Düşünceleri Özgürleştirmeliyiz

You are currently viewing Düşünceleri Özgürleştirmeliyiz

Uzun bir aradan sonra, farklı bir konu üzerine yazmaya karar verdim. Enformatik denilen, gelişen bir toplum olarak lanse edilen günümüz toplumunun, geçmişte yaşayan insan topluluklarından daha donanımlı olduğu iddia ediliyor. Bunun tamamen safsata olduğunu düşünüyorum çünkü günümüz toplumunun, Ulus Baker’in “iletişim sarhoşluğu” şeklinde ifade ettiği bir durumda olduğunu söyleyebiliriz. Aktarılan bilginin gerçekliğine bakıldığında; bu tamamiyle ortadan kaldırılmış, dezenformasyon ve manipülasyon ile bireyleri gerçeklikten tamamen uzaklaştırmış bir halde. (bknz: Kabataş Yalanı)

1980 yılı Türkiye için bir kırılma yılıdır. O dönemden sonra halk yeniden dizayn edilmiş, kazanılan tüm haklar o yıldan sonra tahrip veya yok edilmeye başlanmıştır. Bunda en büyük payda, sahiplik altına giren konvansiyonel medyadır. Medya ya da günümüzdeki durumuyla sosyal medya gerçekliğimizi yok ediyor. Dolayısıyla düşünce yetimizi ortadan kaldırıyor çünkü her insanın fikri, birey için yeni bir özgürlük alanıdır. Günümüz sınırsız iletişim ortamı ise bize bağlamından kopuk bir bireymişiz gibi davranmakta ve üzerine düşünme vakti tanımadan, hegemonyayı elinde bulunduran iktidarlar için bilgi pompalayarak bizi yönlendirmektedir. Biz farkında olmadan medyanın görüş açısı neyse ona yönlendirilmekteyiz. Medya skandal olayı sürekli tekrar etme yoluyla hem duygusal hem de toplumda bıkkınlık oluşturuncaya kadar öne çıkarmakta ve sonunda ise saman alevi gibi yok olup sanki bu olay hiç yaşanmamış gibi bireyler hayatlarına devam etmektedir. Türkiye’de kadın cinayetleri konusu buna en önemli örneklerden biridir. Kadın cinayetlerine karşı hiçbir somut adım atılmıyorken; medya, katledilen her kadının ardından olayın nasıl işlendiğini tüm ayrıntısı ile anlatmaktadır. 

Ataerkil ve çürümüş toplum modeli ile mücadele yerine medya olayın duygusal boyutları ile ilgilenmektedir. Haberin verilişinden itibaren sorunlu olan bilgi aktarımı yönlendirme ile birlikte bu durumlara maruz bırakılan insanlar üzerinde psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Sonunda ise medya gözünde bu cinayet haber değeri kalmadığı için unutulmuş hale gelmektedir. Medyanın bilgiyi kontrol edip yönlendirmelerine karşı alternatif mecralar artmaktadır. Bu konvansiyonel medyanın gündeme getirmediği pratikleri ve gerçekleri söylemeye dayanmaktadır. Böylece sesleri olmayan ve görünmeyenler, kendilerine bir nefes alma alanı yaratmaktadırlar. Medya olmadan demokrasi olmaz söylemi tamamen hatalıdır çünkü medya diktatörlüklerde de işlevsel olarak kullanılabilir. Medyanın hakim ideoloji neyse onun borazanlığını yaptığı bilinen bir gerçekliktir. Medya bilgi üretmez, yapabildiği tek şey hegemonyanın fikrini ekranlara taşımaktır. Özellikle günümüz medyası, buna sosyal medya da dahil, insanların üzüntülerine, sevinçlerine, herhangi bir duyguyu nasıl yaşayacaklarına bile yön vermektedir. Hayatımızı şekillendirdiğimiz sosyal medya ağlarına göre hareket etmekten kaçamaz duruma geldik. Çünkü hem sosyal medyada hem konvansiyonel medyada olaylar sorunun çözümlerine yönelik hareket etmekten daha çok duygusal bir şarkı veya bir roman gibi sunulmakta ve sorunlar çözüme kavuşamadığı gibi medyanın iştahını kabartacak kadar çok satmaktadır. 

Uzun lafın kısası enformasyon toplumu denilen bu çağda ‘gerçek bilginin’ özne olmaktan çıkarıldığı iktidar sahiplerinin isteği doğrultusunda yönlendirildiği söylenebilir. Sadece görünenlerin sesi olan medyaya şimdi sosyal medyada eklendi. ‘Görünmeyen’ yığınlar görünenler gibi olmak için çaba sarf ediyorlarken manipülasyon ve dezenformasyon ile gerçeklikten soyutlanmaktayız. Bunun çözümü ise alternatif sosyal medya platformları değildir. Arkanda izini bıraktığın ve yönlendirmelere tamamen açık olduğun platformlar ise hiç değildir. Enformasyon denilen şey aslında günümüzde denetim ve gözetim toplumunu oluşturmuştur. Buradan tek çıkış yolumuz medyanın ya da sosyal medyanın bize verdiklerini süzgeçten geçirmektir. Aksi takdirde medyada ya da Twitter’da gördüğümüz yıkıcı bir haberi sadece üzülerek ve bıkarak geçiştiren bireyler oluruz. Özgürlük alanı olarak adlandırılan yerler olayı tek düze sunup bizi yılgınlıklar içerisine atabilir. Bundan kaçış içinse düşünmeliyiz. Düşünceleri teslim etmeden yani direnişleri aynı zamanda düşüncelerde gerçekleştirmeliyiz.

DELİKASAP’I DESTEKLEYİNİZ! DeliKasap Dergi’ye vereceğiniz her destek, daha kaliteli video içerikler, belgeseller, özel röportajlar, basılı dergiler, anlamlı etkinlikler ve daha nitelikli yayınlar yapabilmemize katkı sunacak. DeliKasap Dergiyi destekleyiniz. Bağımsız yayıncılığa güç veriniz. DeliKasap Dergi basılı ve dijital yayınlarımıza abone olabilir, bizleri patreondan destekleyebilir ya da koleksiyon sayılarımızı ayrı ayrı edinebilirsiniz:

Bir cevap yazın