frontier Touring, Mötley Crüe, Frank Sinatra ve Rolling Stones gibi fenomenleri Avustralya'ya getirmişti. Bruce Springsteen, The Rolling Stones, Paul McCartney, Billy Joel, Police, Ed Sheeran ve Taylor Swift gibi yıldızların ülkesinde konser vermesini sağlamıştı. Müzik endüstrisinin simgesi Gudinski, 2006'da Avustralya Şövalye Nişanı üyesi olmuş, 2013'te ise Victoria Müzik Ödülleri'nin "Onur Listesi"nde yer almıştı. Avustralya'nın Ahmet San'ını uğurlarken bizim "Yerli ve Milli" Ahmet San'ımıza uzun ömürler diliyor, DeliKasap'ın 20. yılında hazırladığımız özel koleksiyon baskımız 666+2 Numaralı DeliKasap Dergi'de "Stadyum Konserleri Özel Dosyası"nda kendisini hürmetle andığımızı da buraya not düşüyoruz. Bu özel sayıyı edinmek isterseniz: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

HEAVY METAL’DEN İSLAMİ CİHAD’A; PUNK’TAN ŞERİATA DÖNEN ROCKERLAR!

Eski zamanlarda alınları secdeye varan, 5 vakit namaz kılan ya da kiliseye havraya giden ancak sonrasında dinden çıkıp da içki, cigara, sevişmek, ağızdan öpüşmek gibi şeytani yollara sapan nice rocker vardır ve bu durum köpeğin insanı ısırması misali pek haber değeri taşımaz. Ancak tam tersi durumlar, nadir de olsa, rock 'n' roll tarihinde kendini göstermiştir ve işte bu durum haber değeri taşır. Biz de heavy metal, punk, rock ve türevlerinden sapıp, -çok afedersiniz- cenabet gezmeye tövbe eden; gusül abdesti alıp şeriata, Siyasal İslama ve tarikatlara geçiş yapan rockerları yakın plana alalım istedik ve bu minvalde en kafa kesici insanlık dışı din terörizminden en yumuşak liberal islama dek "türlü renkleriyle" bu zatı muhteremleri bir hatırlayalım istedik. 1 NUMARA: Iron Maiden'ın efsanevi ilk vokalisti, şimdilerde İslami Cihat savunucusu: Paul Di'anno! Tüm zamanların en meşhur heavy metal gruplarından Iron Maiden'ın ilk vokalisti Paul Di'anno'nun zaman içinde bir şeriatçıya dönüştüğünü, hatta "İslam-i Cihad'ı bir terör örgütü olarak görmüyorum" dediğini biliyor muydunuz? Paul Di'anno'yu bir numaralı şeriatçı metalci olarak ilan ediyoruz. Hatta sevdiğimiz tek radikal dinci desek, yeridir! Bir insan hem şeriatçı hem sevimli olabilir mi? Paul öyle işte...

“Deli” Ginsberg

Var olmaktan sahip olmaya giden bir reel hayatın tam ortasında kendi hayatını (Guru'su William Blake'in dediği gibi) "Taşkınlığın ahırından bilgeliğin sarayı"na giden yolda yürüyerek geçirdi. Öyle kolay değildi elbette bu virajlı mayın tarlasında yürümek. Önce deli olduğundan şüphelendi. Delilleri de yok değildi: Walt Whitman'ı süpermarketten kavun çalarken gördüğünü, William Blake'in sesini duyduğunu düşünüyordu. Sonra hayatın hayallerine karşı örgütlendiğini, külliyen hatalı tanzim edilmiş bir günlük hayatın içinde olduğunu farketti. Herkes birden (milyonlarca sinek...

Taksim Dorock’ın akıbeti belli oldu

Beyoğlu'nda oturduğum için sık sık İmam Adnan Sokak'tan da geçerim. DeliKasap'taki Taksim Dorock haberlerini okuduktan sonra mekânın durumunu ben de bir teftiş edeyim dedim. Dorock'ın önünde oturan genç adama yaklaştım ve "Selamın Aleyküm" dedim. -Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullah, abey...

Rap’in haysiyetli damarı rock’n’roll’un ta kendisidir

Şimdilerde Türkiye'de rapçi arkadaşların yarattığı kasırga sonrasında bazı işgüzarlar rockçıları sorguluyor: "Onların neden sesi çıkmıyor" falan. Bunlar rock, punk ve heavy metal müziği Sözcü Gazetesi'nden, Hürriyet Gazetesi'nden ya da en iyi ihtimalle youtube'tan falan rastgele takip etmiş kişiler. Zira bu zevat; rock, metal ve underground punk'ın 90'lardan bu yana politik sistem eleştirisi yaptığının bırakınız farkına varmayı, çoğu aktif olan grupların isimlerini bile işitmemiştir ama maksat hariçten gazel okumak: "Rockçılar neden konuşmuyor?" Ulan dinliyor musun ki? Bir kere, sadece tek başına Bulutsuzluk Özlemi'nin çalışmaları bile politik-rock'a dair çok büyük bir alan kaplamaktadır, biraz utanın...

Miki filmlerinin şöhretli yıldızı veryansın etti: “Sadece 12 bin Dolar kazanabildim”

Yetişkin filmleri endüstrisinde adeta başlı başına bir ekol haline gelen Lübnan asıllı yıldız Mia Khalifa "google'da hala en çok benim ismim aratılıyor ama ben Miki filmleri sektöründen 2015'te ayrıldım" dedi. Bu çalışma kolunda sadece 3 ay mesai yaptığını belirten eski yıldız, "Normal iş bulmakta zorlandığını" ifade ediyor. "Miki filmlerinde oynadığım süreçte sadece 12 bin dolar civarında para kazanabildim" diyen oyuncu, üzülerek "insanlar bu sektörü çok karlı zannediyor ama durum göründüğü gibi değil" diyerek veryansınlarını sürdürdü. ...

ScarJo eblek suratlı komedyene nikahı basacak mı

Daha önce iki kere evlenip boşanan, bi ara "ya galiba tek bi erkeğe bağlanamıyorum" diye ayak yapıp "her arıya çiçek tozu fışkırtmaya" karar veren sonra yine -çok afedersiniz- g.tü başı ayrı oynayıp eblek suratlı yeteneksiz komedyen Colin Jost ile mercimeği fırına veren balık dudaklı aktris Scarlett Johansson, "Üçüncü kere dünya evine girmeye sıcak baktığını" açıkladı. "Aslında evlilik müessesesi acaip romantik bi kurum bence" diyen kolpacı ama sevimli sarışın yıldız, Yedi Kocalı Hürmüz olma yolunda istikrarlı ve balık eti adımlar atmayı sürdürüyor. İşte bu da müstakbel nişanlısı, demir çeneli ayı Colin Jost! (Altı ayda bu heriften de sıkılmazsa biz insan değiliz!) ...

Right Menu Icon