#metal Tag

Koza Han’dan Eyfel Kulesi’ne Uzanmış Metal: YUZDE5

Doğumu 2015'e dayanan YUZDE5 Serkan Sulku tarafından solo bir proje olarak kuruldu. 1999 yılında kurdukları ilk yerli Black Metal gruplarından Morpheus'un küllerinden yeniden doğan YUZDE5, yeni parçası TORVA MESSOR'u kısa süre önce yayımladı. Black ve Doom etkileşimli bir proje olarak ilerleyen YUZDE5, TORVA MESSOR parçasında ölüm ve yaşam temalarını ele aldı. Grubun kurucusu Serkan Sulku ile yaptığımız sohbette grup ve bu zamana kadar yayımladığı parçalar hakkında detaylı bilgiler edindik. Bunları sizler için derledim. Buyrun muhabbete: Öncelikle merhaba. Karantina süreciniz nasıl geçiyor?  Karantina günleri açıkçası enteresan geçiyor. Tüm aile 3-4 aydır evdeyiz. Fransa ilk zamanlarda kötü etkilendiği için mart ayından beri evden çalışıyorum ve günün yine 10 saati işle geçiyor. Ama tabii yolda zaman harcamadığım için aileme ve müziğe daha çok zaman ayırma fırsatı buldum. Bununla birlikte yine beste ve parça ürettim. Tüm aile için farklı bir deneyim oldu. Çok tanıtımını yapamasam da farkındalık yaratmak adıma Corona MK'yi yaptım ve yakın dinleyici kesimine ulaşabildim.  Biraz kendinizden bahseder misiniz? İsmim Serkan. Edirne’liyim. Lise sona kadar Edirne’de yaşadım. Daha sonra üniversite için İstanbul'da 5 yıl kaldım. Master için 1 yıl yurt dışına gittikten sonra çalışmak için Bursa'ya yerleştim. Evliyim ve 1 kızım var. Yakın zamanda bir erkek çocuk daha bekliyoruz. Endüstri mühendisiyim ve otomotiv sektöründe çalışıyorum. Son 3 yıldır işimden dolayı ailemle beraber Paris’te yaşıyoruz.  Müzik kariyeriniz nasıl başladı ve devamında neler yaşadınız? YUZDE5’ten bahseder misiniz? Ortaokul yıllarında abim ve çevrem sayesinde metal müzikle tanıştım. Lise yıllarında o dönemde Edirne'nin ilk Black Metal grubu Morpheus'u arkadaşım Abdullah ile kurduk ve Tears of Innocence isminde bir demo çıkarıp birkaç konserde çaldık. Üniversite yıllarında da okulda ve çevrede birkaç grupta daha çalmaya devam ettim. Abdullah ile beraber Bursa’da tekrar yollarımız kesişti ve müzik yapmaya karar verdik. Bu şekilde YUZDE5'i kurduk. Daha çok cover odaklı çalıyorduk. Sonrası malum, 2017'de teklif gelince iş için Fransa'ya geldim ailemle beraber, tabii ekiple yolları zorunlu olarak ayırdık ve YUZDE5 bugün ki one man band halini aldı. Buraya geldikten sonra bir şekilde bu işi bırakamayacağıma karar verdim ve ufak bir iki ekipman ve iPhone ile kendim beste ve kayıtlara başlamış oldum. Daha çok Doom, Black ve Gotik türleri üzerinde çalışıyorum. Aslında yıllardır yapmak istediğim müzik türü bu. Doom, Black ve Gothic türlerini birleştirip, biraz da kendine özgü bir tarz oluşturmak.  Neden YUZDE5?  Grubu kurduğumuzda stüdyoda çalarken isim ne olacak diye konuşuyorduk, bir arkadaş YUZDE5'i önerdi ve herkes benimsedi.  Kendini ifade etmenin birçok biçimi varken müziğe yönelmenizdeki sebep nedir? Müzik icra ediyor olmak sizin için ne ifade ediyor? Metal müziği yıllardır dinlemem ve hayatımda önemli bir yer teşkil etmesi. Ben üniversiteye kadar Edirne'de büyüdüm. Yeni bir grup dinlemek, İstanbul Akmar'a giden tanıdıklardan gelen yeni bir albümü almak ve t-shirtleri giymek heyecanlandırıyordu. Ayrıca o dönemin yerli grupları ve yaptıkları güzel işler beni de kendi müziğimi yapmaya teşvik etti. (Asafated, Metalium, Death Room, Hole in the Wall, My Garden, Tears of Beggar, Radical Noise vb...

Notwithstanding: “Türkiye’de metal müzik icra ediyor olmak Don Kişot gibi hissettiriyor”

Güzel İzmir’in en kıdemli hardcore/metal gruplarından NWS'i memleketlerinde ziyaret ettik. Verecekleri konser öncesinde DeliKasap'a samimi bir video röportajı veren grup Notwithstanding’in nasıl kurulduğunu, TRT anılarını, uzun yıllardır onları müzik piyasasında tutan motivasyonlarını, Türkiye rock-metal piyasasını anlattılar. Notwithstanding, dördüncü albümleri olan Hurricane’i 2018 yılında Big Fat Mama etiketiyle yayımladı. Gerek ismi, gerek müziği, gerek sözleri, gerekse kapağıyla bir bütünlük içinde dinleyicilere sunulan albüm “Türkiye’de doğru düzgün albüm çıkmıyorculara” cevap niteliğinde olmuş. Notwithstanding ile DeliKasap.org ekibinin yaptığı röportajı izlemek için tıklayınız: https://www.youtube.com/watch?v=XsrnRkXaL8w DeliKasap 19. Yıl Özel Sayısı’nı ön sipariş vermek için: https://www.delikasap.org/urun/delikasap-19-yil-ozel-sayisi/ ...

İÜ Rock kulübünden yılın değil; yirmi beş yılın konseri!

"Türk metal ortamı"nın en zengin olduğu dönem onların dönemiydi. İstanbul Üniversitesi Rock Kulübü, sadece bir okul kulübü olmanın çok ötesinde, gerçek manada bir "Sivil Toplum Örgütü" gibi çalıştı ve hala da eski üyeleri bu geleneği diri tutmanın peşinde. Sadece "hard rock" ve "heavy metal" cengaverliği ile de sınırlı kalmadı bu kulübün etkisi; aynı zamanda "bir üniversite kulübü"nün yaşamı nasıl demokratikleştirebileceğinin, gençleri "meslek sahibi" yapmanın hangi ilişkiler ve etkinlikler yoluyla hayata geçirilebileceğinin ve "okul-öğrenci" ilişkisinin nasıl da hayat ile bağdaşan bir sistemle yürütüldüğünde ortaya her daim yaratıcı işler yapan ve hayata derinlemesine dokunan gençlerin nasıl da kendiliğinden yetişebileceğinin canlı örneği gibiydi İÜ Rock Kulübü. Eğer üniversitenin asıl anlamı "universal kafalar" yetiştirmek ise, İÜRK tedrisatından geçen hemen herkes universal bir adam, kadın oldu, hakikaten de! Ezcümle; herkes için derslerle doluydu bu deneyim; Üniversite yönetimleri için, "Eğitim" kavramı ve devlet için, Okulun öğrencileri için, Ve İÜ Rock kulübü periferisinde İÜ Rock kulübü ile bütünleşen bilinçli bir rock kitlesi için. Öyle ki, birçokları için İÜ Rock kulübüne ait olmak okul ile direkt bağlantılı gibi değildi sanki, olabildiğince özerk bir yapı, adeta bir "rock'n'roll üniversitesi" işlevi gördüler. İstanbul Üniversiteli olmasak da çoğumuz kendimizi İÜ Rock Kulüplü hissettik, çıkardıkları fanzinlerde yazdık, konserlerine gittik, arkadaşlıkları ve kavgayı paylaştık. Hatta Adil Akbay'ın da aşağıda dile getireceği gibi, Rumble Militia gibi gruplar bile bu kulübün bir parçası olageldi. Neyse, aslında bir konser tanıtım yazısı yazmayı planlıyordum ama bu lanet olası heriflerin romantizmi bana da yansıdı ve haddim olmadığı halde ben de bu cümleleri sarf etmiş oldum, affola! Sözü gerçek bir İÜ Rock Kulübü üyesine bırakmak daha münasip olacak; buyurun, kadim dostum Adil Akbay, bakınız neler söylüyor: Üniversite hayatımın en önemli detayıydı "Üniversite hayatımın en önemli detayı olan Rock Kulübü bu sene 25. yaşını kutluyor. Avcılar Kampüsü'nde geçirdiğim toplam sürenin yüzde doksanı kulüp içerisinde ve oradaki insanlarla birlikte geçti. Halen görüştüğüm, hayatımın en önemli dostlarından birkaç tanesi ile orada tanıştım. Uzun bir süre kulübün etkisi ile kazandığım organizatörlük sıfatı ile hayatımı devam ettirdim. Benim için önemi burada birkaç cümle ile anlatılamayacak kadar büyük. Kulübün bizler için ne olduğunu, ne ifade ettiğini Tayfun (Altınbaş, İÜ Rock Kulübü eski başkanı) iletisinde net bir şekilde anlattı zaten. Bu 25 yıl içerisinde kulüp bünyesinde ve sonrasında onlarca grup ve müzisyenle çalıştım ama hem kendi adıma hem de kulübün tarihi adına en önemlisinin Rumble Militia olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hem hayata bakışlarımızdaki ortak noktalar, hem bize her zaman verdikleri destek ile yerleri bambaşka. 25. yıl konserine de tabi ki onlar yakışırdı. Hayatımın bir başka çok önemli detayı olan Abraxas da orada üstüne düşeni yapacak ve Ankara tayfasından benim için thrash metalin ülkemizde hem müzik hem de duruş olarak geleceği olan Thrashfire, sahneyi biraz yakıp yıkacak. ...

Suicidal’a “Slayer Tokmakçısı” aşısı tuttu

Punk'tan metal'e, speed'ten hardcore'a türler arası fink atan ve kendine has bir punky-metal soundunu, "delişmen Suicidal" tadını müzikseverlere hediye eden can adam Mike Muir ve dadaşlarının evlâdiyelik grubu Suicidal Tendencies'e yapılan "tokmakçı" Dave Lombardo aşısı tuttu, grubun müzikal enerjisi doruğa çıktı. Slayer grubunda yıllarca tokmak sallayan ve adı adeta Slayer ile özdeşleşmiş Dave Lombardo'nun aslında Slayer tipi "Kanlı-Leş-Metal"den ziyade DRI, Suicidal Tendencies ve Exploited gibi punk/thrash ekollerine daha aşina olduğu biliniyor. https://www.youtube.com/watch?v=AYrxR3_z0x4 Dolayısıyla yıllarca Slayer'ın "ekmeğini yese bile" ve hatta şu anda Suicidal'da daha az ekmek parası kazansa bile Lombardo'nun huzuru ST'de yakaladığını söylemek mümkün. Tezimizi Suicidal Tendencies'in son single'larına odaklanarak güçlendirebiliriz; Living For Life'taki sinerjiden bahsediyorum. ST'nin yayınladığı video klipleri "Living For Life"ta da gözlemlenebileceği gibi, harikulade bir uyum yakalandığı muhakkaktır. Ezcümle; Suicidal'a "Slayer Tokmakçısı" aşısı tutmuştur. ...

Kurtalan Ekspres ve Pentagram ile müzik dolu bir hafta sonu

Sizi bilmiyorum, ama bu hafta sonu benim için gayet iyi geçti. Önce cuma günü, Kadıköy Shaft Bar'da Kurtalan Ekspres ile Murat İlkan'ı, sonrasında da cumartesi günü Volkswagen Arena'da Pentagram'ı dinledim. Aslında şu an bile tarifi zor duygular içindeyim ve sanırım amacım size duygularımı ifade etmek değil. Belki bir bencillik bu. Öte yandan, çok da umrunuzda ya(!), her neyse...

Right Menu Icon