Author: Mahmut Saral

LEMMY KILMISTER: YILDIZ TOZUNA DÖNÜŞMEDEN ÖNCE SON RÖPORTAJ!!!

Büyük rock’n’roll üstadı, Motörhead’in Yüce Şimendiferi Lemmy Kilmister 28 Aralık 2015’te artık rock yıldızlığı rütbesini de aştı ve yıldız tozu oldu. Sağlığında DeliKasap Dergi & TR!P Dergi müttefikliğinde, Mahmut Saral ve dadaşları tarafından gerçekleştirdiğimiz bu kolektif röportaj, belki de onun göklere karışmasından önce verdiği son söyleşilerinden biri. Daha önce ilk olarak kardeş yayınımız TR!P Dergi’de yayımladığımız bu mülâkatı, üstadın ölüm yıldönümünde bu kez de ilk defa DeliKasap’ta yayımlamaktan kıvanç duyarız! "Kimle tanışmak istersin?" diye sorsalar, uzun bir liste çıkarabilirim ve o listedeki ilk isimlerden biri de kesinlikle rock ikonu Lemmy Kilmister olur. Lemmy baba ve grubu Motörhead, geçtiğimiz ağustos ayının sonuna doğru Bad Magic isimli yeni albümünü hayranlarıyla buluşturdu. Eh, konserler de arka arkaya geliyor. Son yıllarda ciddi operasyonlar geçiren Lemmy'nin sağlığında arada ufak aksaklıklar olsa da gelen son bilgilere göre taş gibi ve daha da iyi olacak. Yeni albüm, Bad Magic hakkında neler söyleyebilirsin? - "Bildiğin gibi, bu yeni bir Motörhead albümü. Şu an birçok ülkede bir numarada yer alıyor. Sanırım nasıl olduğu hakkında karar vermek için dinlemek zorundasın. O kadar da kötü olamaz." Bad Magic, 28 Ağustos 2015 itibarıyla satışa sunuldu. Bu soru - cevap seansını gerçekleştirdiğimiz esnada ülkemizde henüz çıkmamıştı. Lemmy'den cevapları almamın üzerinden birkaç gün geçmişti ki kapımı postacı çaldı ve elime bir paket tutuşturdu. İçinde Motörhead penaları ve grup üyeleri tarafından imzalanmış Bad Magic albümü vardı. Nasıl mutlu oldum anlatamam, ama yeni albüm hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Bad Magic, 13 şarkıdan oluşuyor. Victory or Die isimli harika şarkıyla başlayarak ya hep ya hiç mesajını veriyor ve albümde The Rolling Stones'un Sympathy for the Devil şarkısının başarılı bir Motörhead yorumu yer alıyor. Oldukça tempolu bir albümle karşı karşıyayız. Davullardan gitar sololarına, vokallere kadar her şey çok iyi. Albümde dikkat çekici bir diğer şarkı olarak da Till the End'ten edebilirim. Kesinlikle çok iyi bir slow. Unutmadan, Lemmy çoktan bir sonraki albüm için konuşmaya başladı bile. Eğer işler yolunda giderse, önümüzdeki 2 yıl içinde Motörhead'ten yeni bir albüm daha gelecek. Emeklilik yok anlayacağınız! Sosyal medya kullanıyor musun ve bir akıllı telefonun var mı? - "Bir iPhone telefonum var, ama sosyal medyada yokum, hem de hiç." İnternet, sosyal medya ve akıllı telefonlar, artık birçoğumuz için olmazsa olmaz. Müzik dünyasından da birçok örnek görüyoruz. Özellikle tanıtım ve hayranlarla iletişim için sosyal medyanın önemi büyük. Lemmy ise, bu işi tanıtım şirketlerine bırakıyor. Sence teknoloji müziği geliştiriyor mudur? Artı ve eksi yönleri var mı? - "İnsanlar teknolojiye çok fazla odaklı ve çok kafa yoruyorlar. Artık gerçek kamera görmek çok zor. Sadece akıllı telefonlar görüyorsun ve insanlar her konserde akıllı telefonlarıyla bir şeylerin fotoğraflarını, videolarını çekmekle meşgul. Böyle yapınca da müziğe eşlik etmeyi, konseri unutuyorlar." Spotify, Apple Music, YouTube gibi dijital müzik servisleri hakkında ne düşünüyorsun? Öte yandan plaklar da geri döndü...

KISS, Dio, Whitesnake tedrisatından geçen büyük gitarist Doug Aldrich ile Özel Röportaj

Doug Aldrich, bence Gibson Les Paul kullanan en karizmatik gitaristlerden biri. Yalnızca karizma duruşuyla değil, kariyeriyle de dikkat çeken bir isim aslında. Öyle ki çalıştığı isimler arasında Whitesnake ve Dio gibi efsane markalar var. Belki çoğu kişi bilmez, ama henüz genç bir delikanlıyken Kiss'in de kapısından dönmüşlüğü var. Gitar performansıyla grubun beğenisini kazansa da, genç ve tecrübesiz oluşu sebebiyle "yeni gitarist" olarak kabul edilmemişti.  Biliyor musunuz? Doug'un elinde özel bir demo var. Dio ile kaydettikleri ve henüz kimsenin duymadığı bir demo. Dediğine bakılırsa etkileyici bir iş ve belki de önümüzdeki günlerde dinleme şansına erişiriz. Sonrası mı, aslında sayılacak çok şey var, ama isterseniz günümüze yakın dönemlere gelelim...

Efsane Lemmy Kilmister, Doom Eternal oyununda anıldı!

Motörhead'in ölümsüz ismi Lemmy Kilmister, bir süre önce bedenen aramızdan ayrılsa da onu hayatın pek çok farklı noktasında, farklı detaylarla görmeye devam ediyoruz. Hayranları tarafından defalarca "Lemmy is God!" sloganlarıyla kucaklanan(!) Kilmister, bu kez bir video oyununda "Buradayım!" dedi adeta. 2020 yılının en çok beklenen oyunlarından olan ve 20 Mart itibarıyla satışa sunulan Doom Eternal, bünyesinde bolca aksiyon ve bolca metal müzik barındırıyor. Oyunun final bölümüne gelindiğinde, etraftaki hologram kadının söylemlerine kulak kesilmekte fayda var. Zira bu söylemler arasında "Lemmy is God!" repliği de var! Bu arada, oyundaki önemli karakterlerden Kral Novik'in sakal tarzı ve yüzünde yer alan benler de Lemmy'yi hatırlatmıyor değil...

Efsane besteci Brad Fiedel ile Terminator’leri konuştuk!

Terminator, sinema tarihinin en sevilen serileri arasında yer alıyor, özellikle de The Terminator ve Judgment Day! James Cameron ve Arnold Schwarzenegger önderliğinde hazırlanan ilk iki film, zamanın çok ötesinde yapımlardı. Kendi adıma konuşmam gerekirse, favorim ikinci film. Dilimize "Kıyamet Günü" olarak çevirilen bu yapım, ülkemizdeki sinemalarda uzun kuyruklar oluşturan nadir yabancı filmlerdendi. Tam 102 milyon dolar yapım bütçesi vardı ve "Dünyanın en pahalı filmi" unvanlı bu film, gişede 520 milyon dolar hasılat elde edip 4 tane de Oscar'ın sahibi olmuştu. Bu filmlerin başarılı olmasında elbette müziklerinin de payı büyüktü. Brad Fiedel tarafından hazırlanan müzikler, günümüzde de vurucu etkilerini koruyor ve YouTube'da pek çok farklı tarzda cover'ları bulunuyor. Yakın zamanda vizyona giren Terminator: Dark Fate filmi ve yine yakın zamanda satışa sunulan Terminator: Resistance oyununda bile bazı müzikleri tekrar kullanıldı (Her ne kadar Fiedel'ın oyunlarla ilgisi olmasa da). Hatta "The Terminator Live" adı verilen ve farklı ülkelerde sahnelenmesi planlanan bir gösteri bile var. Umarım bir gün bu şovu Türkiye'de de izleriz. Ana tema müziğinin nasıl ortaya çıktığını merak ediyorum. Bir ilham kaynağınız var mıydı ve mesela neden "da dan dan da dan?" Ana temayı, filmi gördükten sonraki sabah yazdım. Piyanonun başına oturduktan sonra filmde beni etkileyen şeyleri düşünerek hareket ettim. Hikâye, duygular, renkler, ışık ve diğer detaylar. Tema müziği, yaptığım doğaçlama ile ortaya çıkmış oldu. Genellikle hayal gücümü kullanarak, çok da düşünmeden yani. Çalışmam müzikal şeklini almaya başladıktan sonra, kafamda duyduğum şeye mümkün olduğunca en yakın şeyi ortaya çıkarmayı denedim. The Terminator, fazlasıyla karanlık ve korkutucu bir filmdi. Bunda müziklerin de katkısı vardı. Terminator 2 ise daha aksiyon odaklı, daha soğuk renk filtrelerinin olduğu (buz mavisi gibi) bir filmdi ve bu filmler yıllar geçmesine rağmen hâlâ popüler. Kendimi filmlere odakladım. Terminator 2 öncesinde zaten tema müziği belliydi ve bir devam filmi olarak bu temaya destekleyici nasıl sesler olabilir düşüncesi üzerine odaklandım. Çok büyük bütçeli bir filmdi ve dolayısıyla farklı işitsel çalışmalar gerekiyordu. İlk filmin tüm bu yıllar boyunca izleyici üzerinde yarattığı büyük etkiyi hayal edemezdim. T1 ve T2 için hangi enstrümanları kullanmıştın? The Terminator'ü bir tane Oberheim synth, bir tane Drum Machine, bir tane Emulator, bir tane Prophet 10, bir tane akustik piyano ve bir de canlı elektrikli keman (Ross Levinson) ile yapmıştım. Terminator 2'de ise, Fairlight CMI'in akustik piyanosu ve elektrikli kemanı kullanıldı. Özellikle Terminator 2'nin müzikleri çok soğuktu. Sanki metal, çelik gibi ama öte yandan da fazlasıyla duygusal ve vurucu. Tüm bu unsurları nasıl bir araya getirip sunabildin? İlginçtir, aslında Terminator 2'nin müziklerinin ilk filmdekilerdeki müziklere kıyasla bazı yönlerden daha duygusal ve zengin olduklarını düşünüyorum. T2 müzikleri, Fairlight üzerinde yaptığım pek çok ses düzenlemesi (teller, perküsyon, pirinç gibi) içeriyor. Ayrıca The Terminator'deki metalik sesler ağırlıklı olarak elektronikti, sadece piyano akustikti. Gerçekten merak ediyorum, ilk iki filmden sonra diğer Terminator filmlerinde müziklerinle neden yer almadın? Çünkü ilk iki filmin ardından hiçkimse yeni filmlere dahil olmak ister misin diye sormadı. İki filmde de favori müzik ve sahne kombinasyonların neler? The Terminator'de, Kyle Reese'in rüyasında geleceği gördüğü, kırık televizyon ekranından ateşin izlendiği sahne ve müzik uyumu favorilerimden biri. Terminator 2'de ise, finale doğru, Terminator'ün lavlara doğru yavaş yavaş indiği sahne ve müzik uyumu favorim. Günümüzde Boston Dynamics, yapay zekâ ve robotlar üzerine dikkat çekici çalışmalar yapıyor. Pek çok farklı teknoloji firmasının da bu yönde çalışmaları var. Mesela sürücüsüz otomobiller ve insansız hava araçları gibi. Tüm bunları bir arada düşünürsek, "gelecek" az da olsa seni korkutuyor mu? Yani filmler gerçek olabilir mi? Bu soruyu James Cameron'a da sormayı çok isterdim! Pek çok sürecin makinelere devrediliyor olmasından dolayı endişeliyim. Bence filmler hâlâ konularıyla güncel. DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

Komşu Ukrayna’da kanlı canlı KISS keyfi

Kiss: End of the Road - Kiev'de öpücüklere boğulmak! Geçen sene bu zamanlar, Berlin'de, güllerin kokusuyla sarhoş bir şekilde silahlardan kaçıyordum. Birkaç kez vuruldum da. Guns N' Roses, Not in This Lifetime 2018 Tour kapsamında, Avrupa'daki ilk konserini vermişti ve tek kelimeyle müthişti. Konserin ardından Slash'le otelinde görüşebilmiş, bu harika deneyim için teşekkür etmiştim. Ve bu sene, bu zamanlar...

Bir yanımda Alpay Şalt, bir yanımda Matt Sorum

Kısa süre önce sevgili Alpay Şalt ile buluştuk. Uzun süredir fırsat kolluyordum aslında, hem kendisini tekrar görebilmek hem de bahsettiği Matt Sorum posterini alabilmek için. Ben aslında vakti varsa oturur, bir şeyler de yeriz diye düşünmüştüm. O ise biraz daha "yol sohbeti" havasındaydı. Direksiyonda o, yanında da ben. İlk konumuz Buckethead'ten açıldı, zira üstümde tişörtü vardı ve görünce şaşırdı. Yurt dışından sipariş verdiğim bir tişörttü, çünkü ülkemizde rock tişörtleri çok da çeşitli değil (Ya da benim gözlemim öyle). Bu arada, özel basım Whisky tişörtümle bu yaz arz-ı endam edeceğim. Bir sonraki konu olarak sinemaya atladım. Alpay ağabeyin Alien serisinde favori filmi Aliens imiş. Yani James Cameron'ın yönettiği, daha fazla aksiyona sahip, birçok kişiye göre de serinin en iyisi. Benim için de en iyisi. Derken Türk Sineması'na, Eşkıya'ya geçiş yaptık. Başrolde Şener Şen ve Uğur Yücel'in yer aldığı, Yavuz Turgul'un yazıp yönettiği film. Belki dikkatinizi çekmiştir, filmde kısa süreliğine Alpay ağabey de görünüyor. Bilmeyenler için, filmin 48. dakikasına gidin ve barda müzik yapan bir grup göreceksiniz. Bakın davulda kim var? Peki ama nereden çıkmıştı bu fikir? Şöyle anlatıyor: "Liseden sınıf arkadaşım Selim Demirdelen, aynı zamanda lise grubumuz Seth'in kurucularından, besteci ve klavyecisiydi. Bu filmde Yavuz Turgul'un yönetmen yardımcısıydı. Biraz eskiye gidecek olursak Selim, Manajans'ta ses stüdyosunda çalışırken Yavuz Turgul da reklam yönetmeni olarak çalışıyordu ve hatta ajans bünyesinde bir müzik grubu kurulmuştu. Turgul, bu grupta bas çalıyordu. Tekrar filme gelelim. Selim bana geldi ve Kadıköy'de yapılacak bir çekim için bir gruba ihtiyacı olduğunu söyledi. Davula ben, klavyeye Selim, bas'a da Çağatay Ateş geçti. Sonra Selim, Akmar Pasajı'na giderek enteresan görünümlü karakterler seçti ve playback deneme yaptık. Yer aldığımız sahnenin müziğini Selim Demirdelen, Uğur Yücel ve Yavuz Turgul birlikte yaptılar diye biliyorum. Bizim de içinde yer aldığımız bar sahnesi 2.5 dakika boyunca kesintisiz olarak, tek seferde çekildi." Derken, kısa süreli buluşmamızın sonuna geldik. Arabanın bagajından devasa bir çerçeve çıkardı, özenle paketlemiş. Ucundan açıp baktım, Guns N' Roses'ın eski davulcularından Matt Sorum da bana bakıyor. Bayağı şanslı hissettim kendimi; bir yanımda Alpay Şalt, bir yanımda da Matt Sorum (En azından fotoğraf olarak) var. İki büyük davulcuyla kaç kere takılma şansınız olur ki? Tekrar görüşmek üzere vedalaştık ve kocaman çerçeveli Matt posterimle yeni evime doğru yol aldım. Yeni evimin ilk hediyesi! Tabii ki fotoğrafını Facebook sayfamda da paylaştım ve kısa süre sonra iki arkadaşımın daha bu posterle fotoğrafları olduğunu öğrendim. Biri Haluk Sözeri, diğeri de Sinan Doyan. Öğrendim ki bu poster, meğerse yıllar evvel Alpay ağabeyin işlettiği mağazanın duvarını süslüyormuş. Binlerce müzik severle hatıraları olmuş. Dolayısıyla benim için daha da değerli hale geldi ve daha sonra birkaç soru yönelttim Alpay ağabeye...

Right Menu Icon