Author: Ercüment Menemen

Avustralya’nın Ahmet San’ı yaşamını yitirdi

Metallica, Bon Jovi, Madonna, Rolling Stones, Slayer, Police, Iron Maiden, Bruce Springsteen gibi büyük pop, rock ve metal gruplarının kıtalar-arası seyahatlerini Avustralya yöresine doğru kaydıran Michael Gudinski hayatını kaybetti. Organizatör ve kültür yapımcısı olan Gudi, 1972'de 20 yaşındayken Mushroom Records müzik şirketinin kurucuları arasında yer almıştı. Avustralya'nın Ahmet San'ı diyebileceğimiz organizatör Gudinski, Melbourne'deki evinde, uykusunda yıldız tozu oldu. AC/DC, Kylie Minogue, INXS ve Jimmy Barnes gibi Avusturalyalı yıldızları kıta ötesine ihraç eden de oydu. Bruce Springsteen, yaşamını yitiren organizatörün ardından "Dünyanın dört bir yanından Avustralya'ya adım atan her sanatçı onu hatırlayacak." ifadesini kullandı. Russell Crowe ise "O, Avustralya kültürünün yükselen değeriydi." dedi. Gudinski, Motorhead, Frontier Touring, Mötley Crüe, Frank Sinatra ve Rolling Stones gibi fenomenleri Avustralya'ya getirmişti. Bruce Springsteen, The Rolling Stones, Paul McCartney, Billy Joel, Police, Ed Sheeran ve Taylor Swift gibi yıldızların ülkesinde konser vermesini sağlamıştı. Müzik endüstrisinin simgesi Gudinski, 2006'da Avustralya Şövalye Nişanı üyesi olmuş, 2013'te ise Victoria Müzik Ödülleri'nin "Onur Listesi"nde yer almıştı. Avustralya'nın Ahmet San'ını uğurlarken bizim "Yerli ve Milli" Ahmet San'ımıza uzun ömürler diliyor, DeliKasap'ın 20. yılında hazırladığımız özel koleksiyon baskımız 666+2 Numaralı DeliKasap Dergi'de "Stadyum Konserleri Özel Dosyası"nda kendisini hürmetle andığımızı da buraya not düşüyoruz. Bu özel sayıyı edinmek isterseniz: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-6662-sayi-on-sipariste/ ...

HEAVY METAL’DEN İSLAMİ CİHAD’A; PUNK’TAN ŞERİATA DÖNEN ROCKERLAR!

Eski zamanlarda alınları secdeye varan, 5 vakit namaz kılan ya da kiliseye havraya giden ancak sonrasında dinden çıkıp da içki, cigara, sevişmek, ağızdan öpüşmek gibi şeytani yollara sapan nice rocker vardır ve bu durum köpeğin insanı ısırması misali pek haber değeri taşımaz. Ancak tam tersi durumlar, nadir de olsa, rock 'n' roll tarihinde kendini göstermiştir ve işte bu durum haber değeri taşır. Biz de heavy metal, punk, rock ve türevlerinden sapıp, -çok afedersiniz- cenabet gezmeye tövbe eden; gusül abdesti alıp şeriata, Siyasal İslama ve tarikatlara geçiş yapan rockerları yakın plana alalım istedik ve bu minvalde en kafa kesici insanlık dışı din terörizminden en yumuşak liberal islama dek "türlü renkleriyle" bu zatı muhteremleri bir hatırlayalım istedik. 1 NUMARA: Iron Maiden'ın efsanevi ilk vokalisti, şimdilerde İslami Cihat savunucusu: Paul Di'anno! Tüm zamanların en meşhur heavy metal gruplarından Iron Maiden'ın ilk vokalisti Paul Di'anno'nun zaman içinde bir şeriatçıya dönüştüğünü, hatta "İslam-i Cihad'ı bir terör örgütü olarak görmüyorum" dediğini biliyor muydunuz? Paul Di'anno'yu bir numaralı şeriatçı metalci olarak ilan ediyoruz. Hatta sevdiğimiz tek radikal dinci desek, yeridir! Bir insan hem şeriatçı hem sevimli olabilir mi? Paul öyle işte...

“Deli” Ginsberg

Var olmaktan sahip olmaya giden bir reel hayatın tam ortasında kendi hayatını (Guru'su William Blake'in dediği gibi) "Taşkınlığın ahırından bilgeliğin sarayı"na giden yolda yürüyerek geçirdi. Öyle kolay değildi elbette bu virajlı mayın tarlasında yürümek. Önce deli olduğundan şüphelendi. Delilleri de yok değildi: Walt Whitman'ı süpermarketten kavun çalarken gördüğünü, William Blake'in sesini duyduğunu düşünüyordu. Sonra hayatın hayallerine karşı örgütlendiğini, külliyen hatalı tanzim edilmiş bir günlük hayatın içinde olduğunu farketti. Herkes birden (milyonlarca sinek...

Taksim Dorock’ın akıbeti belli oldu

Beyoğlu'nda oturduğum için sık sık İmam Adnan Sokak'tan da geçerim. DeliKasap'taki Taksim Dorock haberlerini okuduktan sonra mekânın durumunu ben de bir teftiş edeyim dedim. Dorock'ın önünde oturan genç adama yaklaştım ve "Selamın Aleyküm" dedim. -Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullah, abey...

Rap’in haysiyetli damarı rock’n’roll’un ta kendisidir

Şimdilerde Türkiye'de rapçi arkadaşların yarattığı kasırga sonrasında bazı işgüzarlar rockçıları sorguluyor: "Onların neden sesi çıkmıyor" falan. Bunlar rock, punk ve heavy metal müziği Sözcü Gazetesi'nden, Hürriyet Gazetesi'nden ya da en iyi ihtimalle youtube'tan falan rastgele takip etmiş kişiler. Zira bu zevat; rock, metal ve underground punk'ın 90'lardan bu yana politik sistem eleştirisi yaptığının bırakınız farkına varmayı, çoğu aktif olan grupların isimlerini bile işitmemiştir ama maksat hariçten gazel okumak: "Rockçılar neden konuşmuyor?" Ulan dinliyor musun ki? Bir kere, sadece tek başına Bulutsuzluk Özlemi'nin çalışmaları bile politik-rock'a dair çok büyük bir alan kaplamaktadır, biraz utanın...

Miki filmlerinin şöhretli yıldızı veryansın etti: “Sadece 12 bin Dolar kazanabildim”

Yetişkin filmleri endüstrisinde adeta başlı başına bir ekol haline gelen Lübnan asıllı yıldız Mia Khalifa "google'da hala en çok benim ismim aratılıyor ama ben Miki filmleri sektöründen 2015'te ayrıldım" dedi. Bu çalışma kolunda sadece 3 ay mesai yaptığını belirten eski yıldız, "Normal iş bulmakta zorlandığını" ifade ediyor. "Miki filmlerinde oynadığım süreçte sadece 12 bin dolar civarında para kazanabildim" diyen oyuncu, üzülerek "insanlar bu sektörü çok karlı zannediyor ama durum göründüğü gibi değil" diyerek veryansınlarını sürdürdü. ...

Heybetli grup High On Fire, metal-punk çıtasını arşa çıkarttı

Öyle bir grup düşünün ki Metallica'nın seksenlerde yaptığı devrimsel nitelikte albümler silsilesi ve doksanlardan iki binlere dörtnala koşan muazzam kariyer yolunun benzerinin tohumlarını bir kuşak sonrasında rock'n'roll dünyasına ejaküle etsin ve ortaya çıkardıkları nurtopları gibi "kirli ve pasaklı" ama olabildiğince hakikatli punk-metal çocuklarını ticarileşme sıkıntısından mümkün mertebe ırak tutmayı da başarabilsin. İşte bu grup; doksanlı yılların sonunda kurulan High On Fire ve herifçioğulları prog-sludge-stoner-doom-metal derken kariyerlerine Grammy bile sokuştururken "pür-i pak" kalmayı -yani tecimsellik belasına bulaşmamayı- becererek saygıyı da sevgiyi de köküne kadar hatta kökünden sonrasına dek hak ediyorlar! İşte tüm bu heybetiyle "kabaca" stoner-metal-punk olarak özet geçebileceğimiz kendilerine has tarzlarıyla High On Fire, çağdaş metal çıtasını son kertede hanidiyse arşa çıkarttı ve geçen sene yayımladıkları Electric Messiah ile yükseklerde takılmaya devam ediyorlar. Şu sıralarda Dallas semalarında uçan ve leş rock barlardan afili publara hemen her yerde konser vermekten gocunmayan bu tipsiz ağabeylerimiz, müzikal zirvelerde öylesine yoğun bir rock'n'roll'u yaşıyor ve yaşatıyorlar ki, alçak güzergahlara pek uğramayacakları aşikâr...

ScarJo eblek suratlı komedyene nikahı basacak mı

Daha önce iki kere evlenip boşanan, bi ara "ya galiba tek bi erkeğe bağlanamıyorum" diye ayak yapıp "her arıya çiçek tozu fışkırtmaya" karar veren sonra yine -çok afedersiniz- g.tü başı ayrı oynayıp eblek suratlı yeteneksiz komedyen Colin Jost ile mercimeği fırına veren balık dudaklı aktris Scarlett Johansson, "Üçüncü kere dünya evine girmeye sıcak baktığını" açıkladı. "Aslında evlilik müessesesi acaip romantik bi kurum bence" diyen kolpacı ama sevimli sarışın yıldız, Yedi Kocalı Hürmüz olma yolunda istikrarlı ve balık eti adımlar atmayı sürdürüyor. İşte bu da müstakbel nişanlısı, demir çeneli ayı Colin Jost! (Altı ayda bu heriften de sıkılmazsa biz insan değiliz!) ...

Tüm zamanların en müptezel grubu Mötley Crüe dizi film oldu

Heavy Metal kültürüne .bnelik, p.ştluk, p.zevenklik gibi "farklı alt-kültürel nüansları" zerk eden ve glam & heavy metal tarihinin gelmiş geçmiş en çok satan grubu ünvanını ellerinde bulunduran edepsiz rockerlar; Mötley Crüe'nün hayatı dizi film oldu! Dünya çapında 100 Milyon albümün üstünde bir satış grafiği yakalayarak kırılması imkansız bir rekorun sahibi olan Mötley Crüe filminin adı: The Dirt. Jackass filmleriyle tanınan adam-sendeci Jeff Tremaine‘in yönetmenliğini üstlendiği The Dirt; müptezel basçı Nikki Sixx, terbiyesiz tokmakçı Tommy Lee, hoppa vokalist Vince Neil ve yaşayan-ölü gitarist Mick Mars’ın Mötley Crüe grubunu kurmak için bir araya gelmesiyle başlıyor ve 80’li yıllarda popüler şarkıları ile olduğu kadar lavukluklarıyla da gündemden düşmeyen grubun hikâyesini anlatıyor. Şımarık grup üyelerinin yırtık-donlu Neil Strauss ile birlikte kaleme aldığı ve The Dirt: Confessions of the World’s Most Notorious Rock Band adlı kitaptan uyarlanan filmin senaryosunu Californication dizisinin yaratıcısı olarak tanınan zıp-çıktı Tom Kapinos, kas çuvalı Vin Diesel’lı xXx filmlerinin sıkıcı senaristi olan tepeden-inme Rich Wilkes ve yandan-çarklı Amanda Adelson kaleme aldı. Filmi yönetmesi için Jackass filmleriyle tanınan yanar-döner Jeff Tremaine’in seçilmiş olması The Dirt’ün grubun manyaklıklarını ekrana yansıtma konusunda çekingen davranmayacağını düşündürüyor. Grup üyelerini dudu-dilli Douglas Booth, serden-geçti Iwan Rheon, ince-belli Colson Baker ve edalı-işveli Daniel Webber’ın canlandırdığı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca kuş-konmaz Pete Davidson, boylu-poslu Leven Rambin, hop-dedik David Costabile gibi isimler yer alıyor. Orta-sınıf ahlak anlayışına hepten-aykırı bir hayat tarzı güden delişmen grubun filmini heyecanla bekliyor, her daim ekmeğinin bir şekilde yolunu bulan kadın-düşkünü şopar Amerikalı dostlarımızı tebrik ediyoruz...

Right Menu Icon